Etiket ertuğrul mavioğlu

Ahmet geldi, beraat etti!

Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu "Ergenekon’u Anlama Kılavuzu" kitabı nedeniyle açılan davada beraat etti. Şık 14 Nisan’daki duruşmaya “araç yokluğu” gerekçesiyle getirilmemişti.

Ahmet’i karşılayacağız, sen de gel!

HaberVs Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte kaleme aldıkları iki ciltlik Kırk Kakır Kırk Satır – Ergenekon’u Anlama KılavuzuHaberVs kitabı nedeniyle yargılanan editörü Ahmet Şık’ı karar duruşmasında yalnız bırakmamak için arkadaşları 13 Mayıs Cuma (yarın) yine Kadıköy Adliyesi’nde olacak. Önceki duruşmaya, “ring aracı bulunmadığı” gerekçesiyle getirilmeyen Ahmet Şık’ın bu kez bir önceki duruşmada mahkeme başkanının Silivri Cezaevi’ne yazdığı yazı nedeniyle kesin olarak duruşmaya getirilmesi gerekiyor. “Yansak da dokunacağız” imzalı çağrı metninde, “Ergenekon soruşturması çerçevesinde 3 Mart’ta gözaltına alınıp 6 Mart’ta tutuklanan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in; gazeteci ve fotoğrafçı meslektaşları, dostları, okurları, avukatları olarak bizler, arkadaşlarımızın nezdinde tüm tutuklu gazeteciler için ‘Hemen, şimdi adalet’ demek için buluşuyoruz.” ifadesine yer veriliyor. Tüm yurttaşları ve medya mensuplarını Kadıköy’e davet eden grubun çağrısı, “Elimizde kalemlerimiz ve pankartlarımız, dillerimizde şarkılar ve yüreğimizde adalet ve demokrasi umudu, aklımızda tüm tutuklu gazeteciler için hürriyet isteği olacak.” sözleriyle bitiyor.13 Mayıs 2011 Cuma Kadıköy Boğa Heykeli 12:30

Ahmet ve Nedim 45 gündür içeride

Şimdi soru şu: [12 Eylül sonrasındaki] bu fasitdaire; yani düşünen, yazan insanları akıl almaz bir cenderenin içinde bir çırpıda boğuveren bu adalet biçimi, ‘ileri demokrasi’ ile birlikte nihayete mi erdi? Ertuğrul Mavioğlu* 1986 yılının aralık ayıydı, ilk sayısı henüz piyasaya çıkmış bir derginin bürosunun kapısını polis çaldı. Gelen ekibin elinde Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilmiş bir toplatma, el koyma ve savcılık çağrı kararı vardı. Ellerindeki karar ‘tüm nüshalara el konulması’ şeklindeydi ve belli ki başka yerlere de gideceklerdi. Sorumlu yazı işleri müdürü savcılığa gitmeyince aranır duruma düştü. Bir gün gelip gözaltına alındığında, 12 Eylül dönemindeki tutukluluğunu da dikkate alarak, ona sadece ‘yazı işleri müdürü’ suçlamasını yakıştırmadı polisler. Fezlekede, ‘terör örgütü üyesi’ yazılıydı. Sonrası hapislik yılları. Hakkında açılan soruşturmalar beraatle sonuçlanıncaya kadar, hayatının dört yılını demir parmaklıkların ardında bırakmıştı. Bu, 1987 – 1991 yıllarımı kilitleyen kişisel bir öykü. Ve ama 12 Eylül’den bu yana, benzer nitelikteki öykülerin hiç de istisna olmadığını bu topraklarda yaşayan herkes biliyor. Şimdi soru şu: Bu fasitdaire; yani düşünen, yazan insanları akıl almaz bir cenderenin içinde bir çırpıda boğuveren bu adalet biçimi, ‘ileri demokrasi’ ile birlikte nihayete mi erdi? Ahmet ve Nedim Bu soruya, daha önce benzeri örneklerde defalarca olduğu gibi, Ahmet Şık ve Nedim Şener’i de yazdıkları kitaplardan ötürü tutuklayan, onları ‘terör örgütü üyesi’ ilan edenler ne yazık ki ‘hayır’ yanıtı veriyorlar. Tüm bu yaşananların akılcı bir izahını bulamadıkları için olsa gerek, işi kitabı ‘bomba’ diye tanımlamaya kadar vardırdılar. Bir yandan dışarıda haklarında son derece haksız ve karanlık bir linç kampanyası sürdürülürken, diğer yandan Ahmet ve Nedim, gözaltına alındıkları 3 Mart gününden bu yana 45, tutuklandıkları 6 Mart gününden başlayarak sayarsak da tam 42 gündür kara bir kutunun içindeler. Dışarıdan görüntüsü kocaman bir lahiti andırıyor kaldıkları Silivri L tipi Cezaevi’nin. İçeriden görünüşü ve orada nasıl bir hayat döndüğünü de onlardan öğrendim. Yasak, yasak, yasak Ahmet ve […]

Ahmet Şık’ın diğer davası da Silivri’ye mi taşınmak isteniyor?

Silivri’de görev yapan gazeteciler Ahmet Şık’ın “araç yokluğu” gerekçesini “vaka-i adiye”den görüyor. Personel eksikliği nedeniyle, hemen her gün yaşanabilen bir durum olduğunu söylüyor. Deneyimli hukukçular aynı görüşte değil. İlhan Cihaner, “bu hukuksuz ortamda Ahmet’in diğer davasının da Silivri’ye taşınmak istenmesi bile ihtimal dahilinde” diyor.

Ahmet Şık’sız dava 13 Mayıs’a ertelendi

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “araç yokluğu” gerekçesiyle Ahmet Şık‘ın getirilemediği davayı 13 Mayıs 2011, saat 13:30’a erteledi. Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, mahkeme heyetinden Silivri Cezeevi’ne yazı yazılarak araç eksikliğinin soruşturulmasını talep etti. Cezaevinde bugün kaç araç olduğunu ve bu araçlarla kimlerin nereye gönderildiğinin araştırılmasını istedi. Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun, iki ciltlik Ergenekon’u Anlama Kılavuzu kitaplarının “soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle yargılandığı dava 15:28’de başlamasının ardından sadece 10 dakika sürdü. Mavioğlu duruşma salonundaydı. Ahmet Şık savunmasını gerçekleştiremediği için dava 13 Mayıs’a ertelendi. TGS Genel Başkanı Ercan İpekçiçıkışta “Başbakan gazetecileri hedef göstermekten vaz geçsin. Onları hedef haline getiren yasaların değişmesi gerekiyor.Gazeteciler hakkında 2000 tane dava dostası var, 68 gazeteci içeride. Bunların hepsi gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan arkadaşlarımız. Biz bu nedenle yargınlanmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Hepsiyle dayanışma içindeyiz” şeklinde açıklama yaptı

Ahmet Şık Kadıköy Adliyesi’ne getirilmedi

HaberVs editörü Anmet Şık, “Ergenekon’u Anlama Kılavuzu” kitapları nedeniyle Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yargılandığı dava için Kadıköy Adliyesi’ne getirilmedi. Silivri Cezaevi’nde araç bulunmaması Şık’ın Kadıköy’e getirilmemesi için gerekçe gösterildi. İki gazetecinin “Ergenekon soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle yargılandığı dava yaklaşık 1,5 saatlik gecikme ile ancak 15:30 civarında başlayabildi. Şık ve Mavioğlu’nu destekleyen yüzlerce kişi ise adliye etrafında beklemeye devam ediyor.

Ahmet Şık’a destek verenler Kadıköy’de buluşacak

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun birlikte kaleme aldığı Ergenekon’u Anlama Kılavuzu -Kırk Katır Kırk Satır adlı kitap nedeniyle süren dava 14 Nisan Perşembe günü Kadıköy Adliyesi’nde gerçekleştirilecek duruşmayla devam ediyor. Halen, yazdığı İmamın Ordusu – Dokunan Yanar adlı yayınlanmamış kitabı nedeniyle Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Ahhmet Şık’ın çalışma arkadaşları, meslektaşları ve dostları 14 Nisan’daKadıköy Adliyesiönünde toplanarak Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek verecek. “Fenerini de al gel, gerçekler aydınlansın” başlıklı eylem çağrısında şu ifadelere yer veriliyor:“Cezaevindeki düşünce suçlularının serbest bırakılmasını isteyen bizler, “Dokunan yansa da dokunacağız” diyerek 14 Nisan Perşembe saat 12:30’da Kadıköy’de buluşuyoruz. (…)Yürüyüşe katılanlar, adalet arayışlarının simgesi olarak ellerindeki mumlar, fenerler ve lambalarla gerçeklerin aydınlatılmasını isteyecek. İfade özgürlüğü için bir ağızdan seslenecek…” Ergenekon’u Anlama Kılavuzu adlı kitabın “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle açılan ve Kadıköy’de görülen davasının saat 13:50’de gerçekleştirilecek duruşmasının karar duruşması olması ve beraatle sonuçlanması bekleniyor. “Yansak da dokunacağız!” sloganıyla hanreket eden grup tüm yurttaşları ve medya mensuplarını saat 12:30’da Kadıköy’de Boğa Heykeli Önünde buluşmaya çağırıyor. 14 Nisan 2011 PerşembeKadıköy Boğa Heykeli12:30

‘İmamın Ordusu’nda neler var?

Radikalgazetesi muhabiri Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in gözaltına alındığı 3 Mart’tan bugüne Türkiye’nin ismini en çok duyduğu gazetecilerden biri haline geldi. Meslek hayatının önemli bölümünü gazetelerin “mutfağında” geçiren bir gazetecinin, o tarihten beri görüşüne belki de en çok başvurulan isim olmasının iki nedeni vardı: Mavioğlu, Radikal’de editör olarak çalışmaya başladığı 2001’den, Şık’ın gazeteden ayrıldığı 2006’ya kadar onunla birlikte görev yaptı. İki gazetecinin ortak yanı ise özellikle “hak baberciliği” diye anlandırabileceğimiz disiplinde uzman birer editör ve muhabir olmaları. Bu mesleki paylaşım, Şık’ın Bilgi Üniversitesi‘nde çalışmaya başladığı dönemde de devam etti. İki gazeteci Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu, Kırk Katır Kırk Satır isimli kitabı 2010’da birlikte kaleme aldı. Bu bilgileri hatırlattıktan sonra Mavioğlu’nun, Şık’ın habercilik anlayışını ve dünya görüşünü en yakından bilen gazetecilerden olduğunu söylememize sanırız gerek yok.İkinci ve daha güncel neden ise -malum olduğu üzere- polisin, 24 Mart’ta Radikalgazetesinin bulunduğu Hürriyet Medya Towers‘a girmesi. Polis, Mavioğlu’na haber vererek yaptığı bu “ziyarette” Şık’a ait İmamın Ordusuisimli kitap taslağının Mavioğlu’nun bilgisayarındaki nüshasına mahkeme kararı gereğince el koydu ve “örgüt dökümanı” olduğu gerekçesiyle sildi.*** Yayınlanmamış -hatta ismi bile henüz netleşmemiş- bir kitap taslağı, olası ismi ve gördüğü muamele nedeniyle Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Kamuoyu haklı olarak “Bu kadar önemli ‘kitapta’ ne vardı?” sorusunun cevabını öğrenmek istedi. Kimi gazetelerde ve internet sitelerinde, nereden ve nasıl ulaşıldığı anlaşılamaz bir şekilde sayfa numaraları dahi verilerek yapılan “alıntılar” dışında “kitabın” içeriği hakkında bilgi sahibi olamadı. Ertuğrul Mavioğlu’nun bugünkü Radikal‘de yayınlanan “İmamın Ordusu’nda neler var?” başlıklı yazısı, -yukarıda bahsettiğimiz “alıntıları” saymaz isek- “kitabın” içeriğine dair net bir cevap veriyor. Mavioğlu’nun “Kitap yok edilmeye çalışıldığına göre okurun bunun içindekileri öğrenme hakkı tartışılamaz” diyerek kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz.HaberVs ‘İmamın Ordusu’ adlı kitabın içinde ne var? Ahmet Şık’ın 3 Mart günü sabahı evine polis baskını yapıldığı andan beridir bu konuşuluyor. Ahmet Şık, kitap hazırlık çalışmaları sürerken […]

Ahmet Şık herkese lazım

HaberVs Editörü Ahmet Şık’ın serbest bırakılması için Bilgi Üniversitesi’ndeki çalışma arkadaşları tarafından düzenlenen “Ahmet’in arkadaşları Ahmet’i anlatıyor” etkinliği, basın açıklaması ve Savcı Zekeriya Öz’e Ergenekon’u Anlama Kılavuzu‘nun gönderilmesinden sonra, Şık’ın meslektaşı gazetecilerin katıldığı bir forumla devam etti. Forumda söz alan Bağımsız İletişim Ağı Bianet‘in koordinatörü Ertuğrul Kürkçü sözlerine “Yalnızca tutuklanan gazeteciler ve Ahmet Şık için değil kendimiz için bir aradayız” diyerek başladı. Durumun oldukça ciddi ve vahim bir aldığına değinen Kürkçü “meslektaşlarımız yanında kuvvetle durmaya devam edelim. Onları çıkartmaya çalışırken kendimizi de içeri sokturmayalım” dedi. Hukukun artık “mahkum etmek” için “ rezil etmek” için kullanıldığını “Ben ona Ergenekoncu diyeyim o temizlesin” durumun söz konusu olduğunu belirtti. Bunun için de medyada bir rıza üretme ağının hareket ettiğine dikkat çeken Kürkçü, “Ahmet Şık’ın öğrencilerine doğrudan doğruya hayatın deneyimi içinden gazetecilik anlatacak olan az sayıda kişilerden birisi olduğunu belirterek, “Ahmet’in arkasında durmamız gerek o bu dünyaya, emekçilere, ailesine, arkadaşlarına, bizlere, herkese lazım” diyerek sözlerini bitirdi. İstanbul Bilgi ÜniversitesiSantral yerleşkesinde gerçekleşen forumu Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan açtı. Ahmet Şık ile öldürülen Gazeteci Metin Göktepe için belgesel yaptığı sırada 90’lı yıllarda tanıştıklarını belirten Arsan, Şık’ın insan hakları ihlallerine karşı hak odaklı bir gazeteci olarak mücadele verdiğini söyledi. Ahmet Şık ile aynı üniversitede çalışıyor olmaktan onur duyduğunu belirten Arsan, Ahmet Şık’ın yaptığı haberlerin onun fikrini anlamak için yeterli olacağına değindi. Devletten 14 kırık Esra Arsan’ın ardından söz alan ve Ahmet Şık’la birlikte Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu adlı kitabı yazan Radikal muhabiri Ertuğrul Mavioğlu ise Ahmet Şık’ın Ergenekona üye olmakla suçlanmasını, “sözün bittiği” yer olarak nitelendirdi. Bu suçlamaları dile getirenlerin, Ahmet Şık’ın haber arşivi, arkadaşları ve öğrencileriyle ilişkilerini bilmediklerini vurgulayan Mavioğlu, Ahmet Şık’a Ergenekon terör örgütü üyesi ithamında bulunanların, haber yapmak ve gerçeği ortaya çıkarmak için kafasının 14 yeri güvenlik güçleri tarafından kırılan bir gazeteci gerçeği ile […]

Ahmet’in arkadaşları Ahmet’i anlatıyor

Gazeteciler ve çalışma arkadaşları, Ahmet Şık’ı konuşmak üzere Bilgi Üniversitesi’nde biraraya geliyor. Bilgi Üniversitesi’nin Santral yerleşkesindeki toplantı 14 Mart Pazartesi günü saat 11:00’de. HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, Ahmet Şık’a destek etkinliği düzenliyor. Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları 14 Mart Pazartesi günü saat 11:00‘de üniversitenin Santralyerleşkesinde gerçekleşecek toplantı için şu çağrıyı yapıyor: “Çalışma arkadaşımız Ahmet Şık’a destek vermek, şaibeli bir hukuki süreçte, Ahmet’in “gizli” ve “derin” olduğu söylenen delillerle karartılmaya çalışılan kişiliğini, yazdıklarını, gazeteciliğini konuşmak üzere bir araya geliyoruz. İstiyoruz ki, Ahmet’in gazeteci kimliği ve en önemlisi yazdıkları delil sayılsın. Bu yüzden Ahmet Şık’ın Ergenekon davaları hakkında yazdığı kitabı okumayan soruşturma savcısına en gerçek delilleri, en aleni şekilde, sunmak istiyoruz. Ahmet’i tanıyanlar, onunla birlikte çalışanlar, ondan öğrenenler anlatacaklar Ahmet’i. Üstelik Zekeriya Öz’e bir de hediyemiz olacak: Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu. İki cildi birden! Ahmet’e ‘kesilecek’ iddianameden çok daha gerçek ve üzerine hala gidilmeyen öyküler var içinde.” Etkinlik, Ahmet Şık’ın öğretim görevlisi olarak çalıştığı Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü tarafından yayınlanan HaberVesairesitesinin editörleri tarafından yapılacak basın açıklaması ile başlayacak. Savcı Zekeriya Öz’e Ahmet Şık’ın kitaplarının postalanmasından sonkaki forum bölümünde Ahmet Şık’ın çeşitli dönemlerde birlikte görev yaptığı arkadaşları gazeteciler Celal Başlangıç,Ertuğrul Kürkçü, Ertuğrul Mavioğlu ve İsmail Saymaz ve Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölüm Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan meslektaşları Şık’ı anlatacak.