Yoksa… Yoksa… “Bir nesil boyu” mu?

Alper Görmüş Anayasa Mahkemesi’nin, üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakmayı amaçlayan Anayasa değişikliklerine, türban karşıtlarını bile şaşırtacak şekilde, en sert seçeneği kullanarak yol vermeme kararının anlamı üzerinde durmaya devam edelim. Hatırlayalım, geçtiğimiz cuma günü bu karara ben şöyle bir anlam atfetmiştim: “Ben düne kadar, sonuçları ne olursa olsun, dava bir kez açıldıktan sonra kapatma kararının mukadder olduğuna inananlardandım. Çünkü bu durumda AKP güçlü bir ‘Gördüğünüz gibi, partimizin laikliğe karşı faaliyetlerin odağı haline geldiği suçlaması Anayasa Mahkemesi tarafından da kabul görmedi’ propagandası yürütecek, parti daha da güçlenecekti. Böyle bir siyasi ortamda, iktidar partisinin başta anayasa olmak üzere bütün yasalarda demokrasi temelinde değişikliklere gidecek, bu da Türkiye’deki statükoculuğun tasfiyesi yönünde radikal bir adım olacaktı. “Fakat dünden itibaren durum değişmiş durumda. Anayasa Mahkemesi’nin yarattığı yeni içtihatla bunların hiçbiri yapılamaz. Parti hayatiyetini sürdürse bile, ilaveten sözünü ettiğim değişikliklere niyet etse bile sonuç değişmez. AKP, boynuna asılı durumda bir ‘demokrasi davulu’yla dolaşmaya devam eder. Fakat hiç ses vermeyen bir davuldur bu, çünkü elinde tokmak yoktur. “Böyle bir partinin hiçbir ‘zararı’ olmaz. Ayrıca unutmamak lazım: Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yaşayacağı iktisadi zorlukların faturasını ‘şeriatçı parti’ye kesmek de hiç fena olmaz. “Buraya yazıyorum, günü geldiğinde konuşuruz: Mahkeme, türban kararıyla ‘bundan böyle egemenliği paylaşacağız’ mesajı verdi. Devamı, kapatma davasına ilişkin kararında şöyle gelecek: ‘Seni kapatmıyorum ama, önceki mesajımı da unutma, artık egemenliği birlikte kullanacağız! Seni kapatmıyorum ama yaramazlık yok! Öyle anayasa değişikliği, reformlar, demokrasinin yaygınlaştırılması falan, bunları unut! Cici çocuk ol!” Bu sertliğin başka anlamları olabilir mi?Şu anda da böyle düşünüyorum. Fakat bu, başka ihtimalleri gözden geçirmememiz anlamına gelmez. Soruyu tekrar edelim: Anayasa Mahkemesi, neden “yorumlu ret” gibi, hem başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasının önünü kesecek hem de kendisine yönelik çok sert tepkilerden kaçınmasını mümkün kılacak bir yolu seçmedi de bildiğimiz yolu seçti? O “yol”u da hatırlayalım: Anayasa Mahkemesi, AKP ve MHP’nin anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde birlikte yaptığı değişiklikleri, anayasanın “değiştirilemez, […]
