Kasımpaşa Spor’un “başarı” öyküsü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mahallesinin takımı Kasımpaşa Spor’un AKP iktidarıyla gelen başarı hikâyesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mahallesinin takımı Kasımpaşa Spor’un AKP iktidarıyla gelen başarı hikâyesi

Hafta sonu boyunca Türkiye'nin dört bir yanında yaşanan halk hareketinden HaberVs muhabir ve editörlerinin çektiği fotoğraf ve videolar

adlı taraftar sitesinde “Bir maniniz yoksa size gelecektik” başlığıyla yayınlanınca Vikingur takımına olan sempati de tavana vurdu. Ortalama 400 seyircisi olan Víkingur Gøta kulübünden gelen bu mektubu biz de aynen yayınlıyoruz… İyi olan kazansın Merhaba; Kurada Beşiktaş ile eşleştiğimizi öğrenince hem heyecanlandık hem de çok mutlu olduk. Elbetteki sizler asıl favori olansınız ama bu bizim gibi amatörler için belki de karşımıza hayatta ancak bir kez çıkabilecek bir tecrübe demek. Beşiktaş’ı daha önce gerek şampiyonlar ligi gerekse de UEFA kupası maçlarında TV’den izlediğimiz kadar biliyoruz. Takımınızın yıldızları ile tanışacak olmak bir onur; bu yüzden İstanbul’da oynamayı heyecan içinde bekliyoruz ama elimizden gelenin en iyisini yapmak ve Beşiktaş’ın yıldızlarına zorlu bir mücadele içinde geçirecekleri maç sunmak istiyoruz. Vikingur takımını ve gündelik yaşamını sizlere şöyle özetleyebilirim;Haftada 40 saat çalışıp bazen 4, bazen 5 gün olmak üzere genelde akşamları saat 6 ila 8 arası idman yapan işçileriz bizler. Yarı profesyonel ve amatörlerden oluşan bir takımız. Benim gibi bankada çalışanından, fabrika işçilerine kadar ve hatta hala eğitimine devam eden öğrencileri de barındıran bir takım. Toplam nüfusu iki bin olan birbirine yakın iki köyün takımları GÍ Gøta ve Leirvík ÍF’in iki yıl önce birleşmesi sonucu Vikingur olarak doğduk. Bu kulüpler küçük kulüplerdir ama özellikle GÍ Gøta gurur duyulacak bir geçmişe sahiptir ki Faroe’de altı şampiyonluk kazanmıştır. Fakat Vikingur daha ilk günden itibaren tam anlamı ile bir başarı hikayesidir çünkü kulüp mümkün olduğunca yerel sporcularla hayatta kalmak istiyor. Asıl amacımız her zaman için yerel oyuncuları kazanmaktır. Beşiktaş maçını başarı ile geçmenin bizler için büyük bir hedef olduğunun farkındayız, hatta çok büyük bir hedef. Fakat avrupa liginde Faroe futbolunu temsil edecek olmanın gururunu yaşıyoruz. Futbolu seven, forması için kalpten mücadele edecek olan bir grup işçi olan biz amatörler için bu durum muazzam bir şey. Bizler şu an Beşiktaş gibi uluslarası saygınlığı olan bir takıma karşı oynayacak olmanın önceliğine […]

—————————————————————————————————————————— Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören’i “Yıldırım Demirdöven” adıyla anıldığı soruda İnceoğlu, öğrencilerine kurgusal bir hikâye anlatarak yaşanan olayların medeni hukuk açısından değerlendirmesini istedi. Demirdöven’in son maçta taraftarının kendisine küfretmesine çok kızarak görevinden istifa ettiği belirtilerek, “Taraftara ‘ibret’ olsun diye kulüpten 50 milyon TL tutarındaki alacağından vazgeçtiğini ve futbolculara da şampiyon olmaları şartıyla 500 bin TL prim ödemeyi vaad ettiği” anlatıldı. Olayın medeni hukuk sınavına konu olmasına neden olması ise, Demirdöven’in istifasının ardından gazetelerde yer alan “korktu kaçtı” şeklindeki haberlere sinirlenerek, Beşiktaş kulübünün geçen sene kazandığı iki kupayı ünlü Rus milyarderi Salakov’a satması oldu. Sınavda süre de tıpkı futbol karşılaşmasında olduğu gibi 90 dakikayla sınırlıydi. Kötü gidişin faturası Demirören’e Geçen sezon Türkiye Süper Ligi’ni şampiyon olarak tamamlayıp, üstüne bir de Türkiye Kupası’nı müzesine götüren Beşiktaş’ın zor günler geçirdiği aşikar. Sezonun başlamasıyla birlikte alınan kötü sonuçları, tatmin edici olmayan bir futbolla da olsa daha yeni yeni telafi etmeye çalışan Kara Kartallar bu “başarıyı” Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarda gösteremeyince yönetimle taraftarın arası iyiden iyiye açıldı. Yine Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri CSKA Moskova’yla 30 Eylül gecesi Moskova’da yapılan ve Beşiktaş’ın 2-1 kaybettiği maçın ardından gece geç saatlerde İstanbul’a dönen kulüp kafilesi Sabiha Gökçen Havalimanı’nda taraftarlarının protesto gösterileriyle karşılaşmıştı. Protesto gösterileri altında havalimanında aracına doğru yönelen Kulüp Başkanı Yıldırım Demirören’e de taraftarlar yumurta atıp aracına saldırmışlardı. Taraftarla yönetimin arasını iyiden iyiye açan bu olaydan sonra 17 Ekim Cumartesi günü Süper Lig’de Kasımpaşaspor ile İnönü Stadyumu’unda yapılan maçta taraftarlar “Yeter Yıldırım Demirören” diye bağırarak protesto gösterisi yapmıştı. Maç boyunca birbirleriyle de kavga eden taraftarlar, “Temizlesene, temizlesene. Tribünleri temizlesene” ve “Kim gelirse gelsin, adam gibi gelsin. Beşiktaşımıza iyi şeyler versin” diye bağırıp, “Şerefin varsa istifa etsene” diye tempo tuttu. Sabırları taşıran yenilgi Son olarak geçtiğimiz Salı gecesi (3 Kasım 2009) Şampiyonlar Ligi’ndeki dördüncü maçında Alman takımı Wolfsburg’a kendi evinde 3-0 yenilerek gruptan çıkma şansını yitirmesi üzerine Demirören taraftarıyla […]

Çarşı grubu yeşil sahayla, “futbolun asla sadece futbol olmadığı” gibi ilgilendi. İnönü Stadyumu’ndan Hasankeyf’e, Hrant Dink’e, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’na ve hatta Pluton gezegenine uzanan “koreografi”si rakip tribünleri de eğitti.

Medyakronik Beşiktaş Çarşı Grubu’nun kendi kendini feshettiği haberi Beşiktaş taraftarları arasına bomba gibi düştü. Çarşı grubu üyelerinin pek çoğu bu kararı “kabul edilemez” bulurken, bunun “Beşiktaşlılık ruhu”nu yok edecek bir gelişme olduğunu düşünenler bile var. İşte “Çarşı kapanmaya da karşı” diyenlerden “Çarşı feshedilir ama pes etmez” diyenlere kadar taraftar görüşlerinden seçmeler…. Alen abimiz bu gün Çarşı’nın kendi kendini feshettigini acikladı… yani pes ettigini.. ama Çarşı pes etmez.. Çarşı affetmez… Çarşı engellenemez… Çarşı bir taraftar grubu değil bir duruş biçimidir.. Alen abime, lütfen iyi dinle bu lafımı ve lütfen yayınlayın: Çarşı feshedilemez, Çünkü Çarşı asla pes etmez.. Bir sürü etken sayabilirsiniz ama bunların hiç biri böyle bir tepkiye neden olamaz.. Tepkimizi her zaman olduğu gibi yine alışılmamış bir şekilde gösterebiliriz… Lutfen Beşiktaşımızın o muhteşem taraftarlarını ayırmayalım.. herkes ayrılır her şey bitebilir ama bjk ruhu sonsuzdur…Ali Sahan Alen abi, üç dört tane köpeğin lafıyla Çarşı bitemez. Yapmayın aba kıymayın Çarşımıza. O olmazsa Beşiktaşımız biter.Burak Yılmaz Sevgili Alen, inan bu duyduklarım ciğerime bir hançer gibi saplandı.Lanet olsun sizi bu karara iten gelişmeleri yaşatanlara.yazıklar olsun destek olmak varken köstek olanlara. Alen ,herşeyi anlatmışsın yazında.Ama ben bu kararınızı ve Çarşı’nın artık olmayacağını ,7 yaşındaki yavru kartalıma ,oğlum Can’a nasıl anlatacağım? Ne olur birde bunu söyle. Şerefsizlere , alçaklara KARŞI olmanın ,bir gün ayağına dolaşabileceğini sorduğunda ben ne diyeceğim oğluma? Hakkımız varsa helal olsun. Bizi sizsiz bırakmayın ne olur. Bu burukluğu yaşatmayın bize.Tolga Şaşmaz Abilerim büyüklerim alen abi yapmayın zaten çirkin oyunlara alet olan futbolun nadir güzelliklerinden olan Çarşı’yı futbolun keyfini hatırlatan Çarşı’yı kapatmayın Beşiktaş Çarşısız Çarşı Beşiktaşsız yapamaz. Çoğumuzun belki de sahip olmaktan övündüğü tek şey Çarşı’yı bizlerden almayın başkalarını cezalandırmak isterken suçsuz olanları yani bizleri cezalandırmayın gelin bu kararı bir daha düşünün futbolu Çarşısız bırakmayın dünya futbolunun Çarşıya daha çok ihtiyacı var saygılarımlaSerdar Gedikoğlu Ben bir Galatasaraylıyım ama rahmetli babam ve abim Beşiktaşlılardı sanırım […]
Beşiktaş camiasını sarsan, Çarşı Grubu’nun kendisini feshettiği haberi üzerine taraftarlardan Forzabeşiktaş sitesine çok sayıda tepki geldi. Kulüp içinde Çarşı Grubu’nun yönetime tepkisi ve yönetimin de Çarşı’dan hoşnutsuzluğu uzun süredir gündemdeydi. İşte Çarşı Grubu adına kendilerini feshettiklerini açıklayan Alen Markaryan’ın son yazılarından alıntılar… Hakkınızı helal edin (28 Mayıs 2008) Alen Markaryan(Markaryan’ın Çarşı’nın feshedildiğini duyuran yazısından) (…)Ve siz “karşı” olmak ne demektir bilir misiniz?Düşünün bakalımTam 1,5 saatiniz var.Mahallenin hep kötü çocuğuyduk.Hep içimizden, gönlümüzden birşeyler katmaya çalıştık.Ama yalnızca çalıştık.Zaman denilen amansız girdapla hep dalga geçtik.Zamanın tümünü Beşiktaş’la geçiren bu kitlenin ne yaptığını “zaman” bile anlayamazdı eminiz.İyi, kötü, güzel, çirkin, farklı, ayrıcalıklı, hit ve hep bir numara birçok imzamız oldu.Her şeyi Beşiktaş için yaptığımıza kalıbımızı basardık.Hala da basarız.Lakin bunları yaparken,galibasanırımzannediyorumve hissediyorum ki zarar veriyormuşuz.Şanlı, şerefli camiamızı rahatsız etmeye başladığımızı hissettik sanki. Biz fazlaysak, biz birilerinin adamıysak, biz Beşiktaşsız bir hayat yaşamaya başlamışsak ve biz zarar veriyorsak hemen gidebilirdik.Herşey Beşiktaş için değil miydi?Aslında herşey geçen sene “satılmış Çarşı” diye bağırıldığında başladı.Yazık kere yazıktı. Tam bırakıyorduk ki…24 Saat Beşiktaş’ı yaşarken Beşiktaşsızlık nasıl bir duyguydu ki?Ve biz nereye gidiyorduk?Dedik ki zamansız ayrılıkları sevmiyoruz, uygun zamanını bulalım öyle terkedelim diyarı.Ama baktık ki; hakaret almış başını gidiyor ve dayanılmaz bir ızdırap var içimizde ve biz kimin hakaret ettiğini bile göremiyoruz, masket takmış bir sürü insan atıp tutuyor…Sessizce ve kimsesizce ayrılmak geçti içimizden, hem bu limandan, hem bu can evimizden.Bu kararı verirken kaburgamızın tam ortasına saplanan bir hain hançeri sizle paylaşmak istiyorum:“Çarşı Beşiktaş’ın üstüne geçti”İşte bu halüsülasyon ve sınırı belli olmayan dedikodulardan dolayı…Beşiktaş neresiydi, Çarşı kimdi? Bu ne yaman çelişkiydi ki…Şanlı Beşiktaş olmasa Çarşı olurmuydu ki?Neyse…İnşallah geriye bayrağı göklerde, şerefi yedi düvelde bir tribün bırakıyoruz. Dinlenmek ve yapılacakları görmek bizim de hakkımız sanırım.Hakkımız geçtiyse size hakkınızı helal edin.Biz bizimkileri sizlere helal ediyoruz. ÇARŞIadına Alen Markaryan İstifa (13 Mayıs 2008) Alen Markaryan(…)Nedir bu Beşiktaş’ın içinde bulunduğu bölünmüşlük?Beşiktaş şahsi çıkarların, kişisel düşmanlıkların […]