Anksiyete aşısı gerçek mi yoksa abartı mı?

Sosyal medyada ‘anksiyete aşısı bulundu’ iddiaları gündem olsa da, uzmanlar bunun henüz insanlarda uygulanabilir bir tedavi olmadığını, çalışmaların erken aşamada ve deneysel düzeyde kaldığını belirtiyor.

Sosyal medyada ‘anksiyete aşısı bulundu’ iddiaları gündem olsa da, uzmanlar bunun henüz insanlarda uygulanabilir bir tedavi olmadığını, çalışmaların erken aşamada ve deneysel düzeyde kaldığını belirtiyor.

Devlet hastanelerinde psikiyatri muayenesinin 10 dakikayla sınırlaması, teşhis ve tedaviyi neredeyse imkansız hale getiriyor. Uzman doktorlar, mevcut şartlarda hastaya yardımcı olamadıkları görüşünde.

Doktorlara göre antidepresan ilaçlar hayat kurtarıcı. Ancak antidepresanlara başlarken ve bırakırken çeşitli yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu tür ilaçların mutlaka doktor denetiminde kullanılması ve yine doktor denetiminde bırakılması gerekiyor.

Erzincan'da kediye işkence eden askerin idarî para cezasıyla serbest kalması sonrasında Galatasaray’da eylem yapan hayvan hakları savunucularının hedefinde, "caydırıcı olmaktan uzak" Hayvanları Koruma Kanunu vardı.

Duygu ErtürkABD-Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde bir grup bilim adamı, kişinin zihninden geçen hareketsiz görüntüleri her dört saniyede bir tarayan bir cihaz üzerinde çalışıyor. Bugünkü teknolojiyle cihazdan mükemmel sonuçlar elde edilemiyor. Deney 120 görüntü üzerinde yapıldığında başarı yüzde 90, 1000 görüntüde ise yüzde 80. Taranacak imaj sayısı değiştiğinde, başarı oranı da değişiklik gösterebiliyor. Cihazı geliştiren ekibin öncü ismi, Berkeley Üniversitesi öğretim üyesi Jack Gallant, cihazdaki sorunların giderileceğini ve 50 yıl içinde gelinen teknolojiyle eksiksiz bir makine yapılacağını iddia ediyor ve ekliyor: “Bu cihaz, o zaman insanın aklından geçen her sahneyi, her rüya karesini, anında görüntüleyebilecek. İşin kötü tarafı, cihazın kişinin isteği dışında, etik kurallara aykırı olarak kullanılabilme ihtimali. Suçlular- özellikle düşünce suçluları- istemleri dışında bu cihaza bağlanıp, düşünceleri okunabileceği için yargılanabilecekler.” Belçika Liege Üniversitesi’nden nörolog Dr. Steven Laureys cihazla ilgili olumlu düşünenlerden. Laureys: “Kesinlikle çok etkileyici bir sonuç. Bu bizi, şu an kullandığımız fMRI teknolojisinin de ötesine götürecek; komadaki bir insanın zihinsel sürecini kontrol edebileceğiz.” İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ertaş da meslektaşı gibi, cihazla ilgili heyecanlı: “Beyin dalgalarının analizi, eğer “radyo” yayınına benzetilirse, beynin anatomik yapılarının enerji harcamasını görüntülemeye dayanan fonksiyonel MR görüntüleme (fMRI), televizyon yayınına benzetilebilir. Bu yöntemler yeni olmamakla birlikte, fMRI yöntemindeki görüntü çözünürlüğünün de zaman içinde çok yükseleceğini şimdiden söylemek kehanet sayılmaz. Gerçi Gallant’ın ekibinin yöntemi ile, bakılan bir resmin ne resmi olduğu değil de, daha önce görülen bir resim olup olmadığı başarılı bir şekilde tahmin edilebilmekle birlikte, kuşkusuz, ileride resmin ne olduğunu tahmin eden algoritmalar da daha yüksek çözünürlüklü ve daha gelişmiş yapay sinir ağı modelleriyle önümüze konacak. Ertaş’a göre bu yöntem şu an için beynimizden bize Mors alfabesi ile çekilen bir telgraf gibi düşünülebilir ama bunun interaktif televizyon yayınına dönüştürülebsilmesi çok da ütopik bir düşünce değil. Gerçekleştiğinde, potansiyel kullanım alanlarının saymakla bitmeyeceğini anlatan Ertaş şu tahminlerde bulunuyor: “Hayal gücünden en […]
Sanem Kardıçalı Uyurgezerlikten muzdarip bir insan düşünün… İşten çıkıp evine gittiğinde koltukta uyuyakalıyor. Daha sonra kalkıp mutfağa gidiyor ve bir bıçak alıp kayınvalidesinin evinin yolunu tutuyor ve tüm bunlar olurken hâlâ uyuyor. Eve vardığında karısının anne ve babasını öldürüyor, daha sonra da kendi evine dönüp uyumaya devam ediyor. Sabah uyandığında ise bir gece önce işlediği cinayetlerden tamamen habersiz ve herkes kadar şaşkın… Türk Uyku Araştırmaları Derneği’nin kurucusu Prof. Dr. Hakan Kaynak uzun yıllardır insanların uykularında yaşadıkları bu gizemli yolculukların izini sürüyor. Bugüne kadar yapılan araştırmaların sonucunda elde edilen bulgulara göre dört farklı evreye ayrılan uykunun ilk üç evresi rüya dışı ya da yavaş dalga olarak tanımlanıyor. Dördüncü evre ise Rem uykusu. Bu evrelerin ilk iki aşamasında diğer aşamalara göre daha yüzeyel uyurken üçüncü aşamada artık derin uykuya geçiyoruz. Uyurgezerlik olarak bilinen hastalık da, derin uyku olarak tanımlanan üçüncü aşamada ortaya çıkıyor. Derin uyku sırasında uyku bir süre sonra yüzeyelleşiyor ve rüya görmeye başlıyoruz. Bu, uyku sırasında her gece bir buçuk saatte bir tekrarlanıyor. Uyurgezerler ise bu dönemde beyin derin uykudayken, kas gerginliği arttığı için kendilerini uyanık gibi hissediyor. Derin uykuyla uyanıklık arasında yaşanılan bu karışık dönemde hasta, yataktan kalkıp dolaşabiliyor, çünkü bir bakıma uyanık. Ancak heyecanları yok. Uyandıktan sonra yaptıklarını hatırlamıyor. Üstelik bu durum uzun da sürebiliyor. Bu tür hastalar, uyku sırasında bazen yataklarına dönüyor bazen de uyandıklarında kendilerini bambaşka bir yerde bulabiliyorlar. Bir çocukluk hastalığı Prof. Dr. Kaynak, böyle bir durumda yapılacak en iyi şeyin hastayı sakinleştirip yatağına döndürmek olduğunu söylüyor, ancak sık tekrarlanmamakla beraber bazen hastayı yatıştırmak kolay olmuyor. Uyurgezer hasta kendini pencereden boşluğa bırakıp yaralanabiliyor mesela, ya da çevresindeki insanlara zarar verebiliyor ve tabii uyandığında hiçbir şey hatırlamıyor.Uyurgezerlik çocuklarda sık rastlanan ve korkutucu olmayan bir hastalık. 13-16 yaş civarında da hasta şikâyetlerinden kurtulmaya başlıyor. Genetik bir hastalık olan uyurgezerliğe yetişkinlerde istisnai olarak rastlanıyor. Ama hastalık çocuklara göre […]