Etiket Niso Esim

Fermuar hastanesi

Üsküdar Belediye Pasajı’nda küçük bir dükkan. Bir tuhafiyeci. Ama içeride bir hastane var. Fermuar Hastanesi. 23 yıllık tuhafiyeci Ahmet Vehbi Selçuk (40), mesleğe başladığı günden beri fermuarlarla haşır neşir. Selçuk’un bu konudaki uzmanlığı birkaç yıl once dükkanın ismini hastane olarak değiştirmesine neden oluyor. Fermuar doktoru, çantadan ayakkabıya, pantalondan dalgıç kıyafetine tüm eşyaları tamir ediyor, üstelik bir gün içerisinde. Talebin artması ve müşterilerin bu hizmetten haberdar olup yararlanabilmesi için Fermuar Hastanesi internet sitesi (www.fermuarhastanesi.com) kuruldu. İnternet sitesiyle birlikte Türkiye’nin her yerinden fermuarı bozuk eşyaların kargoyla kendisine gönderilmeye başladığını söyleyen Fermuar Doktoru, her türlü ürünün fermuarını tamir ettiğini söylüyor. Ahmet Vehbi Selçuk’un tamir ettiği fermuarlar arasında çadır, dalgıç kıyafeti, kayak pantalonu, motorsiklet montu fermuarları da bulunuyor. Çeşitli fermuar arızaları için farklı teknikler uygulayan Fermuar Hastanesi, en erken bir dakika, en geç bir gün içerisinde arızalı ürünü sahibine teslim ediyor. Ayrıca tamir edilen fermuar için yeni bir fermuarın ömrü kadar garanti veriliyor. Yeni fermuar mı tamir mi? Çantanızın, montunuzun veya botunuzun fermuarı bozulduğunda eğer yeni bir fermuar alıp işi terziyle bitirmek isterseniz, hem fazla zamanınızı harcayacak hem de fermuara ve dikişe para vereceksiniz, üstelik ürününüzün orijinalliği de bozulacak. Fermuar hastanesi, size zaman kazandırıyor ve eşyanızın orjinalliğinin bozulmamasının garantisini veriyor. Fermuar doktoru her çeşit fermuarı iyileştirebildiğini ve bunun ekonomik bir işlem olduğunu dile getiriyor ve ekliyor “Yeter ki fermuar giysi üzerinden sökülmemiş olsun. Önemli olan bu. Çünkü burada amaç fermuarın giysi üzerinden sökülmeden tamiri. Dikişe verilecek paranın tasarrufu, zamandan tasarruf ve orjinalliğin bozulmaması fermuar tamirinin artılarıdır.”Uzun ömürlü fermuar kullanmanın püf noktası Kalitesi ve markası ne olursa olsun, hor kullanılan her fermuar bozulmaya mahkumdur. Fermuarlarınızın bozulmaması için, fermuarı mümkün olduğu kadar zorlamadan , hırpalamadan kullanmanız fermuarınızın ömrünü uzatır. Fermuarınızın zor açılıp kapanmaya, takılmaya yani kısacası bozulmaya başladığını hissettiğinizde, kullanmaya devam etmeden tamire götürürseniz eski haline dönme ihtimali yükselir.

Bir garip Kazım Kazım

”du. Gelecek Kazım Fenerbahçe yönetimi, kadro dışı bırakma kararını resmi olarak açıklamasa da, masum olduğunu dile getirdiği genç futbolcusunun “uçarılığı, hatta deli doluluğu”ndan usanmış görünüyor. Belli ki, doğru olsun olmasın, saha dışında yaşanan bunca şeyin sahadaki karşılığını görmekte zorlanıyor. Futbolcunun 5 milyon avro olarak belirlenen bonservis ücretinde de indirime gidileceği konuşuluyor. Haberlere göre Daum, onun takımında kalması için çaba harcıyor. Diğer taraftan Kazım, kendisine İngiltere’de kulüp arıyor. Oynadığı takıma renk getirdiği tartışma götürmeyen, gençliğini dolu dolu yaşayan bu yıldıza bir İngiliz kulübünün talip olması sizce de mümkün mü? Kısa futbol geçmişi, Kazım (Colin) Kazım’ın Fenerbahçe’de 2011’de sona erecek sözleşmesini tamamlayamama ihtimalini güçlendiriyor. Ve en önemli soru, son günlerde yaşanan kriz bir şekilde atlatılsa bile genç oyuncunun bundan bir “büyüme payı” çıkarıp çıkarmayacağı.

Serap ve Ceylan

başlıklı yazısında, üç gün geçmesine rağmen haberi görmemekte direnen gazetecilere sesleniyordu. Medya, Altan’ın ancak bu üçüncü yazıyı kaleme aldığı gün habere yavaş yavaş yer vermeye başlamıştı. Ama bu “ilgi” bile olayın daha ziyade adli tıbbı ilgilendiren yönü ve “kaza”nın oluş şeklini anlama çabasıyla sınırlı kalıyordu. Kimse Türk askerinin mühimmatından olabileceğine ihtimal vermek istemiyordu, zaten neticede suç “cismin” üstüne tahtayla vuran Ceylan’ındı! Ceylan Önkol’un nasıl öldüğü (öldürüldüğü?) hâlâ tam olarak anlaşılabilmiş değil. Olayı “terörle mücadele” ya da “terör örgütünün eylemi” kapsamında değerlendirmeyi bile başaran savcılık, bir sorumlu bulamadı. Serap Eser ve Ceylan Önkol. Kaybettiğimiz bu iki can, medyada diğerinden daha az yer almayı hak etmiyordu. Serap İstanbul’da öldü. Buna Abdullah Öcalan’ın hücre koşullarını protesto eden göstericilerin attığı molotof kokteyli neden oldu. Ceylan Diyarbakır’da öldü. Ateş edilme iddiası yanlış ise, buna yerde bulduğu “askeri mühimmat” neden oldu. Aralarında ne fark vardı?

Abbas Güçlü ile Genç Bakış

Geçtiğimiz çarşamba gecesi, yani 11 Kasım’a 12 Kasım’a bağlayan saatlerde ekranlara gelen Abbas Güçlü ile Genç Bakış programı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden canlı yayınlandı. Sayısız konuğu ve programı misafir eden Dolapdere Kampüsü’ndeki meşhur BS1 salonunda, her zamanki enerjinin aksine farklı bir görüntü vardı. Gündeme oturan birçok etkinliğe ev sahipliği yapmış ve birçok konuya farklı bakış açıları getiren öğrenci kitlesiyle yer bulan BS1 salonu Çarşamba gecesindeki performansı ile izleyicilerini şaşırttı. “Genç Bakış” yıllardır farklı üniversitelerden canlı yayınlar yapıyor ve öğrencilerden ilgi görüyor. Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker’ in konuk olduğu programda GDO’lu ürünler tartışıldı ve gündeme dair sorular, cevaplarını buldu. Yayının perde arkası ise kendisinden daha ilginçti. Neden daha önce gelmedi? Genç Bakış, sanırız, sekizinci yılını doldurdu. Bu süre zarfında Türkiye’nin birçok üniversitesini dolaştı, yayınlar yaptı. Ancak program, gerek İstanbul’un merkezinde yer alması ve yayına olanak veren salonlarıyla ülkemizdeki pek çok üniversiteye göre daha avantajlı konumdaki Bilgi Üniversitesi’ne uğramadı. Dahası biz, üniversitemiz içinde yaşanan ve başka kaynaklardan öğrenme şansımız olamayan gelişmeleri bile Güçlü’nün Milliyet gazetesindeki yazılarından öğrenmiştik. Aynı yazılarda Güçlü’nün üniversitemizin eski yönetimine eleştirel ve mesafeli tavrını da gözlemliyorduk. Acaba yıllardır Bilgi’ye gelmemesinin nedeni, üniversite hakkındaki bu olumsuz kanaati miydi? Gerçeğin, bizim düşündüğümüz gibi olmadığını Güçlü salona ayak basar bazmaz anladık. Deneyimli gazeteci, neredeyse salonun yarısının boş olduğunu görerek “Salon boş, ondan sonra bize diyorlar ki niye Bilgi Üniversitesi’ne gelmiyorsunuz. İşte, bu yüzden gelmiyoruz, çünkü salonlar dolmuyor” deyiverdi. Yani herkesin sandığı gibi Abbas Güçlü’nün Bilgi’nin yönetimi veya üniversitenin duruşuyla ilgili bir sorunu yoktu. Güçlü, Bilgi Üniversitesi’ne yıllardır “Salonu dolduramayız” korkusuyla gelmiyordu. Daha sonra kişi sayısının önemli olmadığını, önemli olanın fazla sayıda olmak değil, güzel tartışmalar yapmak olduğunu dile getiren Abbas Güçlü, Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin konuyla ilgili farklı açılımlar getireceğinden emin olduğunu söyledi. Sevimli tavırları ile programa başlamadan öğrencilerin ilgisini ve beğenisini toplamaya çalışan Güçlü katılımcılara “Okulunuzdan memnun musunuz?” , “Kantindeki […]

Otoyoldaki ayı

Her gün binlerce hayvan tekerler altında can veriyor; dün Erzincan’da yavrusuyla birlikte ölen ayılar gibi. Sorun, bulunmaması gereken bir yerde dolaşan hayvanlarda mı?