Sessiz dünyaya yolculuk

Dünyada milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen Sessizlikte Diyalog Deneyimsel Sergisi, İstanbul Gayrettepe Metro İstasyonu’nda devam ediyor!

Dünyada milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen Sessizlikte Diyalog Deneyimsel Sergisi, İstanbul Gayrettepe Metro İstasyonu’nda devam ediyor!

Önyargı ve ayrımcılığı paylaşımla yıkmayı hedefleyen Yaşayan Kütüphane Projesi, ikinci kez Bilgi'deydi

İstanbul’u bir saatliğine görme engelli olarak yaşatan “Karanlıkta Diyalog” deneyimini HaberVs'den Hanife Şişen yaşadı ve yazdı...

Görme engelli 23 çocuk bir tiyatro oyununda sahneye çıkıp, şarkı söyleyip dans edebilir mi? Elbette, şüpheniz mi var?

Üniversite öğrencisi 4 bin engellinin sorunları, Türkiye'deki 8,5 milyon engelliden farklı değil. Bilgi Üniversitesi öğrencileri anlatıyor

Engellilerin çektiği sıkıntıları, zorlu kent yaşamını ve birlikteliği vurgulayan kampanya bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde kamuoyuna tanıtıldı.

Tüm kamusal alanların engellilerin erişimine uygun hale getirilmesiyle ilgili yedi yıl önce çıkartılan yasa, üç yıl daha ertelendi

"Benim hiçbir şekilde merdiven çıkma imkanım yokken asansörde öncelik tanınmamasını haksızlık olarak görüyorum.”
Galatasaray Rotaract Kulübü‘nünün öncülüğünde, 2 Nisan 2010’da gerçekleştirilen Engelliler Kariyer Günü, işverenle engellileri biraraya getirdi. Beşiktaş Belediyesi, Türkiye Omurilik Felçliler Derneği ve yenibiriş.com’un desteklediği etkinliğe 85 engelli ve 22 firma katıldı.Beşiktaş Evlendirme Dairesi’nde HaberVsmikrofonuna konuşan Galatasaray Rotaract Kulübü Başkanı Fatih Taşkın, amaçlarının kariyer günü gibi organizasyonları çoğaltmak ve engellileri kariyer konusunda bilinçlendirmek olduğunun altını çiziyor. Engelliler ise, gerçek engelin insanların zihinlerinde olduğunu ve kendilerine şans tanındığı takdirde her işi başarabileceklerini belirterek, kendilerine olanak verilmesini istiyorlar. Kariyer Günü, işverenle doğrudan görüşme imkanı bulan engellilerin büyük bölümü için iş olanağı yaratmış görünüyor. Beşiktaş Belediyesi’nden gelen ilk bilgilere göre 15 engelli iş sahibi oldu. Ancak görüşmeler sürüyor ve sayı artıyor.

Metin Şentürk, sanatçılığı kadar sosyal ilişkileri ve mizah gücüyle de zaman zaman gündeme gelen bir isim. Geçtiğimiz günlerde Şentürk’ün Dünya Engelliler Vakfı’nı kurduğu haberi gazetelerde çıkınca pek çok kişinin yüzünde bir gülümseme belirmesi pek boşuna değil. “Hayatın seninle dalga geçmesine izin vermeden sen onunla dalga geç” diyerek özetlediği mutluluk formülünün dalga dalga yayılmasının bir sonucu olsa gerek bu gülümseme… Bu aralar TRT-1’de kendi hazırladığı “Eğlence Pazarı” adlı programı her pazar canlı olarak Doğa Rutkay ile beraber sunan Metin Şentürk, bir yandan da Dünya Engelliler Vakfı’na (DEV) başkanlık yapıyor. Dünyadaki ve Türkiye’deki engelli insanların eğitim, kültür, sosyal, sağlık ve sportif yönden gelişmesi ile tüm halkın yardımlaşma ve dayanışmaya özendirilmesi gibi maddeler vakfın kuruluş amaçlarında yer alıyor. Şentürk, Türkiye’de engellilere bakış açısının zaman içinde değiştiğini, önceden düşünüp de yapamadığı projeleri artık hayata geçirmeye başladığını söylüyor. Vakfın oluşum aşamasında çeşitli fizibiliteler, araştırmalar yaptıklarından, bütün bunların sonucunda da bu vakfı kurmaya ve Dünya Engelliler Birliği’ni Türkiye’de oluşturmaya karar verdiklerini anlatıyor.Dünya Engelliler Vakfı diğer vakıflardan farklı “Dünya Engelliler Vakfı’nın diğer projelerden veya diğer vakıf ve derneklerden ayrılan noktası bir düşünce ve proje kuruluşu olmasıdır” diyor Şentürk. Diğer vakıflar gibi organizasyonlar yapmak, para toplamak, para dağıtmak ya da çeşitli medikal yardımlarda bulunmak gibi çalışmalar içinde bulunmayı düşünmediklerini söylüyor. Sanatçıya göre bunları yapan yeterince kurum var. DEV’in daha ziyade Dünya engelliler tatil köyünü burada kurmak, geriatri merkezleri, omurilik şifahane ve rehabilitasyon merkezleri kurmak gibi hedefleri var. “En önemlisi Dünya Engelliler Birliğini bu vakıf bünyesinde burada kurmak istiyoruz” diyor ve ekliyor “Başlıca önemsediğimiz şey engelsiz sokaklar, mahalleler ve şehirlerin projelerini üretip bir orkestra şefi gibi bunun organizasyonunu sağlamak. Hem kendi ülkemizde hem de gelişmekte olan ülkelere bir bilgi bankası kurarak bunları sağlamak istiyoruz.” “Vakfımızı değil, vakfımızın projelerini Cumhurbaşkanlığı himayesine vereceğiz” Dünya Engelliler Vakfı Metin Şentürk, Necdet Öztürk, Fulya Şentürk ve Mustafa İlrak tarafından kurulan DEV’de Şentürk başkan ve […]
adresindeki web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

adresine üye olarak destek bekleyen Engelsizler Derneği üyelerinin de dedikleri gibi “Her şey inanmakla başlar.”
Fransız anne ve Türk babanın kızı Noga Çittone Pamir, uzun süredir savaştığı MS hastalığını anlattığı filmiyle Fransa’da MS Hastalığıyla Mücadele Birliği’nin yarışmasında favori gösteriliyor.
Fatih Belediyesi’nin spastik çocukları sosyal hayata katmak amacıyla yürüttüğü “Toplumsal bütünleşme projesi” kapsamında, çocuklara atölyede iş imkânı sunuluyor. 25 çocuğun yer aldığı ve üç gönüllü annenin yardımcı olduğu projede, çeşitli montaj, örgü işleri ve benzerleri engelli çocuklar tarafından gerçekleştiriliyor. El işçiliğine dayalı bu tür işler sayesinde çocuklar evden dışarı çıkma imkânı buluyor ve sosyal hayata adım atıyor. Projenin bir parçası olmaktan memnun olan çocukların tek şikâyeti ise kendilerine yeterince yeni iş verilmemesi. Çocuklara ev dışında kendilerini gösterebilecekleri bir ortam olduğunu fark ettirmeyi ve onların çalışabilecek, üretebilecek bireyler olduğunu göstermeyi amaçlayan proje, 1,5 yıldır devam ediyor. Projede gönüllü anne olarak çalışan Demet Öner, proje kapsamında alınan işlerin çocuklara yetersiz geldiğini, daha farklı alanlarda da çalışmak istediklerini anlatıyor. Çocukların her türlü el işini kolaylıkla yapabildiğini, fakat engelli oldukları için yeterli miktarda iş alamadıklarını dile getiren Öner, projenin belli kuralları olmadığını, herkesin gelip gönüllü anne olabileceğini ve gelen her annenin çocuklara farklı şeyler öğreterek farklı iş kollarını açabileceğini belirtiyor.Abdi Akgül Anıl Can Yalçınduran

Sosyal güvenlik sistemini bütünüyle değiştiren tüm 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunu tüm karşı çıkışlara rağmen 1 Ekim’de yürürlüğe girdi. Çalışanların büyük kesimi için birçok hak kaybını da beraberinde getiren yasa, tasarı halinde iken sendika temsilcileriyle yapılan görüşmeler sonunda kısmen yumuşatılmıştı. Yasaya dayanarak uygulamaya konulan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) uyarınca engelliler açısından yaşanan hak kayıpları ve sorunlar konuyla ilgili meslek odaları ve dernekler tarafından hazırlanan bir raporla ortaya kondu. Raporda, yasa uyarınca yürürlüğe giren tedavi ücretlerindeki katılım payı zorunluluğu, rapor ve reçetelerin geçerlilik süreleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerindeki sınırlama ile tıbbi malzeme teminindeki kısıtlamaların ortopedik, görme, işitme-konuşma, zihinsel ve süreğen hastalıklara sahip 8 milyonun üzerindeki engelliyi mağdur ettiği vurgulandı. Sosyal devlet ilkesinden uzaklaşıldı İstanbul Tabip Odası, Türkiye Sakatlar Derneği, İşitme Engelliler ve Aileler Derneği, Altınokta Körler Derneği İstanbul Şubesi ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi tarafından hazırlanan rapor dün (11 Kasım 2008) düzenlenen bir toplantıyla açıklandı. Raporu hazırlayan kurum temsilcilerinin katıldığı toplantıda bir açıklama yapan Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Poyraz, engellilerin zorunlu olarak sürekli sağlık hizmetine gereksinim duymaları nedeniyle sağlık sistemindeki her türlü değişimden en çok etkilenen kişiler olduğunu söyledi. 5510 sayılı yasanın ülkenin sosyal güvenlik ve sağlık sistemini tümden değiştiğini vurgulayan Poyraz, “Gelirleri çoğaltmayı, giderleri azaltmayı temel alan mevcut uygulamayla sosyal devlet ilkesinden hızla uzaklaşılmaktadır. Sağlık hizmeti ticarileştirilmekte, bir furya şeklinde uygulanan özelleştirme politikalarıyla içinden çıkılması zor yeni sorunlar yaratılmaktadır. 5510 sayılı yasa ve SUT’la birlikte yürürlüğe giren tedavi ücretlerindeki katılım payı zorunluluğu bizler için ek bir maliyet yükü getirmiştir. Primler dışında katılım payı adı altında istenen yeni ücretlerle aynı hizmet için çifte ücretlendirme yapılmakta, yani haksız kazanç elde edilerek vatandaşlar mağdur edilmektedir” dedi.Tespit ettikleri sorunları bir rapor halinde hükümete ve ilgili kurumlara ileteceklerini söyleyen Poyraz, “Yürürlükte olan sistem, dar gelirli engellileri ve hastaları sağlığından eden bir şekilde işlemektedir. Sosyal devletin […]

Nazlı Hazal Tetik Milli Eğitim Bakanlığı’nın görme engelli okullarını kapatmaya niyetli olduğu haberi geçtiğimiz günlerde ortalığı hayli karıştırdı. Türkiye Körler Federasyonu ilköğretim çağında bu okulların gerekli olduğunda ısrar ederken, kendisi de görme engelli olan AKP Milletvekili Lokman Ayva, kapatma uygulamasının doğru olduğunu savunuyor. Ayva’nın bu savunmasına karşılık Milli Eğitim Bakanlığı kapatma uygulamasını kesinlikle yalanlıyor. Bakanlığa göre yalnızca tek bir görme engelliler okulu kapatılıyor, buna karşılık başkalarını açılması düşünülüyor. Yani bu konuda kafalar biraz karışık… Tartışma, Milli Eğitim Bakanlığı Niğde Cemil Meriç Görme Engelliler İlköğretim Okulunu kapatma kararıyla alevlendi. Türkiye’de halen var olan 15 görme engelli okulu arasından ilk açılanlardan biri olma özelliğine sahip olan okula, son 2 yıldır öğrenci alımı yapılmıyor ve 34 olan öğrenci mevcudu şu an 11’e düşmüş durumda. Okula her sene yapılan 8-10 başvuru bakanlık emri yüzünden reddedilmek durumunda kalınmış. Görme engelli öğrenciler yakın mesafedeki Kayseri Kocasinan Görme Engelliler İlköğretim Okulu’na yönlendiriliyor. Ancak veliler de öğrenciler de bu durumdan şikayetçi; veliler küçük yaştaki çocuklarını yatılı olarak uzak mesafedeki başka okullara göndermek istemiyor. 4 sene önce kapatılması planlanan okul, haberin büyük gazetelerde yer almasından sonra beklemeye alınmış ve karar şu anda uygulamaya geçiriliyor. Yerel halkın tepkisi ve Niğde’deki yerel basının çalışmaları ise yetersiz kalmış görünüyor. Federasyon tepkili, bakanlık yalanlıyor Türkiye Körler Federasyonu Genel Sekreteri Burhanettin Fani, Niğde’deki okulun kapatılmasının sadece başlangıç olduğunu, aldıkları duyumlara göre sırada Çanakkale Gelibolu ve Konya Selçuklu Görme Engelliler İlköğretim okullarının bulunduğunu söylüyor. “Bu, bugünün işi değil” diyen Fani, uygulamanın Hüseyin Çelik Milli Eğitim Bakanı olduğundan beri gerçekleştirilmeye çalışıldığını da belirtiyor. MEB’in amacının AB standartları çerçevesinde okur-yazar oranını artırmak amacıyla “kaynaştırılmış eğitim modeli”ne geçmek olduğunu, ancak bunun “içi boş diplomalılar” yaratmaktan öteye geçemeyeceğini söyleyen Fani, yöntemin baştan aşağı yanlış olduğu görüşünde. “Bu çocuklar görme engelli. Okuma yazma bilmeden, dört işlem yapamadan, herhangi bir edebi eseri çözümleyemeden mezun olacaklar. Göz göre göre cehaletin içine itiliyorlar. […]