Mağaza kokuları tehlike yaratıyor mu?

Markaların beş duyuya hitap etmek için geliştirdikleri koku temalarının, mağazaları ziyaret eden kişiler ve özellikle uzun süre kokulu ortamlarda çalışanlar için tehlike yaratma ihtimali bulunuyor.

Markaların beş duyuya hitap etmek için geliştirdikleri koku temalarının, mağazaları ziyaret eden kişiler ve özellikle uzun süre kokulu ortamlarda çalışanlar için tehlike yaratma ihtimali bulunuyor.

Alışveriş merkezlerinin ramazan dolayısıyla bir-iki saat geç kapanması, çalışanlar ve mağaza sahiplerinin çoğunu rahatsız ediyor.

Ulus devletin ve çocuklarının kimlik inşaasında aktif rol üstlenen 23 Nisan kutlamaları, siyasal iklim ve "sivilleşme" çabalarına paralel bir değişim yaşıyor.

Demirören AVM’ye dönüştürülen Sin-Em Han ve Emek Sineması’nın yıkımından sonra sıra, Narmanlı'da mı? Yeni sahipleri tarihi hanı koruyacağını söylüyor*

Doğal sit alanı olan tarihi Kuşdili Çayırı’na İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırmak istediği AVM'ye karşı Kadıköylüler 11 Mayıs'ta sokakta

Yatırımcılar inşa ettikleri AVM, konut ve iş merkezlerine yabancı isimler vermeyi tercih ederken uzmanlar “Böyle giderse dilimizi kaybedeceğiz” diyor

AVM'ler, mescid ve dua odalarıyla müşteri kaybının önüne geçmeye çalışıyor. Talep bazen baskıya da dönüşebiliyor: "Siz Müslüman değil misiniz?"
Mahkemenin kendi aldığı, “Emek Sineması’nın yıkımını durdurma” kararını iptal etmesini protesto eden binlerce insan sokaktaydı.

Emek Sineması’na giden yol Demirören AVM ve Starbucks’tan geçince...

Aslı Bekdik Bir asansöre bindim hayatım değişti! Mümkün mü? Size bağlı. Her an birbirini hiç tanımayan insanların girip çıktığı büyük bir alışveriş merkezindeyim, bir kattan diğerine beş saniyede ulaşan çelik ruhsuz asansörün “yukarı” düğmesine basıp bekliyorum. Kapılar açılıyor ve karşıma kuruyemişler bir yanda, kıyafetler diğer yanda, oje şişeleriyle yüz kremleri köşedeki etajerde, şiir kitapları, halısı ve hatta çalan radyosuyla bir oda çıkıveriyor… İçerdeki iki kadın koyu sohbette. Bana şu kot montu mu giyseler yoksa mavi şalı mı tercih etseler daha yakışacak diye soruyorlar. Fikrim var ama basmayı unuttum, hangi kata gidecektim… Beş saniye geçiyor, ben inmiyorum, hatta bir iniyorum bir çıkıyorum, tam “Şu meyve suyunu içeyim bari” derken bir başkası daha giriyor asansöre. Evet, yer de dar. Ben bu hiç tanımadığım iki kadına “görüşürüz” deyip çıkıyorum dışarıya. Aklıma takılıyor. Bu da neydi? Bir oyun, bir araştırma, bir ahbaplık mı? Bu binada çalışan bir kuryeyim ben. En iyisi diyorum, bir daha çağırmak şu asansörü. Tekrar biniyorum. Girince raftaki kitaplardan birini alıyorum. Nazım Hikmet’ten bir şiir okuyorum, yüksek sesle… Kenara çekiliyorum, “Günümü güzelleştirdiniz, çok kötüydü moralim” diye “ev sahiplerine” sarılıp teşekkür eden kadın dışarı çıkarken… Taşıyan mı benim taşınan mı, işte bütün mesele bu! Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi, 3-4 Ekim tarihlerinde Kanyon Alışveriş Merkezi’nde “Geçici İşgal” adlı bir etkinlik serisi gerçekleştirdi. 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin “İnsan Neyle Yaşar?” teması paralelindeki etkinlikte Çıplak Ayaklar Kumpanyası, Hareket Atölyesi, RemDans Proje Topluluğu yer aldı. Bağımsız sanatçılar Defne Erdur Bekdik ve Şebnem Yüksel, projeye Defne Erdur Bekdik’in konseptini oluşturduğu “İnişli Çıkışlı Hayatlar” ile katıldılar. İki günlük etkinliğin sanat yönetimi Şule Ateş’e aitti. xLDen>trGoogleC HaberVs