Etiket işçi

Elektrik işçileri direnişte

Boğaziçi Elektrik Dağıtım A Ş, BEDAŞ tarafından işten çıkarılan 156 işçi istanbul Taksim’deki Bedaş genel merkezi önündeki direnişlerini 17 gündür sürdürüyor. Bedaş’ta örgütlenen Enerji Sen üyesi işçiler direnişe devam eden arkadaşlarına destek için genel merkez önünde bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdiler.    

Bilgi’de açıkhava dersleri

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin sendikalı çalışanlarını, öğrencilerini ve akademisyenlerini bir araya getiren açık hava derslerinin ilki gerçekleştirildi. “Akademide sendika kurduk şimdi de sendikada akademi kuruyoruz” sloganıyla yola çıkan çalışmaya okul dışından da katılım oldu. Gerçekleştirilen ilk açık hava dersine, öğretim üyeleri Murat Belge, Murat Paker, Nazan Aksoy, ve Erol Katırcıoğlu konuşmacı olarak katıldı. Prof. Murat Belge, üniversite kavramının çalışma hayatına veya başka bir amaca yönelik bilgilenme süreci gibi algılanmasının yanlış olduğunu, üniversitenin insanın kendi için öğrenmesini sağlayan bir yer olduğunu söyledi. Prof. Nazan Aksoy da üniversitenin tamamen meslek edinilen bir yer durumuna indirgenmesine karşı olduğunu ifade etti. Prof. Erol Katırcıoğlu günümüz dünyasında klasik öğreten öğnenen ilişkisinin biraz farklılaştığını, üniversite öğretiminde daha gelişmiş ylöntemler kullanılması gerektiğini belirterek öğrencilere eleştirel bir bakış kazandırılması gerektiğini vurguladı. Konuşmacılar arasında son sözü alan Dr. Murat Paker ise Bilgi Üniversitesinin Türkiye’nin akademik yaşamında önemli bir boşluğu doldurduğunu, demokratikleşme, insan hakları, azınlıklar gibi akademik dünyanın uzak durduğu pek çok konuda önemli bir duruş sergilediğine dikkat çekerek sendika örgütlenmesinin de bu duruşun doğal bir sonucu olduğunu söyledi.Konuşmaların ardından açık hava dersi tüm katılımcılar ve akademisyenlerin karşılıklı görüşleri, soru ve cevaplarıyla devam etti. Haber, kamera ve kurgu: Niso Esim, Hikmet Karahasan, Mert Oynargül, Görkem Keser

Özelleştirmeye karşı işçi şirketleri

Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde, Türkiye’de özelleştirme henüz yeni tartışmaya açılmışken ve bazı ufak tefek özelleştirme girişimleri yaşanmışken, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Sertel, Haziran 1988’de Kanada’daki “International Development Re­search Center (IDRC) için “Yönetim ve Özelleştirme Alternatifi” başlıklı bir rapor hazırladı. İki yıllık bir çalışma sonucunda tamamlanan raporda SEKA’nın tüm fabrikalannın ve Sümerbank’ın Bakırköy fabrikasının özelleştirme koşullan incelenerek özelleştirme karşısında işçi şirketlerinin ciddi bir alternatif olarak düşünülebileceği vurgulanıyordu. Ekonomik Panorama Dergisi’nin 26 Ağustos 1988 tarihli sayısında bu raporu “Özelleştirmeye karşı işçi şirketi” başlığıyla haber haline getirirken Prof. Dr. Murat Sertel’le de bir söyleşi yapmış, Sertel’in işçi şirketleri ve işçi ortaklıkları konusundaki düşüncelerini okuyuculara aktarmaya çalışmıştım. 2003 yılında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Murat Sertel’in adına İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçen İleri İktisadi Araştırmalar Merkezi’nin açılışı vesilesiyle 1988’de yapılan söyleşinin tamamını yayınlıyoruz. KİT’lerin işçilere satılması. durumunda bu işletmeler için nasıl bir çalışma modeli öneriyorsunuz? Bu durumun pratikte sakıncaları neler olabilir?Sertel- Bir işçi şirketi, bir özyönetilen ortaklık nasıl işler? Sokaktan iki kişiyi çevirip bunlan bir işyerine ortak etsek başka da ortağı olmasa bu adamlar bu işyerini nasıl işletecek? Çıkarına göre işletecek. Burada işverenle, işi a!an arasındaki çıkar aynlığı yok. Oyle bir oyun ki bu, normal düzendeki işverenin menfaatleri, bazı üretim faktörlerini (emek dahil) çalıştırarak bunlara belli bir pay ödemek, geri kalanını da kendine ayırmak. Diğerleri ise kendi sattıkları faktörlerden en yüksek getiriyi sağlamaya çalışacaklar. Yani burada iki ayn menfatin çatışması söz konusu. Tam rekabet şartlan mevcut bir pazarda alıcılar ve satıcılar arasındaki çıkar çatışması piyasada optimal dengeyi ve kaynak dağılımını sağlayabilir. Ancak bu durum her zaman kendiliğinden olmaz. Bazen bu çıkar çatışması öyle bir durum yaratabilir ki, karşılıklı çatışan çıkarlar, aslında o işyerinde daha yüksek çıkar elde edebilecekken kilitlenebilirler. Bu durum işyerlerinde de mümkündür. Daha genel olarak diyebiliriz ki burada çıkarı çatışan iki grubun çalışmalannda hiçbir sihirli kanun ve keramet yok […]

Taksim’de de oluyormuş

Bugün Türkiye’de 32 yıl sonra bir ilk yaşandı ve işçiler 1978’den beri 1 mayıs etkinliklerine kapalı Taksim Meydanı’nda resmi kutlama yaptı. Son birkaç yıldır Taksim’de ısrar eden DİSK e KESK’in talepleri bu yıl hükümet tarafından kabul edilince yüzbinlerce kişi meydanı doldurdu. Aralarında DİSK Sosyal-İş Sendikası’nda örgütlenen İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanlarının da bulunduğu DİSK üyeleri ile KESK üyesi memurlar sabah saatlerinde Şişli Meydanı’nda toplanarak Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Hak-İş üyeleri Gümüşsuyu, Türk-İş üyeleri ise Tarlabaşı Bulvarı’ndan Taksim Meydanı’na geldi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1977’de hayatını kaybeden 36 kişi, yakınları ve sendika başkanları tarafından Kazancı Yokuşu’nda karanfillerle anıldı. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, gazsız ve copsuz; barış, özgürlük ve mutluluk içinde 1 Mayıs kutladıklarını, bunu da işçi sınıfının başardığını söyledi. Geçen yıl meydana ulaşan küçük bir grup tarafından söylenen 1 Mayıs Marşı bu yıl Taksim’de yüzbinler tarafından söylendi. Çeşitli sanatçılardan oluşan 1 Mayıs Korosu’na Timur Selçuk da, piyanosu ve sesiyle eşlik etti. Koro, marşı Türkçe ve Kürtçe seslendirdi. Daha sonra kürsüye gelerek konuşma yapmak isteyen Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, meydanı dolduran kalabalık tarafından yuh sesleri ve ıslıklarla engellendi. Kumlu’nun konuşmakta ısrar etmesi üzerine, işten çıkartılan İstanbul Belediyesi İtfaiyesi, İSKİ ve TEKEL işçilerinden oluşan bir grup barikati aşarak Kumlu’ya saldırdı ve kürsüde arbede çıktı. Türk-İş Başkanı alandan çıkarıldı ve sahnenin hemen arkasındaki Atatürk Kültür Merkezi’ne götürüldü. Çıkan arbedede kürsüden düşen Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar’ın kolu kırıldı. Kürsüdeki işçilerin eylemi ise 40 dakika kadar devam etti. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Başkanı Sami Evren’in konuşmalarının ardından 250 binden fazla kişinin katıldığı miting saat 16:00 civarında sona erdi. Haber: Niso Esim, Güventürk Görgülü, Hikmet Karahasan, Ertan Önsel

Hayat karartan Toz

“Zincirin bir ucunda çağın popüler giysisi blue jean ve ünlü markalar, diğer ucunda tozlu kayıtsız atölyelerde ölümcül bir hastalığa yakalanmış hasta ciğerli insanların bedenleri duruyor. Taşlanan kotlar daha pahalı satılırken ciğerlere yapışan tozlarla işçinin hayatı sönüyor. Çok kısa bir süre içinde.” Bu cümleler, aslında çoğu insanın “blue jean” giyerken hiç bilmediği bir sorunu anlatıyor. Petra Holzer, Selçuk Erzurumlu ve Ethem Özgüven’in yönetmenliğini yaptığı Tozisimli belgesel ise bu cümlelerle sorunu gözler önüne seriyor. Toz, kot kumlayan işçilerin yaşadıkları sıkıntıların yanısıra yakalandıkları sirkozis hastalığının hayatlarını nasıl ölümle kapladığını anlatıyor. Belgeselin yönetmenlerinden Ethem Özgüven, Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nin bir belgesel isteğinde bulunduğunu, fakat o zamana kadar işçilerin sıkıntılarını hiç bilmediklerini söylüyor. Hazırladıkları belgeselle ve komitenin de çabalarıyla Türkiye’de uygulanan kot kumlama sisteminin Sağlık Bakanlığı tarafından kısa bir süre önce yasaklandığını hatırlatan Özgüven, “Uygulanan sistem ucuz maliyetli ve hızlı olduğu için tercih ediliyordu, ama artık insanların hayatları üzerinden edinilen kâr sona ermiş olacak” diyor. Çekimleri yaklaşık bir sene süren belgesel, 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde 17 Nisan Cumartesi saat16.00’daPera Müzesisinema salonunda izleyicileriyle buluşacak. Yukarıdaki ekrana tıklayarak filmden kısa bir bölüm izleyebilirsiniz.

‘Asrın projesi’ Marmaray’da kölelik

Marmaray projesi kapsamında gerçekleşen arkeolojik kazıların en büyük ve en önemli istasyonu Yenikapı hareketli bir gün yaşadı. Çalışma koşullarını düzeltilmesi ve işten çıkarılanların geri alınması talebiyle 49 gündür eylemde olan Marmaray işçileri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadır Topbaş’ın alanı ziyareti sırasında şantiyeyi işgal etti. Başkan Kadir Topbaş, İstanbul Metrosu ve Marmaray arkeolojik kazılarının eş zamanlı devam ettiği Yenikapı’ya, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’yla İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında imzanalacak protokolün imza töreni için gelmişti. Bu protokolle alanda yapılan tüm çalışmaların bir master plan çerçevesinde sürmesi hedefleniyordu. Topbaş’ın ziyareti sırasında, aylardır maaş alamayan ve bu duruma itiraz ettikleri için bir kısmı daha önce işten çıkarılan işçiler de eylemde bulundu. Yaklaşık 40 işçi alana girerek şantiyeyi işgal etti. “Ölmek var dönmek yok”, “Gün gelecek devran dönecek, patronlar işçiye hesap verecek”, “Marmaray işçisi köle değildir” sloganları attı. İşçilerden Yüksel Topal kendini yakmak istese de arkadaşları ve polis tarafından engellendi. Topbaş eylem üzerine şantiyeden ayrıldı. Bu sırada alana, işçilere destek vermek isteyen Barış ve Demokrasi Partisi Milletvekili Sabahat Tuncel geldi. Tuncel’in işveren temsilcileriyle yaptığı görüşme sonrasında işçilerin taleplerinin değerlendirileceği sözü verilmesi üzerine işgal eylemi sona erdi. “Asrın projesi” olarak sunulan Marmaray projesinde, taşeron şirket Polat Deniz İnşaat’a bağlı çalışan ve 16 Ocak’tan bu yana eylemde olan işçiler yaklaşık iki aydır taleplerini devlet yetkililerine ve projeyi üstlenen firma yönetimine ilettiklerini ancak bir sonuç alamadıklarını dile getirdi. İşçilerden Rıfat Yeşilyurt, 49 gündür düzenli maaş alamadıklarını belirterek, SSK primlerinin eksik yatırıldığını bazı sosyal haklardan yararlandırılmadıklarını öne sürdü. Yeşilyurt, inşaat sahasında kullandıkları çizme, yelek ve kasket paralarının da işveren tarafından maaşlarından kesildiğini söyledi. Eyleme destek veren DİSK’e bağlı Tekstil-Sen Genel Sekreteri Beycan Taşkıran da 16 Ocak’tan bu yana Çalışma ve Ulaştırma Bakanlıkları ile DLH (Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü) ve ilgili şirketlerle görüştüklerini ancak sorunu çözmek için bir girişimde bulunmadıklarını söyledi.

Direniş Caddesi’nden kareler

Tekel İşçilerinin direnişinde iki ay geride kalırken çözüm hâlâ ortada yok. Başbakan'ın verdiği süre kısalıyor ama işçilerin kararlılığında da bir azalma görünmüyor. HaberVs "Direniş Caddesi"ni görüntüledi.