'Hükümetler ve holdingler basın özgürlüğünü sınırlıyor'

“Ustalara Saygı” toplantılarının konuğu olan gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, özgürlüklerin korunması için sosyal medyanın önemine dikkat çekti.

“Ustalara Saygı” toplantılarının konuğu olan gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, özgürlüklerin korunması için sosyal medyanın önemine dikkat çekti.

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği’nin (TELKODER) önderliğinde telefon ve internet erişiminin serbestleştirilmesi amacıyla geçtiğimiz temmuz ayında başlatılan “Fiili Teke Son” kampanyasının internet sitesi olan www.fiilitekelesonverelim.org, önceki hafta Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) kapatma tehdidiyle karşı karşıya kaldı. BTK kendisine yönelik eleştirel karikatürleri gerekçe göstererek, siteye barınma hizmeti veren Turknet’e uyarı yazısı gönderdi. Yazıda, “BTK’ya yönelik tahkir ifadeleri ve sembolleri içeren 9 farklı resim içeriği ile bu kapsamdaki ifade ve karikatür yayınına son verilmesi. Aksi taktirde mahkemeye başvurulacağı” belirtildi. Turknet’e, siteyle ilgili 5651 kanunu öne sürerek 15 Ekim’de gönderilen uyarı yazısının ardından, Turknet internet sitesinin barındırıcılığına devam etmeme kararı aldı ve kampanya sitesi internet sitesi başka bir barındırıcı olan DorukNet’e taşındı. Bir gün süren bu taşınma sürecinde, kampanyanın internet sitesine ulaşılamadı. “Anlaşılmaz ve kabul edilemez” İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr.Yaman Akdeniz, 5651 no’lu (İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun) kanunun 9’uncu maddesine atfen uyarının gönderilmiş olabileceğini, bu maddeye göre BTK’nın uyarı gönderip, ardından söz konusu içerik kaldırılmazsa mahkemeye gidebileceğini belirtiyor ve hemen arkasından ekliyor:“Bana sorarsanız BTK mahkemeye de gitse kazanması çok zor bir dava olur. O karikatürler hakaret ya da kişilik haklarını ihlâl edecek bir şey içermiyor. Bu bir politik söylemdir ve bu karikatürler hem Anayasa hem de Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesi çerçevesinde korunan içeriklerdendir.”Yaman Akdeniz, bu nedenle BTK’nın dolaylı yoldan sansür girişiminin anlaşılmaz ve kabul edilmez bir girişim olduğunu düşünüyor. “Kampanya ve içerikle alakamız yok” İnternet sitesinin eski yer sağlayıcısı olan Turknet ise söz konusu sitenin içeriğiyle hiç bir ilgilerinin bulunmadığını belirterek, bu site gibi yüzlerce siteye barınma hizmeti verdiklerini, bunun da diğer siteler gibi ticari bir anlaşma olduğunu ve ticari anlaşmanın sona erdiğini açıkladı. TELKODER öncülüğünde yürütülen “Fiili Tekele Son” kampanyası, internet ve telefon haberleşmesinde Türk Telekom ve TTNet’in fiili tekeline son verilerek sektörün rekabete […]

Duygu Ertürk Türkiye Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu sözcüsü Abdullah Aysu, Türkiye’de yaşanmaya başlanan gıda krizinde, hükümetin çiftçiler yerine IMF ve Dünya Bankası’nı dinlemesinin etkili olduğu görüşünde. Dünya Çiftçiler Günü olan 17 Nisan’da Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Çokuluslu Şirketlerin Gıda Krizine Etkileri’ başlıklı panele katılan Aysu, “Dünyadaki gıda krizinin nedeni IMF, Dünya Bankası ve AB ortak tarım politikasıdır. Bu politika, çiftçiye verilen desteği azaltma, tarımsal kredi faizlerini piyasa düzeyine çıkarma, çiftçilere dayanak oluşturan tarımsal KİT’leri özelleştirme ve tarımda kullanılan suyu ücretlendirme politikasından başka bir şey değildir” diyor. Aysu, krizin altında yatan diğer sebepleri şöyle sıralıyor:Biyoyakıt üretimi: Afrika’nın 15 ülkesinde çok geniş tarım arazileri biyoyakıt üretimine ayrıldığını belirten Aysu’ya göre, gıda için kullanılacak toprakların otomobil depolarına ayrılması büyük bir insanlık suçu. Endüstriyel tarım modeli:Aysu’ya göre beş yıldır sürdürülen endüstriyel tarım, verimliliği arttırmıyor, tam tersi, insanları açlığa ve sefalete sürüklüyor. Abdullah Aysu, çiftçilerin tek isteklerinin IMF ve Dünya Bankası’nın sağlıksız reçetelerinden arınmış, bağımsız, demokratik, sosyal kısaca çiftçi üretimine dayanan bir tarım programı olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Çiftçiler bir süredir aktif bir mücadele içindeler, öyle ki, Dünya Ticaret Örgütü’nün yanlış politikalarını bile askıya almayı başardılar. Ancak bu konuda sizlere; gençlere, üniversitelilere hatta işçilere ihtiyacımız var. Ortak mücadelemiz büyümeli!” “Hükümet, gıda egemenliğini kendi elleriyle uluslararası sermayeye verdi” Bu konuda görüşlerini aldığımız Tütün-sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, esas problemin dünya gıda zincirinin az sayıdaki çokuluslu şirketin eline geçmesi olduğu görüşünde. “Gıda kontrolünün şirketlerin eline geçmesi demek, milyonlarca çiftçinin toprağından, üretimden kopması ve milyarlarca insanın gıda güvenliğinin tehdit altına girmesi demektir” diyor. Çokuluslu şirketlerin, sözleşmeli üreticilik yöntemiyle üretime ait her şeye müdahale etme hakkı kazandığını belirten Erdem, bu yöntem nedeniyle çiftçinin emeği üzerindeki denetimini kaybettiğinin ve ürettiği ürüne yabancılaştığının altını çiziyor. Üzüm-sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu’na göre ise, gıda savaşlarının en önemli nedenlerinden biri biyoyakıt kullanımı. AB’nin konunun ciddiyetini henüz kavrayamadığını iddia eden Çobanoğlu, “Biyoyakıt, sera gazına karşı […]