Hükümet 2012’de 10 milyon kişiye sigarayı bıraktıracak

Sağlık Bakanlığı kampanyaları ve "vergi güncellemeleri" tiryakileri sigaradan vazgeçiriyor ama sigara bıraktıran ilaçlara dikkat!

Sağlık Bakanlığı kampanyaları ve "vergi güncellemeleri" tiryakileri sigaradan vazgeçiriyor ama sigara bıraktıran ilaçlara dikkat!

Domuz gribi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek büyüyen bir korkuya neden olmuştu. Küresel salgın uyarıları ve ardı ardına yaşanan ölümlerin ardından hastalığın tedavisi için aşı üretildiği açıklandı. Hükümeti olası bir salgına karşı gereken tedbiri alarak milyonlarca doz aşı sipariş etse de, bilim insanlarının farklı görüşleri ve ilacın olası riskleri nedeniyle dünyada olduğu gibi Türkiye’de de neredeyse hiç kimse aşılanmadı. Hatta hükümetler aldıkları aşıları satacak ülkelerin peşine bile düştü. 500’den az kişinin ölümünün domuz gribi nedeniyle olduğu açıklanan Türkiye’de korkmadan herkesin aşılanması gerektiği kampanyaları yapılsa da buna itibar eden pek çıkmadı. Dünya Sağlık Örgütü’nün direktifleri doğrultusunda tüm dünyada gerçekleşen aşı kampanyaları ve milyarlarca dolara varan aşı ve ilaç stoklarına rağmen “Yanlış yapıyorsunuz” diyen doktorlar tepkiyle karşılandı. Soğukların artacağı kış aylarında salgının ve dolayısıyla ölümlerin artacağı söylendi. Dünya Sağlık Örgütü, salgının başında 70 milyon ölüm olabileceğini öngörürken resmi açıklamalara göre domuz gribinden dünyada gerçekleşen toplam ölüm sayısı 15 binin altında kaldı. Düzmece hastalık iddiası Derken Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Başkanı Wolfgang Wodarg’ın domuz gribi hastalığının bu işten milyarlarca dolar kar eden ilaç firmalarının bilinçli olarak abarttığı düzmece bir salgın olduğu iddiası geldi. Dünya kamuoyunu aylardır endişelendiren H1N1 virüsünün yol açtığı domuz gribine ilişkin yürütülen kampanyaların yüzyılın en büyük sağlık skandallarından biri olduğunu ileri süren Wodarg hastalığın abartılarak devletlerin büyük zarara uğratılmasında ilaç firmalarının rolünün araştırılması için soruşturma açılmasını da önerdi. Aynı zamanda doktor olan Wodarg’ın iddiasına göre 5 yıl önce başlayan kuş gribi salgınında kamuoyuna ekilen korku tohumlarıyla oluşturulan panik atmosferi hükümetlerin gribe karşı Tamiflu ilacı stoklamaya ve milyonlarca dozluk aşı kontratları yapmaya itti, böylece ilaç şirketleri büyük karlar elde etti. Wogard’ın iddialarına göre büyük ilaç firmaları, Dünya Sağlık Örgütü(WHO) ve diğer etkili sağlık kuruluşlarının içine kendi adamlarını yerleştirdi. Bilim insanlarını ve resmi görevlileri etki altına alan şirketler kamuoyunu alarma geçirip ilaç ve aşılarının satılmasını sağladılar. WHO, salgın tanımını genişleterek […]

Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 18 Eylül 2009’da ilaç giderlerinden tasarruf edilmesini sağlamak amacıyla yayınladığı 2 bin 400 kalem ilaçtaki iskonto oranının artırılması kararı eczacılarla hükümeti karşı karşıya getirdi. “İlaç Fiyat Kararnamesi”ne göre Orijinal ilaçların fiyatı yüzde 40’a, eşdeğer ilaçların fiyatı ise yüzde 20’ye varan oranlarda düşürülecek. Eczacılar kararın geri alınması için protestolarını yoğunlaştırıyorlar. 4 Aralık cuma günü yürürlüğe girecek uygulama öncesinde Türk Eczacıları Birliği, gazetelere verdiği ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a açık mektup şeklinde kaleme alınan tam sayfa ilanla kararın geri alınmasını istedi. İstanbul Eczacılar Odası ise bu talebi bir adım ileri götürerek taleplerinin karşılanmaması durumunda 4 Aralık’ta bir gün süreyle ilaç satım hizmetini durduracaklarını ilan etti. Eczacılar, ilaç depolarından aldıkları ve raflarında duran ürünlerde SGK reçeteleri için yüzde 11 yerine yüzde 24 iskonto uygulamalarının kendilerini ciddi ölçüde zarara uğratacağını dile getiriyorlar. Sağlık Bakanlığı’nın daha önce 2 Kasım’da yürürlüğü koymayı planladığı kararı eczacıların tepkisi üzerine 4 Aralık’a ertelemişti. İskonto oranı yükselen 700 kalem ilacı kolileyerek geri gönderme hazırlığında olan eczacılar, bunlar arasında kalp ve tansiyon ilaçları gibi hayati önem taşıyan ilaçların da bulunduğunu belirtiyorlar. Türk Eczacıları Birliği’nin bugünkü ilanında da sorunun bürokratların tutumu nedeniyle açmaza sürüklendiği ifade edilerek çözüm için Başbakan Erdoğan’ın katkısı isteniyor ve aksi takdirde her üç eczaneden birinin kapanmak zorunda kalacağına dikkat çekiliyor. Türk Eczacıları Birliği’nin açıklamasından satırbaşları– Eczaneler korunmadan bu tedbirler uygulanırsa, her üç eczaneden birinin kepenk kapatması tüm yetkililerce de açıkça ifade edilen ve beklenen bir sonuçtur.– Kapanacak eczanelerimizin 3 bini ilçe, belde ve mahallelerde tek eczane olarak hizmet vermektedir.– Ayakta kalabilen eczanelerimiz de raflarında ilaç bulunamayacak kadar eriyecektir. Eczacı Nesrin Aslan, “Bizim alın terimiz sermayemiz raflarımızda duruyor ve bizim gelirimiz de onlarla karşılanıyor.” diyerek iskonto oranının bu kadar artmasıyla raflarındaki sermayeden zararlarının yüzde 10’a ulaşacağını söylüyor. Aslan, yaptıkları işin zaten çok kârlı olmadığını belirterek yüzde 20-25 kâr marjıyla çalıştıklarını, kira, eleman, giderler, […]

İnsanlar ağız tadıyla kolay kolay şişmanlıyor ve sonra da yine kolay yoldan zayıflamak istiyor. Şimdi de zararsız olduğu iddiasıyla lahana hapı çıktı. Ama dikkat, o da zararlı.

Başbakan Erdoğan, “Batının limitlerine uygun” diyerek marketlerde ilaç satılacağını ilan etti. Hükümetin temelde bu konu nedeniyle bir süredir kavgalı olduğu eczacılar ve meslek odaları ise uygulamanın tehlike barındırması nedeniyle karşı çıkıyordu. İlaç tekellerinin ağır basmasıyla hayata geçirilecekolan “OTC İlaç Yasası” (Over the Counter- Tezgahüstü İlaç) olarak da bilinen reçetesiz ilaç satışı projesiyle ilgili İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Semih Güngör’ün sorularımızı yanıtladığı haberimizi tekrarlıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve eczacılar arasında 10 yıldan fazla bir süredir tartışmaya neden olan ve “OTC İlaç Yasası” (Over the Counter- Tezgahüstü İlaç) olarak da bilinen reçetesiz ilaç satışı projesi, ilaç firmalarının da ağır basmasıyla Meclis’in önüne getirildi. “İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasarısı” ile Sağlık Bakanlığı’nın ilaçla ilgili tüm işlevine son verilip yetki ve sorumluluk “özerk” olacağı söylenen bir kuruma devredilecek. İlacın üretiminden, tüketimine fiyatının belirlenmesine kadar tüm yetkiler, kurulacak olan ilaç kurumunun tasarrufunda olacak. İlaç firmalarının pazarlarını genişleteceği ve karlarını artıracağı söylenen bu projeyle Sağlık Bakanlığı ve ilaç sanayii “ara ürün” adını verdiği en az bin 600 ilacın reçetesiz ve reklam serbestisiyle satılabilmesi konusunda da anlaşmak üzere. Söz konusu ilaçlar bu sınıflandırmaya girdikten sonra devletin sosyal güvenlik kurumlarının ödeme listesinden de çıkartılacak. Sağlık Bakanlığı’nın “ara ürün” kapsamında kabul ettiği ve bugün doktorların reçeteye yazdığı, devlet tarafından ödemesi yapılan ilaçlar arasında ağrı kesiciler, öksürük, soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, alerji ilaçları ve vitaminler yer alıyor. Bundan böyle bu ilaçları kullanmak zorundaki hastalar artık ilaç bedelinin tamamını kendi ceplerinden ödeyecek. Üstüne üstlük bu ilaçlar reklam serbestisiyle marketlerde, bakkallarda, işporta tezgâhlarında ehil olmayan kişiler tarafından hastalara sunulacak. Pazarın büyümesini ve en çok ihtiyaç duyulan ilaçların “ara ürün” adıyla eczane dışında da satılmasına olanak sağlayacak yasa değişikliğiyle büyük holdingler de süpermarket benzeri eczane zincirleriyle ilaç pazarına girmeye hazırlanıyor. Bir süredir eczane vitrinlerinde “Geleceğimizi karartmayacağız” pankartlarıyla eylem başlatan eczacılar en son 14 Mayıs Eczacılar Günü’nde Taksim’de bir yürüyüş ve basın açıklaması […]