Etiket ilker başbuğ

Milli menfaat nedir?

Bilgi Üniversitesi öğrenci kulüplerinin konuğu 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a göre "milli menfaat" ve "milli hedef" aynı şey değil. Başbuğ "milli menfaat" kavramının somutlaşması için gerçekçi milli hedefler haline getirilmesi gerektiği görüşünde.

Gazeteci kefil olmaz!

Alper Görmüş Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan haberi, Taraf’ın ortaya çıkardığı bir buluşma haberi oldu. 13 Haziran tarihli gazetenin manşetinden duyurulan habere göre, Kara Kuvvetleri Komutanı org. İlker Başbuğ ile Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt Mart ayında, Kara Kuvvetleri karargâhında 1 saat 15 dakikalık bir görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmenin içeriği bilinmiyordu (sonradan, TSK’yı tebrik amaçlı olduğu söylenecekti) fakat herkesin aklına gelen soru aynıydı: Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa Mahkemesi’ne bazı politik telkinlerde mi bulunmuştu? Mesela Oral Çalışlar, Radikal’deki ilk yazısında şöyle dedi: “AKP hakkında kapatma davası konusunda karar verecek etkili bir yargıcın sınır ötesi operasyon için gizli bir kutlama yaptığını söylemesi size inandırıcı geliyor mu? Bu sorular gerçekten haksız sorular ve insanların endişeleri yersiz endişeler mi? Yakın tarihimizde üç buçuk askeri darbe olması, onlarca parti kapatılmamış olsa belki…” Haberin yayımlandığı gün, gerek Başbuğ gerekse de Paksüt buluşmayı doğruladı. Her iki taraf da, yukarıda belirttiğim gibi, buluşmanın “tebrik amaçlı” olduğunu açıkladı. İzleyen yorumlar Açıklamalardan bir gün sonra, Hürriyetgazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu gazetedeki köşesinde, buluşmayı kendilerinin de duyduğunu, Taraf’taki haberden iki gün önce Osman Paksüt’ü arayıp sorduklarını fakat Paksüt’ün iddiayı kesinlikle yalanladığı için haberleştirmediklerini yazdı. Görüşmeye ilişkin kuşkuları daha da artıran bu tanıklığa rağmen basında, bilhassa Ankaralı gazeteciler arasında Başbuğ’un görüşmede siyasi konulara girmesinin mümkün olmadığı, Anayasa Mahkemesi’ne telkinlerde bulunmasının da keza imkânsız olduğu ağırlıklı görüş olarak öne sürüldü. Gazetecilerin güç sahibi kişiler ya da kendi kaynaklarıyla ilgili olarak bu türden “destek”lerinin neden problemli olduğunu uzun uzun anlatmaya sanırım gerek yok. Her şeyden önce okurlar nezdinde kuşku yaratır böyle destekler ve “acaba neden?” sorusunu ne kadar kuvvetli bir şekilde sordurtursa, gazetecinin güvenilirliğini o kadar zedeler. Bu türden destekler ideolojik-fikirsel pozisyonlarla ilgili olabildiği gibi, dostluk (haber kaynaklarıyla ya da güç odaklarıyla mesafeyi ayarlayamama sorunu), maddi çıkarlar vb. nedenlerle de ortaya çıkabilir. Kefaletin zirveleri… Yeri gelmişken, Türk basınındaki “gazeteci kefaletleri”nin zirveleri sayılabilecek iki örneği de […]