Etiket kan davası

Vicdanımızın sesi Sait Şanlı

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kan davalarının bitmesi yolundaki çabaları nedeniyleFransız Haber Ajansı (AFP) tarafından 2006 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen ve ‘Nobellik Sait’ lakabını alan Diyarbakır Kasaplar Odası Başkanı 65 yaşındaki Sait Şanlı dün (10 Ağustos 2009) günü yaşamını yitirdi. Üç hafta önce kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye yatırılan Şanlı geçirdiği iki ameliyatın ardından yoğun bakımda tutuluyordu. Şanlı, memleketi Diyarbakır’da geniş katılımlı bir cenaze namazı sonrasında toprağa bugün toprağa verildi. Diyarbakır başta olmak üzere bölgede kanaat önderi olan “Barış elçisi” Sait Şanlı, bugüne kadar 448 kan davası , 97 kız kaçırma ve yaralama olayı ile başlayan 106 husumetin barışla noktalanmasını sağlamıştı. “Barıştırma yöntemi”ni anlatması için Şili’ye davet edilmiş, Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’da “Kürt sorununu tanıyorum” sözlerini sarf ettiği ziyareti organize etmişti. Gazeteci İrfan Aktan’ın Sait Şanlı ile yaptığı röportaj, kapatılanNokta dergisinin 2-8 Kasım 2006 tarihli ilk sayısında yayınlanmıştı. Bu röportajı Aktan’ın izniyle yayınlıyoruz. İrfan Aktan Güneydoğu’da yaşanan kan davalarını barışla sonuçlandırmak isterken başına iş açan çok insan var. Sizse Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğu’nun pek çok yerinde yaşanan yüzlerce kan davasının barışla sonuçlanmasını sağladınız. Neden kendinizi böylesi riskli bir sorunu halletmeye vakfettiniz?Aslında siz de şu anda benim kapımı çalmış olmakla, bu kutsal işe kendinizi vakfetmiş oluyorsunuz. Çünkü basın olmasaydı ben tüm bunları yapamazdım. Ben 1944, Lice doğumluyum. Batıdan gelenler burayı pek bilmezler, o yüzden söyleyeyim: Lice, Diyarbakır’ın kadim ilçelerinden biri. 1957’de, bizim amcazadelerimizle aramızda bir kan davası yaşandı. O olay, bütün hayatımızın seyrini değiştirdi. Kan davası neden çıktı?Bizim ineğimiz, komşumuzun bahçesine girmişti…Gerisini artık siz tahmin edin! Komşu, zavallı mahlûkatın kuyruğunu kesti. Amcam da o zaman gençti, 18-19 yaşlarındaydı daha. Ben de 14 yaşındaydım. Tabii bizim ailemiz biraz genişti. Bir amcam belediye başkanıydı, babam mahallenin muhtarıydı. Genç amcam, niye ineğimizin kuyruğunu kestin, diye komşuya gitti. Bir laf ondan, bir söz birinden… Kuyruk davasından, amcamın elinden bir kaza çıktı. Kuyruk davasından önce aranızda herhangi bir […]