Etiket teknoloji

5G Türkiye için devrim mi, bekleyiş mi?

Türkiye, 5G ile dijital dönüşümde yeni bir döneme giriyor. Yüksek hız, düşük gecikme ve geniş kapasite, endüstriden ulaşıma, günlük yaşamdan otonom sistemlere kadar etkili olacak. Ancak altyapı eksiklikleri, sahadaki deneyimi sınırlıyor. Gelecekte 6G ile veri ve duyuların bile aktarılabileceği tam bir dijital ekosistem mümkün olacak.

Ergenler ve siber zorbalık

Çevrimiçi ortamlardan kopamayan ergenlerin yaşadığı ilk sorun, yakın çevreleriyle ilişkilerinin bozulması. Teknolojik platformlarla kurulan sınırsız ilişki, çocukları ve gençleri "siber zorbalık" diye adlandırılan eylemlere maruz bırakabiliyor.

Sanal uyuşturucu

İnternette uyuşturucu etkisi yarattığı söylenen ses dosyalarının paylaşımı ve satışı yayılıyor. Gerçek madde olmasa bile bu sesler de insan sağlığı için pek uygun değil. Uyuşturucu kullanmak ve satmak neredeyse bütün dünyada yasakken son yıllarda kullanım alanını hızla geliştiren ve ticari amaçla satışa sunulan “dijital uyuşturucular” insan sağlığını tehdit etmeye başladı. Uyuşturucu etkisi olduğu söylenen ve insanların beynine “binöral” ses sinyalleri göndererek, beyinde uyuşturuculara benzer etkileşimlere yol açabilen dijital ses dosyaları gün geçtikçe de çeşitleniyor. Bu ses dosyalarına internette “i-dose” tanımlaması yapılıyor. Bu dosyalarının çeşitlerine göre içki, extasy, kokain, şeytanın sesi, cehennemin sesi, hızlı mutluluk, marihuana, orgazm, mazoşist gibi çok farklı kategorilerde etkilere sahip olduğu öne sürülüyor. Bu dozlara internetten 3-5 dolar arasında değişen fiyatlarla sahip olabiliyorsunuz. Ayrıca bu ses dosyalarını satan internet siteleri bununla da yetinmeyip sesleri daha kaliteli dinleyebilmeniz için kulaklık, harici MP3 çalar gibi ekipmanlar da satıyorlar. Ses dosyalarına “doz” denildiğine bakmayın, aslında bütün bunlar MP3 formatında müzik dosyalarından ibaret. Örneğin bir dijital uyuşturucu satıcısı bu ses dosyalarının “kokain” dozunu 3 dolara satışa sunmuş. Bu ses dosyasını satın alan kişi, müzik dosyasını çalıştırıyor, kulaklıklarını takıyor ve 30 ile 45 dakika arasında kokain dozunu dinliyor. Kokain dozunun ayrıca üç dozu daha bulunuyor. Üç dozu da sırasıyla dinleyen kullanıcı, etkisinin ne olabileceği konusunda hiçbir fikri olmadığı halde eğlence amacıyla bu deneyimi yaşıyor. Hatta bu deneyimlerini yaşayıp youtube gibi video paylaşım sitelerinde paylaşanlar bile bulunuyor. İnternet aracılığıyla ulaşılabilen bir şeyin ne kadar çabuk yayılabileceği ve kontrolünün imkânsız olacağı gerçeği göz önünde bulundurulunca, bu yeni gelişmeye “dijital uyuşturucu” tanımlaması yapmak hiç de yanlış görünmüyor. Ancak satışa sunulan ses dosyaları arasında sadece kulağa “zararlı” gelen etkileri olabilecek dosyalar bulunmuyor. Dinleyeni hızlıca mutluluğa ulaştıran “quick happy”, zayıflamak isteyenlere iştah kesici “diet doze”, tarihten önemli şahsiyetlerin ruhlarıyla konuşabilmek için “soul mate”, uykuya dalmayı sağlayan “anestezi” gibi birçok farklı ses dosyaları da bulunuyor. Bu ses dosyalarını […]

Evdeki oyun istasyonu

Bilgisayar, internet ve oyun konsolları evde zaman geçirme alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Play Station örneğin, pazardaki payı dikkate alındığında bunun başlıca nedenlerinden. Meraklıları için “oyun istasyonunun” tarihinde bir gezintiye çıktık. Teknoloji hızla geliştikçe beklentilerimiz de artıyor. “Ipad 2 ne zaman çıkacak, Dell e-touch tablet ne zaman satılmaya başlanacak, iphone 5 mi çıkacak, playstation 4 üretilecek mi üretilmeyecek mi?” Kafamızdaki sorular arttıkça ve her kafadan farklı bir ses çıktıkça merakımız daha da büyüyor. Bunun son örneklerinden biri PlayStation 4. Son aylarda, üretildi-üretilecek derken, bazı internet sayfalarında, bloglarda, gazetelerde: “Sony’den resmi açıklama: PS4 2011’de çıkacak” başlıklı haberler yayınlandı. Meraklılarını bir hayli heyecanlandıran bu bilgi öyle hızla yaygınlaştı ki Sony resmi bir açıklama yaparak haberlerin doğru olmadığı açıkladı. Sony Computer Entertainment CEO’su Kazuo Hirai yaptığı açıklamada, PlayStation 4 konsolu çıkaracaklarının doğru olmadığını, PS3 üzerinde geliştirme çalışmaları yapacaklarını açıkladı. “PS3’e yeni özellikler ekleyerek ve performansını güçlendirerek yola devam edeceğiz.Yakın dönemde yeni nesil bir konsol modeli planlamıyoruz” diyen Hirai, kafalardaki soru işaretlerini kaldırdı. PS3 için en az 10 yıllık bir ömür belirlediklerini söyleyen Hirai, 2007’de çıkan konsolun geliştirilerek en az 5 yıl daha pazarlanacağını belirtti. 1995’ten beri zirvede Evde vakit geçirme adetlerimizi değiştiren teknolojik aletlerin başında geliyor PlayStation. Peki Playstation hayatımıza ne zaman girdi, nasıl değişti ve gelişti? Meraklıları için Playstation’ın tarihinde bir gezintiye çıkalım istedik.Bundan tam 15 yıl öncesi. DVD formatının ilk kez çıktığı, eBay ve Yahoo’nun kurulduğu 1995 yılı; Playstation’ın doğum yılı. PS; Avrupa’da piyasaya sürüldüğünde en çok bilinen oyun konsulu Süper Nintendoydu. İlk olarak Nintendo ile giriştiği rekabet yarışında yıllar geçtikçe pek çok farklı rakibi olsa da, PlayStation oyun konsolları arasında en çok tercih edilenlerden biri oldu. Play Station konsolu, gri renkte, kablolu oyun kumandaları olan ve iki kişinin oyun oynayabileceği dikdörtgen şeklinde bir konsoldu. Konsolla beraber pek çok oyun da piyasaya sürüldü. İlk yıllarında en çok ilgiyi çeken oyun 1996’da çıkan Tomb Raider, […]

Bilgisayarınızda casus var

Bilgisayarların yüzde 97’sinde casus programı var Geçen yıl sonunda yapılan Türkiye’de İnternet Konferansı’nda casus programlarla ilgili eğitim semineri veren Türkiye Bilişim Güvenliği Derneği’nin eski başkanı Faruk Kekevibilgisayar korsanları için en kolay ve masrafsız yöntemin spyware denilen casus programlar olduğunu belirterek, “Bazı yönleriyle virüslere benzerler, ama virüslerden farklı olarak kendilerini gizlerler. Yerleştikleri bilgisayardaki her türlü dosya ve iletişimi programlandıkları merkeze ulaştırırlar. Ülkemizde yıllardır ve halen yoğun olarak yaşanan sanal banka soygunlarında kullanılan bilgilerin çoğunluğu, casus programlar ile kullanıcıların bilgisayarlarından elde edilmişlerdir. Uzman olmayan bilgisayar kullanıcısı, bunları fark edemez. Çünkü virüslerden farklıdırlar, antivirüs programları yakalayamaz” dedi. Türkiye’deki bilgisayarların yüzde 97’ sinde casus program bulduğunu belirten Kekevi, “Bu oran Türkiye’ nin içinde bulunduğu durumu ve karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi anlatıyor. Yöneticiler dahil olmak üzere ülkemizin bilgisayar kullanıcıları spyware ile virüsün farkını halen bilmiyorlar. Casus program söylemi, onlara fantastik bir sözmüş gibi geliyor, bunların ancak filmlerde olabileceğini düşünüyorlar” diye konuştu. Casus program kullananlardan ilginç yorumlar* 3 yıldır evliyim ve bundan 6 ay öncesine kadar mükemmel bir eşim ve mükemmel bir evliliğim vardı. 6 ay önce eşim yavaş yavaş değişmeye başladı, Ne olduğunu anlamaya çalıştım konuştum, ekonomik sorunlara bağladım. Depresyona girdi belki dedim, konuşmaya anlamaya çalıştım ama nafile, konuşmaya çalıştığım her sohbet kavgaya dönüştü ve artık boşanmak istediğini telaffuz etmeye başladı. Deliler gibi neden bu kadar değiştiğini merak ediyordum. En son 3 hafta önce evdeki bilgisayara keylogger programı yükledim ve şehir dışına çıktım. Benim şehir dışında olduğum sırada bir gece kadın bize gelmiş ve cam açıp onu annesine tanıştırmış yazışmışlar falan hepsini programdan öğrendim ve daha bir sürü iğrençlikler… Bizde olduğunda eşimin pijamalarını giymiş üzerine vs. Şehir dışından dönünce daha fazla uzatamadım ve patladım artık gözümün içine baka baka yalan söylemesini hazmedemez oldum! * Çocuğum uygunsuz siteleri ziyaret ediyormuş. Programı kurdum hemen öğrendim bunları. Bütün siteleri de engelledim, kendisiyle konuşmam gerekiyor. * Ben keylogger, klavye […]

Bilişimde bulut dönemi

İnternetin bant genişliğindeki artış ve bilgisayar maliyetlerindeki düşüş, online dünyanın hayatımızda giderek daha fazla yer işgal etmesine neden oluyor. İş dünyası ve özel yaşamlar, geliştirilen binbir türlü yazılım ve donanım sayesinde her gün daha fazla sanal dünyaya taşınıyor. Bu süreci “online dünya bizi çevreliyor” yerine, “biz online dünyanın içine giriyoruz” diye tarif etmek herhalde yanlış olmaz. Önümüzdeki yıllarda hem yaşama hem de çalışma tartımızda önemli değişiklik yaratacak gelişmelerden biri de “Cloud Computing” veya “Bulut Bilişim” olarak görülüyor. “Cloud computing” sisteminin Türkçe açılımı “her yerde, her zaman, her koşulda erişilebilirlik” olarak tanımlanıyor. Sistemin en kolay anlaşılabilir anlamı şu; bilgisayarınızda bulunan ofis, resim, ajanda, çeviri programlar, kişisel dosyalarınız ve diğer dosyalar internetteki bir sunucuya taşınıyor ve internete bağlı olduğunuz her yerden bu programlara ulaşıp işinizi görebiliyorsunuz. Kullanılan mail hesaplarının sağlamış olduğu yüksek depolama alanları, bilgisayara hiçbir program kurulumu olmadan direkt olarak internet üzerinden yapılabilen virüs taramaları, bilgisayarda ofis programı olmasa bile ofis dosyalarının düzenlenebiliyor veya oluşturulabiliyor olması gibi kolaylıkların tamamı “cloud computing” sisteminin ürünleri. Kısaca, kişisel bilgisayarınızın masaüstünde yapabildiğiniz herşeyi artık geniş bant erişim sayesinde uzak bir sunucu üzerinde de yapabilmeniz anlamına geliyor bulut bilişim. Google mail, Apple MobileMe, Ubuntu One, Picasa, Flickr, Google Docs, eyeOS, virustotal, onLive, chromeOS, Windows Azure bu sistemin öncü örnekleri. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cenk Erdil, sistemin sağladığı en büyük kolaylıklardan birinin “grup çalışması” olduğunu söylüyor, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin yazılım, donanım ve bakım maliyetlerini önemli ölçüde düşüren bu sistemde, pahalı yazılımların satın alınması, büyük depolama ve yedekleme donanımları türü maliyetler bulut bilişim hizmeti veren şirketler tarafından üstleniliyor. İşletmeler ise programları ve depolama alanlarını kullandıkları kadar ödüyorlar. Örneğin bir şirket, çalışanları tarafından sürekli güncellenmesi gereken döküman dosyasını bu sistemle, örneğin Google Dokümanlar üzerinden paylaşıma açıyor. Paylaşıma açılan dosyaya şirket çalışanları internete erişimleri olan her yerden istedikleri zaman erişebiliyorlar, dosya üzerinde değişiklik […]

Bildiğiniz tavşan değil, Nabaztag

Fransız Rafi Haladciyan’ın icadı olan Nabaztag’ler ilk olarak 2005 yılında Paris’te ortaya çıktı. Sony’nin akıllı köpeği Aibo ve Tamagotchi gibi bir elektronik arkadaş olan Nabaztag’ler önceki örneklerinin çok ötesinde yeteneklere sahip. Ermenice “tavşan” anlamına gelen (Haladciyan, Ermeni asıllı) ve 2006 Aralık ayında Violet firması tarafından piyasaya sürülen ilk Nabaztag’ler MP3 çalma ve internet radyolarından yayın yapma yeteneğine sahipti. İkinci kuşak Nabaztag’lere ise bir mikrofon eklenerek sesle kumanda yeteneği kazandırıldı. Halen piyasada bulunan ve hızla teknoloji tutkunlarının gözdesi haline gelen Nabaztag’ler kablosuz ağdan internete bağlanıyor, sesli olarak iletişim kurabiliyor, haberleri, hava ve yol durumunu RSS beslemelerinizdeki haberleri okuyor, sosyal ağınızdaki arkadaşlarınızla konuşmanızı, mesajlaşmanızı sağlıyor, size kitap, çocuklarınıza masal okuyor, sabah sizi uyandırıyor, hisse senedi piyasasından haber veriyor hatta tai chi bile öğretiyor. 23 cm boyundaki ve 420 gram ağırlığındaki bu plastik tavşanlar ayrıca kulaklarını hareket ettirmek, gövdesinde bulunan ledler sayesinde renk değiştirmek gibi özelliklere de sahip. Ayrıca farklı süslemeleri ve renk seçenekleri de mevcut. Üretimi Çin’de yapılan Amerika ve Avrupa’da yüzbinlerle ifade edilen sayıda satılan tavşan robotun fiyatı 69 avro. Türkiye’de ise şimdilik sadece internet üzerinden sipariş verilebiliyor. Sipariş edilen tavşanlar hızlı kullanım kılavuzu ve her ülkeye uyum sağlayabilen AC adaptörü ile birlikte geliyor. Kullanımı çok kolay Tavşanı kullanmaya başlamak için kullanım kılavuzunun yardımı ile Nabaztag.com adlı internet sitesine giriliyor ve buradan abonelik gerçekleştirilerek tavşan sahibine göre özelleştiriliyor. Bir çok farklı dil konuşabilen bu tavşanların bilgi vermeleri istenilen konular site üzerinden seçilerek çalışır hale getiriliyor. Bundan sonra Nabaztag’ler bilgi edinmek, başka kullanıcılara sesli ya da yazılı mesaj göndermek, onlarla anında konuşmak, yahut da çocuklara masal okumak için kolayca kullanılır hale geliyor. Tavşanlar sayesinde MTV müzik kanalı, CNN, Radio Disney, National Geographic gibi bir çok yayına bilgisayarsız ulaşılabiliyor. Geçtiğimiz yıl Sezen Aksu, Beyazıt Öztürk, Serdar Ortaç, Serdar Bilgili, Yalın gibi ünlüler bir sergi için kendi Nabaztag’lerini tasarlamışlar ve bu tasarımlar da Nişantaşı’nda […]

Konsollarla zamanda yolculuk

İlk oyun konsolu Magnavox Odyssey 1972 yılında piyasaya çıktığında büyük ilgi gördü. Bu ürün evde eğlence kültürüne yeni bir soluk getiren analog bir sistemdi. Odssey ilk olmuştu ama bu başarısı kısa soluklu olacak ve yerini Atari 2600 efsanesine bırakacaktı. 1977 yılında piyasaya sürülen Atari 2600, dünya çapında 30 milyondan fazla sattı. Ülkemizde “Karakutu” adıyla bilinen Atari, Pacman, Solaris, Battlezone gibi oyunları ile tozu dumana kattı. 2600’den sonra çıkardığı konsollarda aynı başarıyı sağlayamayan firma iflasın eşiğine geldi. Bugün tatlı bir hatıra olarak anımsanan Atari’nin bazı modelleri internette yüksek fiyatlara alıcı bulabiliyor. Büyük Kapışma: Nintendo Sega’ya Karşı Atari eski ihtişamını yitirirken birçok firma sırayla yeni konsollar piyasaya sundu. Nintendo, aynı adı taşıyan konsol ile 1983′de ve Sega da Master Systems adlı konsol ile 1986′da piyasaya girdi. Nintendo 60 milyonluk gibi büyük bir başarıya imza atarken Sega da Genesis modelinin 29 milyonluk satış rakamıyla buna cevap verdi. 1991’de Super Nintendo ile 49 milyon rakamını yakalayan firma Sega’yı alaşağı etti. Nintendo’ya karşı tutunmaya çalışan Sega , Saturn ve Dreamcast ile son bir hamle yapmış ama başarılı olamamıştı. Bu şirketler dışındaki Mattel 1980’de Intellevision ile, Coleco 1982’de ColecoVision ile NEC 1987’de TurboGrafx-16 ile ve Panasonic de 3DO Interactive Multiplayer ile 1993′de oyun konsolu üretse de sektörde tutunamayarak bugünkü bildiğimiz çalışma alanlarına yönlendi. Playstation ile gelen devrim 1994 yılında Sony Playstation’u piyasaya sürdüğünde kimse bu ürünün bir fenomen haline geleceğini öngörememişti. Gerek pazarlama stratejisi gerek de markanın gücü sayesinde dünya çapında 102 milyonluk bir rakama ulaşan Playstation, o güne kadar satılan bütün konsolların rakamının yarısına tek başına ulaştı. Bu donemde1996’da Nintendo bir ilki gerçekleştirererk 64 bitlik Nintendo 64 ‘u piyasaya sundu ama 32 bitlik olmasına rağmen oyun grafikleri ve kolay kullanımı ile Playstation’nın hızını kesemedi. Nintendo 64 her ne kadar istenilen satış rakamına ulaşamasa da işlemcisiyle kendinden sonra gelecek konsollara ilham kaynağı oldu. Mıcrosoft’tan Xbox sürprizi […]

Kumarın sanalı da para kaybettiriyor

Bilgisayar teknolojisi ve internetin gelişmesine paralel olarak yeni yeni meslek dalları türedi. Kuşkusuz ki bunların en karlı olanı ise son yılların gözde sosyal paylaşım sitesi Facebook ve benzerileri. Dünya çapında 400 milyondan fazla kullanıcıya sahip, senede 300 milyon Amerikan Dolarının üzerinde geliri olan Facebook, Google’dan sonra internetin en uğrak web sitelerinden biri olmayı sürdüyor. Kullanıcıların online oyun da oynayabildiği Facebook’ta, sitenin yaratıcılarının kazandığının yanında lafı olmasa da çeşitli yöntemlerle para kazananlar da türedi: sanal dolarlarla poker oynayanlara sanal para satışı yapanlar. Facebooktaki her oyun için kredi kartıyla sanal para alabilenlerin yeni adresi, siteden daha ucuza satış yapan hackerlar. Günde ortalama 11 milyonun üzerinde kullanıcının oynadığı sanal poker dolarlarının satışı dünya da ve Türkiye’de muaazzam bir sektör yaratmış durumda. Bu pastadan dilim almak isteyen kimi hackerlar kendilerine özel para çalma programları bile geliştirmişler. İnsanın kumar zaafını ortaya koyan oyun Kimisi eğlence kimisi de vakit geçirmek için oynadığını iddia ettiği sanal poker kuşkusuz ki insanın tüm kumar zaafını ortaya koyan bir oyun oldu. Tıpkı gerçeğinde olduğu gibi kaybedilen para sanal da olsa sinirlenip üzülenler ya da kazandığında piyango kazanmışçasına sevinenler oluyor. Kesinlikle zeka gerektirmeyen tamamen şans ve sabıra dayalı bu oyunda şansı yaver gitmeyip elindeki paraları kaybedenler ya arkadaşlarının hediye olarak yolladıklarıyla idare etmek durumunda ya da oyunun yapımcı firmasından belli bir ücret karşılığında sanal para satın alması gerekiyor. 150 bin ile 6 milyon sanal cipin 2 dolar ile 125 dolar arasında fiyatlara satıldığı siteyle rekabet eden hackerlar ise 1 milyon sanal çipi 5 ile 10 TL arasında bir fiyata satış yaparak geniş bir müşteri portföyü oluşturmuş durumda. Öyle ki internette bu satışlar için web siteleri kuran hackerların bir çok yerde reklamları bile yayımlanıyor. Adı üstünde hacker Kredi kartı ya da havale ilesatış yapan hackerların satış yaptığı sanal çipleri kazanma yöntemi ise elbette hile ile oluyor. Çeşitli programlar geliştiren hackerlar bu yöntemle […]

Chatroulette’de bir gece

Üç kadın, kullanıcılarının yüzde 14’ünün “ekranda görmek istemeyeceğiniz hareketler yaptığı” Chatroulette’i merak etti; bir cumartesi gecesini internette geçirdi.

Üç boyutun her boyutu

Avatar’ın dünya genelinde 2,4 milyar dolarlık bilet gelirinden sonra üç boyutlu filmler Hollywood için yeni bir çıkış noktası olmaya başladı. En son Clash of the Titans (Titanların Savaşı) filmi de pastadan lokma kapmak için gösterim tarihini ileri atma pahasına 3-D’ye çevirildi. Ancak şimdilik Amerika’da bile bu durumu karşılayacak sinema altyapısı yok. Amerika ve Kanada’da mart ayı sonunda sayısı 4 bine yaklaşması beklenen üç boyutlu sinema salonları, bu yıl gösterime giren ve girecek olan, aralarında DreamWorks’den Shrek Forever After, Disney’den Alis Harikalar Diyarında ve Toy Story-3‘ün de olduğu 19 adet üç boyutlu filmin hakkını verebilecek kapasiteye sahip değil. Her büyük sinemada en fazla 2 veya 3 adet üç boyutlu salon bulunduğu için sinema sahipleri aynı anda vizyona giren üç boyutlu filmler arasında tercih yapmak zorunda kalacak. Büyük şirketler de eskiden olduğu gibi yine normal versiyonları da üç boyutlularla birlikte vizyona sokmak zorunda kalacak. Üç boyutlu salonlarının maliyeti yüzlerce sinamadan oluşan zincirler hesaba katıldığında hiç de azımsanacak gibi değil. Bir sinema perdesini üç boyutlu sisteme çevirmek yaklaşık 70 bin dolara mal oluyor. Ancak buna rağmen Amerika’nın ünlü sinema zinciri Regal Entertainment’ın başkanı Amy Miler, seneye bu maliyetin tartışma konusu dahi olmayacağını ve değişimin hızla gerçekleştirileceğini söylüyor. Geçtiğimiz günlerde çıkan haberlere bakılırsa Türk sineması da üçüncü boyuttan geri kalmaya pek niyetli değil. 2011 sonunda vizyona girmesi planlanan “Çadır” adlı ilk üç boyutlu Türk filminin çekimlerine başlandığı belirtiliyor. Çanakkale Savaşı’nı konu eden filmin 10 milyon dolara mal olması planlanıyor. 3 boyutlu görüntü nasıl oluşuyor İnsan gözü saniyede 24 kareyi akıcı olarak algılıyor. Üç boyut duygusunu yaratabilmek için çok yüksek hızda saniyede gözün görebileceğinden fazla kare geçiyor. Filmler çekilirken çift kamera kullanılıyor biri sağ göz için diğeri sol göz için görüntü kaydediyor. Takılan gözlükler sol göze farklı kareyi sağ göze farklı kareyi gösteriyor bu sayede gözlerimiz iki ayrı açıdan görüntüleri yakaladığında derinlik kazanıyor. Diğer yandan […]