Etiket panteios üniversitesi

Öğrenci gözüyle AB ve Türk – Yunan ilişkileri

Umut Duran Bu yıl beşincisi düzenlenen toplantı, Avrupa’nın geleceği, Avrupalı kimliği ve medyanın rolü üzerineydi. Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci ve güncel gelişmeler de seminerde tartışılan konular arasında yer aldı. Akademik kadronun yanı sıra gazetecilerin de katıldığı seminer, özellikle öğrencilerin karşılıklı fikirlerini beyan etmeleri ve çözüm yollarını tartışmaları açısından oldukça faydalı oldu. Toplantıya İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yanı sıra Atina’nın köklü üniversitelerinden Panteios ve Aegean Üniversiteleri de katıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aslı Tunç, Yard. Doç. Okan Tanşu, Öğretim Görevlileri Ariana Ferentinou, Esra Ercan Bilgiç ve Gülen Kurt’un katıldığı toplantıya öğrenciler de sunumlarıyla katkıda bulundular. Crete Üniversitesi’nden Dimitris Chrysochoou, Makedonya Üniversitesi’nden Spyros Litas, Panteios Üniversitesi’nden Byron Matatangas ve Atina Haber Ajansı’nın müdürü Andreas Christodoulides’in de katıldığı seminer oldukça sıcak bir hava içerisinde geçerken, öğrencilerin birbirleriyle olan yakın diyalogları da ilgi çekiciydi. Oturumlarda, özellikle Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği hakkında yaşanan tartışmalarda sık sık 301. madde ve insan hakları ihlallerine vurgu yapılırken, Türk öğrencilerin bu konuda oldukça rahat, Yunan öğrencilerin ise oldukça ılımlı olması toplantıya katılan akademisyen ve gazetecilerin dikkatinden kaçmadı. Akademik düzeydeki tartışmaların yanı sıra öğrenciler aynı zamanda sosyal anlamda da yararlı bir gezi yapmış oldular. İkinci gün yapılan Delfi Arkeoloji Müzesi gezisi ve Aziz Lukas kilisesine yapılan ziyaret, özellikle Türkiye’den katılan öğrencilerin ilgisini çekti. Üçüncü gün dünyaca ünlü Atina Akropolisi’ne yapılan gezi, sıcak hava ve kalabalığa rağmen büyük heyecan yarattı. Burada mitoloji tarihinden eserleri görme şansı yakalayan öğrenciler, bol bol fotoğraf çekerek bu anı ölümsüzleştirdiler. Daha sonra toplu olarak Panteios Üniversitesi’ne geçen grup, burada okulun rektör yardımcısı ile toplantıya katıldı. 75 yıllık köklü bir tarihe sahip olan Panteios Üniversitesi hakkında bilgi alan öğrenciler önümüzdeki senelerde de buna benzer toplantılarda bir araya gelmek istediklerini vurguladılar. 9 Mayıs akşamı sona eren gezi öğrenciler ve akademisyenler için faydalı geçerken, bir sonraki toplantının İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde farklı bir başlık altında düzenleneceği açıklandı.

Yok aslında birbirimizden farkımız, hepimiz Bizans’ın evladıyız!

Mustafa Kulelimkuleli@medyakronik.com Geçmişimizi konuşmak ve geleceğimizi kurgulamaya çalışmak üzere, geçen hafta, Türkiyeli ve Yunanistanlı üniversite öğrencileri olarak, hocalarımızla beraber Delphi’de bir araya geldik. İki ülkenin genç insanlarının uzun yıllardır bir diyalog zemini kuramamış olması içimi biraz burksa da, “zararın neresinden dönsek kârdır” deyip, toplantının yolunu tuttum.İstanbul’dan Atina’ya uçarken, daha havada, denizin koyu mavi tonu, gri kayalar ve zeytin yeşili makiler yolculuğun başka bir memlekete değil de bilakis sanki aynı mahalle içinde kapı komşusuna yapıldığı hissini verdi bana. Yanılmamışım. İlk günden itibaren kendimi evimde gibi hissettim.Hele daha Atina “El Venizelos” havaalanından yeni çıkmış, otobüsle Delphi’ye doğru giderken, Meltem’in (Ürüt) bir eliyle çocuğu işaret edip, bir eliyle sırtımı dürtükleyerek “Aaaa bak bu da Karaburunluymuş!“ demesi, beni benden aldı.Hemşerim Yannis hiç görmemiş İzmir’i, Karaburun’u… Haritada yerlerini biliyor sadece… Bir de çok güzel “İzmirni”, “Karaburuni” diyor. Şöyle en içteninden… Hemhâl olduk hemen. Kederlendik de biraz. Bu buluşmanın önemini de kavramış olduk böylece ilk günden.Zamanla aramızdaki yakınlığın yalnızca coğrafyadan kaynaklanmadığını da somut örneklerle öğrendik. Mesela Türkçe ve Yunanca arasında beş binden fazla ortak sözcüğün olduğunu biliyorduk ama “cacıki,” “karpuzi,” “spanaki” deyince birbirimize, bu teorik bilgi yeni bir boyut kazandı. Ve hatta bazen kimin hangi ülkeden geldiği bile birbirine karıştı. Mesela onlar benim baklava yemiyor olmama hayret ederken, ben onların kahvaltıda zeytin ve zeytinyağı tüketmemelerine akıl sır erdiremiyordum. “Sokaktaki adam”ın ruh hali Ayıptır söylemesi eli boş gitmedik Yunanistan’a. Yanımızda bir de 20 dakikalık “sokak röportajları” götürdük. Katılımcılar da sağ olsunlar teveccüh gösterdi, mutlu olduk.Meltem (Ürüt) ve İlknur (Aydoğan) ile beraber yaptığımız bu röportajlarda en çok dikkatimi çeken Türkiyelilerin AB konusunda yaşadığı derin hayal kırıklığı oldu. Bu meselenin psikolojik boyutunun bu denli önemli olabileceğini daha önce düşünmemiştim doğusu. Kameraya yansıyan genel yaklaşım “Madem onlar bizi istemiyor, biz onları iki kere istemiyoruz!” şeklinde idi. “Onlar bizi bölmek istiyorlar,” “Avrupa ülkeleri bize düşman,” “Biz geleneklerimizi, günlük alışkanlıklarımızı değiştiremeyiz” ve […]