Etiket hsyk

“Merkez medya bombaları neden görmez!?”

sayfalarımızdan da takip edebilirsiniz Ama siz, -kesinlikle yorumlaması gereken meselelerde sözünü nedense sakınan- Murat Belge, -konduramadığım- Halil Berktay, ve temiz vicdana sahip olduğunu düşündüğüm (sandığım), Roni Margulies, Nabi Bey, Mithat Sancar gibilerinin ise AKP ile “sivillik ve demokrasi” geleceğine, “vesayetten” kurtulacağımıza olan güveniniz ve verdiğiniz destek nedeniyle “ortada kalma korkusu” yaşadığınızı, ezcümle, “Hayır“cıların sizi sürüklediği “Politik arabesk” hali içinde olduğunuzu düşünmeye meyyal ve hazır olduğumdan hâlâ sizlerle konuşmaya çalışıyorum.Bu düşüncemde ne kadar safım bilmiyorum ama, yine de denemeye değer diyorum. Tam bu noktada.. düşündüm de.. yok yahu..! Sizin bu ergenekon meselesinin içini dışını bilmemenize;-bu soruşturmayı yürüten “yapı ve geleneğin” asla ve kat’a bir derin devlet soruşturması yapmasına ve-Türkiye’nin cari siyasal kültürü ve ahlaki anlayışı ile mevcut hükümetin siyasal, kültürel yapısı ve hak ve adalet bilinci itibariyle, derin devletle hakiki ve samimi olarak yüzleşme başlatmasına imkan olmadığını..-hadi olduğunu varsaysak bile Türk yargısının “derin devlet” soruşturması yapacak bilinç, yetenek ve kapasiteye sahip olmadığını..-çok daha önemlisi, demokratik bir amaç taşıyan bir “derin devlet tasfiyesinin” -salt- yargıya havale edilerek mümkün olamayacağını..ezcümle; “yargı eliyle demokrasi” getirmenin mümkün olamayacağını bilmemenize imkân var mı? Yok kesin yok.. (Bir anda Ahmet Şık meselesindeki tavrınızı hatırladım da.) O halde, -izninizle- mektubumdaki tartışmayı sadece girişteki mevzuyla sınırlandırıyorum: Alper bey,Hani demiştiniz ya; “niye görmezler?”Ben de şimdi size soruyorum: -Önce, bir başka örnek:- Başbakanın; “gösterici öğrencilerin karşısına 5-10 bin kişi çıkarma” tehdidi son dönemlerin en korkunç lafı (hatta olayı) değil miydi ki, Taraf’ta yorumsuz, renksiz sıradan bir beyanat olarak geçti? Manşette değil, ilk sayfada bile değil; içerlerde bir yerlerde, bir köşecikte. Hani hatırlar mısınız (lütfen kusura bakmayın, bu gün sizin hafızayı çok zorladım), -tıpkı eskiden “yenildiğimiz ama ezilmediğimiz” maçların ertesinde, yabancı basın taranır da biz de merakla “övgü” imâsı arardık ya, kısmen o hesap- “Ergenekon”un flaş haberlerinin ertesinde medyayı tarar da; “şu azıcık gördü.. bundan tıs yok.. şuncağız manşet yaptı.. bu da […]

Ahmet Şık ve Nedim Şener bardağı taşıran damla oldu

HaberVs İlhan Cihaner’e, “Ahmet Şık’ın kitabını okudunuz mu? Kitapla ilgili yorumlarınız nedir?” sorusunu yönelttik. Ahmet’in kitabını okuduğunu, Şık ve Şener’e yapılanların büyük haksızlık olduğunu ancak Ergenekon davasının geçmişinde de Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi pek çok örneğin bulunduğunu söyledi. Cihaner’in Ahmet Şık’la ilgili görüşlerini dinlemek için videoya tıklayın…

CHP hakkında ser verdi sır vermedi

HaberVs CHP’den adaylığının açıklanmasından saatler önce HaberVs’ye konuşan İlhan Cihaner ısrarlı sorulara rağmen ser verdi sır vermedi. Eski başsavcıya CHP hakkında sorduğumuz sorular şöyleydi: Soru-1:CHP’de aday adaylığı döneminizde sizin tutuklanma görüntüleriniz basına servis edildi ve hakkınızda bir kampanya yapıldı. Parti yönetimi sizce bu kampanyanın etkisiyle mi adaylığınızı gündeme almadı? Soru-2:Şu anda CHP’ye bir kırgınlığınız var mı?

Fethullah Gülen’le ilgili devlet sırrı ne olabilir?

15 Nisan 2011’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne konuk olan Erzincan eski Başsavcısı İlhan Cihaner’le uzun bir söyleyi gerçekleştirdik. Cihaner Türkiye’nin yargı sisteminden, cemaatlere ve tutuklanmasına kadar kadar pek çok sorumuza yanıt verdi. Yanıtlar, Cihaner’in önümüzdeki dönemde siyasette üstleneceği rolle ilgili de önemli ipuçları veriyor. Yargının, kamuoyunda çok tartışılan ve daha uzun yıllar da tartışılacağını sandığımız kararlara imza attığı bugünlerde Cihaner’in açıklamalarının dikkate değer olduğunu düşünüyoruz. Söyleşiyi kısaltmadan üçe böldük; ilk bölümü aşağıdaki soruları kapsıyor. Cihaner’in verdiği yanıtları izlemek için ilgili videonun üzerine tıklayın. Soru-1: Anadolu kentlerinde görev yapan savcılar gerçekten çok zor koşullar ve ağır bir iş yükü altında çalışıyorlar. Türkiye’de savcılık müessesesi nasıl işliyor? Savcılar bu yük altında eziliyor mu? Soru-2: Siz “önünüze düşmeyen” dosyalar açarak mesleğinizi icra ederken kendinizi riske mi atmış oldunuz? Soru-3: Siyasileşen yargıyla medyanın bir işbirliğine tanık oluyoruz. Medyada pek çok asılsız ve delilsiz iddia ortaya atılıyor. Bu iddialarla hukuki bir mücadele mümkün mü? Böyle bir mücadeleyi pek göremiyoruz şu anda. Soru-4: Var olduğu iddia edilen “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” ile İlhan Cihaner bağlantısını ortaya koyan belgeleri siz görebildiniz mi? Gördüyseniz bu belgelerden tatmin oldunuz mu? Soru-5: Sizce şu anda yargının sorunu siyasete karşı çok duyarlı olması mı yoksa söylendiği gibi son 20-30 yılda hakim-savcı profilinin değişmesi mi? Soru-6: 28 Şubat döneminden bugüne kadar hakim-savcı profilinde bir değişiklik yok diyebilir miyiz? Soru-7:Makamınıza yaptığı baskınla gündeme gelen Savcı Osman Şanal’ın HSYK tarafından alınan özel yetkilerinin iade edilmesinin ve Şemdinli olayıyla tanınan Savcı Ferhat Sarıkaya’nın meslekten ihrac kararının kaldırılmasını nasıl yorumluyorsunuz? Soru-8: Ferhat Sarıkaya kararı, geçmişte yapılan bir haksızlığın tamiri olarak nitelendirilebilir mi?  

‘Ergenekon’un provası Van’da yapıldı’

İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan, önceki gün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından göreve iade edilen eski Van Savcısı Ferhat Sarıkaya olayının yalnızca Şemdinli İddianamesi’nden ibaret olmadığını söyledi. Ferhat Sarıkaya’nın Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı’nın 2005’teki intiharından birinci derecede sorumlu olduğunu iddia eden Kazan, bunun için dava açıp şikayetçi olduklarını söyledi. “Süreç kapanırsa davayı AİHM’e götürmeyi görev sayıyorum” diyen Kazan, İstanbul Beşiktaş’ta yapılanların Van’da planlandığını belirterek “Van soruşturması esasında istenmeyen kesimleri ezme planıydı, başarılı olursa her yerde uygulanacaktı, öyle de oldu” dedi. Turgut Kazan, HSYK’nın böylesine bir eylemin sahibini yetkilendirmesinin özel yetkilili mahkemelerin nasıl bir yapısı olduğunu anlamamız için tipik bir örnek olduğunu belirtti. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “dokunulmazlıklar kaldırılacak” sözünden hep geri durduğunu ve Anayasa Komisyonu başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun “dokunulmazlıkları kaldıracağız ama arkadaşlar yargıya güvenmiyorlar” sözünü hatırlatarak, 12 Eylül referandumunu hükümetin güveneceği yargıyı gerçekleştirmek için oynadığı bir oyun olarak tanımladı. Silivri Kampüsü İstanbul Bilgi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nün düzenlediği Basın Özgürlüğü ve Hukuk Konferansı 15 Nisan 2011 tarihinde üniversitenin Dolapdere kampüsünde gerçekleşti. Gazeteci Ümit Zileli, Turgut Kazan ve Erzincan Eski Başsavcısı İlhan Cihaner’in konuşmacı olarak katıldığı konferansta Basın Özgürlüğü ve Hukuk konusu, ağırlıklı olarak da Ergenekon davası konuşulu. Ümit Zileli ise Silivri Cezaevini ziyaret ettiği bir gün tabelada Silivri Kampüsü yazdığını belirterek, aslında bu yazılanın doğru olduğunu ve içerde tutulan o kadar rektör ve profesör varken orasının adeta bir kampüs haline geldiğini söyledi. Nasıl bir ülkede yaşadığımızı görmek için herkesin en az bir kere Silivri’yi ziyaret etmesi gerektiğini söyeleyen Zileli, adalet duygusunun nasıl ortadan kalktığını anlayabilmek için Silivri Cezaevinin görülmesinin yeterli olacağını belirtti. “Türkiye’ de asla olmayan bir şeyden bahsedeceğim” diyen Zileli, “Şimdilerde esamesi bile okunmayan” basın özgürlüğü üzerine konuştu. Gazetecilik yaşamında 30 yılı geride bıraktığını belirten Zileli, darbe dönemi ile şimdi Silivri’de görülen davalar arasında çok önemli bir farkın olduğuna değindi. […]

Kitap sansürü HSYK’ya şikayet edildi

HaberVs Avukat Ergin Cinmen‘in de aralarında bulunduğu bir grup avukat bugün Kadıköy Adliyesi’nde Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek için yapılan yürüyüş sonrasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ‘na (HSYK) şikayet dilekçesi gönderdi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin Ahmet Şık’ın kitap taslağının toplatılması için 23 Mart tarihinde verdiği kararın ve Savcı Zekeriya Öz tarafından verilen talimatın “yargının tarafsızlığı ve hukuk kurallarına bağlılığı” ilkelerine açıkça aykırı olduğu, ayrıca “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu belirtilen dilekçede HSYK’nın sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapması talep ediliyor. Kitap taslağına el konulması ve bilgisayarlardan silinmesi uygulamasının tam anlamıyla “sansür” olduğu belirtilen dilekçede kararın ve uygulamanın toplam beş ayrı suçu içerdiği ifade ediliyor. Sansürden sonra ikinci hukuksuzluğun avukat bürosunda yapılan aramalar olduğu ifade edilerek “avukat bürosunda müvekkil aleyhine delil aranamayacağına”vurgu yapılıyor. Üçüncü hukuksuzluğun savcılık talimatıyla ortaya çıktığı belirtilen dilekçede “Bu belgeyi bulundurup da savcılığa teslim etmeyen veya bilgisayarından silmeyen kişilerin ‘örgüte yardım’ suçunu işlediğini varsaymak yargısız infaz anlamına gelir”deniyor. Dilekçede dördüncü olarak uygulamaların, avukatların mesleki faaliyetini ve avukat-müvekkil arasındaki yazışmaların gizliliğini güvence altına alan Birleşmiş Milletler Havana Sözleşmesi‘nin 16’ncı ve 22’nci maddelerine aykırıolduğu dile getiriliyor. Beşinci olarak Avrupa Birliği Avukatlık Prensipleri‘nin de “Avukatlık mesleğinin icrasında özgürlüğün ayrım gözetmeden, hükümet veya kamudan gelebilecek her türlü uygunsuz müdahalelere yer vermeyecek şekilde korunması, teşvik edilmesi ve bağımsızlık prensibine saygı gösterilmesi için gereken tüm tedbirler alınmalıdır” kuralının da çiğnendiği belirtiliyor.

Yetti de arttı!

Referandumun tozu dumanı yeni yeni dağılırken, yapılan Anayasa değişikliği üzerine gerçekleştirilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri ortalığı karıştırdı. Referandum öncesinde “hayır cephesinin” en önemli argümanı olan ve kısaca “iktidarın yargıyı ele geçirme planı” diye anlatılanların bir paranoya olmadığını ortaya koyan bir seçim sonucu yaşandı HSYK’de. Malum herkesin bildiği üzere seçimleri Adalet Bakanlığı’nın listesi diye bilinen adaylar kazandı. İlginç olan ise seçimlerden 2 gün önce 15 Ekim 2010’da Sözcü gazetesinde yayımlanan bir haberde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla seçimleri kazanacak kişilerin kimler olduğuna ilişkin bir liste yayımlanmasıydı. YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan da benzer bir listeden bahsederek seçimleri kazanacak adayların önceden belirlendiğini iddia etmişti. 17 Ekim 2010 günü yapılan seçimlerde iki iddiayı da doğrulayan bir sonuç çıkmış, ne YARSAV ne de Demokrat Yargı Derneği adaylarından hiçbiri seçilememiş ve Adalet Bakanlığı’nın listesi tulum çıkarmıştı. Adalet Bakanlığı her ne kadar kendi bürokratlarının da içinde olduğu listeyi desteklediği iddialarını reddetse de, listedeki tüm isimlerin önceden kimi çevrelerce dile getirilmiş olmasına karşın HSYK üyeliğine seçilmesi iddiaları doğrulamış oldu. 22 üyeden 17’si hükümet yanlısı AKP iktidarının başlangıcından günümüze dek yüksek yargıyla olan gerilimli ilişkileri, HSYK’nin yargı kökenli üyelerinin Ergenekon soruşturmalarında görev alan hakim ve savcılara ilişkin önerdiği talepler dolayısıyla açık bir mücadale alanına dönüşmüştü. Anayasa değişikliğiyle yapısal değişikliğe gidilen ve ayrı bir sekretarya, bütçe ve binası olan HSYK’ye Teftiş Kurulu da bağlanıyordu. Zaten özellikle referandumdaki “evet” cephesinin de en çok savunduğu bu değişimdi. Bu düzenlemelerin yargı bağımsızlığının önünü açacak önemli gelişmeler olduğu yorumları yapılmıştı. Ancak seçim sonuçlarından sonra ortaya çıkan tablo bütün bu düzenlemelerin yarattığı beklentileri boşa çıkardı. Yeni yapısıyla HSYK, adeta Adalet Bakanlığı’nın bir alt birimi haline gelmiş oldu. Çünkü HSYK’nın 22 asıl üyesinden 10’u Adalet Bakanlığı’nın desteğini alan hakim-savcılardan oluşurken geriye kalanlardan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı, 1 üyeyi Adalet Akademisi, 3 üyeyi Yargıtay ve 2 üyeyi de Danıştay seçecek. Adalet Bakanı ve müsteşarının da […]

Erzincan’daki deprem Ankara’yı salladı

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in, İsmailağa ve Fetullah Gülen cemaatlerine yönelik yürüttüğü soruşturma nedeniyle önce hakkında dava açıldıktan sonra Ergenekon örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanması Ankara’yı karıştırdı. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başsavcı Cihaner’i Ergenekon zanlısı olarak gözaltına aldırıp tutuklatan Erzurum Özel Yetkili Başsavcısı Osman Şanal’ın yetkilerini kaldırdı. Cihaner’in tutuklanmasını “resmi gündem” yaparak bugün toplanan HSYK, “CMK’nın 250/3. maddesindeki amir hükmün ihlal edilerek görev ve yetki aşımında bulunduğunu” tespit ederek, Şanal’la birlikte Erzurum Özel Yetkili Başsavcı Vekili Tarık Gür, Özel yetkili Cumhuriyet Savcıları Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı’nın da CMK’nin 250. maddesi kapsamındaki yetkilerini kaldırdı. Kurul, ayrıca 4 savcı ile arama ve gözaltı sırasında görev yapan polisler hakkında da suç duyurusunda bulundu. Dün Osman Şanal’ın öncülüğünde bir grup polis ve savcı nezaretinde adliyedeki ofisi ile evinde yapılan aramalardan sonra gözaltına alınarak Erzurum’a götürülen Cihaner, gece boyunca yapılan sorgusunun ardından bu sabah saatlerinde Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Ergenekon örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmıştı. Bakanlık Erzurum’a sahip çıktı Hakim ve Savcılar Kanunu’nun 9. Maddesi uyarınca hakkında yürütülecek hukuki işlemleri ve yargılamasını sadece Yargıtay’ın yapabileceği Başsavcı Cihaner’in hem gözaltına alınması hem de tutuklanması ise hukuk çevrelerince skandal olarak nitelendirildi. Adalet Bakanlığı’ndan yapılan ve Osman Şanal’ın uygulamasını eleştiren yorumlara tepki gösterilen açıklamada, Cihaner’in görev değil şahsi suçları nedeniyle soruşturulduğu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 250. Maddesinin de özel yetkili savcılara bu hakkı verdiği belirtildi. HSYK savcıların yetkilerini kaldırdı Ancak bugün, Erzincan’da yaşanan olalyarı gündemine alarak toplanan HSYK bakanlığın bu açıklamasına itibar etmedi. HSYK Başkanı Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in mazeret bildirirek katılmadığı tohlantı Bakanlık Müsteşarı Ahmet Kahraman ile bakanın yerine yedek üye Çoşkun Öztürk’ün katılımıyla gerçekleştirildi. HSYK, Cihaner’e yönelik soruşturmada CMK’nın 250/3 maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’da yargılanacak kişilere ilişkin soruşturmalarda özel yetkili savcıların görevli olmadığına” ilişkin hükmün Erzurum’daki savcılarca dikkate alınmadığı konusunda görüş birliğine vardı. Toplantıda Müsteşar Kahraman’ın karşı oyuna rağmen, 6 […]