Devlet yapmadı, siz duyurun!

Tedavisi olmayan silikozis hastalığıyla boğuşan 5 bin işçiye maaş ve sağlık hizmeti hakkı tanındı. Hastaların 24 Mayıs’a kadar başvurması gerekiyor.

Tedavisi olmayan silikozis hastalığıyla boğuşan 5 bin işçiye maaş ve sağlık hizmeti hakkı tanındı. Hastaların 24 Mayıs’a kadar başvurması gerekiyor.
“Zincirin bir ucunda çağın popüler giysisi blue jean ve ünlü markalar, diğer ucunda tozlu kayıtsız atölyelerde ölümcül bir hastalığa yakalanmış hasta ciğerli insanların bedenleri duruyor. Taşlanan kotlar daha pahalı satılırken ciğerlere yapışan tozlarla işçinin hayatı sönüyor. Çok kısa bir süre içinde.” Bu cümleler, aslında çoğu insanın “blue jean” giyerken hiç bilmediği bir sorunu anlatıyor. Petra Holzer, Selçuk Erzurumlu ve Ethem Özgüven’in yönetmenliğini yaptığı Tozisimli belgesel ise bu cümlelerle sorunu gözler önüne seriyor. Toz, kot kumlayan işçilerin yaşadıkları sıkıntıların yanısıra yakalandıkları sirkozis hastalığının hayatlarını nasıl ölümle kapladığını anlatıyor. Belgeselin yönetmenlerinden Ethem Özgüven, Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nin bir belgesel isteğinde bulunduğunu, fakat o zamana kadar işçilerin sıkıntılarını hiç bilmediklerini söylüyor. Hazırladıkları belgeselle ve komitenin de çabalarıyla Türkiye’de uygulanan kot kumlama sisteminin Sağlık Bakanlığı tarafından kısa bir süre önce yasaklandığını hatırlatan Özgüven, “Uygulanan sistem ucuz maliyetli ve hızlı olduğu için tercih ediliyordu, ama artık insanların hayatları üzerinden edinilen kâr sona ermiş olacak” diyor. Çekimleri yaklaşık bir sene süren belgesel, 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde 17 Nisan Cumartesi saat16.00’daPera Müzesisinema salonunda izleyicileriyle buluşacak. Yukarıdaki ekrana tıklayarak filmden kısa bir bölüm izleyebilirsiniz.

Kot taşlama atölyelerinde çalışan, akciğerlerine dolan kum nedeniyle tedavisi olmayan slikozis hastalığına yakalanan işçilerin haklı mücadelesi bir yıla yakın bir süredir devam ediyor. Merdiven altı atölyelerde, havalandırması bile olmayan küçücük odalarda, gerekli maskeleri olmadan, eskimiş görüntüsü vermek için basınçlı kumla çalışan kot taşlama işçileri, yakalandıkları hastalık nedeniyle çalışma hayatına son vermek zorunda kalıyor. Çoğu sigortasız ve çalıştığı taşeron şirketler kapanmış olan işçiler bir yıla yakın süredir kendilerinin meslek hastalığına yakalandığının kabul edilmesini ve emekli edilerek, hayatlarının son dönemlerinde devletten maaş alabilmeyi umuyordu. Mücadeleleri geçtiğimiz Nisan ayında sonuç verdi gibi görünse de önlerinde hâlâ büyük zorluklar, aşılamaz bürokratik işkenceler var.40 ölümden sonra gelen yasaklama 4 Nisan’da Sağlık Bakanlığı’ndan gelen bir açıklamayla her türlü kot giysi ve kumaşlarda uygulanan püskürtme işleminde kum, silis veya silika kristalleri içeren herhangi bir maddenin kullanılmasını yasakladı. 5 bin slikozis hastası ve bu hastalıkla gelen 40 ölümden sonra kot taşlamayı yasaklayan Sağlık Bakanlığı, sosyal güvencesi ya da yeşil kartı olmayan slikozis hastalarının da tedavilerinde her türlü yardımın yapılacağını açıkladı. Bunun yanı sıra Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Bir işyerinde slikozise uğramış bir vatandaşımız, mutlaka hukukun kapısında olmalıdır” diyerek, işçileri hukuk mücadelesine davet etti. Ancak o işçiler zaten bir senedir bu hukuk mücadelesini, seslerini duyurabildikleri her yerde veriyor, onlardan çalınmış sağlıklarını, yeri doldurulamayacak olsa da emeklilikle, çocuklarına kalacak bir maaşla telafi etmeye çalışıyordu.Slikozis mağdurlarına “anında emeklilik” Sağlık Bakanlığı’nın bu açıklamasından tam 4 gün sonra 8 Nisan’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan gelen bir açıklama ise yüreklere biraz daha su serpti. Yapılan açıklamayla, sigortalı slikozis hastalarının, bu hastalığa kot taşlama esnasında yakalandığının hastanelerde yapılacak tespiti halinde iş gücü kaybının karşılanacağı, sigorta süresi ya da prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın mağdurların emeklilik hakkı kazanacağı bildirildi. Aynı zamanda sigortası olmayan işçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu elemanlarına meslek hastalığı tespiti için aynı işyerinde sigortalı bir işçiye şahitlik yaptırmalarının yeterli olacağı açıklandı. Aynı açıklamada Çalışma […]

Değişmeyen bir kader halini almış yoksulluklarının değil ama en azından açlıklarının çaresiydi. İki göz odadan ibaret evlerinin kirasıydı. Ele geçen para üç otuz bir şeydi ama köyde bıraktıkları ailelerinin ekmek parasıydı. Yüzlerce kilometre ötedeki köylerden gelen binlerce işçi gelip geçti aynı tezgâhtan. Ne kadar işçisi olduysa o kadar da hastası oldu bu işin. Hemen hepimizin üzerinde duran kotlar daha şık dursun diye taşladılar, yıkadılar beyazlattılar. Kotlar beyazladıkça hayatlar karardı. Hayatlar karardıkça öğrendik, kotlarımızın üzerindeki beyazlığın aslında ne kadar kirli olduğunu. Üzerimize giydiğimiz ya da bir mağazanın vitrininde alıcısını bekleyen taşlanmış her kotun ardında süregiden bir dram ve ölümü bekleyen bir işçi olduğunu.Tıpkı benzer bir kaderi Tuzla’daki tersanelerde yaşayan işçiler gibi kot taşlama işinde çalışanlar da öle öle “seslerini duyurmaya” başladı. Tek farkları vardı tersanelerdeki yoldaşlarından, o da ölümün onları bir anda değil uzun ve acılı bir süreç sonunda yakalamasıydı. Ama hâl böyle olup ani bir ölümle dikkat çekemedikleri için de kot taşlama işçileri öldüklerinde hiç kimseyi doğrudan sorumlu tutamıyorlardı. Arkadaşlarının ölümüne tanık olan ya da kaçınılmaz sonlarını bekleyen henüz hayattaki işçiler bu uzun ve acılı süreci şöyle anlatıyorlardı: “Kot kumlamaya gelirsin, sonra askere gidersin, çürüğe çıkarılınca öğrenirsin hasta olduğunu. Önce, slikozis denen bizim kumlama dediğimiz hastalığın adını sonra da tedavisi olmadığını öğrenirsin. Sonra da köyüne döner, ölümü beklersin. Ama öyle kolay olmaz. Önce yürüyemez olursun. Bir süre sonra nefes alamazsın. Ciğerlerin küçülmüşlerdir sanki. Bu kez bir makineye bağlarlar nefes al diye. Sonra da içine çektiğin havayla artık şişmez olur ciğerlerin. Ölürsün.” Öldüren iş kolu: Kot taşlama Kot taşlama, Türkiye’deki tekstil sektörüne adını, çalışanların yarısından fazlasının tedavisi olmayan slikozis hastalığına yakalanması nedeniyle “öldüren iş kolu” olarak kazıdı. Avrupa’da yasaklanıp sonlandırıldığı için buralara taşınan kot taşlama işi nedeniyle slikozis hastalığı bildirilen ilk ülke olan Türkiye’de kot taşlama işinde çalışan yaklaşık 10 bin işçi var ancak bunlardan 550’sinin tanısı konulmuş ve hepsi de […]