Etiket sosyal güvenlik

SSGSS’de AKP’nin istediği oldu

Medyakronik/AA Emek örgütleri tarafından eleştirilen ve talepler doğrultusunda bir dizi değişikliğe gidilmesine karşın yine de yeterli bulunmayan SSGSS Yasası’nda değişiklik öngören tasarı TBMM Genel Kurulu’nda, kabul edilerek yasalaştı. Tasarının kamuoyuna duyurulmasından hemen sonra yapılan protesto gösterileri üzerine sendika ve meslek odaları temsilcileriyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik arasında yapılan bir dizi görüşmede de uzlaşıcı bir sonuç çıkmamıştı. Yasa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onaylarsa Ekim 2008’de yürürlüğe girecek. Böylece itiraz edilen hemen hemen tüm maddeler yasalaşmış oldu. Emek ve meslek örgütleri, kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşının değişmemesini, prim gün sayısının 7 binde kalmasını, aylık bağlama oranlarının makul seviyede tutulmasını istiyordu. Ayrıca sendikalar refah payı olarak bilinen güncelleme katsayısında gelişme hızının tamamının hesaba katılmasını, yıpranma payı olarak bilinen fiili hizmet zammının kaldırılmamasını ve sağlık hizmetlerinde katılım payının alınmaması gerektiğini savunmalarına karşın hükümet bu talepleri görmezden geldi. Böylece emeklilik yaşı kademeli olarak artırılarak 2048’de 65 yaşa yükseltilirken prim gün sayısı da 7 bin 200 olarak belirlendi. Yeni yasayla refah payında ilerleme hızının yüzde 30’u hesaba katılırken fiili hizmet zammı aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok işkolu için kaldırılmış oldu. Sağlık hizmetlerinde de katılım payı 2 YTL olarak yerini korurken geliri aylık 202 bin YTL’den yüksek olan herkese sağlık primi ödeme zorunluluğu getirildi.

SSGSS’de belirsizlikler sürüyor

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasa Tasarısı ile ilgili olarak hükümet ile Emek Platformu (EP) temsilcilerinin yaptığı görüşmeler sonunda bir dizi değişikliğe gidildi. Tasarı bugün (27 Mart) Meclis gündemine de taşındı. Gazetelere yansıyan haberlere bakılırsa tam bir uzlaşma sağlanmış gibi görünse de EP temsilcileri varılan uzlaşmanın kısmi olduğunu ve AKP hükümetinin tasarıyı Meclis’te “temel yasa” niteliğiyle ele almasını konunun oldubittiye getirilmek istenmesi diye eleştirdi. Tasarının “Temel Yasa” kapsamında görüşülmesinin, 30 maddelik bölümler halinde hızla oylanması ve üzerine konuşma yapılmaması anlamına geldiğini belirten DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yaptığı açıklamada, “Yasaya karşı itirazlarımız sürerken, Meclis’te “temel yasa” olarak görüşülmek istenmesi, bir oldubittiye getirilerek halkın yasayı etraflıca algılamasının engellenmesidir. Bu yöntemle hükümet, yasanın her aşamasına halkın ve sosyal tarafların katılmasını engelliyor, Meclis’teki partilerin ve vekillerin yasayı toplum önünde tartışmasını önlüyor. Hükümetin bu ‘oldu bittiye getirme’ tavrını kınıyoruz” dedi. Diğer sendikalar ve meslek örgütlerinin de tepki gösterdiği yasa tasarısına karşı DİSK muhalefet partileriyle görüşüp destek isteyeceklerini, örgütlü işyerlerinde ise 28 Mart Cuma günü 12.00-13.00 arasında hükümetin tavrını protesto eylemleri yapılacağını açıkladı. DİSK, EP bileşenlerini de 1 Nisan’da TBMM önünde eylem yapmaya çağırırken, aralarında işçi ve memur sendikalarının yanı sıra meslek örgütlerinin de bulunduğu Cumhuriyet İçin Güç Birliği Çalışma Grubu da 30 Mart Pazar günü de İzmir’de yapılacak olan “Sağlık ve Sosyal Güvencemi İstiyorum” mitingine katılım çağrısı yaptı. “Uzlaştık” denildi ama… Hükümet adına Çalışma Bakanı Faruk Çelik ile EP temsilcileri arasında yapılan görüşmeler sonunda daha önce açıklanan tasarının kimi maddelerinde bir takım değişiklikler yapıldı. Toplantı sonunda da Bakan Çelik ve EP Dönem Sözcüsü Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’nun “SSGSS Yasa Tasarısı konusunda yüzde 80-90 civarında uzlaştık” şeklinde açıklamalar yapınca sanki sorun çözülmüş gibi bir hava yaratıldı. En ciddi kazanımın emeklilik prim gününün 9 bin günden 7 bin güne düşürülmesi olan toplantı sonunda tasarının en ciddi itiraz noktalarından birini oluşturan sağlık alanındaki […]

Sosyal güvenlik reformu gerçekten gerekli mi?

Mustafa Sönmez AKP Hükümeti’nin “reform” adı altında gündeme getirdiği ve çalışanların, emeklilerin büyük tepkisine neden olan “sosyal güvenlik” düzenlemesi, kozmetik değişikliklerle yeniden düzenleniyor ve sendikaların rızası alınmaya çalışılıyor. Hâlâ, aylardır olduğu gibi, ağaçla uğraştırılıp orman gözlerden saklanıyor. Hâlâ insanlar, “yasa çıkarsa prim oranım artacak mı?, kız çocuklarıma yetim aylığı için yaş koşulu var mı?, işverenin benden keseceği prim artacak mı gibi sorularla uğraştırılıyor. Oysa, halledilmeye çalışılan sorun nedir? Kapatılacığı iddia edilen açık nedir? Bütçenin toplamında nereye oturtulmaktadır ve çalışanların boğazına sarılıp onları muzdarip etmeden çıkış yolları yok mudur? Sorularının sorulması gerekiyor.Çıkış elbette vardır. Sorularla ve yanıtlarla ilerleyelim: Bütçeden sosyal güvenliğe aktarılan kaynak nedir ve ne kadar nüfus için yapılmaktadır? Resim-1’de bütçeden sosyal güvenlik sistemine aktarılan kaynağın 26 milyar YTL’yi bulduğu görülüyor. Bu transfer, toplamı 35,2 milyonu bulan nüfus için ayrılmaktadır. Yani 4,7 milyon emekli, 9,2 milyon sigortalı ve onların 21,2 milyon aileleri için. Bu da nüfusun yarısı demek. Nüfusun yarısının sosyal güvenliği için bütçeden aktarılan ve şikayet konusu yapılan 26 milyar YTL, toplam bütçe içinde ne anlam ifade etmektedir? Bütçe kaynakları nereye gidiyor? 2007 bütçesini örnek alırsak, (Resim-2) yapılan toplam 203 milyar YTL’lik harcamada sosyal güvenlik transferlerinin yüzde 13 pay aldığını görürüz. Oysa aynı yıl, rantiyelere ödenen faizler yüzde 23 pay almıştır. Rantiyelere aktarılan faiz giderlerini azaltmak dururken 35 milyonun yararlandığı sosyal güvenlik hizmetlerine el atılmaktadır. Öte yandan, tıkandığı, sürdürülemez duruma geldiği iddia edilen sosyal güvenlik sisteminin bu duruma gelmesi, sendikaların, çalışanların sorumlusu oldukları bir durum değildir, tersine bu durum, sistemin çöplerini hep halı altına süpüren hükümetlerin, özellikle de AKP hükümetinin sorumluluğudur. Mesele, sadece sosyal güvenliği değil, maliye politikalarını ve genel makro ekonomik politikaları ilgilendirmektedir. Sosyal Güvenlik sisteminde , sistemin gelirlerinin yetersiz kalması, kaçak işçiliğe göz yumulması, ücretlerin eksik beyan edilmesi sonucu prim ve vergi kayıplarından kaynaklanmaktadır. İstihdamdaki kaçak… 2007 verilerine göre toplam istihdam 21 milyon 219 bindir. Bunun yüzde […]