Etiket Atilla Yiğit Okumuş

Onlar “Adsız Kumarbazlar”

Sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı bağımlılıklardan bir tanesi de hiç kuşkusuz “kumar bağımlılığı”. Birçok insanın önce zevk için başladığı kumarın, ilerleyen zamanlarda bağımlılığa dönüşüp, insanları hem maddi hem de manevi olarak yıkıma uğrattığını sık sık duyarız. Kumar borçları yüzünden aileleri parçalanan, psikolojik olarak çöküntüye uğrayan, hatta intihar eden insanlar olduğu halde bu bağımlılıktan kurtulmak da hiç kolay değil. “Adsız Kumarbazlar” adındaki kuruluş, dünyanın farklı kesimlerinden birçok kadın ve erkek bağımlıyı bir araya getirerek, onların bu dertten kurtulmaları için çalışmalar yapıyor. İlk olarak San Fransisco ve Los Angeles’ta “Gamblers Anonymous” adıyla kurulan ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılan bu kuruluşun Türkiye ayağının kurucusu Ender Akalın, tek amaçlarının gönüllü olarak kumar bağımlılarına yardım etmek olduğunu söylüyor. “Benim çektiklerimi çekmesinler” Grubun Türkiye’deki kurucusu Ender Akalın’ın bu çalışmayı başlatmasının sebebi, geçmişte kendisinin de bir kumar bağımlısı olması. Akalın, kendi yaşadıklarını başkalarının yaşamaması için, bu konuda insanlara yardım etmenin kendisi için bir görev olduğunu düşünüyor:“7yaşındayken sigaraya başladım. 13 yaşında ise bağımlılık derecesinde alkol kullanıyordum. Ayrıca kumar alışkanlığım da vardı. Bu kötü alışkanlıklar yüzünden çok şey yaşadım. Çok kez hastaneye kaldırıldım. Bu yaşadıklarımdan sonra hala nefes alıyorsam bunu tesadüf olarak görmüyorum bence bir anlamı var. Diğer insanlara, ‘benim çektiklerimi çekmesinler’ diye vicdanen yardım etme arzusu içerisindeyim.”Akalın, geçmişte yaşadıklarını kuruluş üyeleriyle paylaşarak, zaman zaman da yol göstererek, onları bu bağımlılıktan arındırmak istediğini belirtiyor. Bağımlılığından utanan insanlar için “adsızlar” Grubun ilginç olan özelliklerinden biri ise adı. Akalın, kuruluşun isminin “Adsız” olmasını, utanç duyabilen üyeler için büyük önem taşıdığını söylüyor. Adsız olmanın ruhsal olarak büyük önem taşıdığını düşünen Akalın’a göre, prensipler kişiliklerden önce geliyor. Bu şekilde, gruba yeni katılan bir kişiye “adsızlık” temin ettiklerini ve böylece kişinin kendisinin daha rahat hissettiğini belirtiyor. Kumar bağımlısı olan ve bu alışkanlığından kurtulmak isteyen bir insan, gruba nasıl katılabilir? Akalın, gruba katılmak için hiçbir yaptırım ve ödeme olmadığını belirtiyor: “Biz, kendi gönüllü katkılarımızla […]

Pencereler yine yenilendi

Dünyanın en büyük ve en fazla tartışma konusu yapılan yazılım frması Microsoft yeni işletim sistemi Windows 7’nin tam sürümünü kullanıcılarına sunmak için gün sayıyor.Bilgisayarın evlere girmesiyle başlayan Windows serüveni 1990’larda Windows 95, 98, ME, ikibinlerde ise XP ve Vista’yla devam etti. Bugünküne göre çok daha ilkel sayılan Windows 95’in ardından gelen Windows 98 yeni arayüzü ve açılma hızıyla kullanıcıyı memnun etmişti. 98’in ardından gelen Millenium ise evlere yönelik ihtiyacı karşılamaktan çok işyerlerine yönelik olması nedeniyle pek tercih edilmedi. 2001 yılında tanıştığımız Windows XP ise bugüne kadar Windows kullanıcılarını neredeyse en memnun eden işletim sistemi oldu. Açılım hızı, arayüz kolaylıklarıyla bugün hâlâ yaygın olarak kullanılıyor. 2007 yılında çıkarılan Windows Vista ise kullanıcılar arasında büyük tartışma yarattı. Bazıları Vista’yı çok kullanışlı bulurken, bazıları da Vista’yı yavaşlığı ve arayüzünün karmaşıklığı nedeniyle tercih etmedi. Bugünlerde ise yeni çıkacak Windows 7 konuşuluyor. Herkesin merakla beklediği Windows 7’nin beta versiyonu 2009’un ocak ayında çıktığında, insanlar halihazırda kullanmakta oldukları işletim sistemlerini silip bu beta versiyonu yüklemeye pek sıcak bakmamıştı. Beta versiyonların genelde sorunlu olması ve sisteme zarar verebilme ihtimali bunun en büyük nedeniydi. Fakat kısa bir süre önce Microsoft firması, Windows 7 “Release Candidate” (yayımlanma adayı) versiyonunu da kullanıma sundu. İnternetten ücretsiz indirilebilen Windows 7 işletim sistemi bizlere bir önceki işletim sistemi olan Windows Vista’dan farklı olarak neler sunuyor? Vista’dan daha hızlı Microsoft firmasının Windows 7’yi ilk duyurduğunda en çok vurguladığı özellik işletim sisteminin hızıydı. Vista’ya göre çok daha hızlı olacağı söylenen işletim sistemini kurduğumuzda bu hızı gerçekten farkedebilyoruz. Sistemin açılma hızı (boot) gerçekten gelişmiş. Çok kısa bir sürede açılan sisteme genel bir bakış attığımızda ilk göze çarpan, masaüstünün Vista’daki karanlık tonlarına göre çok daha sade ve aydınlık oluşu. Başlat menüsünün birkaç ufak değişikliğe uğraması ve daha hızlı açılmasının dışında pek farkı yok. Windows XP ve Vista’daki kullanıcı klasörleri değişikliğe uğramış. XP’deki “Belgeler ve seçenekler”, Vista’daki “Kullanıcılar” […]

Sihirbaz Vassilis Saleas

Enstrümantal müzik yapmak ve dinletmek iddialı bir uğraştır. Çünkü popüler müzik dinleyicisi çoğu zaman vokalsiz bir şarkıyı dinlemek istemez. Oysa bu tür, sesini, tınısını beğendiği enstrümanları “su katılmadan” dinlemek isteyen müzik severler için çok farklı bir yere sahiptir. Hele de dünyanın en iyi müzisyenleri tarafından icra ediliyorsa… Beyoğlu Ghetto yarın akşam, işte böyle ismi, “klarnet sihirbazı” olarak nitelenen Yunan müzisyen Vassilis Saleas’ı ağırlıyor. Saleas’a bu konserde şarkıcı Ege eşlik ediyor. Güney Kıbrıs’ta 1958’ta doğan Vassilis Saleas’ın, hemen her bireyi müzisyen Roman ailesi aynı yıl Atina’ya yerleşti. Klanete 9 yaşında başladı, 14 yaşında ilk profesyonel kaydını yaptı. Kısa zamanda ismini duyurdu. Saleas, Mikis Theodorakis, Dionisis Savopoulas ve Stamatis Spanoudakis gibi sanatçılara eşlik etti. İlk solo albümünü 2000 yılında yayınladı. 2003 yılında İstanbul’da, Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde Laço Tayfa ile de konser verdi. Saleas, geçtiğimiz yıl bir yarışma programına konuk olmuş, onu televizyonda gören Hüsnü Şenlendirici eşofmanlarıyla apar topar programa gelmişti. İkilinin birlikte çaldığı o tüm izleyicileri büyülemişti. Tüm dünyada pek çok hayranı olan Saleas, enstrümanının imkânlarını sonuna kadar zorluyor; onu kimi zaman bir saksafon kimi zaman zenci gırtlağını andıran bir insan sesi gibi kullanabiliyor. Olağanüstü dudak ve nefes ayarıyla, ses genişliği dört oktava varan klarnetin her tonunda geziniyor. Akdeniz müziğinin gür ve gösterişli neşesini ve kısık sesle çaldığı hüznünü başarıyla birleştiriyor. Müziği bize hiç yabancı değil. Onun tınılarında, Ege’nin ortak dilini konuşuyor. Saleas’e 20 Mart’taki performansında vokalde Ege’nin yanı sıra buzuki Orhan Osman ve gitarist Ayhan Günyıl eşlik edecek. Bu isimler Türkiye’nin önde gelen müzisyenleri. Ama doğrusu Saleas’ı Ghetto’da sahnesinde solo dinlemek isterdim.

Rolüne sadık 11 milyon

Geçtiğimiz hafta teknoloji sayfalarında yayınlanan bir haber “World of Warcraft çılgınlığı 11 milyon kişiye ulaştı” başlığını taşıyordu. Haber, kısaca WoW olarak isimlendirilen, internet üzerinden eş zamanlı oynanan bir oyunun kullanıcı sayısının 11 milyona ulaştığını duyuruyordu. Dün gece ise oyunun yeni eklenti paketi “Wratch of The Lich King” piyasaya sürüldü. Ve satışın başladığı saat 24:00’te, ürünün bulunduğu kısıtlı sayıdaki mağazanın, örneğin Ümraniye’deki Media Mark ve Etiler’deki D&R’ın önünde yüzlerce kişilik kuyruklar oluştu. Bu 11 milyonun ne kadarının Türkiye’de yaşadığını bilmiyorum. Ama en azından benim tanıdığım yüzlerce insan bu oyuna, hayatlarının geri kalanını da etkileyecek bir tutkuyla bağlı. Ve bu bağlılık, ister burada ister dünyanın başka bir köşesinde olsun, WoW oyununun kurgu dünyasında bir araya gelen insanlar arasında bir “biz bilinci” oluşmasına da neden oluyor. Nitekim World of Warcraft Resmi Fan Sitesi, yukarıda bahsettiğim haberi “Artık 11 milyon kişiyiz!” başlıklı duyurusuyla kutluyordu. Duyuruda yer aldığı şekliyle, “nüfusu 11 milyona ulaşan ülkenin” kuruluşu 24 Kasım 2004 tarihine denk geliyor. ABD bandıralı Blizzard Entertainment firması o tarihte, gerçek zamanlı strateji oyunlarının kültü haline gelmiş “Warcraft” serisinin yeni bir sürümünü piyasaya sürüyor. (Firma sadece bu ilk seri nedeniyle bile, dünyanın en başarılı oyun geliştiricilerinden biri olarak kabul ediliyor.) Yeni sürüm WoW, birçok fantastik oyun türü gibi ağırlıklı olarak Yüzüklerin Efendisi’nin yaratıcısı Tolkien’nin hayal dünyasından esinlenen, Britanya mitolojisinden karakterler barındıran bir atmosferde geçiyor. Çok kısa bir zaman diliminde kullanıcılarını bağımlılık derecesinde kendine bağlıyor, hatta akademik çalışmalara konu oluyor. 2005 ve 2006’nın en çok satan oyunu unvanını kazanıyor. 2007 yılında piyasaya sürülen genişletme sürümü “The Burning Crusade”i 24 saat içerisinde satın alan 2,4 milyon kişi “tüm zamanların en hızlı satan oyunu” payesini de WoW’a veriyor. Gelgelelim dün gece piyasaya sürülen Wrath of The Lich King’in, tüm rekorları alt üst eden The Burning Crusade’i de geçmesi bekleniyor. “Çevrimiçi Rol Yapma” Milyonlarla ölçülen kullanıcı sayısı bir yana World of […]

‘Önce kapatıp sonra uyarıyoruz’

Youtube, Blogger, Ekşisözlük gibi popüler sitelerin kapatılmasıyla gündeme gelen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Dairesi Başkanı Osman Nihat Şen, 6 Kasım 2008 günü İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere yerleşkesinde gerçekleştirilen yüksek lisans dersinde Türkiye’deki uygulamadan kendisinin de şikayetçi olduğunu söyledi. Site kapatmalarıyla ilgili Avrupa’dan örnekler veren Şen, batılı ülkelerde de site kapatma olaylarının yaşandığını, fakat işleyişin buradakinin tam tersi olduğunu anlattı. Bu ülkelerde, “Çevrimdışı hayatta neler suçsa, internette de onlar suçtur” mantığının hakim olduğuna değinen Şen uygulama farkını şu sözlerle özetledi:“Bilindiği üzere ülkemizde önce uygunsuz bulunan site kapatılıyor, ardından içerik çıkartılıyor ve tekrar erişime açılıyor. Avrupa ülkelerinde ise önce içerik çıkarılması yoluna gidiliyor. Bunun için önce siteye bir uyarı yapılıyor, eğer içerik çıkartılmazsa kapatılma yoluna gidiliyor.” Konuşmasında ABD’deki uygulamalardan da söz eden Osman Nihat Şen, bu ülkede kullanıcılarla ilgili yaptırımların bulunduğunu belirterek yasa dışı müzik, video ya da içerik indirmenin, internet aboneliğinin iptaliyle sonuçlandığını vurguladı. Avrupa’da site kapatma uygulamalarının yasal düzenleme olmadan gerçekleştirildiğini ve tartışmalı da olsa Türkiye’de bir yasal düzenlemenin bulunduğuna dikkat çeken Şen, sözlerine şöyle devam etti:“Biz şeffaf bir şekilde çalışıyoruz. İstatistikleri yayınlıyoruz. Avrupa’da her ülke bunları yayınlamaya cesaret edemiyor. Örneğin İngiltere’yle yaptığımız görüşmelerde de, istatistikleri kendi içlerinde bile açıklamıyorlar. Biz istatistiklerimizi www.guvenliweb.org.tr ‘de başlık başlık yayınlıyoruz. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı, intihara yönlendirme, sağlık için tehlikeli madde gibi kullanımların çoğunda re’sen uygulama yapmıyoruz.” Re’sen uygulamaları en çok çocukların cinsel istismarı ve 103. maddede uyguladıklarını dile getiren Osman Nihat Şen, yetişkinlere yönelik yayın yapan sitelerin bir çoğunun “+18” ibaresi taşımasına rağmen içerikte 18 yaş altı çocukları kullandığını ve kapatma olaylarının çoğunun bundan kaynaklandığını vurguladı. Tüm bunların dışında “Atatürk’e hakaret” içeren konularda içerik çıkartma uyguladıklarını dile getiren Şen, şunları söyledi:“Youtube’dan 202, Facebook’tan 158 ve toplam 23 siteden yaklaşık 10’ar, 20’şer içerik çıkartma var. Toplamda içerik çıkartma, engellemeden fazla. Bize şu an, hemen her siteyle ilgili kapatma talebi geldi. Örneğin Google ve […]

Trombonla alaturka: Hasan Gözetlik

Müzik dünyası 18 yaşındaki bir tromboncuyu konuşuyor. 13 yaşındayken Sezen Aksu’ya eşlik ederek dikkat çeken Hasan Gözetlik, özellikle klasik ve caz müzik orkestralarında dinlemeye alıştığımız enstrümanını popüler müziklere uyarladı. Bu sayede İbrahim Tatlıses’ten Candan Erçetin’e bir çok müzisyenle çalışma fırsatı buldu. Bergamalı, müzisyen bir ailenin çocuğu. Kemanla çok erken yaşlarda tanıştı. Öğrenimi sürdürdüğü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı kazanınca hocaları “Keman ufak bir alet, sen iri yarı bir adamsın, o parmaklarla çalamazsın” diyerek Gözetlik’i trombona yönlendirdi. İlk röportajını SantralHaber’e veren Hasan Gözetlik, perküsyoncu Engin Gürkey’le İstanbul’da Hayal Kahvesi ve Babylon’da konserler veriyor.Kamera:Erim Hüner