Sahi, neydi bizim futbolcuların yüzleri öyle?

10/06/08 - 21:28

Alper Görmüş 
agomus@medyakronik.com


Milli Takımımızın Portekiz’le oynadığı maçtan hemen önce, soyunma odalarının dışında gerçekleştirilen televizyon çekimlerini siz de izlemişsinizdir. Birbirlerine başarı dilerken, “gaz verirken” suratlarında öyle bir şey vardı ki, ben ürktüm. 

“Çıkalım, şunlara günlerini gösterelim” gibi bir şey ama tam da öyle değil. Biraz “ya yenilirsek biz ne yaparaz” hali, biraz üzerlerindeki ağır yükün altında ezilmişlik duygusu… Belki başka şeyler de, ama, onlar her neyse, bizimkilerin üzerinde yarattığı şey, belli ki son derece negatif bir şeydi. 

Sonra maç başladı, ben de o yüzleri unuttum. Maçı izleyen üç gün boyunca yüzlerce yorum okudum milli takım üzerine; fakat hiçbiri “niye kötüyüz?” sorusuna futbolcuların yüzlerinden hareketle cevap vermeye çalışan Umur Talu’nunki kadar açıklayıcı değildi. 

Aşağıda sözünü ettiğim yazıdan seçtiğim bazı bölümleri sunuyorum. Yazının tümünü okumak isterseniz: http://www.sabah.com.tr/2008/06/09/haber,6A7BB1E5C2EE4BAFA7239C962095DF2E.html


(…)
Startta olsak belki anlayamayacağız.
Kamera yakın çekimlerde yüzleri ekrana getiriyor.
Bizimkisi asık yüzlerden kurulu bir takım arkadaş.
Onlar ise, adeta eğleniyor.
Futbolun da zevkini çıkarıyor.
İyi bir pasın, iyi bir şutun, iyi bir verkaçın nasıl keyifli bir şey oyduğunu hissediyor, biliyor, yaşıyor.
Bizde bu gülümsemeye, keyfe, neşeye en yatkın iki isim, Nihat ile Tuncay bile gergin.
Yüzlerinden düşen bin parça. 

(…) 

Biz, nasıl olduysa, hep kazanmak, mutlaka kazanmak, çok kazanmak, hemen kazanmak isteyen bir kültür edindik.
Lakin, tat alma, keyif alma, paylaşma, gülümseme, sabırla ve akıl ile vicdanla mücadele etmeye dair yarı yollarda kaldık.
Henüz memleketin nasıl yönetileceğinde, bir seçimin nasıl yapılacağında, kimin ne yetkisi olduğunda, rejimin esasında nasıl bir şey sayılabileceğinde, toplumun esas önceliklerinde dahi anlaşamayan, mutabakat sağlayamayan, gündelik hayatta birbirine hoyrat, siyasi hayatta birbirine nefret bir ülke yarattık.
Baştan başa… Demir ağlarla ördük… Kafamızı, ruhumuzu, heyecanlarımızı, umutlarımızı.
Belki de…
Ruhları öyle bir kafesin içinde sıkışmış çocuklar da, ancak bu kadar oynayabildi.
Gazla, tuzla, aslanım koçumla, asarım keserimle ancak bu kadar olabildi.
Futbol bu. Yarın, çıkar oynar, kazanırlar.
Belki de, yine oynayamazlar.
Hiç oynayamazlar.
Keyifle çıldıramazlar.
Ruh bu… Sıkarsan büzüşür de… Çağırırsın, gelmez!

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Habervesaire sorumlu tutulamaz.

Yorumlar Yorum Sayısı 0

Add comment

10 Eylül Cuma

haberin etiketleri euro2008, futbol, fatih terim, milli takım, umur talu, sabah