Vicdani ret haftası başladı

Adını 15 Mayıs Dünya Vicdanı Retçiler Günü'nden alan 15 Mayıs Platformu hafta boyunca çeşitli bilgilendirme etkinlikleri düzenliyor

Adını 15 Mayıs Dünya Vicdanı Retçiler Günü'nden alan 15 Mayıs Platformu hafta boyunca çeşitli bilgilendirme etkinlikleri düzenliyor

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 29 Nisan’da askerlikte yeni bir sistem üzerine çalıştıklarını açıklamasının ardından bir ay bile geçmeden askerlik süreleriyle ilgili yeni düzenlemeyi içeren yasa taslağının Bakanlar Kurulu’na gönderildiği açıklandı. Başbuğ son açıklamalarında “daha sade, daha eşit ve daha adil bir sistem” üzerinde çalıştıklarını, 15 ay normal, 12 ay yedek subay ve 6 ay kısa dönem olmak üzere gerçekleştirilen askerliği tek tipe indirmek istediklerini belirtmişti. Hazırlanan taslakta da aynı doğrultuda bir çalışmanın yer aldığı belirtiliyor. Medyada yer alan bilgilere göre yeni sistemde yedek subaylığın tamamen kaldırılması planlanıyor. Süreyle ilgili bilgiler ise şimdilik “söylenti” düzeyinde. Bazı söylentilere göre askerlik herkes için 12 veya 15 ay olacak, bazı söylentilere göre ise herkes askerliğini er olarak yapmakla birlikte üniversite mezunları 12 ay, üniversite mezunu olmayanlar 15 ay silah altına alınacak. Yani tüm yükümlülerin er olarak yerine getirecekleri askerlik görevinde üniversite mezunlarıyla olmayanlar arasında hiç bir fark olmayacak veya tek fark üç aylık bir süre olacak. Taslağın nasıl yasalaşacağı, yeni uygulamaya ne zaman geçileceği şu anda belirsizliğini korurken kamuoyunda konuyla ilgili hararetli bir tartışma sürüyor. Askerliği yaklaşan gençlerin kimine göre düşünülen uygulama büyük bir haksızlık, kimine göre ise tam tersine var olan haksızlığı kaldırma amacına yönelik olumlu bir girişim. Bu arada askerlik nedeniyle üniversite okumak isteyen gençlerin sayısında azalma olacağını ve bunun ülkedeki eğitim seviyesini düşüreceğini düşünenler de var. Hatta kimileri açık öğretim sistemine olan talebin tamamen ortadan kalkacağını ileri sürüyor. Bu görüşün tersini savunanlar ise salt askerlik nedeniyle üniversite okumak isteyenler bundan vazgeçtiklerinde, gerçekten yüksek öğrenim yapmak isteyenlerin şansının artacağını ve bu durumun da eğitim kalitesini yükselteceğini düşünüyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Güvenç, askerliğin tek tip olmasıyla beraber üniversiteye kayıt yaptıran erkek öğrencilerin sayısında bir azalma olup olmayacağını söylemek için çok erken olduğunu belirtiyor. “Üniversitelerin eğitim kalitesinde bir artış görülebilir mi bilmiyorum.” diyen Güvenç, üniversitelerin eğitim kalitesinin, okuyan […]

Zehra Kafkaslı İtalyan tiyatro yazarı, tragedyanın öncü isimlerinden sayılan Vittorio Alfieri’nin ünlü sözü anlamını, kuşkusuz, savaştan bahsedildiğinde bulur: “Cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülür!”.Yıllardır, “Her Türk Asker Doğar”, “Asker-millet” vs. gibi sloganlarla ve “Emre İtaatsizlik”, “Emre İtaatsizlikte Israr”, “Halkı Askerlikten Soğutma” gibi kanunlarla erkekliğin, militarizmin ve bunlara paralel olarak da siyasi iktidarın mevcut yapısıyla sürekliliğinin sağlanmaya çalışıldığı cennet vatanımızda, yaşamanın ne çeşit bir cesaret istediğini anlamak çok güç değil. Tüm bu dayatmalara karşı durarak yaşamak… Vicdani ret ya da sivil itaatsizlikte sorunsal, ölmekten korkmakla değil, öldürmekten kaçınmakla ilgilidir. Savaş alanı, aslında bütün o çatışmanın sebebi olan siyasetten tam da arınılan yerdir. Taraflar karşı karşıya geldiklerinde bütün o “âli amaçların” ötesinde çok temel bir şey için savaşırlar: Hayatta kalmak. Ve hayatta kalmak için öldürmek zorunda kalırlar. Oysa bir siyasetin, stratejinin, çıkarın kazanması için kendi yaşamını ortaya koymak ve başka birinin yaşamına son vermek hiç de adil görünmüyor.Vicdani Ret tüm dünyada, insan öldürmemek, şiddete, tehdide, korkuya veya kan dökmeye ortak olmamak için, resmi ideolojiyle aynı fikirde olmadığı için, dini ya da daha geniş bir kavram olan vicdani sebeplerle askere gitmeyi reddetmek olarak tanımlanıyor. Bu ve benzeri “itaatsizlik” durumlarında kilit kavram vicdandır. Bütün bu ret ve kurala uymama, resmi kararı reddetme ya da zorlamaya karşı direnmenin temelinde, insanın özü ve belki tek cevheri olan “vicdan” yatar. Bu nedenle, kanuni ya da kanunsuz, vicdani nedenlerle herhangi bir resmi zorunluluğu yerine getirmeyi reddedenin karşısında durmak barbarlık değil de nedir? İşte bu vicdani direnişçiler, itaatsizler tam da bugün, 15 Mayıs’ta Dünya Vicdani Retçiler gününü kutluyorlar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan eylemlere Türkiyeli vicdani retçiler 17-18 ve 20 Mayıs tarihlerinde yapılacak panel, toplantı ve sokak tiyatrosu ekinlikleriyle katılacaklar. Vicdani retçiler 20 Mayıs’ta Pazar günü “Ölmiycez! Öldürmiycez! Kimsenin askeri olmıycaz!” sloganıyla Taksim Gezi Parkı’nda da toplanacak. Öldürmemek üzerine bir sorumluğun ilânı da denilebilecek olan “vicdani ret” kavramının ilk savunucusu, Türkiye’de […]