Basketbolun kayıp finalleri

Basketbolda Türkiye, kulüp ve ulusal takım düzeyinde tümü son 20 yılda gerçekleşen toplam 14 final oynadı. Üç kez kupaya uzandı.

Basketbolda Türkiye, kulüp ve ulusal takım düzeyinde tümü son 20 yılda gerçekleşen toplam 14 final oynadı. Üç kez kupaya uzandı.

Tek aşkı müzik olanların festivali Efes Pilsen One Love, 5 yıldır gerçekleştiği Santralİstanbul'da bu yıl mahalle baskısının gölgesinde kaldı.

Ergin Ataman, Efes Pilsen karşılaşması sonrasında Twitter’da “Bu maçı bu halimizle kazanmamız mucize olur diyordum, mucizevi bir şekilde kaybettik” diye yazdı. Ataman göreve geldiği üç günde gerçekten de mucize mi yarattı? 8 Ocak Cumartesi günü oynanan Efes Pilsen-Beşiktaş Cola Turka maçında, kara kartalların iki yıldır özlemini duyduğu iyi basketbolun belirtilerini gördük. Bugüne kadarki başarısızlık “yetersiz kadro”, “olmayan rotasyon” gibi değerlendirmelerle açıklanırken, Efes Pilsen maçında bir takımın 7 kişiyle nasıl savaşabileceğine tanık olduk… Öyle ki zorlu maçları tecrübesiyle silip süpürebilen Efes’e karşı Beşiktaş, karşılaşmaya 8-0 geride başladı. Daha o dakikalarda herkesin aklından “yine aynı senaryo” diye geçerken, Beşiktaş mücadeleye ortak olmayı başardı ve ilk çeyreği 31-23 önde kapattı. İkinci çeyrekte de kontrolü elinden bırakmayan kara kartallar, devre arasında soyunma odasına giderken 48-39 öndeydi. “İyi savunmacı” Efes Pilsen’e devrede 48 sayı atabilen siyah beyazlı takım, daha karşılaşmanın ilk yarısından farklı olduğunu göstermiş ve Beşiktaş taraftarı için heyecanlı ikinci yarı bekleyişi başlamıştı. Üçüncü çeyrek karşılıklı basketlerle başlamışken Beşiktaş, Efes’in sert savunmasına sayı üretmekte zorlanmadı ve dördüncü çeyreğe de 64-55 önde girdi. Ne var ki Efes son çeyrekte oyun dengesini sağlayıp Beşiktaş’ı durdurmayı başardı ve 73-73 ile uzatmaya götürdü. Uzatmada ise skor 83-83’ken Mire Chatman’ın maçın bitimine 2 saniye kala Bostjan Nachbar’a yaptığı “profesyonellik dışı” faul, Efes’in karşılaşmayı 85-83 galip tamamlamasına neden oldu. Mağlubiyete rağmen Beşiktaş taraftarı mutluydu, takımını deliler gibi alkışlıyordu. Peki bu alkışları hak eden ve üç günde değişen neydi? Cevher boyalı alanda Karşılaşmanın özeline girecek olursak; Beşiktaş Cola Turka’da “sorunlu” Cevher Özer, “çaylak” Andrew Oglivy ve “efsane” Alen Iverson etkiliydi. Haftalardır yüzü gülmeyen Beşiktaş taraftarının her fırsatta eleştirdiği Cevher, maçın başlangıcından uzatmaların son saniyesine kadar ayakta kalabildi. 4 numaralı pozisyonda oynayan ve alışılagelmişin dışında boyalı alanı kullanmayan veya kullanmaya çekinen Cevher, Efes Pilsen karşısında oynadığı pozisyonun gereklerini Kerem Gönlüm’e rağmen yerine getirdi. Belki de en iyi yaptığı iş olan “el üstünden […]

Ergin Ataman’ın “Çünkü artık taraftar, Iverson’u seyrederken maç da kazanmak istiyor” sözleri, Beşiktaş taraftarının yeni koçundan beklentisini karşılıyor. Peki “Beşiktaş’ın çocuğu” Burak Bıyıktay’ın yapamadığı ama Ataman’dan beklenen şeyler, kulübün basketbola bakışıyla tutarlı mı? Allen Iverson ismi Beşiktaş Cola Turka basketbol takımıyla birlikte anıldığında bile “hadi canım!” naralarıyla karşılaşıyorduk. Günler geçti, Beşiktaş dere tepe düz gitti ve Iverson Beşiktaş’a geldi. Amerika’da imzalar atılırken başkan Yıldırım Demirören ve basketbol şube sorumlusu Şeref Yalçın bir mutlu bir mutlu ki ağızlarları kulaklarında… Bir yanda Allen Iverson’ın menajeri, bir yanda Demirören, bir yanda Yalçın, bir yanda da efsane “The Answer” fotoğraf karesinde gülücükler saçıyorlar. Basketbol takımının yıllardır süregelen düşüşü yüzünden dokunsan ağlayacak Beşiktaş taraftarı, Atatürk Havalimanı’nı ayaklandırıyor ve efsaneyi omuzlarda karşılıyor. “Bir başkadır benim memleketim” tadındaki köşe yazıları gazete sütunlarını işgal ediyor. NBA TV, Türkiye’ye sadece “The Answer”ı takip etmesi için iki muhabirini gönderiyor. Eurosports, Beşiktaş Cola Turka’nın maçlarını canlı olarak yayınlıyor. Yani anlayacağınız olumlu gelişmeler silsilesiyle oluşan tozpembe bir tablo ve rüya gibi başlayan serüven… Iverson ve son dakikalar Beko Basketbol Ligi’ne Türk Telekom galibiyetiyle başlayan kara kartallar, sonrasında kendi evinde Banvit’e ve deplasmanda Aliağa Petkim’e boyun eğdi. Ardından Bornova Belediyesi ve Oyak Renault’u mağlup etti. Kendi evinde ilk Eurocupmaçına çıkacaktı. Maç öncesi taraftar çok heyecanlıydı çünkü Iverson yeni formasıyla ilk kez sahada olacaktı. Rakip, Sırpların orta kalibreli takımı Hemofarm’dı. Beklenildiği gibi taraftarın da gazıyla kara kartallar maça hızlı başladı. Maçın ilk yarısı Beşiktaş’ın 44-35 üstünlüğüyle tamamlandı. Maçın üçüncü periyodunda da değişen bir şey olmadı ve Beşiktaş son periyoda girerken 69-63 öndeydi. Son periyoda bu skor üstünlüğüyle giren Beşiktaş, maçın bitimine 7 dakika kala farkı 16 sayıya kadar çıkardı. Taraftarlar zafer şarkıları söylerken takım, hücumlardan eli boş dönmeye başladı. Hemofarm farkı yavaş yavaş eritirken koç Burak Bıyıktay da maçın heyecanına kapılmış olacak ki mola almayı akıl edemedi. Buna rağmen maçın son 1 dakika 45 […]

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe Ülker’in Euroleague’de ilk turu geçemediği, Efes Pilsen’inse son anda kendini “Top 16”ya attığı göz önünde bulundurulduğunda, temsilcilerimizin bu sezon sıkıntı yaşamadan ikinci turu görmeleri başarı sayılabilir. Bu sezon için lige baktığımızda kupayı kaldırmaya aday takım sayısında, geçtiğimiz sezonlara nazaran ciddi bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum, genel bir kalite artışından ziyade, tüm takımların belli oranda güç kaybedişinden kaynaklanıyor. Ligin ortalamasının çok üzerinde bir kadro olarak görebileceğimiz Olympiakos’un bile ilk turda üç maç kaybetmesi, son şampiyon Barcelona’nın grubunu üçüncü bitirmesi, 8 yıldır Final Four oynayan Rusya temsilcisi CSKA’nın henüz ilk turda elenmesi pek çok takımın final için iştahlanmasına sebep oldu. Bu takımların en önemlilerinden biri de şüphesiz Fenerbahçe Ülker. Temsilcimiz, son hafta zorlanması beklenen maçta Fransız Cholet’yi 32 farkla yenince, Top 16’ya ikinci torbadan adını yazdırdı. Kanarya kanatlandı Euroleague’e deplasmanda Barcelona ve içeride Siena galibiyetlerini de içeren yenilgisiz dört galibiyetle giren Fenerbahçe Ülker, bir anda tüm Avrupa’da dikkatlerin üzerinde yoğunlaşmasına sebep oldu. Ömer-Kinsey-Tomas’dan başlayan baskılı ön alan savunması ve devamında geride Vidmar-Oğuz-Mirsad merkezli arka alan defansı Fenerbahçe’nin bu dört maçta da rakiplerini 70 sayının altında tutmasını sağlamıştı. Takımın başına getirilen Neven Spahija’nın aşılamaya çalıştığı savunma odaklı oyun anlaşıyı, temsilcimizin çoğu otoritelerce “Avrupa’nın en iyi savunma yapan takımı” olarak adlandırılmasını sağlamıştı. Önceleri, kendinden daha güçlü bir takım görünce hemen ilk çeyrekte teslim olan, kaybetmeye baştan razı bir takım hüviyetindeki Fenerbahçe Ülker’e gerekli olan yalnızca bir “takım olma” karakteriydi. Spahija bunu aşıladı. Herkesin saha içindeki rolünden memnun olduğu, herkesin işleyen bir sistemin önemli parçaları olduğu Spahija sistemi, oynamaktan ve izlemekten zevk alınan bir basketbol vaat ediyordu. Seyirci de bu sisteme kendini dahil etmenin yolunu bulmuştu. Bir önceki sezon 1440 olan takımın maç başına seyirci ortalaması, bu sezon yüzde 794’lük inanılmaz bir artışla 12875’e ulaştı. Bir önceki sezon seyirci azlığı sebebiyle ihtar yiyen Fenerbahçe Ülker, bu sezon ligin en yüksek seyirci […]