Etiket mardin

“Sınıfta ‘anne, baba’ kelimesini kullanamıyorum”

Çocuklarda üzüntüden başka hangi duyguyu gözlemlediniz, kin, nefretle ilgili bir şey belki…Büyükler kinliler, bu çocuklara da yansıyor. Bu konu köyde hâlâ her gün konuşuluyor. Çünkü mezarlıklar köyle, okulla karşı karşıya. Herkesin ailesinden birileri ölmüş. Evlerde kaybedilen insanların fotoğrafları var. Ben gittiğimde dayanamıyorum, unutmak mümkün değil. Öldürenlerin aileleri Kırklareli’ye, TOKİ evelerine yerleştirildi. Daireler dayandı döşendi. (84 kişi 32 yeni eve yerleşti.) Bu mağdur olan insanların çok zoruna gitti. Ayrıca gidenler Facebook’tan kendi fotoğraflarını paylaşıyorlar. Köydekiler de onların şartlarını, yaşadıkları yerleri görüp “bize daha çok yardım yapılması gerekir” diye düşünüyorlar. Bu onları çok etkiledi. Bu en azından medyaya yansıtılmayıp gizlenebilirdi. En son gördüğümüz fotoğraflarda mezar taşları yapılmamıştı, yapılacak mı?Şimdi bir iş adamı mezarları yaptırıyor. Midyat taşından (Gülüyor). Güzel bir mezarlık olacak, daha çok göze batacak böyle!Bu olaydan sonra başka iç şiddet olayı oldu mu? Hukuktan başka çözüm yolu…Olmadı. Çünkü insanlar acılılardı. Bu acının üzerine gidip başka bir şey yapamazlardı. Hatta o gece orada annesi babası öldürülen adam katilleri görüyor, görmesine rağmen o şaşkınlıkla evden silah alıp (katilin eviyle maktulün ev karşı karşıya, iç içe evlerdi) onları öldürebilirdi ama yapmadı. Hepimiz şoka girmiştik. Biz bir ay hayatta mıyız değiliz miyiz bunun farkında değildik. Çok ağırdı. Hâlâ köyde doğru dürüst yemek yemiyor bazı insanlar. Geçen gün bir kızı hastaneye kaldırdılar. Yemek yiyemiyorduk, kendimize ölü gözüyle bakıyorduk. Şimdiki hayat nasıl köyde?Köyde hâlâ normal hayat başlamış değil. Hâlâ birçok insan bir iş yapmıyor. Çünkü hayattan bir beklentileri yok, tüm yakınlarını kaybettiler. Normal hayata dönmeleri biraz zor olacak, bence o köyde kaldıkları sürece normal hayata dönemezler. Düşünün en küçük çocuk bile bu olayı yaşadı, onun torunu ölmeyene kadar bu olay unutulmayacak. Siz kendi geleceğinizle ilgili ne planlıyorsunuz? Orada mı kalacaksınız?Benim babam yok, annem ve sorumlu olduğum dokuz kardeşim var. Biz orada kaldığımız sürece hayattan kopuk bir şekilde yaşıyoruz. Rahatça gülemiyoruz, yani şaka yapamıyoruz, insanlarla konuşurken çok dikkatli […]

Bilge köyünün çocukları

Ezgi Çelebi (14), Mardin Mazıdağı İlköğretim Okulu’nun en çalışkan öğrencisi öğrendiğimize göre. Bu sene sekizinci sınıfı bitiriyor. Katliamdan sonraki hayatını anlatıyor: “Ben eskiden kardeşlerime bakmıyordum, şimdi bakıyorum. Ben ve ablam hiç ev işi yapmıyorduk. Şimdi bir gün o, bir gün ben yemek yapıyoruz. Ablam 18 yaşında, okumuyor. Bir abim olaydan sonra okulu bıraktı, biri lise birde.” Gezinin yapıldığı gün sekizinci sınıfların liseye giriş sınavı vardı, ona neden girmediğini soruyorum: “Amcam ‘okula gitmeyeceksin’ dedi ama sonradan akrabalar, ablam falan ‘gitsin’ dedi. ‘Tamam’ dedi o da. Düz liseye geçeceğim.” Ezgi, öğretmen olmak istediğini söylüyor, nedenini de anlatıyor: “Çünkü babam istiyordu, öğretmen ol bu köyden kurtul diyordu.” Ezgi katliamda annesini babasını, üç kardeşini kaybetmiş. Eski hayatını düşününce daha mutlu, daha özgür olduğunu, istediği zaman çıkabildiğini söylüyor. Evin geçimini amcası sağlıyor şimdi, amcaları öldüğü için amcasının oğullarına amca diyor. Bilge Köyü’nde yaşananlardan sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağı ordata. Ancak göründüğü kadarıyla en azından çocukların yaşamının “normalleşmesi” için biraz daha çaba harcanması, bu travmanın izlerinin mümkün olduğu ölçüde silinmesi gerekiyor

Mardin massacre fires debate over “village guards”

Niyazi Dalyancı “To put all the blame for the assault in Mardin on the village guards is not fair,” declared Brigadier Metin Guralp in his press briefing at the headquarters of the Turkish General Staff four days after armed men massacred 44 people, including children, pregnant women and men at prayer in a village of Turkey’s southeastern province. The indiscriminate bloodbath shocked Turkey and made headline news in international media. The savagery of the massacre unparalleled even in the country’s southeastern part which has been the scene of fighting between Kurdish separatist PKK members and government forces for more than 30 years triggered a heated debate in Turkey on what might have incited people to commit such a ruthless act. The carnage turned the spotlight on the “village guards,” some 60,000 men armed, trained and paid by the government to help the army in its struggle against the PKK. Simply because, both the victims and assailants of the massacre at the Bilge village were members of the clans where men belonged to this paramilitary organization and those who lost their lives were hit by weapons supplied by the government. The attack took place when the victims had gathered at one of the 32 houses in the village of 150 for an engagement celebration. Dusk had just settled over the village and men in the house had taken their places behind the imam for evening prayers after eating their dinner served by the women. Shooting started at that moment. Masked men, armed with automatic guns, mostly Kalashnikovs sprayed the people in the house indiscriminately with bullets leaving 44 dead, 6 of them infants, 16 women, three of them pregnant and 22 men, including the imam. Three escaped with bullet injuries. Within hours, the security forces seized 12 suspects with their weapons. […]