Kategori Yorum Analiz Görüş

TikTok çağında müzik: Fırsat, görünürlük ve uyum baskısı

Son yıllarda TikTok, müzikle kurduğumuz ilişkiyi görünür biçimde değiştiren platformlardan biri haline geldi. Aynı şarkının kısa bir bölümünü dans videolarında, editlerde ve gündelik paylaşımlarda tekrar tekrar duyabiliyoruz. Bazen parçanın tamamından önce o birkaç saniyelik kesiti tanıyor, şarkıyı da platformda karşılaştığımız…

İsrail-İran savaşının ilk 48 saatinde yaşananlar ve bölgedeki olası gelişmeler

İsrail'in "Yükselen Aslan Harekatı" adıyla başlattığı saldırılarla, 13 Haziran'da Tahran başta olmak üzere İran'ın altı farklı şehrine füze yağdı. İsrail, İran'ın nükleer programına karşı yürüttüğü operasyonların büyük kayıplar verdirdiğini duyurdu. İran, bu saldırılara karşı "Gerçek Vaat 3" adlı intikam operasyonunu başlatarak İsrail'e balistik füzelerle yanıt verdi. Bölgedeki gerginlik, özellikle İran'ın nükleer programı ve İsrail'in güvenliği üzerindeki tehdit algıları nedeniyle tırmanmaya devam ediyor. Diplomasinin aktif olduğu bu ortamda, bölgesel ittifaklar ve küresel güçler devreye girerken, askeri çatışmaların küresel ekonomik ve insani etkileri derinleşebilir. Gerilim, Orta Doğu'da büyük bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıyor.

Z Kuşağına bir portre: Sırrı Süreyya Önder kim değildir?

Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan sinemacı ve politikacı Sırrı Süreyya Önder'in ardından başlayan tartışma, Önder'in siyasi konuşmalarının cımbızlanarak sosyal medyaya yayıldığı, Önder'i sevenler ve sevmeyenler ekseninde yeni bir kutuplaşmaya yol açtı. Oysa Önder ne siyasi duruşu, ne de kişiliğiyle yaşamı boyunca kutuplaşmaya ya da düşmanlaşmaya hizmet etmemişti. Özellikle Z kuşağının Önder'e yönelik sosyal medyada büyüyen önyargıları sahiplenmesi, HaberVs'nin gündem toplantılarında da uzunca tartışıldı. Bu tartışmalar sonucunda yazarımız Bora Şahin, Z kuşağı için bir Sırrı Süreyya Önder portresi derledi...

Beden tutsak, kalem özgür: Selahattin Demirtaş’tan yeni roman “Jamal”

Adını bir mezarın kenarında bıraktı, hayatını bir çöp bidonunun dibinde yeniden kurdu. Bir göçmenin sesinde kendini buldu, bir kadının kimliğinde kayboldu. Cezaevinin duvarları arasında yazıldı, İstiklal’in kaldırımlarına dokundu. “Sokakta kimse kimsenin sahibi değildir” diyerek başlayan bu roman, yalnızca bir çocuğun değil, bastırılmış bütün hayatların, yarım kalmış bütün cümlelerin hikâyesi.

5 soruda çocuk fotoğraflarının medyada kullanımı

30 Ekim 2020’de yaşanan İzmir depreminin ardından, çocuk fotoğraflarının geleneksel ve sosyal medyada kullanımı, paylaşımı ve yaygınlaştırılması tartışma konusu oldu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Esra Ercan Bilgiç, bu tartışmayı hak temelli perspektiften ele alıyor. Bilgiç'in Dijital Medya ve Çocuk için kaleme aldığı makaleyi aynen paylaşıyoruz...

Bir kalabalık, aktivite ve seyahat düşkününün evde kalmakla imtihanı

Ortalama bir günde, sabah sekiz gibi evden çıkıyor ve 10.00 sularında eve dönüyordum. Koşu, dersler, toplantılar, konuşmalar, kültür sanat etkinlikleri, derken akşam oluveriyordu... Sonra, ansızın, takvimindeki etkinlikler birer birer yok olmaya başladı... Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Itır Erhart Korona Günleri'ni yazdı.