Spor ayakkabılar otomatta

Hakan Cönbez Onitsuga Tiger’ın Londra’nın en işlek caddelerinden Carnaby’e yerleştirdiği ayakkabı otomatı sayesinde artık gençlerin en sık kullandığı spor ayakkabıları almak su almak kadar kolay olacak. Üstelik makinanın kullanımı da çok kolay. Kredi kartınızı makineye okutup şifrenizi girdikten sonra istediğiniz ürünü seçiyorsunuz. Londra’daki bu uygulama bir ilk değil aslında. 2004 yılında Reebok ayakkabı otomatları yaptı ancak makinelerdeki ayakkabı modellerinin azlığı ve istenilen her numaranın bulunamaması uygulamanın ömrünün fazla uzun sürmemesine neden olmuştu. Tiger’ın otomatlarında bu sorun giderilmiş, otomatta altı değişik numara ve 24 değişik çift ayakkabı modeli yer alıyor.Londra’da başlayan uygulamanın tüm dünyada yaygınlaşacağı öngörülüyor.

Bilgi’de seçim var!

Hakan Cönbez İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin tüm yerleşkelerinde şu sıralar hummalı bir seçim kampanyası devam ediyor. Üniversite kurulduğundan bu yana yapılan Öğrenci Birliği seçimleri için bu yıl bir kez daha sandık başına gidilecek. Oy verme işlemi 7 Mayıs sabahı başlayıp 9 Mayıs akşamı bitecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Kuştepe, Dolapdere ve Silahtarağa yerleşkelerindeki sandıklarda sadece öğrenciler oy kullanabilecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğrenci Birliği seçimlerine bir gün kala yarışta Bilgim ve Armada adlı gruplar vaatleri ve yaptıkları seçim çalışmalarıyla öne çıkıyor. Random ise anarşist tavrını sürdürmekten yana, bu iki grubun tersine büyük vaatlerden uzak, aykırı bir grup görüntüsü çiziyor. “Bu yıl da biz kazanacağız” İki sene önce Bilgi Üniversitesi öğrencisi Volkan Çakıroğlu tarafından kurulan Bilgim o günden bu yana katıldığı tüm seçimlerden zaferle çıkıyor. Bilgim Grubu’nun şimdiki Başkanı Sertaç Özmansur, bu yılki seçimin de kendileri adına zaferle sonuçlanacağına inanıyor. “Kontrollü çalışıyoruz. Sanki hep kaybediyormuşuz gibi motive olmaya çalışıyoruz. Bu ruh hali de motivasyonumuzu arttırıyor. Son iki yıl başarılı olduk, bu sene de böyle olacak.” “Bilgim’in egemenliğine son vereceğiz” Bilgi Üniversitesi 3. sınıf öğrencisi aynı zamanda Armada kulübü kurucu başkanı Onur Tekindağ ise iki senedir süregelen Bilgim egemenliğine bu yıl son vereceklerini söylüyor. “Seçimlere üç aydır çok yoğun bir şekilde hazırlanıyoruz. Öğrencilerin sorunlarını dinledik, ihtiyaçlarının farkındayız ve bunları karşılamak için bu göreve talibiz.” Tekindağ, seçim propagandaları sırasında geliştirdikleri bir projeden de söz etmeden geçemiyor. Armada’cılar eğer seçimi kazanırlarsa bir kulüp havuzu oluşturup yaptıkları organizasyonlardan elde ettikleri gelirin yüzde 70’ini o havuza aktararak öğrenciler için kullanacak. “Amacımız seçimi kazanmak değil farkındalık yaratmak” Random üyesi aynı zamanda Bilgi Üniversitesi Sinema Kulübü Başkanı Tuğçe Çotuk ise yarın başlayacak oy verme işleminden önce şunları söylüyor: “İnsanlar köfte partileriyle ya da büyük organizasyonlarla kandırılabilir. Zaten tarihteki seçimler böyle kandırmacalarla dolu. Random’ın amacı seçimi kazanmak değil, öğrencilerin hakkını arayan gerektiğinde okul yönetimiyle kendi hakları için kavga edebilen kulüp olmak. Geçen […]

Jacques Verges; şeytanın avukatı

Derleyen Hakan Çönbez Sıra dışı kariyerinden dolayı “Şeytanın Avukatı” olarak anılan Jacques Verges’in hayatı sonunda belgesel oldu. Sisteme karşı duran ve bugüne kadar Çakal Carlos’tan Miloseviç’e kadar terör ve insanlık suçundan yargılanmış birçok ünlü ismin avukatlığını yapan Verges’in belgeseli Fransız yönetmen Barbet Scroeder tarafından çekildi. Bu yılki Cannes Film Festivali’nde özel seçim filmlerden biriydi.”L’avocat de la terreur“(Terörün Avukatı) adlı belgesel, yaşayan gerçek kahramanının öyküsü… Yönetmen Barbet Scroeder, belgeselde Verges’in sekiz yıl ortadan kaybolduktan sonraki dönüşünü anlatıyor.Bütün dünya tarafından kesin suçlu olarak algılanan ve hiçkimsenin savunmasını yapmak istemediği davaları alan Verges, davalarını “Kopuş Savunması”yla temellendiriyor. Peki nedir bu kopuş savunması? Tayland’da Fransız bir babadan ve Vietnamlı bir anneden dünyaya gelen Verges, Hint Okyanusu’nda, Madagaskar’ın doğusunda Fransa’ya ait küçük bir ada olan La Reunion’da büyüdü. Fransız avukat 22 yıl önce bir söyleşide, savunduğu kopuş savunmasından söz etmişti. 1985’te gazeteci Vivet Kanetti’ye savunmasını şöyle anlatıyor Verges: “Kopuş savunmasında, sanık Sokrates gibi yapar, farklılığını öne sürer. Sokrates döneminde, biliyoruz ki bu tür davalar sanığın felaketiyle sonuçlanırdı. Ama o günden bugüne çok şey değişti. Bugün hiçbir önemli olay yoktur ki Pekin’de geçmiş olup Paris’te yankılanmasın, yorumlanmasın. Çünkü eğer sanık (fikri olarak) teslim olmamışsa, farklılığını öne sürüyorsa, dünyadaki bütün dostlarını etrafında toplar ama bu örgütlenme onu kurtarmaya her zaman yetmez.” Empati kurmakİlk okunduğunda gerçekten anlaşılması zor gibi görünen bu yöntemi Verges “aslında herkes bir açıdan haklıdır” varsayımına dayandırıyor: Bize, sistemin dışına çıkarak kaçırdığımız şeyleri göstermeye çalışıyor. Özellikle davasını aldığı insanları özenle seçiyor. Bu insanlar çoğunlukla bütün dünyanın katil olarak bildiği kişiler. Böylelikle zeki bir manevrayla medyayı, yani sürekli eleştirdiği sistemin en büyük güçlerinden birini kendi yanına çekiyor ve kendi felsefesiyle müşterilerini savunuyor.Kesin bir karara varmadan önce empati kurmamızı, kendimizi suçlu kişinin yerine koymamızı istiyor. Bir anlamda “siz olsaydınız ne yapardınız” sorusunu soruyor ve bununla birlikte iki hakikatten bahsediyor. Tek doğru ya da tek yanlış olmadığını söylemek […]

Ekonomik ve ekolojik sorunların çözümü için organik tarım

Hakan Çönbez Organik tarımla ilgili satırbaşları 1-Konvansiyonel tarım yöntemiyle yüz kişinin istihdam edildiği bir alanda organik tarım uygulandığında 180 kişi istihdam edilebilir, buna karşılık katma değerde önemli artışlar sağlanır. 2- Organik tarım yaygınlaştıkça, çığ gibi büyüyen çevre sorunlarına da çare oluşturur. Ayrıca yerli tüketicinin de vasıflı ürün tüketmesi sağlanabilir. . 3-Türkiye elindeki olanakları iyi değerlendirerek bir tür organik ürün ambarı haline gelebilir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki 1985’te sadece sekiz üründe yapılan organik tarım 2005’te yüz yetmiş dokuz ürüne yükselmiş durumda.4- Türkiye’deki organik tarım üretiminin neredeyse tamamı AB’ye ihraç ediliyor. Ancak ülkenin bundan kazancı çok az. 25 milyar dolarlık pazarda Türkiye’nin payı 37 milyon dolar. Organik ürünlerin yıllık iç pazar payı ise sadece 3 milyon dolar civarında.