Etiket nilüfer göle

“Cumhuriyet umarız kendi çocuklarını yemeyi bırakır”

İstanbul Seminerleri’nin üçüncü gününde, Santralistanbul kampusu AB sürecinde Türkiye, İslam, kozmopolitanizm ve kadın konuları çerçevesinde iki yuvarlak masa toplantısı ve bir paneli ağırladı. Seminerler çerçevesinde ağırlıklı olarak Türkiyeli konuşmacılardan oluşan tek gün olması 4 Haziran’ı, Türkiyelilerin Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma dair görüşlerini beyan etmesi için en uygun gün haline getirdi. Nilüfer Göle bu tartışmalara “How the Encounter with Islam is Shaping and Transforming Europe itself” başlıklı makalesiyle katıldı. Avrupa’daki göçmen Müslümanların değişen konumundan bahseden Göle, öncesinde yalnız, erkek, işçi, Müslüman göçmen görmeye alışkın olan Avrupa’nın başörtülü, eğitim amaçlı göç etmiş olan kadın göçmen profili ve göçün “feminenleşmesi” karşısında ne yapacağını şaşırır hale geldiğini vurguladı. Avrupa’da yaşanan sorunun, mekânın kültürel oryantasyonundan, cinselliğin farklı biçimlerde disipline edilmesinin yarattığı şaşkınlıktan ve kolektif hafızadan kaynaklandığını belirten Göle, Avrupa’nın Osmanlıyı Bosna’daki Mostar köprüsüyle değil Ermeni soykırımıyla hatırladığını söyleyerek Mostar köprüsünün mekâna daha heterojen bir bakış geliştirmemizde yardımcı olabileceği önerisiyle konuşmasını noktaladı. Nilüfer Göle’yle kamusal alan, İslam ve kadın konularına da değindiğimiz bol kahkahalı bir söyleşi yaptık. Toplantıda kaldığımız yerden devam edersek “İslami bir Gandi”nin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz? İslami düşünürlerin bugünkü şiddet karşısında nasıl pozisyon alacakları sorununu önemsiyorum. İslami düşünürler arasında şiddete karşı tavır takınanlar da olmasına karşın Gandi’nin felsefesi gibi dünyaya mal olmuş bir görüş maalesef yok. Anti – şiddet tavrı bu kadar belirginlik kazanmadı. Bugün İslam’ın gündemindeki konulardan belki de en önemlisi şiddet ve İslami düşünce arasındaki sınırı ayrıştırabilmek. Şiddetin politikayla ilişkisini nasıl göreceğiz? Şiddet politikanın bittiği yerde mi başlıyor yoksa onun devamı olarak mı ilerliyor? Şiddet yoluyla aslında belirli alanlarda yasaklar koyuyorsunuz, hatırlatmalar yapıyorsunuz. Bir sinagogun önünde bomba patlaması, Yahudi vatandaşların kendi dinlerini özgürce kamusal alanda yaşamaları konusunda rahatsızlık verip tedirgin edici bir tavır getiriyor. Bu yüzden burada bir politika var. Bu politikaya karşı Tayip Erdoğan’ın Hahambaşı’yla görüşmesi çok büyük bir adımdı. Yani ‘Biz bunu kabul etmiyoruz, sizin özgürlüğünüzü tanıyoruz’ demenin bir […]

“Batı-Dışı Moderniteler” projesi Santralistanbul’da

Nihan Ozan Son yılların değişmez gündemi başörtüsü ve örtünme kavramları, Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Göle yönetiminde düzenlenen “Batı-Dışı Moderniteler” projesinde yer alan “Mahrem” sergisine konu oldu. Hararetle tartışılan, örtünmeye karşı mı olmalı; yoksa örtünene karışmamalı mı soruları sanatın yardımıyla irdelendi.Göle’nin ifadesiyle “Modern Mahrem” kitabının gerçekleşmiş hali olan bu sergiye İran, Türkiye, İtalya, Cezayir, Suriye ve Portekiz’den 9 sanatçı enstalasyon, fotoğraf, heykel ve video gibi çeşitli anlatım biçimleriyle katıldı.Sergiye katılan sanatçıların farklı kültürlerden geliyor olması “mahrem” kavramına bakış açısına da farklı yorumlar kattı.“Peçe Kavgası” isimli video çalışmasında, kadının işin içinden bir türlü çıkamadığı, çözümü kendince arayıp, ruhsal çatışmalar yaşadığı anlar yansıtılırken, “Cuma” adlı çalışmada ise bir kaçışın öyküsü fotoğraflarla anlatıldı.Örtünmenin bazen siyasi ya da dini simge olmaktan çıkıp, moda ve zarafet kulvarına taşındığının anlatıldığı bir çalışmada ise moda dergilerinin kapağında yer alan siyah çarşaflı modellere yer verildi.Sergide en çok izleyici toplayan çalışma ise “Burka” oldu. Bu çalışma ise, burkayı yavaşça tavana doğru yükselten ve yükselmesinin ardından kuvvetle yere çarpan bir heykelden oluşuyordu.“Mahrem” sergisine şu sanatçılar katıldı: Samer Barkaoui (Suriye), Samta Benyahia (Cezayir-Fransa), Nezaket Ekici (Türkiye-Almanya), Shahram Entekhabi (İran-Almanya), Bruna Esposito (İtalya), Parastou Forouhar (İran-Almanya), Shadi Ghadirian (İran), Mandana Moghaddam (İran-İsveç), Joana Vasconcelos (Portekiz).