İklim bir banka olsaydı…

Kopenhag Zirvesi’nin, iklim değişikliğine (ya da daha popüler ismiyle küresel ısınmaya) karşı dünya ülkelerini tedbir almaya zorlayan Kyoto Protokolü’nün devamını ortaya koyacağı umuluyordu. 14-18 Aralık 2009’da gerçekleşen zirvenin sonucu, bırakın gezegenin tükenmekte olduğunu haykıran bilim insanlarını, zirvenin adıyla anılan antlaşmayı imzalayan ve küresel ısınmanın müsebbibi olan ülkeleri bile tatmin etmedi. Aslında ortada anlaşma falan yoktu.Newsweekdergisinden alıntıladığımız habere göre (aşağıda) ortak metin, liderlerin zirveden ayrılmasının ardından zirvenin yapıldığı Bella Center’a dönen İngiltere Dışışleri Bakanı Ed Miliband’ın itelemesiyle imzalandı. Ama metnin altında imzası olan ülkelerin anlaşmayı sadece “dikkate alacağı” notu bulunuyordu. Kopenhag Anlaşmasıölü doğdu. Dört günlük zirvenin ardından akılda kalan, küresel ekonomide zirveye oynayan ülkelerin kaçak güreşlerinden başka, Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chávez’in yaptığı konuşma oldu. Chávez’in 16 Aralık 2009’da Bella Center’da yaptığı konuşmanın tam metnini yayınlıyoruz. Sayın Başkan, baylar, bayanlar, ekselansları, dostlar, bu öğle sonrası, konuşmamın çoğu zaman olduğundan daha uzun sürmeyeceğini taahhüt ederim. Öncelikle, Brezilya, Çin, Hindistan ve Bolivya delegasyonlarınca ifade edilen bir önceki konunun bir parçası olarak, benim de ifade etmekten memnuniyet duyacağım bir yorumda bulunmama izin verin. Biz söz istemek için oradaydık fakat bu mümkün olmadı. Bolivya temsilcisi ifade etti, selamım elbette, Yoldaş Başkan Evo Morales’e. O kim mi? Bolivya Cumhuriyeti Devlet Başkanı. Öteki şeylerin yanı sıra, temsilci şunları da söyledi, işte şuracığa not ettim, sunulan metnin demokratik olmadığını, herkesi içine dahil etmediğini söyledi. Güç bela varıp, tam yerimize oturmuştuk ki, bir önceki oturum başkanının sesini duyduk, bir belgenin vaki olduğunu söyledi bakan, oysa bundan kimsenin haberi yok. Görmek istedim fakat henüz elime geçmedi, öyle zannederim ki, bu çok gizli belgeyi kimseler bilmiyor. Şimdi, Bolivyalı yoldaşın dediği gibi, bu kesinlikle demokratik değil, katılımcı değil. Şimdi, baylar ve bayanlar, dünyanın gerçeği de bu değil mi zaten? Demokratik bir dünyada mı yaşıyoruz? Küresel sistem herkesi içine dahil ediyor mu? Bugünkü küresel sistemden demokratik olmasını, herkesi kapsamasını bekleyebilir miyiz? Bu gezegende emperyalist […]

