Ulusoy Turizm’den ‘beton’ özrü: ‘Ağaçları biz değil taşeron betonlamış’

HaberVesaire’nin gündeme getirdiği, “terminaldeki ağaçlara beton dökme” hadisesi için üzüntü duyduğunu söyleyen Ulusoy Turizm, Twitter hesabının bulunmadığını açıkladı.

HaberVesaire’nin gündeme getirdiği, “terminaldeki ağaçlara beton dökme” hadisesi için üzüntü duyduğunu söyleyen Ulusoy Turizm, Twitter hesabının bulunmadığını açıkladı.

Ulusoy Turizm, İstanbul Ataşehir’deki terminalindeki ağaçlara beton dökmesini şöyle açıklıyor: “Ülkede yeterince ağaç var. Terminal lazım.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4 Aralık 2012: “Bizim medeniyetimizde ağacın çok özel, çok önemli bir yeri, sembolik bir değeri vardır.”

BBC – Simge Sunguroğlu Umeaa Üniversitesi bilim adamları, 2004 yılında İşveç’in Dalarna eyaletindeki Fulu Dağı’nda bulunan ağaç türlerinin sayımını yaparken bir ladin buldu. Ağacın yaşı geçtiğimiz günlerde, köklerindeki karbon miktarını ölçerek (“carbon dating” yöntemi) Florida’da hesaplandı. Bu ölçümde 9 bin 550 yaşında olduğu sonucuna varılan ladin, Yerküre’nin bugüne kadar ulaşılan en yaşlı ağacı. Bilim adamları bu ağaca ulaşmadan önce en yaşlı ağaçların, Kuzey Amerika’da bulunan, yaklaşık 4 bin yaşındaki çam ağaçları olduğunu düşünüyordu. Guinness Rekorlar Kitabı’na giren en yaşlı ağaç, Kaliforniya’daki White Dağları’nda yaşayan ve Methuselah ismi verilen dikenli kozalaklı çam ağaçlarıydı. Klonla sağlanan süreklilik Son Buz Devri’nin bitmesinin hemen ardından kök salmış olduğu sanılan yeni rekortmen, 910 metre yükseklikte yaşayan ve 8 bin yıldan daha yaşlı olduğu düşünülen 20 ladinden oluşan bir küme arasında bulundu. Umeaa Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, ladinin gövde kısmının daha genç olduğu, fakat dört “nesile” yayılan kalıntılar içinde ulaşılan köklerinin 9 bin 550 yıldır gelişim gösterdiği söylendi. Üniversitesinin Fiziki Coğrafya Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Leif Kullman, ağacın gövdesinin 600 yıl yaşadığını, ama biri öldüğünde klonlanan yeni bir gövdenin kök sisteminden çıkabileceğini belirtiyor. “Buz Devri, bugünden daha sıcaktı” Bu keşif sadece ağacın yaşıyla değil, bulunduğu coğrafyanın geçmişi açısında da şaşırtıcı. Çünkü bu keşfe kadar ladin, bölgeye sonradan adapte olmuş “yeni” bir ağaç olarak kabul ediliyordu. Kullman, “Elde ettiğimiz sonuçlar bunun tam tersini gösteriyor. Ladin bu sıradağlardaki bilinen en yaşlı çam türü’’ diyor. Bilim adamı, 10 bin yıl öncesinde de ladinin bölgede çok nadir olabileceğini ve Mezolitik Çağ’nda (Orta Taş Çağı) insanların kuzeye göç ederken türleri de beraberlerinde getirmelerinin akla uygun oluduğunu düşünüyor. Keşif, o çağda bölgenin sanılandan ve hatta bugünkü halinden daha sıcak olduğunu da gösteriyor.

“İstanbul’da ilk ağaç ne zaman yetiştiyse, erguvan ağacı da o zamandan beri bu topraklarda yaşıyor. Kentin yerli ağacıdır erguvan” diyor Erguvan İstanbul Derneği Başkanı Hüseyin Emiroğlu. Emiroğlu, 10 yıl önce Marmara Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Haluk Dursun’un düzenlediği bir gezide tanımış bu ağacı. Ve o gün bugündür, kentin sokaklarından cami avlularına, şiirlere, romanlara uzanan yolculuklarında erguvanların izini sürüyor. Tek tek kaydediyor bulduğui ağaçları. Kimi zaman inşaat çalışmalarından kurtarıyor onları, kimi zaman uygun bir yere taşınmasını sağlıyor. Çevresindeki insanlara tanıtıyor, bununla da yetinmeyip erguvan dikmelerin öğütlüyor. Hüseyin Emiroğlu yalnız değil bu çabada. İlgisini tutkuya dönüştüren bir gurup insanla birlikte kurmuşlar Erguvan İstanbul Derneği’ni. En güzel dönemi Baharın müjdecisi olarak bilinen bu ağacın sunduğu şölen, nisan ayının ortalarında doruğa ulaşıyor. Çiçeklerinin, yaklaşık bir ay süren ömrü, hava koşullarına bağlı. Örneğin bu yıl, nisanın ilk günlerinde donattılar her yeri. Normalde mayıs ortasına kadar sürmesi beklenen çiçeklenme, bu nedenle daha kısa sürebilir. Erguvan renginin Bizans’ın simgesi olduğundan bahsedilir. Doğal yollarla üretilen en zor renk olduğu için gücün ve zenginliğin belirtisiymiş o dönemde. İmparator dışında kimse bu renkte pelerin giyemezmiş. Emiroğlu bu katılmıyor: “Bizans’ta erguvan ağacı ile ilgili bir kayıt, belge veya doküman göremedim. Bu konuda yazan bir Bizans şairine rastlamadım araştırmalarımda.’’ Yine de İstanbul’un her dönemine rengini katmış erguvan. Hıristiyan mitolojisinde İsa’nın ihanet eden havarisi Yahuda kendini erguvan ağacına asmış. Bu efsaneye göre önceleri beyaz olan erguvan çiçeği rengini utançtan değiştirmiş. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi şairleri de ilham almış ondan. Sultan Yıldırım Bayezit’ın damadının, her erguvan mevsiminde Bursa’da müritleriyle buluşması nedeniyle düzenlenmeye başlanan erguvan şenlikleri uzun süre devam etmiş. “Daha çok dikilmeli” Yedi yıldır erguvan etkinlikleri yapan Erguvan İstanbul Derneği, bu yıl da faaliyetlerine devam ediyor. Her sene gerçekleştirilen ağaç dikme töreni bugün, Kuzguncuk’ta yapılacak. Daha sonra boğaz gezisi, fotoğraf ve geleneksel sanat sergileri gerçekleştirilecek. Erguvan’ın İstanbul ağacı olarak binlerce dikilmesi gerektiğini söyleyen […]