Etiket kabahatler kanunu

Hangisi kabahat?

Kocaeli’de görev yapan gazeteciler, meslektaşları Ahmet Şık’a destek için basın açıklaması yaptılar…”Kabahatli” bulunup, para cezası aldılar… Kabahatin gerekçesi Umur Mumcu’nun ismini taşıyan, halka açık parkta izinsiz bulunmaktı! Gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener’in arkadaşları, 5 Nisan’da Kocaeli Umur Mumcu parkında izinsiz basın açıklaması yaptıkları ve “Kabahatler Kanunu‘na muhalefet ettikleri” gerekçesiyle 154’er TL para cezasına çarptırılan meslektaşlarına destek için Kocaeli’ndeydi. Gazeteciler, ortak bir basın açıklaması yaparak protestoda bulundu. Kocaeli’de görev yapan gazetecilere 18 Mayıs’ta tebliğ edilen para cezaları, tepki üzerine ertesi gün kaldırılmıştı. Gazeteciler, 21 Mayıs’ta yaptıkları basın açıklamasında “kabahatin” gerekçesine de dikkat çektiler: 5 Nisan’da toplandıkları Umur Mumcu parkı, İl Güvenlik Kurulu kararıyla toplantı ve yürüyüşe kapalıydı. Bu kararla Anayasal bir hakkın ihlal edildiğini iddia eden gazeteciler, itirazlarının para cezasına değil temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına olduğunu dile getirdiler.Batuhan Acar-Serdar Dilmen

Hayvan hakları için imza kampanyası

Medyakronikinfo@medyakronik.com Hayvan hakları savunucuları, hayvanlara kötü muamele, eziyetin yalnızca idari para cezalarıyla cezalandırılmamasını istiyor. Bu nedenle Hayvanları Koruma Kanunu’nun yasakladığı eylemlerin Ceza Yasası (TCK) kapsamına alınmasını da istiyorlar. Yaşam Hakkına Saygı Girişimi tarafından bu amaçla başlatılan kampanyaya verilen imza sayısı şu ana kadar 16 bini geçti. Kampanyaya internet üzerinden de imze verilebiliyor. AB uyum yasaları çerçevesinde çıkartılan “hayvanları koruma Yasası”nın hayvanları koruma amacına hizmet etmediği vurgulanan dilekçede, hayvanlara yönelik işkence, öldürme, tecavüz gibi olayların artarak sürdüğüne işaret ediliyor. Bu tür suçlar için Kabahatler Kanunu çerçevesinde yalnızca idari para cezası uygulandığı, bunun da caydırıcılıktan çok uzak olduğu belirtilen dilekçede 5199 sayılı yasaya caydırıcı yasalar eklenmesi için TBMM’ye çağrıda bulunuluyor. – Kampanya sitesi için tıklayın>>

Pitbull beslemek kâğıt üzerinde suç, fiilen değil.

Zaman zaman gazetelerde çıkan “pitbull şuna saldırdı, şunu yaraladı” türü haberlerden sonra hep aynı tartışma yaşanır; Pitbull beslemek suç mu değil mi? 24 Haziran 2004’te çıkarılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan; “pit bull terrier, Japanese tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; sergilemek ve hediye etmek yasaktır” ibaresi her geçen gün insanların kafalarını karıştırmaya devam ediyor. pit bull’u olan suçlu mudur? Suçluysa bunun cezası nedir? Peki ya pit bull’unu 2004’ten önce aldıysa? Şimdi bu pit bull’lar ne olacak? Yasadaki “gibi” bize neyi anlatmak istiyor? Madem kanunda satışı yasak deniyor o zaman Eminönü’nde, internet üzerinden ve pet marketlerden yapılan satışlara nasıl izin veriliyor? İnsanlar kafalarındaki bütün bu yanıtsız soruların yanı sıra her gün medyada yer alan yeni bir pit bull vahşeti haberiyle irkiliyorlar. Gelin bu pit bull “canavarını” yakından tanıyalım ve yasadaki yerini öğrenelim. Pit bull’u tanıyalım Pit bull terrier, 19. yüzyılda İngiltere’nin Staffordshire bölgesinde bulldog ile çeşitli terrierlerin çiftleştirilmeleriyle elde edilen bir tür. ABD’ye getirilen bu cins burada ağırlığını arttıran ve başının daha güçlü hale gelmesini sağlayan yöntemlerle şu andaki durumuna getirildi. Pitbull erkekleri 44–46 cm, dişileri 40–42 cm yüksekliğinde oluyor ve ağırlıkları 17–20 kg arasında değişiyor. Güçlü, kaslı bir gövdeye sahip bu hayvanlar aynı zamanda çok da çevik olarak biliniyorlar. Amerikan Köpek Kulübü tarafından American Staffordshire, İngiliz köpek kulübü tarafından ise Amerikan pit bull terrier olarak sınıflandırılan pit bull’lar düşmanlarıyla öldüresiye savaşan bir tür. Ancak, asgari bir eğitimle yabancıların niyetini anlayabilmesini sağlayacak kadar yetenekli, sakin, iyi huylu ve itaatkâr bir köpek haline getirilebildikleri gibi çok da iyi bekçi köpeği olabiliyorlar. Sonuçta her şeyin pitbullunuzu nasıl eğittiğinize bağlı olduğu söyleniyor. Pit bull’un medyanın insanların kafasında yarattığı sahte bir canavar olduğunu söyleyen Avukat Ahmet Kemal Şenpolat, pit bull’un diğer bütün köpekler gibi çok iyi bir ev köpeği olabileceğini dile getiriyor. “Önemli olan hayvanlara […]

Fıkra değil ceza!

ERSAN BAYRAMebayram@medyakronik.com 1 Haziran 2005’te yenilenmiş haliyle yürürlüğe giren TCK’nin 50. maddesi uyarınca hakimlere bir yıldan az hapis cezalarını başka bir cezaya dönüştürme yetkisi verildi. Hakimlerin bu yetkiye dayanarak verdiği kimi cezalar ceza alanları dahi güldürüyor. Mahkeme heyetine başkanlık eden hakim, kararı okumadan önce sanığa son bir kez baktı. Hayatında ilk kez mahkemeye düşmüş olmanın verdiği korkuya ceza alacağının endişesi de karışan sanık hakimle gözgöze gelince az kalsın bayılacaktı. Kararı okumaya başlayan hakimin, “Üzerine atılı suçu sabit görülen sanığın 7 ay 15 gün hapsine…” diye başlayan karar metni bittiğinde ise sanık gerçekten bayılmıştı. Ama sebep, cezaevine girecek olması değildi. Hakim, karısının yüzüne yumruk atarak burnunu kıran sanığın cezasını “evli bir erkeğin eşine nasıl davranması gerektiği”ni anlatan 3 sayfalık tez hazırlamaya çevirmişti.Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz ve “hadi canım sen de” dediğimiz bu tür cezalarla Türkiye’de de sıklıkla karşılaşıyoruz artık. Komşunun çocuğuna tokat atan nineye düğünlere gitmeme, cam kıran çocuğa bisiklete binmeme, kaçak elektrik kullanan bir kadına kuaföre ya da sinemaya gitmeme gibi cezalarla ilgili haberler gazete sayfalarında sıklıkla yer buluyor. Duyulduğunda insanı gülümseten bu cezalar kimi zaman, kitap okuma cezası verilen sanığın kör; bar, pavyon gibi eğlence mekânlarına gitmeme cezası alanların da imam olduğu davalarda da ortaya çıkınca insanda kantarın topuzunun kaçırıldığı hissini uyandırmıyor değil.Her şey, 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe giren yenilenen Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin, “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” bölümünün, hakimlere bir yıldan az hapis cezalarını başka bir cezaya dönüştürme yetkisi verilmesiyle başladı. Böylece bu “acayip” cezalar da önce hukuk sistemimize sonra da hayatımızda giriverdi. Artık Türk mahkemeleri, zaten dolup taşan cezaevlerine daha fazla mahkûm göndermemek ve daha önce sabıkası bulunmayanlara ıslah edici (!) bu cezalarla kanunları uygulamak için bizi de ceza alanları da güldüren kararları gün geçtikçe daha fazla almaya başladı. İşte gazetelerde okumaya alıştığımız ilginç mahkeme kararlarından örnekler: Nineye düğüne gitmeme, futbol tutkununa maça […]