Akın Güre

Akın Güre

Ali Nesin’den Matematik Köyü için imza kampanyası

HaberVs Nesin Vakfı tarafından İzmir’in Şirince köyünde kurulan Nesin Matematik Köyü’ne TÜBİTAK’ın geçen yıldan beri destek vermeyi reddetmesi nedeniyle köyün kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin bir imza kampanyası başlattı. Kampanyanın hedefi, Türkiye’de bilimin gelişmesine destek olmakla görevli TÜBİTAK’ın köye karşı olan tutumunun en kısa zamanda değişmesi. Nesin Matematik Köyü, Mayıs 2007’de yöre halkının maddi katkılarıyla kuruldu. Matematik ve ilgili bilimlerden oluşan derslerin, projelerin, seminerlerin ve kampların düzenlemekte olduğu köy, Ali Nesin’in daha önceki yıllarda düzenlediği matematik yaz okullarını da bünyesinde topluyor ve her yıl ortalama 500 matematiksevere eğitim veriyor. Ekonomik desteği olmayan köy geçtiğimiz yıl bazı projelerini gerçekleştirebilmek için TÜBİTAK’a başvuruda bulundu. Ali Nesin’in bir araştırmacı olduğu ancak bir eğitmen olmadığı gibi gerekçeler belirtilerek yedi projenin tümü reddedildi. Bunun üzerine Ali Nesin, TÜBİTAK başkanı Dr. Nüket Yetiş’e haziran ayında bir mektup yazdı. Mektubunda, kısaca dünyanın her yerinde bu tip girişimlere destek verildiğini anlatan Nesin, “Kurumunuzun reddettiği projelerin her biri birer mücevher değerindedir. Sadece Türkiye’de değil, dünyada bu projelere eşdeğer bir proje kolay kolay bulunamaz. Özür dileyerek söylüyorum, ama gerçek bu: Bu projeleri haklı ya da haksız gerekçelerle reddetmek kimsenin haddi değildir.” diyerek TÜBİTAK’ın destek vermemesini eleştirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Ali Nesin, bu olaydan sonra TÜBİTAK’ın destek şartnamelerine getirdiği ek koşullarla artık başvuru yapmalarının dahi olanaksız hale geldiğini söylüyor. Örneğin “Etkinlikte ders vereceklerin tamamı düzenleme kurulunda yer alır ve etkinlik, düzenleme kurulunda yer alanlardan birinin bağlı olduğu bir işletmede yapılamaz.” gibi maddelerin doğrudan kendilerini engellediğini belirten Nesin, bu uygulamaları protesto etmek için bu kez de TÜBİTAK’ın bağlı bulunduğu Bilimden Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’a bir mektup yazdı. Mektubunda; “TUBITAK lise ve lisans öğrencilerine yönelik Köy etkinliklerini sudan sebeplerle desteklemeyi reddetmektedir. Bu yıl sudan sebeplerini gerekçelendirebilmek için özel olarak Matematik Köyü’nü dışlayıcı koşullar getirmiştir. Bu koşullarla TÜBITAK projelerine başvuru yapmamız bile engellemektedir.” diyen Nesin, kuruluş amacı bilimi […]

Büyüme aşağı, işsizlik yukarı

Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2008’in üçüncü çeyreğine ilişkin büyüme ve Eylül ayı işsizlik verileri, krizin etkilerinin dalga dalga gelmeye başladığını ve ciddi bir yoksullaşma ve işsizlik konjonktürüne girildiğini ortaya koydu. TÜİK’e göre, 2008 üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 0,5 olarak gerçekleşti. TÜİK, ikinci çeyrek için önceden yüzde 1,9 olarak açıklanan veriyi bu kez yükselterek düzeltmiş ve yüzde 2,3’e çıkarmış. Böyle olunca 9 ayın büyüme oranı da yüzde 3 gibi duruyor. Ancak, üçüncü çeyrekte hasat dönemi olması nedeniyle tarımın pozitif etkisi ile olduğundan daha düşük görünen ekonomik daralmanın, son çeyrekte ağırlaşması ve 2006 ya kadar yüzde 7’lerde büyüyen ekonominin 2007’deki yüzde 4,5 tan sonra 2008’i yüzde 2 dolayında kapatacağı söylenebilir. 2008 Üçüncü çeyreğin büyüme verileri sektörel olarak ele alındığında tarımın tek pozitif büyüyen ve yüzde 2,2 ile sezonu kapatan sektör olduğu görülüyor. Buna karşılık imalat sanayiinde yüzde 1,1 daralmanın yaşandığı üçüncü sektörde inşaatın iyice bunalıma girdiği ve yüzde 4,3 küçüldüğü anlaşılıyor. İmalat sanayii ile birlikte ticaretin de üçüncü çeyrekte daraldığı ve sezonu yüzde 1,8 daralma ile kapadığı anlaşılıyor. İmalattaki daralmanın son çeyrekte ticarette de görüleceği söylenebilir. Dünya Bankası’nın son tahminlerine göre, dünya ekonomisi 2009’da yüzde 0,9 büyüyecek ve Türkiye’nin 2008 büyüme hızı yüzde 3, 2009 büyümesi ise yüzde. 1,7 olacak.. 2008’in 9 ayında yüzde 3 büyüyen Türkiye’nin iyice daralma yaşanan son çeyrek sonuçlarıyla büyümesini yüzde 2’de ancak tutabilmesi, DB’nin tahminlerini fazla iyimser yapıyor. DB’nin 2009 için öngörülen yüzde 1,7 büyüme tahmini de yine çok pembe bir senaryoya dayanıyor. Ekonomide başlayan daralma işsizliğin tırmanmasıyla paralel seyrediyor. Mayıs ayından bu yana işsiz sayısı 385 bin kişi artmış durumda. TÜİK’in Eylül işgücü anketi sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen Eylül’e göre 295 bin kişi arttı ve 2 milyon 548 bin kişiye yükseldi. Böylece işsizlik oranı da 1 puanlık artış ile yüzde 10.3’e çıktı. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 0.5 puanlık artışla yüzde […]

Milli gelir, suyla nasıl hesaplanır?

Ünlü Avustralyalı iktisatçı Phillips, 1949’da savaş uçaklarının parçalarıyla, suyla çalışan bir makine icat eder. Amaç milli geliri hesaplamak ve gelirin oluşumunu açıklamaktır. Bu aletten yaklaşık 15 tane daha üretilir ve aynı dönemde bir örneği de 10 bin Sterlin karşılığında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne getirtilir. Moniac (Monetary National Income Analogue Computer) adı verilen milli gelir makinesinin dünyada en iyi korunmuş olanı Türkiye’de. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serdar Ongan makinenin böyle sağlam kalmasının sebebini kıymetinin anlaşılamamasına ve bir kenara bırakılmasına bağlıyor. Serdar Ongan milli gelir makinesinin nasıl çalıştığını HaberVs’ye anlattı.  

Sınırötesi harekât: Bundan sonra ne olacak?

Eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1993’te Kürt sorununun sadece askeri tedbirlerle çözülemeyeceği önermesinin doğru olduğunu, fakat PKK’yı askeri açıdan yenilgiye uğratmadan devletin herhangi bir reform yapmasının mümkün olamayacağını söylemişti. Demirel o çıkışını PKK’nın neredeyse bölgenin bazı kısımlarında “kurtarılmış bölgeler” oluşturma aşamasına geldiği sırada yapmıştı ve o nedenle söylediklerine ciddi bir itiraz gelmemişti. İki yıl sonra (1995) Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, PKK’nın askeri gücünde ciddi bir gerilemeye yol açan geniş çaplı harekâtı başladı. Harekâtın dikkate değer bir askeri başarı anlamına geldiğinin iyice belirginleştiği günlerde, o sırada bölgede bulunan gazeteci Hasan Cemal, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan’ın sözlerini şöyle aktarmıştı: “Apo’nun tepesindeyken, PKK’yı önüne katmış kovalarken, bu psikolojik ortamda ne yapacaksan yapacaksın. Demokrasi paketi mi, demokratikleşme paketi mi, bu havadan istifade neyse çıkaracaksın…” Herkes biliyor, öyle olmadı, “fırsat” kaçırıldı ve ondan sonra da ne fırsatlar kaçırıldı. Geçtiğimiz günlerde başlatılan sınır ötesi harekâtla ilgili olarak iki temel soru var… Bir: Türkiye Cumhuriyeti devleti PKK’nın askeri olarak ağır bir yenilgiye uğratılmasını “fırsat” bilip Kürt sorununa ilişkin bir reform programını uygulamaya sokacak mı? İki: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin giriştiği harekâtın uluslararası kamuoyunda dikkat çekici bir sessizlikle karşılanması ne anlama geliyor? Harekât, Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş bir mutabakatın birinci bölümüne mi işaret ediyor? Uzun yıllardır Kürt meselesinin bütün yönlerini yakından takip eden Ümit Fırat ve gazeteci İrfan Aktan Medyakronik için değerlendirdi… ÜMİT FIRAT ‘Herkes, yapılan mutabakat çerçevesinde davranıyor’ – Harekâta uluslararası tepki çok cılız kaldı. Bu, bir mutabakatı mı ima ediyor? – Bu operasyonla ilgili altının çizilmesi gereken nokta, ABD’nin hem Türkiye’ye hem de Kuzey Irak’taki Kürt yönetimine belli bir çerçeve çizmiş olmasıdır; şu ana dek Kürtlerden herhangi bir çatlak ses çıkmamasının nedeni de budur. Ne zaman Türkiye çizilen çerçeveyi aşar, ki gidişata bakılırsa böyle bir şey olmayacak, o zaman Kürtler seslerini yükseltir. Bu operasyon daha öncekilere hiç benzemiyor. Daha önceki operasyonlarda Türkiye kimseden icazet almadan Irak […]

Hoş geldin elektrik motorlu uçak

Küresel ısınmanın gündemimizi meşgul ettiği şu son günlerde, çevre kirliliğini azaltmaya yönelik bir çalışmanın ürünü diyebileceğimiz Electra F-WMDJ 15 ila 50 cv’yle çalışan termik motorlu uçaklara göre çevreyi daha az kirletiyor. Üstelik enerji maliyeti oldukça düşük olan proje, ekonomik açıdan baktığımızda ilginç bir alternatif olacağa benziyor. İlk uçuş denemesinde projenin mühendislerinden Christian Vandamme tarafından kullanılan uçak, 50 kilometrenin üzerinde yol kat edebiliyor. Ancak yine de, hafif uçaklarda kullanılan elektrikli sistem üzerinde dayanıklılığın arttırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Fransız mühendis ve maceracılardan oluşan APAME adlı ekip tarafından hayata geçirilen bu projenin sorumluluğunu Anne Lavrand yürütüyor. Electra projesi sayesinde, uçmayı hobi olarak sürdürenler, tek kişilik uçaklarla daha az maliyet ve daha az enerjiyle bu ileri teknolojiden faydalanabilecek.