Türkiye’de gazeteciliğin hal-i pürmelali

Gezi isyanıyla deşifre olan internete sızdırılan telefon konuşma kayıtlarıyla kanıtlanan Türkiye medyasının trajedisini anlatan bir kitap: 5 Ne 1 Kim?

Gezi isyanıyla deşifre olan internete sızdırılan telefon konuşma kayıtlarıyla kanıtlanan Türkiye medyasının trajedisini anlatan bir kitap: 5 Ne 1 Kim?

Habertürk'ün yayınladığı duruşma fotoğrafı hakkında basın savcılığı soruşturma başlattı. Fotoğrafın kamera kaydından alınma ihtimali de bulunuyor

İstanbul Belediyesi, aylardır kullandığımız metro istasyonlarını ve spor salonlarını Başbakan’ın katılımıyla “açıyor”! Tam sayfa açılış ilanlarının maliyetini de iki inşaat firması üstleniyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bugün sabah saatlerinde gerçekleşen eyleme dışarından katılıma engel olunacağını duyuran Üniversite Yönetimi, bu engeli, eylemi izlemek için Santral yerleşkesine gelen gazetecilere de uygulamak istedi. Eylemciler saat 10:00 civarında yerleşkenin “cami girişi” tabir edilen kapısında toplandı. O sırada gazeteciler dışarıdaydı. Ancak eylemciler, gazeteciler içeri alınmadan eylemin başlamayacağını megafonla duyurdular. Bilgi Üniversitesi yönetimi bu çağrıya kulak verdi ve gazeteciler eylemi takip etmek üzere içeri alındı. Bilgi’deki öğretim elemanları tarafından “porno krizini” yönetememekle suçlanan Üniversite Yönetimi, gazetecilerin içeri alanmamasıyla oluşabilecek yeni bir olumsuzluğun böylece önüne geçmiş oldu. HaberVs muhabirleri, giriş izni verilmeden önce kapıda bekletilen gazetecilere mikrofon uzattı. Radikalgazetesi muhabiri Nihal Yalçın “Burası sadece Bilgi Üniversitesi’ne ait bir yer değil. İçeride müzesi de olan kamusal bir alan. Her zaman geldiğimiz bir yer bugün almıyorlar” dedi. HABERTÜRK televizyonu muhabiri Kahraman Poyrazoğlu ise durumu “İlk defa basının içeri alınmadığı bir eylem görüyoruz” diyerek yorumladı. CNNTürk muhabiri Duygu Demirdağ ise “Onlar orada mücadele etmeye, biz de burada beklemeye devam ediyoruz” şeklinde basının içeri alınmamasına tepkisini dile getirdi. Sendikalı Bilgi Çalışanları’nın çağrısını dikkate alan yönetim, bir süre sonra basın mensuplarını içeri aldı. Ancak eyleme destek için gelen diğer insanlar, Bilgi Üniversitesi kimliği taşımadığı gerekçesi ile içeri giremedi.

Gazetelerde yazı yazan birileri orada burada soyunup, poz verince en zor durumda kalan biz oluyoruz herhalde. Dün sabah yine aynı şey oldu...
Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ın günlüklerinin de yer aldığı iddianemeyi Cumhuriyet gazetesi “Tartışmalı iddianeme” manşetiyle verirken Doğan Medya Gurubu’na ait gazetelerde iddianame “Türkiye’de bir ilk” ve “ 3 Orgeneral daha” başlıklarıyla yer buldu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 1909 sayfalık 2. iddianame 16 gazetede farklı manşetlerle yayınlandı: Cumhuriyet: Tartışmalı iddianameDarbe planı savları ve “günlüklerin” yer aldığı ikinci Ergenekon iddianamesi, özel telefon görüşmelerine,mektuplara,elektronik postalara, siyasi partlerdeki iç çekişmelere, gizli tanık ifadelerine dayandırıldı. Radikal: Tarihimizde bir ilk: Darbe girişimi sivil mahkemedeErgenekon’un iddianamesinde Eruygur ve Tolon, “silah zoruyla hükümeti devirmeye teşebbüs’le suçlandı; dört darbe girişimi anlatıldı.Milliyet: 3 Orgeneral dahaTürkiye’de ilk kez kuvvet komutanları “Darbe”den yargılanacak.İddianamede Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven adı verilen 4 darbe girişimi yer aldı. Eski kuvvet komutanları Yalman, Örnek ve Fırtına örgütle işbirliği yapmakla suçlandı. Savcı 3 komutanın dosyasına adli yargının bakacağını da kaydetti.Hürriyet: İddianame diyor kiÜst düzey bazı komutanlar 2003-2004 yıllarında dört darbe planı yaptılar. Sabah: Eruygur ve Tolon 4 darbe planladıErgenekon sanıkları Yakamoz, Ayışığı, Sarıkız ve Eldiven kod adlı planlarla darbeye teşebbüs suçuyla yargılanacak. Taraf: Generallerin isyan cuntasıİkinci Ergenekon iddianamesi, Eruygur liderliğindeki beş generalin, hükümeti devirmenin yanı sıra orduyu da baştan aşağı değiştireceklerini ortaya koydu. Yeni Şafak: Zehirli darbe girişimiErgenekon’da 56 sanıklı 1909 sayfalık 2. iddianame kabul edildi. 1 numaralı sanık emekli general Eruygur’un darbe için Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı zehirlemeyi bile düşündüğü ortaya çıktı. Zaman: Darbeye teşebbüsten yargılanacaklarErgenekon terör örgütüyle ilgili ikinci iddianame kabul edildi. Suçlamalar Türkiye’yi dehşete düşürdü: “Cebir ve şiddetle hükümeti ve Meclis’i ortadan kaldırmaya teşebbüs, partileri bölme, askeri isyana teşvik, yargıya baskı, kamu görevlilerine suikast.” Birgün: Ergenekon’da ikinci perde açıldı13. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameyi kabul etti. Sanıklar 20 Temmuz tarihinde hakim karşısına çıkacakVakit: Allah korumuşİkinci Ergenkon iddianamesi mahkemece kabul edildi… İddianameyi okuyunca; tüylerin diken diken olmaması ve “ülkeyi Allah korumuş” denmemesi mümkün değil… Çünkü darbeciler, “Hitler’in toplama kampları”na […]
Asli Tunc First a television channel then an Internet site and now a daily newspaper with exactly the same name —HABERTURK — came into our lives on March 1. The insistence on this overused title for a new brand seemed to be puzzling for many people but despite the confusion, HABERTURK (HT) daily claimed to be different than the rest of the newspapers in the market. The advertising campaigns mainly focused on its unique format and printing quality. The owner, Ciner Group, was welcome as a competitor to Dogan Media Group since the latter obviously represented the concentration in the media market in Turkey. However, the choice for the editor-in-chief position should have been the first wake-up call for the ones who had high hopes for this new daily. Fatih Altaylı is quite a well known figure in the Turkish media circle. He has a reputation for his aggressive style of expressing himself and also he can easily be defined as a defender of machismo in addition to his sexist and militarist discourse in the Turkish media. To give you an idea, two recent incidents immediately come to my mind: On March 2002, on a panel he mentioned about a female human rights lawyer by saying “I should be damned if I do not sexually harrass her at the moment I see her.” His other comments were rather more unpalatable. Writing in his column at the HABERTURK website, Altayli, apparently furious about a female columnist, Gülay Göktürk’s observations about the Turkish military at a TV show, declared incongruously, “Miss, perhaps you are not aware but that army is protecting you between your legs too!” I suppose no more quotations are needed to illustrate the style of Altayli.. So let’s move on. With Fatih Altaylı in charge, HT came in big […]