Ferit Odman: ‘Çok çirkinlik var güzelliklere odaklanmak lazım’

Tadd Dameron'a ithaf ettiği son albümü Dameronia with Strings ile Grammy'ye beş kategoride sekiz aday adaylığı bulunan Ferit Odman'la müziği, hayatı ve caz üzerine konuştuk.

Tadd Dameron'a ithaf ettiği son albümü Dameronia with Strings ile Grammy'ye beş kategoride sekiz aday adaylığı bulunan Ferit Odman'la müziği, hayatı ve caz üzerine konuştuk.

Caz ve klasik müzik dinleyenler az bulunduğu için Radyo-3 yayınları sınırlandırılıyor. Müzisyenler ise çok sesliliğe ve çoğulculuğa dikkat çekiyor

Emre Temiz – Volkan Ağır Efes Pilsen One Love Festivali 10. yılını Büyük Ev Ablukada, Happy Mondays, Manic Street Preachers, Cake, Editors ve Suede gibi büyük gruplarla kutladı. Santralİstanbul’da 2-3 Temmuz’da gerçekleşen yazın en önemli festivali sürprizlerle dolu aktiviteler ve 3 farklı sahneyle katılımcılarına eğlence alternatifleri de sundu. Hükümetin yılın ilk aylarında gündeme getirdiği 24 yaş yasası yüzünden festivallerin geleceği merak konusu olmuştu. Festivalin yaklaştığı günlerde çıkarılması planlanan yasanın Danıştay’dan dönmesiyle hem sponsoru hem de 18-24 yaş arası kitleyi bir sevinç dalgası kapladı. Yasa onaylanmayınca alkollü içki markalarının sponsor olduğu etkinliklerde yaş sınırı 18 yaşın altındakiler için geçerli olacak şekilde, eski haline döndü. Olması gereken de buydu zaten. Yasanın çıkması için öne sürülen nedenlere göre sarhoş olup kavgaya bulaşıp adam bıçaklayan da görmedik. Efes Pilsen One Love Festival 11’de bu sene sahnede bir Britanya dayanışması olduğunu söyleyebiliriz. Festivalin ağır toplarından Suede, Editors ve Happy Mondays İngiliz; Manic Street Preachers ise Galli. Sacrementolu grup Cake’i de pek Amerikan grubundan saymazsak epey Avrupalı bir festival oldu One Love 2011. Bu line-up bizim “baba grup” takıntılı müzik dinleyicilerimizi pek açmıyordu. Ama zaten One Love’ın kendine ait bir kitlesi vardı sahnede kim olursa olsun festivali kaçırmayan. Bu kitlenin yapılan müzikle de pek alakasının olmadığını şimdiden söyleyerek değerlendirmek lazım sahnedeki performansları. Ortalama bir dinleyici festival programına baktığında ilk günün epey zayıf olduğunu düşünmüştür ki alanda sorduğumuz dinleyicilerin çoğunluğundan da benzer tepkiler aldık. Hatta “İlk günü Manics mi kurtaracak tek başına?” diyenler bile vardı festivalciler arasında. 123, bir festivale başlamak için ne kadar uygun bir grup bilemiyorum. Gereğinden fazla sakin müzikleri bir festivalin açılışı için pek heyecan verici olamayabiliyor. Belki ikinci günün açılışını yapsalar ilk gün yorgunları onları keyifle dinleyebilirdi. Hem güneşin tepeden tepeden vurması hem de müziklerini içi kaynayan festival seyircisine “bayık” gelmesi yüzünden güzel performansları biraz güme gitti. Ancak hemen sonrasında Büyük Ev Ablukada, […]

Afrika köklerinin verdiği şarkı söyleme yeteneğiyle herkesi büyüleyen, ünü İspanya’dan dünyaya sıçrayan Buika, 17 Ocak’ta ilk kez Türkiye’de İş Sanat’ta sahneye çıkacak. 1972 doğumlu Concha Buika, Mayarko adasında, Ekvator Ginesi’nden politik nedenlerle sürgün edilen bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Küçük yaştayken babasının terk ettiği Buika, 5 kardeşiyle birlikte müzikle iç içe bir evde büyüdü. Mallorca’da yaşayan Çingenelerle haşır neşir olan sanatçı, onlardan flamenko ezgilerini ve stillerini öğrendi. Daha sonra Madrid’e yerleşmesiyle Buika, burada birçok yerel grup ile çalışma imkânı yakaladı, Londra’da drama okurken Pat Metheny tarafından bir konserine davet edilmesi ile hayatı değişti. Burada Kübalı Bebo Valdes’in albümlerinden tanıdığımız yapımcı, besteci ve müzisyen Javier Lemon ile tanışan Buika, böylece profesyonel müzik kariyerine adım attı. Concha Buika İspanya’nın son zamanlarda gördüğü en üretken ve beğenilen sanatçısı olarak biliniyor. İspanya’nın Grammy’si olan Premio de la Música ödülü sahibi olan Buika, İspanyol kültürünün de etksiyle şarkılarında funk, flamenko, gypsy rumba, caz, Afro-Küba ritimleri, copla ve soul’u bir araya getiriyor. Yetenekli sanatçı gitar, piyano, bas ve çello gibi birçok enstrümanı da çalabiliyor. Tüm dünyada beğeniyle dinlenen Buika, eleştirmenler tarafından da beğenilen bir sanatçı oldu. Grammy ödüllü sanatçı yaptığı müziği; “Farklılıklar insanları zenginleştiriyor, bulunduğum ortamın farklı kültürleri müziğime de yansıdı ve bu beni mutlu ediyor. Müziğim, aslında hepimizin müziği. Hepimiz insanız ve acılarımızı, aşklarımızı şarkılar anlatıyor ancak.” şeklinde tanımlıyor. “Ben bir Afrikalıyım ve Afrikalı müzik eğitim almaz” diyerek yeteneğinin köklerinden geldiğini söylüyor. Müziğin ticari yanından çok performansıyla ilgilendiğini, sahnenin ise kendisi için çok büyük önemi olduğunu söyleyen Buika, sahnede izleyicisiyle derin bir bağ kurabildiğini ifade ediyor. Buika (2005), Mi Niña Lola (2006) ve Niña de Fuego (2008) çıkardığı albümler arasında yer alıyor. Son albümü Niña de Fuego (Ateşin Kızı) ile dinleyicilerine sesinin güzelliği dışında, iyi bir şarkı yazarı olduğunu da kanıtladı. Müziği, hüzünleri azaltmanın, acıları paylaşmanın ve hayatta dimdik durabilmenin bir yolu olarak görüyor. […]