Etiket susurluk

Nedir bu Ergenekon?

Dün (7 Ocak 2008), 6 ayrı ilde eş zamanlı gerçekleştirilen “10. Dalga” Ergenekon operasyonlarında hepimizin bildiği gibi üst düzey isimlerin de aralarında olduğu 40’a yakın kişi gözaltına alındı. 28 Şubat postmodern darbesinin önemli isimleri eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel, MGK eski Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç, Eski Harp Akademileri Komutanı emekli orgeneral Kemal Yavuz ve YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile “Sabetay avcısı” Yalçın Küçük, Susurluk çetesinin baş aktörlerinden eski Özel Hareket Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile yeğeni Erdal Şahin, Bedrettin Dalan’ın oğlu Barış Dalan’ın da aralarında bulunduğu zanlılar arasında bir yarbay, 4 albay, bir yüzbaşı, 2 binbaşı, bir üsteğmen olmak üzere 9 muvazzaf subay da yer alıyor. Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde ise sadece arama yapıldı. Yurtdışında bulunan Bedrettin Dalan ise arananlar arasında. Son operasyonla, şu ana kadar Ergenekon soruşturması çerçevesinde toplam altı emekli paşa gözaltına alınmış oldu. Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz de Ergenekon soruşturmasının firari sanığı olarak aranıyor. Gazeteci kılığındaki çeteci Ergenekon ismi ilk kez NATO’nun kontrgerilla örgütlenmesi olarak bilinen Gladio’nun Türkiye’deki yapılanması şeklinde gündeme geldi. Özel Harp Dairesi olarak da bilinen yapılanmanın, siyasetçilerden bilim adamlarına, medya mensuplarından hukukçulara kadar uzandığı iddiaları sürekli gündemde kaldı. Bu örgütlü yapının soruşturulmasına dayanak oluşturan bilgiler, 2001’de kendisini gazeteci olarak tanıtan ve JİTEM adını kullanarak dolandırıcılık yapan Tuncay Güney’in ofisine yapılan baskınla ele geçirildi. Şimdi Ergenekon’un sanıkları arasında yer alan eski polis müdürü Adil Serdar Saçan tarafından bizzat sorgulanan Güney, sözkonusu çete oluşumuyla ilgili çok önemli bilgiler verdi, ama soruşturma kapatıldı. Güney’in ifadesine göre, örgütün ‘manifestosu’ İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in yönlendirmesiyle yazılmıştı. Güney, Veli Küçük hakkında da bilgi vermişti. Bu ilk işaretin ardından çeteye ilişkin ilk ipuçları Danıştay’a düzenlenen saldırıda ortaya çıktı. Ergenekon operasyonunun ipuçları, ilk olarak Danıştay 2.Daire’ye yönelik silahlı saldırının ardından belirdi. Daire üyesi Mustafa Yücal Özbilgin’i öldüren avukat Alparslan Arslan ve saldırı […]

İtibarsızlaştırma ve manipülasyon

Türkiye’nin, karanlık geçmişiyle yüzleşmesini sağlayacak her olayda olduğu gibi yine unutulmaya yüz tutmuşken yeni bir gözaltı dalgasıyla yeniden manşetlere yerleşti Ergenekon. “Unutulmaya yüz tutmuş” ifadesi fazla iddialı gelebilir ama Susurluk, Şemdinli, Yüksekova gibi örnekleri düşününce, maalesef öyle. Asrın davası diye nitelenen, olur olmaz her olayda Ergenekon parmağı aranan bir olay, şu son gözaltı dalgasına dek hak ettiği ilgiyi görüyor muydu acaba haberciler nezdinde? Haklarında iddianame düzenlenen ilk 86 sanığın devam eden yargılamalarında mahkeme salonunda yaşananlar bile magazinleştirilerek sunulmuyor muydu okurlara, izleyicilere? Bunun yanıtı ortada. Gelelim konumuza. Dün (7 Ocak 2008), 6 ayrı ilde eş zamanlı gerçekleştirilen “10. Dalga” Ergenekon operasyonlarında hepimizin bildiği gibi üst düzey isimlerin de aralarında olduğu 40’a yakın kişi gözaltına alındı. Darbe soruşturuluyorsa eski komutanlar nerede? 28 Şubat postmodern darbesinin önemli isimleri eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel, MGK eski Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç, Eski Harp Akademileri Komutanı emekli orgeneral Kemal Yavuz ve YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile “Sabetay avcısı” Yalçın Küçük, Susurluk çetesinin baş aktörlerinden eski Özel Hareket Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile yeğeni Erdal Şahin, Bedrettin Dalan’ın oğlu Barış Dalan’ın da aralarında bulunduğu zanlılar arasında bir yarbay, 4 albay, bir yüzbaşı, 2 binbaşı, bir üsteğmen olmak üzere 9 muvazzaf subay da yer alıyor. Bir diğer önemli ayrıntı ise Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde arama yapılmasıydı. Kanadoğlu’nun evinde yapılan aramalar sırasında soruşturmanın sadece ev aramasıyla sınırlı tutulacağı açıklamasının yapılması da ilginçti. Zanlı ise neden gözaltına alınmadı ya da değilse evi neden aranıyor diye soruyor insan kendi kendine. Olayın başlangıcından bu yana “darbe soruşturması” yapılıyor havası yayılmasına karşın bugüne dek sadece bir kaç muvazzaf teğmenin gözaltına alınması, “Darbeyi yapacak ordu nerede?” sorusunu doğuruyordu. Darbe girişiminin günlükleri de vardı Son operasyonda dikkat çeken nokta ise bir binbaşı ile bir yüzbaşının da gözaltına alınan muvazzaf subaylar kervanına katılmasıydı. Öncekilerde ve son operasyonlarda […]

“Susurluk şimdi başlıyor”

Ahmet Şık Danıştay İdari İşler Kurulu, Mehmet Ağar’ın Susurluk Soruşturması kapsamında Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemle ilgili “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”tan yargılanması yönündeki karara itirazını reddettti. Böylece, yıllardır dokunulmazlık zırhı nedeniyle yargı önüne getirilemeyen Ağar’ın, Susurluk Çetesi davasından yargılanmasının önünde engel kalmamış oldu. Danıştay Birinci Dairesi, geçen Şubat ayında, Susurluk Çetesi davasının görüldüğü sırada milletvekili olan Mehmet Ağar’ın, 22 Temmuz 2008 seçimlerinde TBMM dışında kalması nedeniyle milletvekili dokunulmazlığını yitirmesinden sonra Susurluk davası kapsamında yargılanmasına karar vermişti. Danıştay Birinci Dairesi, Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan yargılanması gerektiği yönünde karar almıştı. Bu karara itiraz eden Ağar’ın talebini görüşen Danıştay İdari İşler Kurulu, itirazı reddederek Danıştay 1. Dairesi’nin yargılama kararını onadı.“Susurluk şimdi başlıyor” Yargılama kararının kesinleşmesiyle, Ağar’ın suça konu eylemlerin gerçekleştiği dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü ve bakanlık yapması nedeniyle dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek. Susurluk Çetesi davasında adı sıkça anılan, çete faaliyetleriyle ilgili birçok maddi delil bulunan Ağar’ı yargı önüne çıkartmak için en fazla uğraşan isimlerden biri olan avukat Ergin Cinmen, “Ağar’ın yargılanmasının önünü açılmasıyla ‘Susurluk Davası esas şimdi başlıyor’ demek mümkün. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Susurluk’la ilgili verdiği kararda bu yapılanmanın başında gösterilenlerden biri Mehmet Ağar’dı ancak yargılanamadı. Şimdi yeni yargılamayı, adaletin gerçekleşmesini bekleyeceğiz” dedi. “Susurluk’un mimarı” Daha önceden olması gereken olağan bir sürecin başladığını belirten Cinmen, “Ancak Türkiye’deki dokunulmazlık ucubesi nedeniyle bu iş yıllarca sürüncemede bırakıldı. Yargının Susurluk karşısında yetersiz olduğu, siyasi iradenin olmadığı söylendi. Mehmet Ağar’ın Susurluk’un bir numaralı aktörü, mimarı olduğu dava iddianamesinde bile anıldı bu konuda yaygın bir kamuoyu kanaati oluştuğu gibi bugüne kadar ortaya çıkan hukuki belgelerle maddi kanıtların da olduğu ortaya çıkmıştı. Mehmet Ağar katliam zanlılarına, kanun kaçaklarına ne olduğu belli olmayan kimlikleri kendi imzasıyla vermiş birisidir. Şimdi hukuka uygun bir yargılama bekliyoruz. Bu arada Ergenekon soruşturması da yürütülüyor ikisi bir arada sağlıklı götürülürse Türkiye’de bugüne dek görmediğimiz […]