Büyük takımın büyük hocası: Ersun Yanal

"Küçük takımların büyük hocası" denilen Ersun Yanal, Fenerbahçe’nin bu yıl kazandığı 19’uncu şampiyonluğuyla artık büyük takımların da büyük hocası.

"Küçük takımların büyük hocası" denilen Ersun Yanal, Fenerbahçe’nin bu yıl kazandığı 19’uncu şampiyonluğuyla artık büyük takımların da büyük hocası.

Habertürk'ün yayınladığı duruşma fotoğrafı hakkında basın savcılığı soruşturma başlattı. Fotoğrafın kamera kaydından alınma ihtimali de bulunuyor

Türk Telekom Arena Stadyumu, 15 Ocak Cumartesi akşamki protestolu açılışla hizmete girdi. Ali Sami Yen’in Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne geri verilmesi, Seyrantepe’nin seçimi, inşaatın başlaması ve bitirilmesi derken yaklaşık 5 yıllık zorlu bir süreçten geçti Galatasaray Spor Kulübü. Gündemde ise stadyumdan çok Başbakan’ın taraftara gösterdiği tepki var. Tayyip Erdoğan, “Stadyumun tahsis anlaşmasını daha yapmış değiliz” diyerek kulübe ve taraftarına aba altından sopa gösteriyor. Türkiye’de hiçbir spor kulübü, kullandığı stadyumların sahibi değil. Bu nedenle TT Arena’nın da Galatasaray SK’nın mülkü olması söz konusu değildi zaten. Kulüp, Ali Sami Yen Stadı’nın 49 yıllık kullanım hakkından feragat edip karşılığında bu stadı da yine 49 yıllığına kiralamış oldu. Bütün stadyumlar Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne ait. Sadece “üst kullanım” hakları belli bir bedel karşılığında ya 10 yıllık ya da 49 yıllık sözleşmelerle kiralanıyor. Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu TT Arena’nın inşa süreci Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu ile kıyaslanıyor çoğu kez. “Feherbahçe’ye neden devlet desteği yapılmadı” deniyor. Bu nedenle Kadıköy’deki stadyumun tarihine bakmakta fayda var. Bugün stadyumun bulunduğu yer 1900’lerin başında Papazın Çayırı olarak bilinen bir futbol sahasıydı. İlk olarak 1929’da Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kiralandı ve Fenerbahçe Stadı ismini aldı. Daha sonra 1933 yılında stadın bulunduğu araziyi Hazine’den 9 bin TL’ye satın alan kulüp, bir stadın mülkiyetine sahip ilk futbol takımı olma özelliğini kazandı. Fakat 1962 yılında 70 yıllık üst kullanım hakkı karşılığında Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne devredildi. 1998 yılında yapılan, üç büyük kulübün stadyum kullanım sürelerini tekrar düzenleyen genel bir protokolle; Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı 49 yıllığına Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kiralanmış oldu. Yenileme çalışmaları 2006’de bitirilerek 50.530 koltuğa sahip olan stadın kapasite artırma ve yeni tribün inşaası çalışamaları kulübün yaptığı bir dizi anlaşmayla borçsuz ve tamamen öz kaynaklarla gerçekleştirildi. 2000’de başlayan yıkım ve yeniden yapım çalışmaları, Migros ve Telsim’in sponsorluğunda tamamladnı. Bu sponsorluk karşılığında kale arkasındaki iki tribüne Migros ve Telsim isimleri verildi. Bu firmalar, söz konusu […]

Türk futbolu son yıllarda kariyerinin zirvesi ya da kariyerinde ikinci bir patlama yapmak isteyen futbolcuların adresi olmaya başladı. Avrupa futbol piyasasında önemli yerler bulabilecekken Türkiye’yi tercih eden oyunculara son olarak da Portekizli Quaresmaeklendi. Bu transferler kulüplerde “sihirbaz” olarak görülen yöneticilerce gerçekleştiriliyor. Fenerbahçe’de bir dönem Hakan Bilal Kutlualp şimdi ise Cihan Kamer, Galatasaray’da ise bir dönem Adnan Polat (1992-1996) son yıllarda ise HaldunÜstünelbu rolleri üstlendi. Beşiktaş’ta ise “son büyü” Quaresma transferinin arkasında Serdal Adalı ismi karşımıza çıkıyor. Peki kulüplerimiz bu transferleri hangi parayla yapıyor? Güncel politika: Sat öde Oturup kulüplerin mali tablolarını uzunca incelemeye gerek yok; transfer politikaları bile bu konuda fikir veriyor.Galatasaray kadrosuna yeni futbolcular katmak için Keita, Elano gibi yüksek maliyetli oyunculardan kurtulup daha ucuz oyuncuların parasını çıkarma çabası gösteriyor. Bu da gösteriyor ki artık kulüp kendi ürettiği parasıyla geçinmeye çalışıyor. Fenerbahçe ise sporun her dalında Türkiye’nin en kurumsal kulübü olmayı başarıp gelirlerini kat kat arttırarak transferlerini buradan elde edilen gelirle karşılıyor. Gelgelelim yüksek gelire sahip Fenerbahçe bile bunu 12 yıldır Aziz Başkan’ın rahatça çıkarabildiği milyonlara da borçlu. Zaten ondan daha fazla parası olan birileri çıkabilse hâlâ başkan kalabilir miydi? (Bu, bir başka tartışmanın konusu.) Ödüyorum, öyle ise varım! Ya Beşiktaş? Yıldırım Demirören başkan olduğundan bu yana çok önemli isimler geldi Beşiktaş’a. Son Dünya Kupası’nın sahibi İspanya’nın ve Real Madrid’in hocası Del Bosque, Fransız siyah inci Jean Tigana ve milyon avrolara transfer edilen birden fazla futbolcuya tazminatlar ödendi. (Juan Fran, Ailton, Kleberson, Ricardinho, “yeni Maradona” Federico Higuain ve daha niceleri…) Bu isimler Yıldırım Demirören’in parasıyla gelip, onun parasıyla gönderildiler. Ama görünen o ki Demirören bu konuda artık tek başına da değil. 19 Haziran 2010’da yapılan Divan Kurulu toplantısında Denetleme Kurulu Başkanı Feyyaz Tuncel’in açıkladığı raporda Beşiktaş’ın borcunun 285 milyon 233 bin liraya, alacakların ise 62 milyon 364 bin liraya ulaştığını belirtti. Alacakları düştükten sonra oluşan net borç 222 milyon […]

2009-2010 Turkcell Süper Lig’i Fenerbahçe ve Bursaspor arasındaki şampiyonluk yarışının ardından Bursaspor’un kupayı kazanması ile sonlandı. Ancak sezonun son maçında yaşanan olaylar daha uzun süre konuşulacak gibi gözüküyor. En çok tartışılan konu ise Türkiye futbol tarihine geçmesi kesin olan “anons skandalı”. Ancak skandalın yalnızca kendisi değil, ertesi gün gazetelerde veriliş biçimi de skandal olarak tarihe geçmeye aday gözüküyor. Çünkü, skandalla ilgili haberlerin bir çoğu olayın sorumlusu olarak bir kişiyi adeta hedef gösterirken işin içyüzüne ilişkin doğru düzgün hiç bir bilgi içermiyordu. Onbinlerce taraftarı gülünç duruma düşüren bir olayın sorumlusu olarak gösterilen kişinin resimlerini basıp bu kişiyi “işte sorumlu” diye okla göstermekte hiç bir sakınca görmeyen gazeteler, bu kişinin can güvenliği için mi emniyete götürüldüğünü, yoksa başka bir nedenle mi göz altına alındığına bir türlü karar veremediler. Skandal anı Pazar gecesine dönüp olayı tekrar hatırlayalım: Trabzonspor-Fenerbahçe maçının 90+2’nce dakikasında, stat hoparlörlerinden yapılan “Bursa maçı 2-2 bitti, Fener şampiyon” anonsu ile stadyumda maçı izleyen binlerce taraftar ve futbolcular kutlamalara başlamıştı. Ancak acı gerçek birkaç dakika sonra ortaya çıktı, Bursaspor Beşiktaş’ı 2-1 mağlup etmişti ve Trabzonspor ile beraber kalan Fenerbahçe şampiyonluğu kaybetmişti. Taraftarlar öfkelendi, teknik ekip ve futbolcular yıkıldı, yönetim ne yapacağını bilemedi. Ancak biraz zaman geçip ortalık sakinleşince, herkes tek bir kişiye yoğunlaştı, anonsu yapan stat görevlisi, Hakan B. … Suçlu bulundu! Ertesi sabah yayınlanan gazetelerde de “suçlu arayışı” devam etti. Star, HaberTürkve Hürriyetgazeteleri, anonsu yapan Hakan B.’nin anons yüzünden gözaltına alındığını söylerken, Vatangazetesi ise B.’nin can güvenliği olmadığı için polis tarafından emniyete götürüldüğünü yazdı. Bunun yanında Sabah, HaberTürkve Hürriyet, B.’nin fotoğraflarını “İşte anonsu yapan adam” ve “İşte o adam” gibi hedef gösterici cümlelerle yayınladı. Bu gazetelere karşılık Taraf, Cumhuriyet, Radikalve Sabah Spor, anonsu yapan görevlinin adına haberlerinde yer vermedi. Sabahgazetesinin resim kullanıp, isim vermemesi, iyi niyetinden çok bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor izlenimi yarattı. Milliyetise bütün bu tartışmaların dışında Bingül’ü kesin bir “suçlu” […]

Türkiye’de stadyumda numaralı tribün dışında bilet aldığınız yerden maç izlemek neredeyse imkânsızdır. Çünkü satın aldığınız koltuk bir taraftar grubu veya sizden önce geldiği için yerinize oturma hakkını kendinde bulan kişilerce kapılmıştır ya da bilet sahibini oturduğu yerden kaldırmaya çalışan taraftar grupları vardır. Bu gruplar, özellikle büyük kulüp yöneticilerinin para, bedava bilet ya da deplasman masrafları karşılığında takımlarını desteklemesi için stada topladığı taraftardan oluşur. Bu gruplardan, Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yakınlığıyla bilinen Genç Fenerbahçeliler (GFB) içinde bulunduğumuz sezonun başında kulüp yönetimi ile sorunlar yaşadı. Çatışmanın nedeni bu grubun kulüpten ücretsiz kombine ve bilet talep etmeleri, talep karşılanmayınca kendi paralarıyla aldıkları kombinelerin ise kulüp tarafından iptal edilmesi ve Genç Fenerbahçelilerin üzerinde kendi isimlerini ve logolarını taşıyan ürünleri kullanmalarına engel olunmak istenmesiydi. İki taraf, konu hakkında sadece kendi web sitelerinde konuştu. Taraftar grubu www.gencfb.org adresinde, kulüp ise www.fenerbahce.org adresinde açıklama yapmakla yetindi. Doğrusu medya da, bu konuyu yeterince kaşımadı. Aziz Yıldırım’ın daha önce Genç Fenerbahçelilerle yakın bir temas içinde olduğu bir sır değil. Aziz başkan da bu durumu “O zaman şartlar öyle gerektiriyordu” diyerek doğruluyor. Nitekim Genç Fenerbahçeliler, 2001’deki ilk istifasının ardından Aziz Yıldırım’ın, kendi lehine ve istifa etmesini istediği Mustafa Denizli’nin aleyhine tezahürat yaptırdığını, hoşlanmadığı grupları engellemesi için kendilerine direktif verdiğini, takımın kötü gidişatından sonra stadyumda oluşacak tepkiyi azaltmak kendilerine için 3 bin bilet verdiğiiddiasında. Kombine krizi Yaşananları ilk ağızdan öğrenmek için temasa geçtiğimiz Genç Fenerbahçelilerin önde gelen isimlerinden Ferhat Eren, taraflar arasındaki gerginlik 30 Temmuz 2008’de Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda oynanan MTK Budapeşte maçında su yüzüne çıksa da gerçekte 2008-2009 futbol sezonuna ait kombine kart satışlarının başladığı nisan ayına kadar dayandığını söylüyor: “Sezon öncesi Aziz Yıldırım ile bir görüşme yaptık. Bütün maçlara geldiğimizi ve her maç öncesi aynı yerden bilet bulmakta zorluk yaşadığımızı belirttik. Her zaman oturduğumuz Migros tarafındaki kale arkası tribününde normalde kombine basılmıyor. Bu tribünde bizim için kombine kart üretilmesi talebinde […]