Etiket bartholomeos

Patriarch Bartholomeos criticized for feeling “crucified”

Niyazi Dalyancı “Yes, I do,” replied His All Holiness Bartholomeos, the Greek Orthodox Patriarch of Fener, to the U.S. television network CBS’s Bob Simon who asked him, “So do you feel crucified?” during an interview for the network’s “60 Minutes” news program with high ratings, drawing a harsh reaction from Ahmet Davutoglu, Turkey’s Foreign Minister. During the interview Bartholomeos complained about the treatment his dwindling community in Turkey was receiving at the hands of the state and said that the Greek Orthodox citizens of the country were considered 2nd class by the authorities. Despite all his efforts and international pressure, the problems of the Greek Orthodox community in Turkey like reopening of the Halki Seminary to educate priests, remain unresolved, he said. The interview was conducted in Turkey in April by Bob Simon and aired on Dec.21. by CBS. When the Turkish media picked up Bartholomeos’ comments, the resulting reaction was mixed. But the sharpest retort came from Davutoglu. “In our historical tradition there has never been a crucifixion. The history of the Turkish nation is built upon religious tolerance,” Mr. Davutoglu claimed. “I don’t find this comparison compatible with the mature personality of the Patriarch,” said Mr. Davutoglu who found “crucifixion” an “extremely unfortunate comment,” which he hoped that it was “a slip of the tongue” on behalf of the Patriarch. “If he has complaints we have appropriate authorities to which he could convey his complaints. We shall work on them and see what can be done. We cannot accept such comparisons that we do not deserve,” said Davutoglu. “Turkish Republic does not evaluate its citizens according to their religious identity,” he added. The regulations under which the Patriarchate functions were sealed in the Treaty of Lausanne in 1923 and they stipulate that all the patriarchs should have Turkish […]

Ortodoks patriğini kim yetiştirecek?

Elçin Macar ve Mehmet Ali Gökaçtı tarafından yazılan Heybeliada Ruhban Okulu’nun geleceği üzerine tartışmalar ve öneriler kitabının tanıtım paneli dün (6 Mayıs 2009) Sabancı Üniversitesi’nde yapıldı. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Alman Friedrich Ebert Derneği tarafından desteklenen kitabın ikinci baskısı nedeniyle düzenlenen panelde Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının önündeki engeller tartışıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan TESEV dış politika program direktörü Doçent Mensur Akgün, Ruhban Okulu meselesini dış politika sorunu değil, gasp edilmiş bir hak olarak gördüklerini belirtti. Türkiye’nin artık biraz daha demokratik, insan haklarına biraz daha saygılı bir ülke olduğunu belirten Akgün, “Türkiye sorunlarını içeride ve dışarıda çözmek için kararlı adımlar atıyor. Ermenistan ve yakın zamanda adını söylemekten bile çekindiğimiz Kürdistan ile ilişkiler gelişiyor. Darbeci generaller, devlet içindeki çeteler yargılanıyor. Türkiye medeniyetler arasında köprü rolü oynuyor. İsrail, Suriye, Kafkaslar gibi bölgesel sorunların çözümünde rol oynuyor. Ama tüm bunlara rağmen, sırtında yük olarak taşıdığı Ruhban Okulu sorunundan bir türlü kurtulamıyor. Üstelik de geçerli hiçbir hukuki nedeni yok. Okul siyasi nedenlerden dolayı kapatıldı. Sık sık dile getirilen Lozan Antlaşması’nın yanlış yorumundan başka bir şey değil bizim görebildiğimiz kadarıyla. Tevhid-i Tedrisad Kanunu’na aykırı olduğu da tartışmalı. Kanun 1924 yılında çıktı ama Ruhban Okulu 1971 yılında kapatıldı” dedi. Kabahat siyasi otoritede Paneli yöneten emekli Büyükelçi Sönmez Köksal, konunun Milli Güvenlik Kurulu’nda tartışılmasının meseleyi çözüme kavuşturabileceğini belirterek, kabahatin konuyu komiteye sunan ve ardından gereğini yapmayan siyasi otoritede olduğunu söyledi. Köksal, sorunun hukuki olarak tarikat tartışmalarına yer bırakmayacak şekilde, bir an önce çözülmesi gereken bir konu olduğunu da sözlerine ekledi. Meselenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidebileceğini vurgulayan Köksal, “Türkiye sorunun çözümünü dışarıdan gelen baskılarla değil içeriden üretmeli ve sorunlar zamanında çözülmelidir. Bartholomeos öldüğünde yerine geçecek patriğin Türk vatandaşı olması lazım. Türkiye’nin bu durumda 24 saatte bulunacak bir metropolitin Türk vatandaşlığına geçirileceği bir durumla karşı karşıya kalmaması gerekir. Bu sorunu hukuki bir çerçevede hızla […]