”Suriyeliler, Kürt nüfusu dengelemek için kullanılıyor”

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayhan Kaya, Suriyeli mültecilerin Güneydoğu’da Kürt milliyetçiliğine karşı denge unsuru olarak kullanıldığını savunuyor.

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayhan Kaya, Suriyeli mültecilerin Güneydoğu’da Kürt milliyetçiliğine karşı denge unsuru olarak kullanıldığını savunuyor.

Savaş kaynaklı travmalar, çocuğun yaşam boyunca mücadele edeceği bir sorun olmasına rağmen çoğu kez gizli kalıyor. Çocukları anlamak için ne yapmalı, kimden yardım almalı?

Uluslararası Af Örgütü 2012 -2014 tarihleri arasında Türkiye’den Yunanistan’a gitmeye çalışan mülteci ve göçmenlerin 188’inin öldüğünü açıkladı.

Tarih boyunca değişik nedenlerle kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalarak Türk topraklarına sığınan siyasi liderler, krallar ve sanatçıların fotoğraflarının yanı sıra bilgi ve belgelerin de bulunduğu “Türkiye’ye Güvendiler” sergisi, santralistanbul’da açıldı. Sergide, Nazım Hikmet’in dedesi Konstantyn Borzecki (Mustafa Celalettin), Nazi Almanyası’ndan kaçan bilim adamları, Macar Kralı II’nci Ferenc Rakoczi, Polonyalı şair Adam Mickiewicz’e kadar pek çok devlet başkanı, politikacı, sanatçı ve ordu mensubuna ilişkin bilgi ve belge bulunuyor. Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi Ender Arat’ın derlediği sergi, Bilgi Üniversitesi santralistanbul’da Mayıs sonuna kadar açık kalacak. Nihai amaç müze kurmak Türkiye topraklarında hüküm süren devletleri yönetenlerin, zor zamanlarında kucak açtığı sığınmacıların yeterince bilinmediğinden hareket ederek, “Türkiye’ye Güvendiler” sergisini derleyen Büyükelçi Arat, tarih boyunca Türkiye’ye göç edenler temasından hareketle Ankara’da bir müze kurmayı da amaçlıyor. Sergi fikri 1998-2002 yılları arasında Budapeşte ‘de büyükelçilik görevi sırasında aklına gelen Arat, Macarlarla ilgili dokümanları da bu sırada toplamış. Daha sonra yurtdışındaki büyükelçilikler vasıtasıyla bu ülkelerden gelen sığınmacıların envanterini çıkarttırmış. Ankara’daki Rusya Federasyonu ve Polonya temsilcileri gibi bazı büyükelçilikler de önemli katkılarda bulunmuş projeye. Arat, “Sığınmacıların çoğunun başından geçenlerin her biri bir film konusu. Onun için esas amacımız bu konuda bir müze açmak. Ne var ki müze açmak yıllar ve büyük masraflar gerektiriyor. Kısıtlı imkanlarımızla öncelikle sergiyi gerçekleştirmenin uygun olacağını, böylece ilk tohumun atılacağını, daha sonra müze üzerinde çalışılabileceğini düşündüm” diyor. Yüzbinlerce insanın hikayesi Daha önce ABD, İspanya ve Estonya’da gösterilen sergi, Medeniyetler İttifakı Forumu sırasında İstanbul’da liderlerin ziyaretine de açılmıştı. Yüzbinlerce insanın hikayesini görsel ve yazılı malzemelerle anlatan sergi; sözkonusu sığınmacıların Türk ve yabancı kamuoyuna tanıtılmasının ötesinde, bu insanların/toplulukların kimliklerinin, ülkelerini terk etme nedenlerinin, Türk topraklarında yaşadıkları sürelerin, ikamet ettikleri şehirlerin, evlerin, yaptıkları faaliyetlerin, bıraktıkları eserlerin, Türkiye’den ayrıldıktan sonra neler yaşadıklarının, haklarında yazılmış kitapların gün ışığına çıkartılabilmesi için tarihçileri ve araştırmacıları teşvik etmeyi de amaçlıyor. “Devletime sığınanları asla geri vermem” Padişah Abdülmecid’in fotoğrafının altında, “Tacımı veririm, tahtımı […]

ABD Mülteci ve Göçmenler Komitesi (USCRI), tarafından hazırlanan Dünya Mülteci Araştırması 2008’e göre, sadece Batı ülkelerinden gelen iltica başvurularını kabul eden Türkiye yaklaşık 18 bin sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. İçişleri Bakanlığı’nın son verilerine göreyse Türkiye’de mülteci satüsünde bulunan kişi sayısı ise 25. Bu mülteciler de zaten Kosova ve Bosna-Hersek’te yaşanan savaş sırasında ülkelerini terketmek zorunda kalan kişiler. Avrupa dışındaki ülkelerden gelen ve ülkesine döndüğünde can güvenliği riski bulunduğunu iddia eden sığınmacılar için Türkiye diğer ülkelere geçmeden önceki bekleme durağı. Yani sığınmacılar, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) yapılan iltica başvuruları olumlu ya da olumsuz sonuçlanana dek yasal olarak Türkiye’de kalabiliyorlar. Ancak Türkiye’nin göç politikası üzerinden mülteci ve sığınmacıların yaşadıkları koşullar düşünüldüğünde ne kadar “misafirperver” bir evsahibi olduğu tartışılabilir. Sonu belirsiz bekleyiş Çoğu başta Somali olmak üzere kimi Afrika ülkeleri ile Irak, İran, Filistin ve Afganistan’dan kaçarak bir Batı ülkesine iltica etmeye çalışan sığınmacılar Türkiye’deki yaşam şartlarının zorluğu ve 3.ülkeye geçişte yaşadıkları sorunların altında eziliyor. Bir yere aidiyet duygusu taşıyamadan, neyi ve ne kadar beklediklerini bilemeden sadece bekliyorlar. Bazen 20 kişilik tek göz odalarda, kimi zaman kacak çalıştıkları bir atöylenin içinde yaşıyorlar. Mülteci statüsü tanınıp bir 3.ülke tarafından kabul görme şansını yakalayabilenler kişi başı yıllık 600 TL ikamet harcını ödeyemediği için ülkeden çıkamıyor. Başvuruları reddolunanlar ise “kırtasiye yardımı yapacağız” denilerek emniyete çağırılıp sınır dışı ediliyor. Ülkesinde zulüm gördüğünü ispatlayamadığı için geri gönderilen ve idama mahkum edilenlerden tutun da, 2 kilo kömür için Sosyal Hizmetler’e yalvarmak zorunda kalan profesörlere kadar sonu gelmeyen insan hakkı ihlalleri söz konusu. Zaten zor olan hayatlarını daha da zorlaştıran prosedür batağında hayatları yiten bu insanlara sivil toplum kuruluşları destek olmaya çalışıyor. Devlet ise “ödenek yok” diyerek kendini savunuyor. Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Destek Programı Koordinatörü Özlem Dalkıran ile Türkiye’nin göç politikası ve mültecilik üzerine konuştuk. Mültecilere ve sığınmacılara tanınan yasal haklar nelerdir?Türkiye özelinden baktığımızda, 1951 Cenevre Sözleşmesi, […]