Etiket karadeniz

Kim bu cennet vatanın…

Karadeniz cennetine HES'lerle, otoyollarla açılan "savaş", Arhavi'nin dağlarının, yapay bir adanın inşası için Soçi'ye ihracıyla devam ediyor.

Karadeniz, sel ve otoban…

sayfasını ziyaret edebilirler. Doğayı katleden proje Yaklaşık 4.2 milyar dolara mal olan 542 kilometrelik Karadeniz sahil yolunda, 27 kilometre uzunluğunda 263 adet köprü, 41 kilometre uzunluğunda 12 adet tek tüp tünel, 18.5 kilometre uzunluğunda 20 adet çift tüp tünel yer alıyor. Karadeniz sahil yolu, Samsun’dan Sarp’a kadar, 6 il, 63 ilçe, 17 bucak merkezi, 9 liman, 2 havaalanı ve bir çok yerleşim birimine uzanıyor. Öte yandan proje büyük bir sahil şeridinde GAP topraklarından daha büyük bir alanın kayalarla doldurulmasına neden oldu. Karadeniz yapısı itibariyle kapalı bir sisteme sahip olduğu için kıyıdan açığa doğru gidildikten çok kısa bir mesafe sonra denizdeki canlı varlığı oldukça azalıyor. Bu nedenle proje doğal ortamları kıyılarla sınırlı canlılar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu korkunç düzeydeki tahribata karşılık yapılan yol ve yapılan masrafların boşa gitme ihtimali de var. Zira yolun azgın Karadeniz sularına dayanamayacağı, çelikten de yapılsa alttan çökeceği söyleniyor. Projeye karşı çıkanlar, yolu içerden geçirerek kıyı şeridine zarar vermeden tüneller açarak bir güney projesi oluşturmak gerektiğinden söz ediyorlar. İşte “Son Kumsal” belgeseli de Karadeniz halkına bu seçeneği hatırlatmak ve “sahiline sahip çık!” mesajı vermek için Aydın Kudu ve Rüya Arzu Köksal tarafından çekilmiş…

İstanbul’daki komünistler için Son Kumsal

HaberVs Geçtiğimiz hafta İnebolu ve Abana’da gösterimi engellenen, Karadeniz Otoyolu’nun yapımı sırasında yaşanan doğa katliamının anlatıldığı Son Kumsal belgeselini Yapımcı Aydın Kudu ve Yönetmen Rüya Arzu Köksal’ın izniyle yayınlıyoruz. Toplam 56 dakika uzunluğundaki belgeseli yandaki video ikonlarına sırasıyla basarak izleyebilirsiniz. Geçtiğimiz hafta Medyakronik’in haberinde de yer aldığı gibi belgeselin Karadeniz sahilindeki gösterim programının İnebolu durağında, filmin gösterimi Belediye Başkanı İdris Güleç tarafından engellenmiş, ertesi gün de Abana Kaymakamlığı belgeselin Abana’daki gösterimine izin vermemişti. 22 Temmuz akşamı İnebolu’da yaşanan olayda belgeselin 7’nci dakikasında Başbakan Erdoğan’ın otoyol açılış görüntülerinin ardından Belediye Başkanı İdris Güleç, Aydın Kudu’yu yanına çağırarak “Başbakanı doğa düşmanı gösteriyorsun! Sen bu filmi al İstanbul’daki komünistlere izlet!” diyerek yapım ekibinin ilçeyi terk etmesini istemişti. İstanbul’daki gösterimler Diğer yandan Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) filmin lapımcılarına destek vermek amacıyla Son Kumsal adlı belgeseli 26 Temmuz-2 Ağustos arasında İstanbullu izleyiciyle buluşturuyor. BSB tarafından yapılan açıklamada 22 Temmuz’da İnebolu’da ve 23 Temmuz’da Abana’da yaşanan olaylar hatırlatılarak “Arkadaşlarımıza destek vermek ve filmi izlemek isteyenler için BSB Cep Sineması’nda gösterimler yapılacaktır.” deniliyor. BSB’nin gösterimleri 28 Temmuz-2 Ağustos arasında her gün saat 14:00’te BSB’nin Erol Dernek Sokak no: 10 Kat 5 Beyoğlu İstanbul adresindeki merkezinde gerçekleştirilecek. Bilgi almak isteyenler için telefon 0212-245 90 96 Ayrıca belgeselle ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler sayfasını ziyaret edebilirler.

“Sen bu filmi al, İstanbul’daki komünistlere izlet!”

Nazlı Hazal Tetik Yapımına 20 yıl önce başlanan Karadeniz Sahil Yolu 8 Nisan 2007’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmen açıldı. Yolun yapımı sırasında Karadeniz sahil şeridinde doğanın nasıl tahrip edildiğini anlatan Son Kumsalbelgeseli ise İnebolu’nun AKP’li Belediye Başkanı İdris Güleç’in hışmına uğradı. 22 Temmuz’da gerçekleşen bu olayın ardından Abana’ya geçen ekip, ertesi gün Abana’nın CHP’li belediye başkanı Şevket Yazgan’dan onay aldı ama belgesel bu kez de Abana Kaymakamlığı’nın izin vermemesi üzerine gösterilemedi. Belgeselin yapımcısı Aydın Kudu İnebolu’da yaşanan olayın AKP ile ilgisi olmadığını düşünüyor ve “Eminim o başkan da fırça yiyecektir” diyor. Buna karşılık İnebolu Belediye Başkanı İdris Güleç yaptığından dolayı pek de pişman gibi görünmüyor. Başkan, Belediye’nin web sayfasında yayınladığı cevap niteliğindeki mesajında “Sanat Nedir? Sanatçı Kimdir?” diye soruyor ve ardından cevabı yapıştırıyor: “Son günlerde ulusal medyada şahsımla ilgili çıkan haberler ve yargısız infazlar karşısında söylenecek çok söz var ama sadece tek bir cümle ile özetlemek istiyorum. Her eline kalemi alan yazar, her eline kamerayı alan sanatçı mı zannediyor…” “Ağzını burnunu kırarım senin” Belgesel gösterimi için kıyı şeridini gezen yapım ekibinin, 22 Temmuz akşamı İnebolu’da yaşadığı olayı yönetmen Aydın Kudu şöyle anlatıyor: “Filmi göstereceğimiz İnebolu’ya gösterimden beş saat önce geldik. Belediye Başkanı İdris Güleç de bizi çok iyi karşıladı, beraber oturduk bize kalacak yer gösterdi, filmin bir kopyasını da ona verdim 21:30 da görüşürüz deyip ayrıldık. Sonra gösterimi yapacağımız Duru Park’ta sistemlerimizi kurduk, güzel de bir ilgi vardı. Ben projeyi anlattım yöre halkına, amacımızı açıkladım. “Başkanın kendisi de gelmişti, 6-7 arkadaşıyla beraber bir masada oturuyorlardı. Gösterim başladı, yedinci dakikada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yolun açılışını gösteren TV kanallarından aldığımız montajsız görüntüleri vardı. Konuya lehte yaklaşan bir kişi olduğundan ve de başbakan olduğundan elbette bu görüntüleri kullandık. “Ama o görüntülerin hemen ardından Başkan İdris Güleç beni masasına çağırdı. Son derece sakin ama inanılmaz kızgın bir şekilde ve sadece masadakilerin […]

“Türkiye’yi Yaşar Kemal’den öğrendim”

Duygu Ertürk Kafasındaki cevapları değişik coğrafyalarda arayan bir fotoğrafçı Vanessa Winship. Uzun yıllardır göç, aidiyet ve kimlik temalı fotograflar çekiyor. 48 yaşında. Ve üzerinde çalıştığı projeleri onu Türkiye’ye getirmiş. Şu anda İstanbul’da yaşıyor ve ülkenin değişik bölgelerine seyahat ediyor. Türkiye’de, uzun süredir çalıştığı “Karadeniz” konusuna devam etmenin yanında “Aşura” ve “Hamsi” gibi konular ortaya çıkardı. “Bizim” görüntülerimizi, kendisini temsil eden fotoğraf ajansı “Agence VU” aracılığıyla dünyaya sundu. Winship, İngiltere’deki Westminster Üniversitesi’nde aldığı fotoğraf eğtiminin ardından bir süre öğretmenlik yaptı. Sonrasında İngiltere’de ve yurt dışında serbest fotoğrafçılık yapmaya başladı. Fotoğraf dünyası onu 1990’ların sonunda çalışmaya başladığı Balkanlar fotoğraflarıyla tanımaya başladı. Balkan ülkelerinin yanı sıra, Rusya, Ukrayna, Gürcistan ve Türkiye’de uzun soluklu projeler gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl Doğu Anadolu’da çektiği “kız öğrenciler” serisi ile, yaklaşık 3 bin 500 profesyonelin katıldığı, basın fotoğrafçılığının en prestijli yarışması “World Press Photo (WWP) Contest”in “seri portreler” dalında birincilik ödülüne layık görüldü. Bu, Winship’in WPP’da kazandığı ilk ödül değildi. 1998 yılındaki yarışmada “sanatsal fotoğraf” dalında da birincilik almıştı. 2003 yılında, Leica fotoğraf makinesinin mucidi Oscar Barnack anısına düzenlenen yarışmada “Arnavutluk manzarası” projesiyle mansiyon kazanmıştı. Medyakronik için yaptığımız söyleşide Vanessa Winship’le rolleri değiştirdik. Biz, sorularla fotoğrafını çektik; o, cevaplarla poz verdi. Değişik ülkelerde yaşıyorsunuz. Bu yeri, yaptığınız işler mi belirliyor yoksa yaşadığınız yere göre proje mi seçiyorsunuz?Kesinlikle ilki; yaşadığım yerleri projelerim belirliyor. Hayatım ve fotoğrafçı kimliğim ayrılmaz bir bütün. Benim için bulunduğum yeri anlamak ve soğurmak çok önemli. Bu yüzden, fotoğraflamak istediğim yerlerde yaşamayı seviyorum. Türkiye’ye hangi projeler için geldiniz?Türkiye’ye farklı sebeplerle birçok kez geldim. Birara, Balkanlar’da yaşarken sınır, kimlik ve bellek konularıyla ilgileniyordum. Sınırlarının denizlerle çizilmiş olması beni Türkiye’ye, Karadeniz’e getirdi. Sonrasında da İstanbul’un güzelliğine ve zengin tarihsel dokusuna doyamadım. Bunun dışında Türkiye’yle ilgili gördüğüm fotoğraflar ve Türk edebiyatı da kafamda değişik görüntüler canlandırdı burayla ilgili. Magnum ajansının kurucusu Bresson’dan Salgado’ya pek çok fotoğraf ustası Türkiye’de çalıştı. Son […]