Yapay zekâ destekli yazım ve editoryal araçlar yayıncılık dünyasında giderek daha fazla kullanıyor. Hız, maliyet ve erişilebilirlik gibi avantajlar sunan bu teknolojiler, yıllardır perde arkasında çalışan düzeltmenlerin ve editörlerin geleceğini de tartışmaya açıyor. Peki metni “düzeltmek” ile onu “yerinde” kılmak aynı şey mi? Yayıncılık dünyasında bu sorunun yanıtı hâlâ net değil.

Düzeltmen Gül Yılmaz
Bugün pek çok düzeltmen, yapay zekâ tabanlı olmasa bile dijital sözlükler, yazım kılavuzları ve kelime işlem programlarının sunduğu otomatik düzeltme araçlarıyla çalışıyor. Jineps Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi ve düzeltmen Gül Yılmaz, bu araçların bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte iş pratiğine girdiğini, ancak güvenilirlik ve tutarlılık kriterlerinin hâlâ belirleyici olduğunu söylüyor. Yılmaz’a göre yapay zekâ araçları şimdilik daha çok teyit amaçlı kullanılıyor ve mesleğin merkezine yerleşmiş değil.
Kitap editörü Mürsel Çavuş da benzer bir noktaya dikkat çekiyor. Günlük yaşamında yapay zekâ araçlarından yararlandığını belirten Çavuş, iş söz konusu olduğunda bu sistemlere mesafeli durduğunu ifade ediyor. Özellikle metinlerin yeniden yazılmaya eğilimli olması, telif ve etik sorunlarla doğrulama konusundaki belirsizlikler, yapay zekânın editoryal süreçte temkinli ele alınması gerektiğini gösteriyor.
“Doğru” metin mi, “yerinde” metin mi?
Uzmanlar, düzeltmenliğin yalnızca yazım ve noktalama hatalarını gidermekten ibaret olmadığını vurguluyor. Metnin bağlamı, tonu ve okurla kurduğu ilişki, metnin “yerinde” olma hâlini belirliyor. Gül Yılmaz’a göre başlık, spot, metin ve görseller arasındaki bağ koparsa, metin dil bilgisi açısından doğru olsa bile etkisini yitiriyor. Bu bağın kurulması ise dilin çokanlamlı yapısını, kültürel referanslarını ve yayın politikasını bilmeyi gerektiriyor.
Mürsel Çavuş’a göre yapay zekâ büyük ölçüde doğru metinler üretebiliyor; ancak uzun metinlerde tutarlılık sorunu yaşayabiliyor, tekrara düşebiliyor ve metni zaman zaman didaktik bir noktaya taşıyabiliyor. Bir editörün kelime seçimi ve tonlama üzerindeki müdahaleleri ise metnin akıcılığını sanıldığından çok daha fazla etkiliyor.

Düzeltmen Mustafa Çolak
Bu noktada Akşam Gazetesi’nde 2010-2012 yıllarında düzeltmenlik yapan Tuğçe Sızan, yazım açısından doğru olan bir cümlenin her zaman anlatılmak isteneni karşılamadığını belirtiyor. Sızan’a göre özellikle Türkçe gibi çok katmanlı dillerde, anlam yalnızca sözcüklerle değil bağlam ve alt metinle kuruluyor; bu da “yerindelik” meselesini insan yorumuna bağlı kılıyor.
Hız baskısı ve nitelik tartışması
Çeviri metinlerde yaşanan anlam kaymaları, çokanlamlı sözcüklerin yanlış kullanımı ve bağlam hataları, uzmanlara göre insan gözünün hâlâ vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. Yapay zekâ büyük bir bilgi havuzu sunuyor; ancak bu bilginin doğruluğu ve yerindeliği deneyimli editörler tarafından denetlenmediğinde ciddi riskler barındırıyor.
Bu tabloya dikkat çeken düzeltmen Mustafa Çolak, yayıncılıkta hızın giderek temel ölçüt haline geldiğini vurguluyor. Gazete tirajlarının düşmesi, baskı maliyetlerinin artması ve dijital yayıncılığın yaygınlaşmasıyla birlikte birçok kurumda düzeltmen kadrolarının azaltıldığını belirten Çolak, yapay zekânın bu ortamda “kolay” ve “ucuz” bir çözüm olarak öne çıktığını söylüyor. Ancak Çolak’a göre bu araçlar, metnin anlatım gücünü ve anlam derinliğini korumakta hâlâ yetersiz kalıyor.

Kitap Editörü Mürsel Çavuş
Yapay zekâ neyi yapabiliyor, neyi yapamıyor?
Bugün yazılımlar, düzeltmenlik işinin önemli bir bölümünü teknik düzeyde üstlenebiliyor. Ancak uzmanlar, yayıncılığın yalnızca metin kontrolünden ibaret olmadığı konusunda hemfikir. Çavuş, bir eserin pazar potansiyelinin değerlendirilmesi, yayınevi politikasıyla uyumu, tasarım ve pazarlama stratejileri gibi alanların hâlâ insan kararına dayandığını vurguluyor.
Tuğçe Sızan ise yapay zekâ destekli araçların özellikle tek katmanlı ve teknik metinlerde işlevsel olabildiğini, ancak edebî ve sanatsal metinlerde aynı başarıyı gösteremediğini ifade ediyor. Sızan’a göre yakın anlamlı sözcükler, terimsel ayrımlar ve metnin duygusal tonu gibi unsurlar, hâlâ insan sezgisi ve deneyimi gerektiriyor. Bu nedenle yapay zekâ, editoryal süreçte bir yardımcı olarak değerlendirilebilir; ancak nihai karar verici konumunda değil.
Yılmaz, her dilin kendine özgü bir matematiği ve kültürel arka planı olduğunu hatırlatarak, yapay zekânın bu çok katmanlı yapıyı tam anlamıyla kavrayabilmesi için yalnızca örneklerle değil, analiz ve yorumlama yeteneğiyle de donatılması gerektiğini belirtiyor.

Düzeltmen Tuğçe Sızan
Yok oluş mu, dönüşüm mü?
Uzmanların ortaklaştığı nokta, düzeltmenliğin tamamen ortadan kalkmasından ziyade dönüşüm geçirdiği yönünde. Yapay zekâ, iş yükünü azaltan bir araç olarak görülüyor; ancak metni okuyan, anlayan ve yerinde müdahale eden insan unsurunun yerini henüz doldurabilmiş değil. Türkiye’de düzeltmenliğin geleceği, yayın kalitesini önceleyen kurumların varlığına bağlı görünürken; hız ve maliyetin belirleyici olduğu mecralarda yapay zekânın ağırlığının artması kaçınılmaz görünüyor. Düzeltmenlik, belki eski biçimiyle değil ama yeni roller ve sorumluluklarla yayıncılıktaki yerini yeniden tanımlıyor.

Yorum yazın