Etiket ergenekon

Neden bu kadar sinirliler?

Ahmet Altan'ın, Ahmet Hakan'a "Ergenekon'un tanığı" olarak gösterdiği faili meçhul yakınlarının, Cumartesi Anneleri'nin mağduriyetinde de, üstelik kallavi bir payı var. Çünkü Altan ve şürekâsı sayesinde bu davalar tekrar açılamayacak, failler yargılanamayacak.

e-muhbir M. Yılmaz kim?

Telefonlarım M. Yılmaz isimli şansın e-ihbarıyla dinlenmeye başladı. Polisin yerinde olsam böyle önemli bir haber kaynağını bulur, soruşturmayı derinleştirirdim.

Ahmet Şık ve Nedim Şener için REDD!

Bon Jovi’nin ön grubu REDD, TT Arena sahnesine Ahmet Şık ve Nedim Şener’in kartonetleriyle çıktı. GrupMasal şarkısını ‘suçsuz yere hapiste olan’ iki gazeteci ve ‘tüm özgür kalemlere’ ithaf etti. Bon Jovi konserinde Ahmet Şık ve Nedim Şener eylemi… Saat 19:00’da sahne alan REDD grubu, Masalisimli parçalarını Şık ve Şener’e ithaf etti. Performans sırasında TT Arena sahnesine iki gazetecinin gerçek boyutlu kartonetleri çıkarıldı. Şık ve Şener, ortaya çıkması için mücadele verdikleri Ergenekon “örgütü”ne üye oldukları gerekçesiyle 3 Mart’ta gözaltına alınmış ve 6 Mart’ta tutuklanmışlardı. Masal şarkısını tutuklu gazeteciler için söyleyen REDD grubunun solisti Doğan Duru stadyuma “Bu parçamızı 127 gündür suçsuz yere hapiste olan Ahmet Şık ve Nedim Şener’e ithaf ediyoruz. Biz, onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz” diye duyurdu. Grubun gitaristi Berke Hatipoğlu ise 127 t-shirt’ü giyiyordu. REDD adına konuşan Güneş Duru “Biz her türlü dayatmalara, baskı ve toplumu tipleştirmeye yönelik eylemlere karşıyız. Kitapların ‘bomba’ olarak algılandığı geçmişte ötekileştirilen değerlerin empatiden yoksun, belirgin bir intikam ve hesaplaşma duygusuyla suçsuz insanların yıllarca kodeste tutulacak kadar acımasızlaştığı ‘yeni Türkiye kurgusu’ndan kaygıliyız. Ahmet Şık ve Nedim Şener, kurulmaya çalışılan bu düzenin, 127 gündür, günah keçilerinden sadece ikisi. Bu eylem başta onlar olmak üzere diğer tüm özgür kalemler içindir” dedi. Şık ve Şener, tutuklanmalarının ardında götürüldükleri Silivri Cezaevi’nde gazeteci Doğan Yurdakul’la birlikte aynı hücreyi paylaşıyorlar. İki gazeteci, tutuklanmalarına neden olan deliller henüz açıklanmadığından ortaya çıkması için kalemleriyle yıllarca mücadele verdikleri “Ergenekon örgütü”nün neden ve nasıl üyesi olduklarını bilmiyorlar.

Ahmet ve Nedim için 100’üncü gün yürüyüşü

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve gazeteci Nedim Şener tam 100 gündür tutuklu. iki gazetecinin meslektaşları ve dostları, tüm tutuklu gazetecilerin durumunu protesto etmek için yine sokakta. “Adaletin kara 100’ü” başlıklı çağrı metninde 60’tan fazla gazetecinin tutuklu bulunduğu Türkiye’de ifade özgürlüğü için tüm yurttaşlar dayanışmaya çağırılıyor. Özgürlük sloganlarını atılacağı ve özgürlük şarkılarının söyleneceği yürüyüş 18 Haziran cumartesi günü saat 13:00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünden başlayacak ve Taksim Meydanı’nda son bulacak. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası gibi basın örgütlerinin oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun da destek verdiği yürüyüşün çağrı metni şöyle: Adaletin kara 100’ü Mart ayının üçüydü. Ahmet ve Nedim’in evine polisler geldi. Gözaltına alındılar. Emniyet’te ifade vermediler. Savcı gazetecilik faaliyetlerini sorguladı. Mahkeme tutukladı onları. Önce bahar geldi memleketimize, sonra yaz. Arada tutukluluklarına itiraz edildi defalarca. Hepsi reddedildi. Onlar hala içerde. Geçtiğimiz cumartesi günü tam yüz gün oldu. Sanmasınlar arkadaşlarımızı unuttuk. Seçimlerin bir gün öncesinde türlü dedikodular üretilmesin diye sokağa çıkmak için bir hafta bekledik. 18 Haziran’da elimizde dövizlerimiz, üzerimizde tişörtlerimiz, megafonlarımızla, kalemlerimizle, “Özgür basın susturulamaz”-“Ahmet ve Nedim onurumuzdur” sloganları atacağız, “özgürlük” şarkıları söyleyeceğiz. Yalnızca onlar için mi sokakta olacağız? Kesinlikle hayır! Bugün 60`dan fazla gazeteci tutuklu veya hükümlü olarak hapishanelerde bulunurken, yüzlerce gazeteci davası sürerken, en son Azadiya Welad gazetesi örneğinde gördüğümüz gibi ülkemizdeki gazete ve dergi kapatmalar devam ederken, ülkenin başbakanı gazetecileri açıktan hedef gösterirken kimse bizden sessiz kalmamızı beklemesin. Biliyoruz ki kim muhalifse, kim otosansür uygulamadan gazetecilik yapmaya çalışıyorsa ya gözdağı veriliyor ya da doğrudan hedef tahtasına konuyor. Onlar da bilsin ki kalemimizi kırabilirler ama mesleğimize olan sadakatimizi, umudumuzu ve onurumuzu asla! Bugün gazetecilerin habercilik hakkının engellenmesi aynı zamanda halkın haber alma, doğru bilgiye ulaşma hakkına da tecavüzdür. Özgür toplum ancak özgür basınla mümkün olabilir. Bu bilinçten hareketle sadece gazetecileri değil tum yurttaşları eylemimizi dayanışma çağrısında bulunuyoruz. “Adaletin kara 100’ünü” protesto etmek isteyen herkesi 18 Haziran cumartesi günü […]

‘Ergenekon kaçırılmış bir fırsattır’

İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin Bilgi Genç Haber Ajansı’ndeki gönüllü çalışmalarıyla hazırladıkları Eksiyirmidört dergisinin ikinci sayısı yayınlandı. 2009’da yazdığı Ergenekon Davası’yla ilgili rapor nedeniyle şimşekleri üzerine çeken gazeteci Gareth Jenkins, Ergenekon davasıyla ilgili Eksiyirmidört’e söyledikleri nedeniyle bu davadan çok şey bekleyenlerin yine tepkisini çekecek gibi görünüyor. 20 yıldır Türkiye’de yaşayan Jenkins’in Ergenekon davası dışında Türkiye’deki gazetecilik ve politik ortam üzerine gözlemleri de ilgi çekici noktalar içeriyor… Emre Temiz Gareth Jenkins bir gazeteci. Yirmi bir yıldır Türkiye’de yaşayıp gazetecilik yapıyor ancak biz onu 2009’da yazdığı Ergenekon Raporu’ndan sonra tanımaya başladık. Henüz hiçbir yerli gazeteci okumamışken ilk iki iddianameyi okudu ve bunlarla ilgili bir rapor yazdı. Ardından geçtiğimiz sene üçüncü iddianameyi okuyup bununla ilgili bir makale yayınladı. Bu süreç içerisinde çeşitli çevrelerce Ergenekon üyesi olmaktan Mosad ajanı olmaya kadar birçok şeyle suçlandı. Aynı zamanda bir siyasi stratejist olan Jenkins, doksanlı yılların önemli bir kısmını ülkemizin Güneydoğusu’nda geçirdi ve Kürt meselesiyle ilgili araştırmalar yaptı. Basının kendisine yönelttiği söyleşi tekliflerini çoğunlukla geri çeviren Jenkins ile Türkiye’de yabancı bir gazeteci olmayı, Kürt meselesini ve Ergenekon sürecini konuştuk Genelde Türkiye ve Avrupa medyası, özelde de ülkeniz İngiltere medyasıyla Türkiye medyası arasında nasıl farklar görüyorsunuz? Avrupa’nın büyük kısmında hükümetler basından korkarlar, Türkiye’de ise ne yazık ki basın hükümetten korkuyor. Bu büyük bir fark. İngiltere’de hangi parti başta olursa olsun basın her zaman onların karşısındadır. Onların bir hatasını yakalamaya çalışır. Dilin kullanımında büyük farklar var. Editörlerin bu konuda büyük hataları var. Benim editörüm hiçbir zaman “bildirildi, söylendi, yapıldı…” tarzı filler kullanmama izin vermez. Kaynak olarak kimin kullanıldığının çok özel durumlar dışında kullanılması gerekir. Türkiye’de kaynağın kullanılması özel bir durum haline gelmiş. Diğer bir fark da medya ekonomileri arasında. Türk medyası aristokrat bir yapıya sahip ve köşe yazarları çok yüksek paralar alıyor. Yetki alanları da çok geniş tutuluyor. Bir gün siyaset yazan bir köşe yazarı ertesi gün bir futbol maçı […]

“Ben de susamam. Çünkü Ergenekon benim de davam. Gerçekten”

Bu isteksizliğini görünce, ya gönlün yok ya da gönlünü muktedire kaptırmışsın diye düşünmüyor değilim. O zaman kime anlatıyorum ki ben bunları? “Keşke cezaevinden çıkabilsem de tartışabilsek” diyorum. Ama sen bile böyleyken… Ahmet Şık* İster mağdur, ister muktedir, bu ülke medyasının ne olduğunu ben bilirim de, en iyi sen bilirsin. Mesleki kıdemin, gözün kapalı desteklemekte beis görmediğin malum zihniyetin verdiği gazla kendini Olympos’ta hissettiren egonla, hele ki yaptığın işler içinde önemli bir zaman dilimini kapsayan “kronik” zamanlarınla ya da bir dönem mağdurun yanında saf tutmuşken şimdi muktedir olmanla, en iyi sen bilirsin. Bir dönem lanetlediklerini, rüzgar tersine döndüğünde göklere çıkardıklarını da bilirsin, yeni lanetlilerin eskiden göklere çıkardıkları olduğunu da en iyi sen bilirsin. Hem de her seferinde bunu demokrasi ve memleketin bekası için yaptıklarını söylediklerini de, bunun yalan olduğunu da bilirsin. Tanık olmuşsundur; oluyorsun elbet. Anımsamıyorsan çok da gerilere gitmene lüzum yok. Son birkaç yıldır kimin “demokrasi” dediğine ve bunu kimin için ve nasıl söylediğine bakıver. Sanırım internet filtresinde “demokrasi” sözcüğü yasaklananlar arasında olmadı. Girdikleri kabın şeklini almakta ne kadar mahir olduklarını da bilirsin, kim iktidar olursa olsun onun yatağında soluk soluğa kaldıklarını da en iyi sen bilirsin. Hiç utanmaları yoktur bilirsin, tıpkı buna ihtiyaç hissetmediklerini de çok iyi bildiğin gibi. Utanmış gibi yapanlarınsa sadece yeni vesayete yanaşmaya çalıştıklarını da bilirsin de bunu hiç dillendirmezsin; “tuhaf” bulmazsın. Her devrin medyası oldukları için ya da kendilerinin de medyası olacağı devrin geleceğini bildiklerinden, başlarına hiçbir felaket gelmez, bilirsin. Gerçi şimdinin padişahı, hep kendi saltanatının süreceğini sandığından durum biraz değişmiş görünse de aldanma sen. Her devirde en çok ihtiyaç duyulanın kendileri olacağını da bilir bu medya; bilirsin sen de. Ahlaksıza, yalancısına, şarlatanına, celladına, mezar kazıcısına ne kadar ihtiyaç duyulursa onlar da o kadar itaatkardırlar. Her buyrulana hatta buyrulmasına gerek kalmadan “emredersiniz devletlum” ya da “padişahım çok yaşa” derler bilirsin. Vesayetin böyle meşrulaştırıldığını da bilirsin. […]

Ahmet geldi, beraat etti!

Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu "Ergenekon’u Anlama Kılavuzu" kitabı nedeniyle açılan davada beraat etti. Şık 14 Nisan’daki duruşmaya “araç yokluğu” gerekçesiyle getirilmemişti.

Ahmet’i karşılayacağız, sen de gel!

HaberVs Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte kaleme aldıkları iki ciltlik Kırk Kakır Kırk Satır – Ergenekon’u Anlama KılavuzuHaberVs kitabı nedeniyle yargılanan editörü Ahmet Şık’ı karar duruşmasında yalnız bırakmamak için arkadaşları 13 Mayıs Cuma (yarın) yine Kadıköy Adliyesi’nde olacak. Önceki duruşmaya, “ring aracı bulunmadığı” gerekçesiyle getirilmeyen Ahmet Şık’ın bu kez bir önceki duruşmada mahkeme başkanının Silivri Cezaevi’ne yazdığı yazı nedeniyle kesin olarak duruşmaya getirilmesi gerekiyor. “Yansak da dokunacağız” imzalı çağrı metninde, “Ergenekon soruşturması çerçevesinde 3 Mart’ta gözaltına alınıp 6 Mart’ta tutuklanan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in; gazeteci ve fotoğrafçı meslektaşları, dostları, okurları, avukatları olarak bizler, arkadaşlarımızın nezdinde tüm tutuklu gazeteciler için ‘Hemen, şimdi adalet’ demek için buluşuyoruz.” ifadesine yer veriliyor. Tüm yurttaşları ve medya mensuplarını Kadıköy’e davet eden grubun çağrısı, “Elimizde kalemlerimiz ve pankartlarımız, dillerimizde şarkılar ve yüreğimizde adalet ve demokrasi umudu, aklımızda tüm tutuklu gazeteciler için hürriyet isteği olacak.” sözleriyle bitiyor.13 Mayıs 2011 Cuma Kadıköy Boğa Heykeli 12:30