Etiket 8 mart

Kadınlar gününde pankartların düellosu

8 Mart 2025’te Taksim’de, polis ablukasında başlayan yürüyüş, yalnızca patriyarkanın baskısına karşı değil, kadınların birbirine dönük sessiz savaşına da sahne oldu. Bir yanda “Jin Jiyan Azadî”nin yankısında büyüyen evrensel dayanışma, diğer yanda Sabiha Gökçen’in portresinde somutlaşan Femonasyonalizm...

Pippa’ya Mektubum

Barış mesajı vermek amacıyla ülkesi İtalya’dan yola çıkan ve otostopla Orta Doğu’ya gitmeye çalışan Pippa Bacca’nın ölümünün ardından tam iki koca yıl geçmiş. Bu bize, ölümlerin ardından zamanın ne kadar pervasız ve hızlı geçtiğine dair minik bir kanıt. Bingöl Elmas bu hızlı geçişe “biraz yavaş”, son sürat hafıza kaybına “dur” demek isteyenlerden sadece biri. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Pippa’ya Mektubum filmi bunların bir tezahürü. Her bir çerçevesinde ayrı kadınlar, ayrı hikâyeler barındıran bu film Pippa’nın yolculuğunun sembolik bitişi için hazırlanmış. Film Pippa’nın öldürüldüğü Gebze’den başlayıp Suriye sınırında son buluyor. Bingöl Elmas (yönetmen, kameraman, oyuncu), erkeklerin en “erkek” olduğu boyuta, TIR şoförlerinin dünyasına elinde kamerası, siyah gelinliği ve arkasında onu takip eden ekip arkadaşları ile giriş yapıyor. En başlarda hâkim duygu ne tepki vereceğini bilememek olsa da konuştukça açılıyor şoförler. Pek çoğu onu siyah elbiseyle otoban kenarında gördüğünde hayat kadını sandığını itiraf ediyor. Otele gitmeyi teklif edenler de oluyor, bu otostopun çok tehlikeli olduğunu, “çocuk yapıp yuva kurması gerektiğini” söyleyenler de. “Ahlak” kelimesini ağzından düşürmeyen bizim gibi bir toplumun taşralarında aslında insanların ne kadar farklı yaşadığını, ahlak anlayışının kilometreden kilometreye değişebileceğini fark ettiriyor film. Ve en çok, en üzücü olarak da kadın hareketi, kadınların özgürleşmesi, mutluluğu, hakları adına daha kat edilecek uzun uzun yolların var olduğunu hissettiriyor. Hatay’daki köylü kadının kendisi ve kadınlar için sadece “bir bulut kadar özgür olmayı istediğini” yüzümüze çarpıyor. Pippa’ya yazılan mektup, kadın olmanın ve olduğun gibi kendini koruyarak hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu hissettiriyor iliklerinize kadar. Bingöl Elmas ekibiyle birlikte söyleşiye geldiğinde, bunun sembolik bir yolculuk ve devam olduğunun tekrar tekrar altını çiziyor: “Amacımız ‘Bakın bu yolculuk böyle de olabilirdi’ demek değildi. Pippa ve ben kesinlikle farklı koşullar içerisindeydik. O geldiği bu ülkenin diline de kültürüne de yabancıydı, yani minik bir tebessüm de onun yanlış algılanmasına sebep olabilirdi, ben insanlarla konuşarak ortamı yumuşatma olanağına sahiptim. […]

Kriz, evdeki şiddeti artırıyor

Ekonomik kriz, patronlar, küçük hissedarlar, CEO’lar, genel müdürler, beyaz yakalılar, mavi yakalılar derken her gün daha fazla kişiyi etkisi altına alıyor. Ancak krizden nasıl etkilendiği hiç tartışılmayan bir kesim var ki, onlar çözümü yine kendi aralarında tartışarak bulmaya çalışıyorlar. Kadınlar, 8 Mart yaklaşırken seslerini duyurmak ve krizde yaşanan sorunları paylaşmak için Kadıköy Kazım Koyuncu Kültür Merkezi’nde ‘8 Mart: Ekmek ve Gül İçin’ etkinliği kapsamında düzenlenen ‘Kadınlar Krizi Konuşuyor’ forumunda fikirlerini paylaştılar.Krizde en çok ezilenler kadınlar Forumda konuşan çevirmen-yazar Hülya Civelek, kriz bahanesiyle en çok ezilenlerin kadınlar ve çocuklar olduğunu ve işverenlerin krizi silah olarak kullandığını belirtti. “Patronlar krizi bahane ederek daha fazla sömürüyor ve ezilmemize neden oluyorlar. Bunu çok rahatlıkla kullanabiliyor sizi çalıştıranlar. Eve geliyorsunuz evde eşinize yansıyor; siz çocuğunuza yansıtıyorsunuz, o okuyorsa okul ona yansıtıyor. Okullarda borçtan dolayı doğal gaz yanmıyor; velilerden para istiyorlar bu yüzden. Çocuğun muhatabı anne, okulun sıkıştırdığı muhatap aldığı anne, ama kadının cebinde para yok. O baskının yanında, çocuğun soğukta okuyor olmasının baskısı da kadının omuzlarına biniyor. Psikolojik olarak çok yıpratıcı bir durum bu. Çocuğun sürekli ihtiyaçları var ve ilk temas ettiği kişi anne oluyor. Kadınlar artık çocuklarını okula götürürken, hocalarla, müdürle yüz yüze gelmemek için okula girmeden çocukları dış kapıdan bırakıyorlar” dedi.Kriz mağdurları Kadınların, krizin etkisini yaşayan toplumsal kesimin ana omurgasını oluşturduğunu belirten Kazım Koyuncu Kültür Merkezi genel sekreteri Özge Ozan, bu dönemlerde en çok işten çıkarılanların kadınlar olduğunu ekledi. “Otomotiv ve tekstil sektörünün kalbi Bursa, kriz yüzünden ekonomik olarak çökmüş durumda. Her gün 10 binlerce kişi işsiz kalıyor. Tekstil, kadınların en yoğun çalıştığı sektörlerden biri. Kadınların işsizlik oranında çok büyük artış var. Kadınlar öncelikle işten çıkarılanlar oluyorlar. Çünkü erkek eve ekmek götürür; kadını hemen gözden çıkarıyorlar” dedi.Kadınların çalışabilmesi için gerekli olan temel koşulların kriz bahanesiyle ortadan kaldırıldığını ifade eden Ozan, ücretlerin aşağıya çekildiğini; yemek ücretleri, emzirme ücreti gibi hakların kesildiğini ve maaşların geç […]