Etiket feldkamp

Bülent Korkmaz, Polat korkar mı?

) Şampiyonluk, teknik adamına güvenmeyen ve takıma müdahale eden yönetimin davranış biçimini temize çıkardı. Başarı, işine saygı talep eden Karl Heinz Feldkamp’ı haksız, teknik direktörlüğe soyunduğunu açıkça söylemeyi beceremeyen yönetimi haklı gösterdi. Velhasıl futbol kurumunu zedeleyen bu şampiyonluk Galatasaray yönetimini gerektiğinde “sahaya inme” konusunda daha da cesaretlendirmiş gözüküyor. Dereyi geçerken at değiştiren… Galatasaray’ın bu sezonki başarısızlığı –eğer gerçekten bir başarısızlık var ise- Michael Skibbe’ye mi ait? Skibbe sadece -Rıdvan Dilmen’i bile isyan ettiren- Kocaelispor maçı sonrasında değil, sezon başından beri aynı nedenlerle, aynı şekilde eleştiriliyor. Genel kanı, tek başına teknik direktörlük deneyimi 1,5 sezonu geçmeyen ve takım üzerinde otorite kuramayan Skibbe’nin, tarihinin en iyi kadrolarından birine sahip Galatasaray’ın ağırlığını taşıyamayacağıydı. Peki, hemen tüm spor kamuoyu bu görüşü paylaştığı bu görüşe inatla direnen kimdi? Bu işten, yani takım yönetmekten anladığını düşünen Galatasaray yönetimi. Sezon başında “Skibbe’nin arkasındayız” klişesini tekrarlayan yönetim, kamuoyundan talep ettiği saygıyı gösterme potansiyeline sahip olmadığını bu son günde de ispatlamış oluyor. Tıpkı geçtiğimiz sezon gibi. Özetle Adnan Polat yönetimi, son iki sezonda ikinci kez girdiği samimiyet sınavında da aynı notu aldı. Bordeaux maçı kaybedilirse? Galatasaray, üst üste iki sezondur son düzlükte at değiştiriyor. Ve şimdi, sezonun en önemli karşılaşması, UEFA Kupası’nda oynanacak Bordeaux maçı öncesinde, Bülent Korkmaz göreve getirildi. Korkmaz, 2009-2010 futbol sezonunun sonuna kadar anlaşma imzaladı. Umarız perşembe akşamı işler yolunda gider ve kulüp, teknik adamlık konusunda umut vaat eden bu sembol futbolcusundan uzun süre faydalanır. Ya Bordeaux karşılaşması kaybedilir ve takım UEFA Kupası’ndan elenirse? Yönetim bu kritik günde aldığı hayati kararın arkasında durabilecek mi? Muhtemel bir yenilginin sorumlusu olarak görülemeyecek Bülent Korkmaz’ın en az lig sonuna kadar takımın başında kalabileceğini tahmin etmek zor değil. Peki dünkü teknik direktörüne üç gün daha tahammül etmeyi istemeyen, sırf bu karşılaşmaiçin hamle yapan, “futboldan, futbol adamlarından daha iyi anlayan” yönetim başarısızlığının diyetini ödeyebilecek mi? Ödemeli ve Bordeaux karşılaşması kaybedilirse istifa […]

Feldkamp: “İşime müdahale edildi” Polat: “Feldkamp izin verdi”

Gökhan Tan). Bu röportaj metninin başlığında da yer aldığı gibi “İşime karışıldı, ben de bıraktım” diyor teknik adam. İstifanın ardından, gerek Feldkamp ve gerek Galatasaray yönetimi “fikir ayrılığı” dışında bir gerekçe beyan etmemişti. İşte 5 Nisan’dan sonra gelen bugünkü ilk “açıklamalar” da, gerçekte o zaman söylenenden başka bir şey söylemiyor. Teknik direktör “İşime karışıldı, rahatsız oldum”, yönetim de “Evet, karıştık” diyor. Bundan ala fikir ayrılığı mı olur? Gelgelelim, futbol kariyeri ve Galatasaray’da bulunduğu süre içinde “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışını, basın mensuplarının canını sıkacak kadar ilkeli biçimde sürdüren Feldkamp, Zamangazetesindeki röportajda da, istifa sürecine dair ayrıntıya girmiyor. Bu sürece ait, Adnan Polat ağzından bildiğimiz tek şey Feldkamp’ın, yöneticilerin futbolcularla görüşmesinden alındığı! Burada bir gariplik yok mu? Bir insan, kendi isteği ve bilgisi dahilinde gerçekleşen bir eyleme neden tepki gösteriyor? Adnan Polat’ın tespitiyle, neden alınganlık ediyor? İte kaka giydirilen teknik direktörlük gömleğini neden bir günde çıkarıp ülkesine geri dönüyor? Feldkamp cephesinde bu soruların cevabı var olmalı. Ben olduğuna inanıyorum. Alınmasını gerektirecek gerçek nedenler olmalı. Ama eğer yoksa, durum feci demektir. O vakit, Feldkamp’ın dengesiz bir insan olduğu sonucuna varırız. İzin verdiği bir toplantıyı yaptılar diye yöneticilere alınmak, başka türlü açıklanamaz çünkü. Kendi söylediğine karşı çıkmak, tam anlamıyla dengesizlik olur. Feldkamp’ın, Sivasspor karşılaşması öncesinde şampiyonluğun en güçlü adayı Galatasaray’ı yıpratmamak için konuşmadığını da varsayabiliriz ve bu saygı duyulacak bir şeydir. Ancak susması ve olası, gerçek nedenleri açıklamaması Galatasaray Kulübü yöneticilerinin sözlerini gerçek kılıyor. Feldkamp dengesizse, Adnan Polat dürüst bir yönetici.

Sensiz de olur! (Biz, her işi yaparız)

Gökhan Tan Karl Heinz Feldkamp’ın, hakkındaki onca olumsuz eleştiriye rağmen takıma kattıkları kaybettirdiklerinden kat be kat fazla. Tıpkı Galatasaray’ın başında olduğu 1992-1993 sezonunda olduğu gibi Türk futbolunun çehresini değiştirme potansiyeli çok yüksek oyuncular topluluğu bıraktı ardında. Ve tıpkı o sezon kazandığı şampiyonluğu tekrarlamak ister gibi bir görüntü çizdi. 16 yıl önce Bülent Korkmaz, Mert Korkmaz, Tugay Kerimoğlu, Arif Erdem, Suat Kaya, Hakan Şükür, Okan Buruk gibi isimlere güvendiği gibi, şampiyonluğu gençlerle almak istediğini göstermek istedi. Uğur Uçar, Orkun Uşak, Barış Özbek, Serkan Çalık, Mehmet Güven ve Mehmet Topal sürekli forma şansı bulan yeni isimler oldu. Her zaman Avrupa kupalarında başarılı olmayı daha çok önemsemiş bir kulüp olan Galatasaray’ı UEFA Kupası maçlarında alınan sonuçlar hiç bir zaman tatmin etmedi. İlk maçtan, son maça kadar futbol şansıyla yürüdü takım Avrupa’da. Gruptan bir üst tura çıkma şekli bir hayli mucizevi ve bir o kadar da acınası olan -Avusturya Viyana maçının son düdüğünden sonra Bordeux maçının sonucunu öğrenen oyuncuların sahada “sevinçten” nasıl koşuştuğunu görmeliydiniz- takımın bu durumu çokça eleştirildi. Leverkusen karşısında alınan 5-1’lik mağlubiyetle UEFA Kupası’ndan elenmeyi hiç mi hazedemeyen yönetimde kimsenin Kalli’ye güveni kalmadı. Sadece Özhan Canaydın, Adnan Polat ve Adnan Sezgin kaldı. Bu elenmenin şokunu atamayan takım da üst üste aldığı süpriz mağlubiyetlerle şampiyonluk yarışından kopma noktasına geldi. Ama oyuncular ve Kalli de maç boyunca maçı değişterek hiç bir harekete kalkışmadı. Günümüz futbolunda mağlup durumda olan takımların maçı çevirmek için forvet sayısının değil, orta sahadaki oyuncuların sayısının fazla olmasının gerektiğini gözleyememiş olacak ki Kasımpaşa maçında sahada beş forvet vardı takımda. Orta sahada onlara top atacak adam yokken o beş forvet ne yapabilir ki? Kalli bu konuda bence gerçekten geride kalmış. Kalli, Fortis Türkiye Kupası’nda Fenerbahçe ile Ali Sami Yen’de oynanan maçın kazanılmış olmasına rağmen yine aynı hataları yapmaya devam etti. Hatta bu sefer abartarak, son dakikalarda oyuna giren Serkan Çalık son 10 […]