Etiket cinayet

Erkekler 2010’da 217 kadın öldürdü

göre, yıl boyunca gazetelerden, internet sitelerinden ve haber ajanslarından derleyerek hazırladığı çetelelere göre, erkekler 2010’da en az 217 kadın ve üç çocuğu öldürdü, 164 kadın ve 4 çocuğu yaraladı. En az 381 kadın ve çocuk tacize, 207 kadın ve çocuk tecavüze maruz kaldı. Taciz ve tecavüze maruz bırakılanların büyük çoğunluğu çocuklardı. 23 kadının intihar ettiği öne sürüldü ya da şüpheli şekilde yaşamlarını yitirdiler. En az 646 erkek ve oğlan çocuğu cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının faili olarak gözaltına alındı, tutuklandı ya da aranmaya başlandı. Faillerinin öğretmenler ya da aile bireyleri olduğu taciz ve tecavüz olaylarının çetelemizde, “failin kimliği” haber değeri taşıdığından bu denli yüksek oranla yer bulabildiği düşünülebilir. Öte yandan rakamlar, taciz ve tecavüzün okullarda, evlerde, sokaklarda ne kadar yaygın olduğunu, kadın ve çocuklara en çok tanıyıp güvendikleri erkeklerin taciz ve tecavüzde bulunduğunu göstermek açısından önemli. Tacizciler mahkemeden serbest Gazetelere, internet sitelerine ve ajanslara yansıyan haberlerden, cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarına ilişkin hukuki sürecin gelişimini izlemek her zaman mümkün olmadı. Ancak özellikle taciz ve yaralama olaylarında fail, sıklıkla savcılıktan ya da mahkemeden serbest bırakıldı. “Taciz” suçunun cezası iki yıldan az olduğundan mahkemeler cezaya hükmetse bile genellikle hükmün açıklanması geri bırakıldı. Tecavüz zanlılarının Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gecikeceği gerekçesiyle tahliye edildiği de kadınların buna karşı gerçekleştirdikleri protesto gösterileri de haberlere yansıdı. Haberlerde göremediğimiz için psikolojik, ekonomik ve duygusal şiddete dair veriler ise çetelemizde yer bulmadı. Ancak tüm şiddet türlerinin birbiriyle ilişkisini gözeterek 2010 yılı boyunca haberlere konu olan tüm olaylarda kadınların aynı zamanda psikolojik, sözel ve ekonomik şiddete maruz bırakıldığını söylemek elbette mümkün. Ayrıca ekonomik, sözel ve psikolojik şiddetin kadınları, kendilerine şiddetten uzak bir hayat kurmak konusunda güçsüz bıraktığını da hatırlamak gerek. Şiddetin şehir ve bölgelere göre dağılımı 2010’da kadın ve çocuklara yönelik cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının şehirlere, bölgelere, fail ve mağdurların yaşlarına, failin mesleğine, failin […]

Dink’in ardından iki yıl

Fethiye Çetin-Deniz Tuna*bianet.org Türkiyeli Ermeni gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçti. Cinayetin ardından açılan davaları takip eden avukatlardan Fethiye Çetin ve Deniz Tuna’nın tespitlerini ve değerlendirmelerini paylaşıyoruz. Pazartesi günü Agos’un önünde bir anma düzenlenecek. Bu hafta boyunca düzenlenecek anma etkinlikleri hakkında bilgi edinmek için: Dink’i anma etkinlikleri. Hrant Dink cinayetinin üzerinden iki yıl geçti. Cinayetin birinci yılında hazırladığımız raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde şöyle tespitlerde bulunmuştuk: * Hrant Dink cinayeti, cinayete hazırlık süreci, Hrant Dink’in hedef haline getirilmesi, cinayetin teşvik edilmesi, güvenlik güçlerinin sürece dahli, tetikçinin hazırlanması ve cinayetin işlenmesi ile bütünlük arzeden bir süreçtir. Bir bütün olarak yürütülmesi gereken bu süreç, parçalara ayrılarak, bütünle ilişkisi koparılmış ve soruşturma yürüten makamların süreci bütünüyle görmesi engellenmiştir. Cinayet, öncesi ve sonrası ile bir bütün olarak değerlendirilip soruşturulmadıkça Hrant Dink cinayeti soruşturmasında sonuca ulaşmak mümkün değildir. * Hrant Dink’in yaşamının yakın, açık ve ciddi tehlike altında olduğu, güvenlik güçleri ve tüm istihbarat birimleri tarafından tespit edilmesine hatta cinayetin işleniş biçimine ilişkin tüm ayrıntıların istihbarat görevlilerince bilinmesine rağmen hiçbir önlem alınmamış, aksine kimi kamu görevlilerinin bulguların, delillerin üstünü kapatma eylemlerine giriştikleri, durumun vahametini ve ciddiyetini gizledikleri, birbirlerinden bilgi gizledikleri, birbirleri ile görevlerini unutacak denli çatışma içinde oldukları ortaya çıkmıştır. Hrant Dink cinayeti konusunda Jandarma, Emniyet ve MİT arasında herhangi bir bilgi paylaşımı olmamıştır. Bilgi ve duyumların ve gerekli tedbirlerin tartışılması yönünde aralarında bir koordinasyon bulunmadığı, tam tersine bu kurumların birbirlerinden bilgi sakladığı, cinayet sonrasında da birbirlerini suçladıkları görülmüştür. * Soruşturma sırasında soruşturulan kamu görevlileri görevlerini sürdürmeye devam etmiş, soruşturma dosyasına herhangi bir dosyaya sundukları gibi delil sunmuşlardır. Bu kişiler, görev yaptıkları birimin amiri, müdürü ya da komutanı konumundaki kişilerdir. Soruşturmalar bu kamu görevlilerinin sundukları delillere dayanılarak yapılmıştır. Sadece bu durumun kendisi dahi soruşturmaların güvenilir ve bağımsız olmayacağının, etkili ve sağlıklı sonuçlara varılamayacağının kanıtlarından biridir. * Haklarında soruşturma yapılan görevliler, sadece idari soruşturma […]

Kadınlar neden öldürür?

Sanem Kardıçalıskardicali@medyakronik.com Kadınlar neden katil oluyor?Psikolog Dr. Nazan Öğünç’ü kadın katillerin dünyasına dahil olmaya kışkırtan ilk soru bu olmuş. Bir yıl boyunca haftada iki gün zamanının büyük bölümünü Bakırköy Kadın ve Çocuk Ceza ve Tutukevi’nde geçiren Öğünç cinayet işleyen 45 kadının sorunlarını dinlemiş, onları cinayete iten sebepleri araştırmış. Öğünç’ün araştırması Türkiye’de cinayet işleyen kadınlarla yapılan ilk ve tek çalışma… Araştırmacı, “kadınlar neden katil oluyor” sorusuna yanıt ararken, kimi zaman çarpıcı, kimi zaman da görmeye alışık olduğumuz suçlu–kurban profiliyle karşılaşmış. Öğünç’ün araştırması, kadın cinayetlerinde cinayet sebebinin çoğunlukla aile içi şiddet ve tartışmalar olduğunu ortaya koyuyor. Çıkar çatışması, namus, kıskançlık, hırsızlık, gasp ve çok az sayıda tasarlanmış öç alma, öne çıkan başka cinayet nedenleri… “Suç hedeflerine bakıldığında eşini ya da partnerini öldürenlerin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Rastgele insan öldüren kadınlar, birinci derecede yakınını öldürenlere göre çok daha küçük bir grup” diye diyor Dr. Öğünç. Şiddet şiddeti doğuruyor Dr. Öğünç’ün yaptığı araştırmada sadece bir tane tasarlanmış cinayet var. O da yıllardır süregelen bir ensest vakası sonucu işlenmiş. 18 yaşına kadar babasının tacizine katlanan genç bir kızın hikâyesi var cinayetin ardında. Annesinin onu koruyamaması, babasının alkollüyken taciz etmesi ve ayık olduğunda sanki böyle bir şey yokmuş gibi davranması çileden çıkarmış genç kızı. Yıllardır biriken öfke, en sonunda babasını uykusunda öldürmesiyle son bulmuş. Öğünç, çocukluktaki bu türden deneyimlerin vakaların çoğunda bir etken olduğunu anlatıyor:“Bu kadınların hepsinin günlük hayatlarında şiddet var. Yapılan araştırmalarda kötüye kullanım ve ihmal, aile içi şiddet, çocukluğunda fiziksel kötüye kullanım söz konusu. Bu da şiddetin şiddeti doğurması gibi bir varsayıma götürüyor bizi.” Kadınların cinayet işledikleri aletleri de inceleyen Öğünç, şöyle bir tabloyla karşılaşmış: “Yarısından fazlası kesici ya da delici alet kullanmış. Ateşli silahlar ikinci sırada yer alıyor. Cinayet işleyen erkeklere baktığınızda ise ateşli silah kullanımı ilk sırada. Kadınlar tasarlanmış cinayet işlemedikleri için aniden görülen şiddete tepki olarak o an ellerine geçen ilk aletle […]