Gelişmeler malum: Dün akşam Kocaelispor karşısında alınan 2-5’lik mağlubiyet sonrasında Galatasaray futbol takımının Alman teknik direktörü Michael Skibbe’nin kulüple ilişiği kesildi. Kasım sonunda yardımcı teknik adam Ümit Davala’yı Skibbe’ye haber vermeden gönderen, ona karşı güvensizliğini son zamanlarda açıkça belli eden Galatasaray yönetiminin bu tasarrufu sürpriz değil. Kimse bu duruma şaşırmıyor. Şaşırtıcı olan şeye de bu.
Öyle ki iki yıldır kendini NTV ekranına emanet eden, yine de teknik adam kimliğini kaybetmek istemeyen ve bu nedenle de “hocaları” fazla eleştirmeyen, en azından bu eleştirileri “ekranlarda özlediğimiz” seviyede tutabilen Rıdvan Dilmen bile kendi kırmızı çizgilerini geçiyordu. Stüdyo partneri Güntekin Onay’ın “Sizce Skibbe ayrılmalı mı” sorusunu saatini göstererek “bilmiyorum bu saatte –Almanya’ya- uçak var mıdır” sorusuyla cevaplıyordu.
Dikkat, alışkanlık yapar
Skibbe’nin gönderilişi tüm yurtta sevinç gösterileriyle karşılansın ya da karşılanmasın, Galatasaray futbol takımı üst üste ikinci sezonunu da aynı teknik adamla tamamlayamamış oldu.
Hatırlayacaksınız, “yönetimin her daim arkasında olduğu” Teknik Direktör Karl Heinz Feldkamp, 2007-2008 sezonunun bitmesine altı hafta kala istifa etmiş, ne yönetim ne de Feldkamp bu ayrılığın nedenini açıkça ortaya koyamamıştı. O dönemde pek konuşmayan teknik adamın öne sürdüğü tek neden, yönetimin kendi haberi olmadan futbolcularla toplantı yapmasıydı. Öte yandan tecrübeli yönetici, taze başkan Adnan Polat, bu toplantının Feldkamp’ın bilgisi ve talebi doğrultusunda gerçekleştiğini söylüyordu. (Feldkamp: “İşime müdahale edildi”, Polat: “Feldkamp izin verdi” )
Neden ne olursa olsun, o günlerden Galatasaray’a miras kalan, görünür olan tek şey samimiyetsizlikti. Kulüp açıkça “teknik adam kapris yaptı” demeye getiriyor, sağlık sorunları yaşadığı ifade edilen teknik adam cevap vermiyordu.
Feldkamp’ın geciken net açıklaması sezon sonunda ve Galatasaray Süper Lig kupasına ulaştıktan sonra geldi. Kalli “İstifamın tek nedeni benden habersiz yönetimin takıma müdahale etmesi ve takımı kurmaya kalkışmasıdır” diyordu. (Hakan`ı Polat göndermek istedi ben engel oldum)
Şampiyonluk, teknik adamına güvenmeyen ve takıma müdahale eden yönetimin davranış biçimini temize çıkardı. Başarı, işine saygı talep eden Karl Heinz Feldkamp’ı haksız, teknik direktörlüğe soyunduğunu açıkça söylemeyi beceremeyen yönetimi haklı gösterdi.
Velhasıl futbol kurumunu zedeleyen bu şampiyonluk Galatasaray yönetimini gerektiğinde “sahaya inme” konusunda daha da cesaretlendirmiş gözüküyor.
Dereyi geçerken at değiştiren…
Galatasaray’ın bu sezonki başarısızlığı –eğer gerçekten bir başarısızlık var ise- Michael Skibbe’ye mi ait?
Skibbe sadece -Rıdvan Dilmen’i bile isyan ettiren- Kocaelispor maçı sonrasında değil, sezon başından beri aynı nedenlerle, aynı şekilde eleştiriliyor. Genel kanı, tek başına teknik direktörlük deneyimi 1,5 sezonu geçmeyen ve takım üzerinde otorite kuramayan Skibbe’nin, tarihinin en iyi kadrolarından birine sahip Galatasaray’ın ağırlığını taşıyamayacağıydı.
Peki, hemen tüm spor kamuoyu bu görüşü paylaştığı bu görüşe inatla direnen kimdi? Bu işten, yani takım yönetmekten anladığını düşünen Galatasaray yönetimi. Sezon başında “Skibbe’nin arkasındayız” klişesini tekrarlayan yönetim, kamuoyundan talep ettiği saygıyı gösterme potansiyeline sahip olmadığını bu son günde de ispatlamış oluyor. Tıpkı geçtiğimiz sezon gibi.
Özetle Adnan Polat yönetimi, son iki sezonda ikinci kez girdiği samimiyet sınavında da aynı notu aldı.
Bordeaux maçı kaybedilirse?
Galatasaray, üst üste iki sezondur son düzlükte at değiştiriyor. Ve şimdi, sezonun en önemli karşılaşması, UEFA Kupası’nda oynanacak Bordeaux maçı öncesinde, Bülent Korkmaz göreve getirildi. Korkmaz, 2009-2010 futbol sezonunun sonuna kadar anlaşma imzaladı. Umarız perşembe akşamı işler yolunda gider ve kulüp, teknik adamlık konusunda umut vaat eden bu sembol futbolcusundan uzun süre faydalanır.
Ya Bordeaux karşılaşması kaybedilir ve takım UEFA Kupası’ndan elenirse? Yönetim bu kritik günde aldığı hayati kararın arkasında durabilecek mi? Muhtemel bir yenilginin sorumlusu olarak görülemeyecek Bülent Korkmaz’ın en az lig sonuna kadar takımın başında kalabileceğini tahmin etmek zor değil.
Peki dünkü teknik direktörüne üç gün daha tahammül etmeyi istemeyen, sırf bu karşılaşma
için hamle yapan, “futboldan, futbol adamlarından daha iyi anlayan” yönetim başarısızlığının diyetini ödeyebilecek mi?
Ödemeli ve Bordeaux karşılaşması kaybedilirse istifa etmeli.
“Kalli varsa Skibbe ikinci adamdır”
Gelgelelim, geçen sezonun olaylı ayrılığı da kulübün yakasından düşmüş değil. Çünkü işine karışıldığı için evine dönen Karl Heinz Feldkamp, geçtiğimiz yıl kendi koltuğunda oturan Michael Skibbe’nin işine karışması için teknik danışman vasfıyla kulübe geri dönmüştü.
Feldkamp’ın dönüşü kafaları bulandırsa da, tıpkı gidişi gibi fazla sorgulanmadı. Skibbe’nin yarattığı boşluğun neden olduğu bir durum olarak algılandı.
Ama durumu Galatasaray yöneticilerinden daha açık ve dürüstçe izah eden biri vardı ve 13 Şubat’ta, Lig Tv ekranında şunları söylüyordu: “Skibbe’nin takım içinde bir ağırlığı olduğunu düşünmüyorum. Eğer Kalli’yi takıma teknik danışman olarak getiriyorsanız, Skibbe çalıştırıcıdır. Kalli’nin olduğu yerde Skibbe ikinci adamdır. Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir model. Ben ilk kez Galatasaray’da gördüm.”
Tesadüf ki o isim, bugün Florya’da futbol takımına idman yaptırıyordu. Günün, kendi deyimiyle “ikinci adamı” Bülent Korkmaz, yarın yapacağı basın toplantısında sanırım öncelikle bu soruyu cevaplamak durumunda kalacak.
Yorum Sayısı
0