71 yıl sonra Dersim sürgünü belgeleri

“Gizleyemez yüzlerine işlenmiş sürgünleri, pirlerin ak sakalı her teli ayrı bir yaradan beslenir, ‘38’ den beri yürekleri ‘şark çıbanı’, anlatsalar masal, sussalar ağıt. gözü lal, dili lal, yüreği lal, yol anlatır o susar, su anlatır o dinler bir hüzün anıtıdır dersim sürgünü, yarası gizli, umudu lal.” (Ali Erenler) Saatli maarif takvimlerinin her güne bir gün düşen yaprakları Nisan ayı başını gösterdiğinde yazılırdı; mevsimlerden bahar, günlerden Kırlangıç Fırtınası olduğu. Göç mevsimine denk düştüğünden böyle anılan bu fırtınada, esip gürleyen gökyüzüne karşı sadece kırlangıçlar kanat çırpabilir. Güçlünün güçsüzü yok etmesine dayalı bu fırtınada sadece kanadı en kuvvetli olanlar sağ kalıp yoluna devam edebilir. Yanıbaşındakinin yok oluşuna, kanadının kırılıp ölümüne tanık olmuş kırlangıçlar kendilerinden sonra gelenlere, adeta soylarını kurutmayı amaçlayan bu fırtınayı ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için bu afetten nasıl kurtulacaklarını anlatıp dururlar. Yaşanan acıların gelecek kuşaklara anlatılmasının tek amacı vardır, acıyla yüzleşip yaşamlarını sürdürmenin yolunu öğrenmek. Türkiye’nin maalesef geçmişi de adeta, yüzleşmesi eksik kalmış bir kırlangıç fırtınasına benziyor. Mesela, bugün hala rakamlarla tartışılan; kiminin soykırım kiminin katliam dediği Osmanlının son döneminde Ermeniler’in yaşadıkları… Sonra, çok değil 15 yıl geriye gittiğimizde, hala sürüp giden bir savaşın sonucu olarak boşaltılan 4 binden fazla yerleşim yeri ve göçe zorlanan onbinlerce insan çıkıyor karşımıza. Dersim’de zamanı ikiye bölen tarih: 1938 1915’le günümüz arasında bir yerde ise Dersimliler’in yaşadığı sürgün acısı hala taze ama hala tartışmadan uzak duruyor yerli yerinde. Modern Türkiye tarihindeki belki de en kara sayfa 1937 ve 1938 yıllarında Dersim bölgesinde yaşanan insanlık dışı eylemler. Bu yıllarda “tek millet” yaratmak isteyen anlayış, on binlerce savunmasız kadın, çocuk, yaşlı insanı ve hiçbir suçları olmadığı halde yok etti. Ölenlerin sayısının 40 binden az olmadığı araştırmacıların ortak görüşü. 10-12 binden az olmayan sayıda bir insan grubunun ise “batıya” muhacirliğe gönderildiği tahmin ediliyor. Kesin rakamlar verilemez; resmi istatistikler yok ve arşivler kapalı. Bu tarihteki olaylar Dersimlilerin hafızasında “milat”tır. […]
