Radikal Haliç’te boğuldu
- YORUMLAR (17)
- FAVORİLERİME EKLE
- E-POSTA İLE GÖNDER
- YAZICIYA GÖNDER
- FACEBOOK'TA PAYLAŞ
- TWITTER'DA PAYLAŞ
- GOOGLE GROUPS
- KISA LİNK
-
"UNESCO" İstanbul’a gelmiş, endişeyle izlediği Haliç Metro Köprüsü’nü beğenmiş...
Haliç’te inşaatı
devam eden metro köprüsünü , kentte yaşayanların büyük çoğunluğu görmemiş olabilir;
doğaldır da. Öyle ya, “ucu olmayan şehrin” neresinde ne olduğunu, nelerin
eklenip nelerin eksildiğini görme şansımız yok. Bu yer İstanbul’un merkezi bile
olsa...
Gazeteci bu anlamda bizim gözümüz, kulağımız. Hele gördüğünü gördüğü gibi,
dinlediğini de dinlediği gibi aktarıyorsa. Sağolsunlar. Gitmesek de, görmesek
de, örneğin, Haliç’te bir köprünün inşa edilmekte olduğunu ve bu yapıyla ilgili
gelişmeleri, tartışmaları onlar sayesinde öğrenebilmemiz lazım. Ama dikkat! Sadece
Radikal okuyan biri, gitmediği,
görmediği o köprünün bir mimarlık şaheseri olduğunu ve dünyanın da bu eser
karşısında saygıyla eğildiğini sanabilir.
25 Haziran: “UNESCO’yu bir haftada ikna
ettik”
Gazetede,
köprüyle ilgili ilk röportaj 25 Haziran’da Ömer Erbil imzasıyla yayınlandı. Köprünün
mimarı Hakan Kıran’la yapılan söyleşinin sadece başlığını ve spotunu
aktarıyorum:
“UNESCO’yu bir haftada ikna ettik” ve “İstanbul, Dünya Mirası Listesi'nde
kalırken Haliç Metro Geçişi Köprüsü'nün mimarı, 'UNESCO bizi şaşkınlık içinde
dinledi' dedi”.
Röportaj aynı zamanda UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin 19-29 Haziran
tarihlerinde Paris’te gerçekleşen yıllık toplantısı hakkında Türkiye basınında
yer bulan ilk haber niteliğini taşıyordu. Ancak, görüleceği üzere toplantının
bitmesine henüz üç gün vardı ve “Hakan Kıran’ı şaşkınlık içinde dinleyen” ve
“bir haftada ikna olan UNESCO” henüz kendi ağzından, ne kadar ikna olduğunu
söylememişti. Bir Birleşmiş Milletler kurumu olan Dünya Kültür Miras Komitesi,
ciddiyeti gereği, zaten toplantı sona ermeden kararını açıklayamazdı. Nitekim
karar metnini bir hafta sonra, 7 Temmuz’da yayınladı. Şunu söyledi:
“Komite, taraf
devletin Haliç Köprüsü’nün detaylı etki değerlendirme raporlarının hazırlanmasına dair,
uluslararası uzmanlar rehberliğinde gerçekleştirdiği çabaları görmektedir ve
son oturumda geçerli olan köprü tasarımının, kültür varlığının evrensel
değerine ciddi bir olumsuz etkisi olacağına dair varılan sonucu, endişeyle dile
getirmektedir.”
Kararda “taraf devlet” olarak adlandırılan muhatab İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve evrensel değerinin zarar göreceğinden endişe edilen eser Süleymaniye Camii’ydi. Özetle “köprüden yana endişeliyim” diyordu.
İstanbul’un
Dünya Miras Listesi’nden çıkarılması gündeme geldiğinden beri, henüz
açıklanmamış UNESCO kararları hakkında “haber” yayınlamak, örneklerini daha
önce de gördüğümüz, hikâyenin tanıdık bölümü. Açıkçası,Hakan Kıran’la söyleşiyi yapan
muhabir Ömer Erbil’in diğer bazı haberlerini de bildiğim için üzerinde çok durmamıştım.
Fakat gazetenin “köprü performansı” bu röportajla sınırlı kalmadı.
6 Ekim: “UNESCO gözüyle yeni Haliç”
Hakan Kıran röportajını Ayça Örer’in Prof. Dr Enzo Siviero’yla gerçekleştirdiği, 6 Ekim’de yayınlanan söyleşi izledi. “UNESCO gözüyle yeni Haliç” başlığının kullanıldığı röportaj, “UNESCO adına yeni Haliç köprüsünü değerlendiren Prof. Dr. Siviero, ‘Kenti müze gibi saklayamazsınız. Kentler yaşamalı’ dedi” spotuyla sunuldu. Haberin girişinde de, Venedik Üniversitesi öğretim görevlisi Siviero’nun “ [Köprü] projesini değerlendirmek için Türkiye geldiği ve “UNESCO adına bir rapor kaleme aldığı” vurgusu yapıldı.
“UNESCO adına” rapor hazırlayan bir uzmanın, bu raporu kendisini görevlendiren
kuruma sunmak yerine bir gazeteciye anlatmasını şüpheyle karşıladım. Hem, köprü
projesinden endişe duyduğunu söyleyen UNESCO durduk yerde neden karar
değiştirmiş ve projeyi olumlama yoluna girmişti?
Dürüstçe söyleyeyim, bunu da “eksik bilgiyle haber yapma” alışkanlığına verdim
ve bir editoryal kaza olarak değerlendirdim. Konuyla yakından ilgilenmeyen bir
muhabir ya da editör için, UNESCO ile bir şekilde bağlantısı bulunan bir
uzmanın İstanbul’a gelmesi, “UNESCO adına çalıştığı” algısı yaratmış olmalıydı.
Belki de çarpıcı bir başlık atma çabasıydı. Özellikle haberde Ayça Örer gibi
güvenilir bir muhabirin imzası bulunması, bir hata yapıldığına dair inancımı
pekiştirdi.
14 Ekim: “Tarihi Yarımada'ya 'en az' etki”
Kendi adıma uyandırıcı gelişme -sürpriz olmayacağı üzere - Ömer Erbil imzalı, 14 Ekim tarihli söyleşiyle geldi. “Tarihi Yarımada'ya 'en az' etki” başlığıyla sunulan haberin ilk paragrafını olduğu gibi aktarıyorum:
“UNESCO
Dünya Kültür Mirası Komitesi Ürdün temsilcisi ve Haliç’e yapılacak olan metro
geçiş köprüsü projesinin denetçisi Prof. Dr. Moawiyah İbrahim, Haliç köprü
projesi için ‘Etkisi en aza indirilmiş proje’ değerlendirmesinde bulundu.
İbrahim, ‘’Köprünün yapılmasına karşı çıkanları da saygıyla karşılıyorum. Ancak
İstanbul’un trafiği ve yaşam koşulları düşünüldüğünde bu projenin de ihtiyaç
olduğunu görüyorum. Tarihi yarımadaya en az etkisi olacak şekilde proje
yenilendi. Gerek belediye gerekse projeyi hayata geçirenlerin etkinin
azaltılması için verdikleri çaba takdire değer görüyorum’’ dedi.
Erbil’in
aktarımına göre, UNESCO adına köprü projesini denetlemekle görevli Prof.
İbrahim, tartışma götürmeyecek şekilde köprünün yapılmasını onaylıyor ve proje
sahibi İBB’nin çabalarını taktir ediyordu. (Haber basında da “istenen” etkiyi
yarattı; örneğin ön sayfasında "kültür mirası ihbar hattı" kuran ntvmsnbc.com bile haberi “Yeni Haliç köprüsü yapılmalı” başlığıyla
yayınladı.)
UNESCO ne diyor?
Gazetenin artık düzenli hale gelen “hata” silsilesi şüpheye çok da yer
bırakmıyordu. Ama UNESCO adına konuştuğu iddia edilen uzmanların bu kurum
tarafından görevlendirilip görevlendirilmediğini yine UNESCO cevaplayabilirdi.
Basın müşavirliği yoluyla ilettiğim soruyu Paris'teki Dünya Miras Merkezi Avrupa ve Kuzey
Amerika Bölümü’den uzman Junaid Sorosh-Wali cevapladı:
“Radikal
gazetesinde demeçleri yayınlanan gerek Prof. Enzo Siviero’ya ve gerek Prof.
Muawiayah Ibrahim’e UNESCO tarafından verilmiş bir görev yoktur. Ancak bu
isimlerin Türk yetkililer tarafından atanmış olması en yüksek olasılık.
Dolayısıyla UNESCO adına konuşma yetkileri de bulunmamaktadır. UNESCO, bu
yanlış bilgilendirme nedeniyle Türk yetkilileri de uyarmıştır.”
Kim bu “Türk yetkililer” ?
Peki UNESCO’nun “Türk yetkililer” olarak isimlendirdiği kurum ya da kişiler kimdi? Acaba Dünya Miras Komitesi’nin talep ettiği, köprü için etki değerlendirme raporunu hazırlamakta olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) mi? Prof. Siviero ve Prof. Ibrahim belediye tarafından mı görevlendirilmişti?
İBB Basın danışmanlığı 15 Kasım'da bu soruma
uzun bir metinle cevap verdi. Özetle; Dünya Miras Komitesi’nin talep ettiği,
Haliç Metro Köprüsü’nün çevre etki değerlendirme raporunun hazırlanması için,
ICOMOS (Uluslararası Anıt ve Çevre Araştırmaları Merkezi)
rehberine uygun olarak, belediye tarafından, bağımsız bir uzman heyet
oluşturulduğunu ve “Dünya Miras Alanları için
Bağımsız Tarihi ve Görsel Etki Değerlendirme Raporu” hazırlanması konusunda
uzman bu iki akademisyenin de kendileri tarafından davet edildiği bilgisini
verdi.
Tekrar etmeye gerek var mı bilmiyorum:
Radikal'in “UNESCO adına bir rapor hazırladığını” iddia ettiği Prof. Siviero ve “UNESCO denetçisi” olan Prof.
Ibrahim, bağımsız uzmanlardı ve kendilerine UNESCO tarafından verilmiş bir
görev yoktu. Köprü hakkında rapor hazırlamak üzere, “işverenleri”, projenin
sahibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından davet edildiler.
http://twitter.com/gomalak
İlişkili Haberler
• UNESCO’dan Anadolu Ajansı’na yalanlama


Yorumunuz?
Cemail Baykuş,
Fidan Şenkul,
Mehmet Akın DİLEKÇİ,
mustafa gündür,
Necdet Demirci,
dagmar göğdün,
Tufan Tuncyuz,
Sabri Özer,
sema maybek,
Vecihi Acun,
Fazil vedat,
taş,
değerli,
Engin Düzü,
Betül Belgen,
ilhan yörük,
sabiye imamoğlu,