Etiket ermeni

Hrant Dink suikastının “Öz”ü

Medyakronikinfo@medyakronik.com Hrant Dink cinayetinde Trabzon jandarma görevlilerinin ihmallerini araştıran Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi’nin talebiyle talimatla ifade veren dönemin Yüzbaşısı Metin Yıldız da, emrinde çalıştığı Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz’ü suçladı. Yüzbaşı Yıldız, Bolu Sulh Ceza Mahkemesi’ne 9 Haziran günü verdiği talimatlı ifadede, “Yasin Hayal’in plan yaptığı bilgisini bir yıl önceden Ali Öz’e ilettik” dedi. İfadenin alınmasına avukat Hakan Bakırcıoğlu ile birlikte tanıklık eden müdahil avukatlardan Ergin Cinmen, Yıldız’ın ihbarlardan bilgisi olduğunu, bu bilginin hem şahsen Ali Öz’e hem de toplantı halindeyken diğer jandarma görevlilerine iletildiğini kanıtlayan sözler söylediğini açıkladı. Yıldız: “Albay Öz’e bir yıl önce bildirdim” Suikastla ilgili ilk bilgiyi 2006 yılı yazında aldıklarını söyleyen Yıldız, Hayal’in halasının eski eşi ve jandarma muhbiri Coşkun İğci’den gelen istihbarat bilgilerinin Trabzon jandarma yetkilerinin bir toplantısında gündeme getirildiği yönünde daha önce alınan görevlilerden alınan ifadeleri doğrulamış oldu. İfadesinde, komutanı olan Albay Öz’e görevli elemanların kendisine 2004 yılında McDonald’s isimli işyerine bomba koyan Yasin Hayal’in İstanbul’da yaşayan gazeteci Hrant Dink’i öldürmek için plan yaptığını anlattıklarını söylediğini belirten Yıldız, “Beni dinledikten sonra komutan Öz, ‘Arkadaşlar bu konuyu sonra görüşürüz’ dedi ve toplantıdan ayrıldık. Bu toplantıdan iki gün sonra günlük çalışmaları iletmek amacıyla odasına çağırdığında Öz’e konuyu yeniden aktardım. 19 Ocak 2007 tarihinde de televizyondan suikastı öğrendim” dedi. Sanıklar da tanıklar da Öz’ü suçladı Görevi ihmalden yargılanan Başçavuş Okan Şimşek ve Uzman Çavuş Veysel Şahin, Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde, 20 Mart’ta verdikleri ifadede, Dink’in öldürüleceği yönünde İğci’den öğrendiklerini, duyumları Öz’e bir toplantı sırasında ilettiklerini ifade etmişlerdi. Mahkeme, bunun üzerine, Ali Öz, Hüseyin Yılmaz, Metin Yıldız, Ali Oğuz Çağlar, Hüsamettin Polat, Gazi Günay, Gökhan Aslan, Hacı Ömer Ünalır, Uğur Erdoğan ve Önder Aras isimli görevlilerin ifadelerinin alınmasını istemişti. 28 Mayıs’ta Iğdır’dan ifadesi alınan uzman kıdemli başçavuş Uğur Erdoğan da, 2006 yılının yaz aylarında, Şimşek ve Şahin’in İnternet’ten Agos gazetesi ve Dink hakkında bilgi topladıklarını […]

Hrant Dink suikastında “meçhul” kişi

Medyakronik/NTV Hrant Dink cinayetiyle ilgili güvenlik kameralarının kaydettiği görüntüler önceki gün Show TV ana haber bülteninde yayınlandı. Hrant Dink’in son anlarının kaydedildiği görüntülerde suikastın tetikçisi O.S. de görülüyordu. Haberin yayımlanmasının ardından dün de (3 Haziran Salı) NTV’de yayınlanan bir bankanın para çekme makinesi (ATM) ile bir işyerinin güvenlik kameralarına ait aynı görüntülerde, suikastın tetikçisi O.S.’yle birlikte hareket ettiği kuşkusunu doğuran ikinci bir kişi görülüyor. NTV’ye göre olayın gerçekleştiği dakikalarda, olay mahallinde uzun süre bekleyen, telefon görüşmesi yapan ve O.S.’nin kaçış güzergahında güvenlik kameralarına tekrar takılan kişinin kimliği gizemini koruyor. Bu ikinci kişi, Agos gazetesi önünde uzun süre bekliyor ve cinayetin ardından da ara sokaktaki inşaata girip kayboluyor. Sırtı Agos’a dönük, telefon görüşmesi yapıyor O.S., saat 12.53.04’te beyaz beresiyle ATM kayıtlarına giriyor, saat 12.58.00’de de aynı güzergahta dolaşmaya devam ettiği görülüyor. Kayıtlar Hrant Dink’in 14.40.04’te bankaya girdiğini ve burada sıra numarası aldıktan sonra dışarıya çıktığını gösteriyor.Saat 14.53.12’de kaldırımın kenarında, sırtını Agos’a dönmüş ama zaman zaman arkasını kontrol eden bir kişi göze çarpıyor. Bu kişi bir ara görüntüden çıkıyor, sonra yine yüzünü Agos tarafına dönmeden geri geri yürüyerek aynı noktaya, bankanın önüne geliyor ve bir telefon görüşmesi yapıyor.Hrant Dink, 14:53:51’de ikinci kez bankaya geliyor. Hrant Dink bankaya girdikten sonra söz konusu kişi telefonu kapatıp görüntüden çıkıyor. Dink içeride beş dakika kalıyor. Bankadan çıkışı 14.57.36’da ATM kameralarınca görüntüleniyor ve tam saat 14.57.44’te gözler Agos’un önüne çevriliyor. Aynı kişi işyeri kamerasında O.S.’nin Şafak Sokak’tan kaçışı 14.59.14’te bir işyerinin kameralarına takılıyor. Hemen ardından O.S.’nin kaçtığı yöne doğru iki kişi geliyor. Bu iki kişiden birinin, daha önce ATM kamerasının da kaydettiği, gözcü olabileceği şüphesini doğuran kişi olduğu görülüyor. Bu iki kişi O.S.’nin arkasından bakıyor ve O.S. gözden kaybolduktan hemen sonra, sokağın üzerindeki inşaata giriyor.Polis, olay yerinde bulunan hemen herkesin ifadesine başvurdu. Şafak Sokak’taki inşaatın kalfası, bu iki kişinin inşaatta çalışmadığını söyledi. Aradan yaklaşık 1,5 yıl geçti […]

Bir ‘Gâvur Mahallesi’nden artakalan…

Duygu Ertürk Bize öğretilendir; destansı bir tarihin çocuklarıyız biz… Malazgirt’len Viyana kapılarına kadar tarih yazan, dünyanın dört bir yanında şahlanan bir milletin torunları… Peki kitaplarda ezberletilenden öte yaşanmışlıklar, yıllardır gözlerden, dimağlardan uzak tutulanlar? … Bir gazeteci; Müjgan Arpat farketmiş bu tarihi gerçeklikleri. Diyarbakır Hançepek’te tamamladığı bin 300 fotoğraflık çalışması ‘Gavur Mahallesi/ Kalanlar Gelenler’le de Türkiye’nin tarih sayfasını herkes okusun diye tekrar açmış. 1915 öncesi yüzlerce Ermeni’nin yaşadığı Hançepek’te bugün Ermeni olmadığını, kalan son üç Ermeni’nin, orayı terk edip, Meryem Ana Kilisesi’ne sığındığını, tarihten silinen bu mahallenin bugün, 30 yıldır yaşanan savaştan mustarip başka bir halka, yoksul Kürt ailelere; tek kelime Türkçe bilmeyen yaşlılara, mahalle delikanlılarına, yüzleri dövmeli, altın dişli kadınlara ve onların bel büken yoksulluğuna ev sahipliği yaptığını gösteriyor bize Arpat… Herşey beş yıl önce başlamış. Arpat, Mıgırdiç Margosyan’in kitaplarından öğrendiği Hançepek’e belgesel çekmek için gitmiş önce. Orada gördüklerine öyle çok öfkelenmiş ki, onu böylesine etkileyen şey başkalarını da rahatsız etsin istemiş, sayfalardan öğrendiği mahalleyi objektifiyle ölümsüzleştirmek; yıllarca Ermeni olduğunu gizlemek zorunda kalan, herkesin Sıtkı bildiği Sarkis Amca’yı, eşi Bayzer ve kardeşi Viktoria’yı… “Hançepek, ya da Müslüman komşularının diliyle Gavur Mahallesi”diyor serginin yaratıcısı Müjgan Arpat, “bu topraklarda 1915’te yok edilen 2 bin 925 Ermeni yerleşim yerinden yalnızca biri…”, Gavur Mahallesi/ Kalanlar Gelenler çalışması için dört buçuk yıl gidip geldiği o yeri tanımlarken… “Sergiyi yapma nedenim, 1915’in faillerinin torunları olarak mağdurlara karşı böyle bir sorumluluğumuz olduğunu düşünmem. Geçmişimizi sorgulamamız lâzım. Failler cezalandırılmalı ki tarih tekerrür etmesin” diyor. Çekilen acıların ardından uzun süre kendi halinde unutulan bu topraklarda zorunlu bir başka göçün mağdurları yaşıyor şimdi. Terör ve savaş nedeniyle kendi köylerinden göç etmek zorunda kalan Kürtler şimdi “Gavur Mahallesi”nin sokaklarına evlerine can veriyor… Müjgan Arpat yıllarca içi içe yaşadığı, yakından ahbap olduğu o insanları şöyle tanımlıyor:“Politize olmuş buradaki halk. Çocuklar bile milliyetçi oralarda. Çingeneleri dışlıyorlar mesela. Ellerindeki oyuncak silahlarla son derece militarize […]

Jandarmaların Dink itirafı ana dosyada

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Hrant Dink’in öldürülmesinde ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle yargılanan iki jandarma görevlisinin, “cinayeti önceden üstlerimize bildirdik ama önlem alınmadı” itirafı, Dink suikastıyla ilgili İstanbul’daki ana dava dosyasına da girdi. Jandarma Astsubay Okan Şimşek ve Jandarma Uzman Çavuş Veysel Şahin’in, Trabzon 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın Mart ayında yapılan duruşmasında yaptıkları itirafların ardından Dink ailesinin avukatları, İstanbul’daki cinayet davasıyla Trabzon’daki görevi ihmal davalarının birleştirilmesi talebinde bulunmuştu. TBMM’de olayı araştırmak üzere kurulan komisyon da, jandarmaların ihbarını ciddiye almadığı belirtilen Albay Ali Öz’ü ifade için Meclis’e çağırmıştı. Albay Öz, Meclis’e gelmiş, ancak “önce mahkemede konuşacağını” belirterek ifade vermemişti. Albay Öz’ün mahkemede vereceği ifade merakla beklenirken, Dink cinayeti sanıklarını yargılayan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi avukatların talebini dikkate alarak, görevi ihmal suçundan Trabzon’da yargılanan jandarmalardan Şimşek’in talimatla ifadesini aldı Telefonları da dinlenmemiş Cinayetin işlendiği dönemde Trabzon Jandarma Komutanlığı İstihbarat Birimi’nde görevli olan Uzman Çavuş Veysel Şahin, Trabzon’da diğer jandarma görevlileriyle birlikte ‘sanık’ olarak yargılandıkları davadaki itirafını yeni ifadesinde de tekrarladı. Şahin, ifadesinde Coşkun İğci’nin, akrabası Yasin Hayal’in cinayeti işleyeceğini kendilerine bildirdiğini, hatta Hayal ve adamlarına ait 3 GSM numarasını kendilerine verdiğini, ancak bu telefonların dinlenmesine gerek görülmediğini söyledi. Coşkun İğci’nin “kayıtlı eleman” değil, “istihbarat amaçlı görüşülen kişilerden biri” olduğunu belirten Şahin, Başçavuş Okan Şimşek ile birlikte Çoşkun İğci ile yaptıkları görüşmeyi şöyle anlattı:“Coşkun İğci, Yasin Hayal’in akrabası olduğunu ve Hayal’in, Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink’i öldürmek için plan yaptığını, hatta Agos Gazetesi ile Dink’in evi arasındaki güzergahta kroki çalışması yaptığını ve bunları kendisinin gördüğünü anlattı. Yasin Hayal’in bu şahsın internetten çıkartılmış fotoğraflarını da kendisine gösterdiğini söyledi. Yasin Hayal’in 3-4 kişilik bir grubu olduğunu, bunlardan birinin üniversite öğrencisi olduğunu ancak ismini bilmediğini söyledi. Cebinden çıkarttığı bir kağıda yazılı 3 tane GSM numarasını Yasin Hayal ve arkadaşlarının kullandığını söyleyerek bize verdi.”Şahin, Coşkun İğci’den aldıkları bilgileri Eski Trabzon Jandarma Komutanı Ali Öz’ün de aralarında bulunduğu üstlerine […]

Linç toplumu

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Kürtlere yönelik linç girişimlerinin son örneği Nisan ayının sonunda Sakarya’da yaşandı. Sakarya Valisi Hüseyin Atak, “münferit” diyerek geçiştirse de daha önce de 3 ayrı olay daha yaşandığı anımsanırsa Sakaryalıların linç kültürü açısından sabıkasının kabarık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sakarya’da 2007 yılında Ahmet Kaya tişörtü giydikleri için Diyarbakırlı Mehmet Alaca ile Senayi İzci adlı işçiler, 500 yüz kişilik ülkücü bir grup tarafından linç edilmek istendi. Linç girişiminde İzci ağır yaralanırken, Alaca ise bir apartmana saklanarak saldırıdan kurtuldu. İki Kürt işçiyi linç etmek isteyen ve sloganlar eşliğinde Demokratik Toplum Partisi (DTP) il binasını basmaya çalışan grup yerine saldırıdan ağır yaralı kurtulan işçiler gözaltına alındı. 2006 yılında da Adapazarı’nda 2 bin kişi, Mahir Çayan afişini asmak isteyen iki üniversite öğrencisini linç etmek istedi. Polis gençleri güçlükle kurtarabildi. Kalabalık, DTP ilçe başkanlığının bulunduğu binayı da basarak talan etti. Linççiler değil, öğrenciler gözaltına alındı. Yine 2006 yılında Sakarya’nın Akyazı beldesinde Kürt fındık işçilerinin, kendilerini PKK’lı olmakla suçlayan bir genci dövmeleri üzerine ayaklanan belde halkı linç girişiminde bulundu. Saldırganlar, gözaltında tutulan Kürtleri linç etmek için Emniyet Müdürlüğü’nü basınca polis grubu havaya ateş açarak dağıttı. Trabzon’dan tüm yurda yayıldı Türkiye’de son yıllarda, özellikle de PKK ile süren savaş şiddetlendikçe Kürt ve muhalif kesimlere yönelik linç girişimleri de hız kazandı. Linç girişimlerinin en önemlisi 2005 yılında Trabzon’da yaşandı. F tipi cezaevlerindeki tecrit uygulamalarını protesto içerikli bildiri dağıtmak isteyen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD) üyeleri hakkında, “PKK”lı söylentisi çıkınca Trabzon sokakları bir anda binlerce kişilik bir linç histerisine sahne oldu. Trabzon’dan dalga dala yayılan linç girişimleri zaman içinde her yerde görülmeye başlandı. Aynı yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Gemlik’te yapılmak istenen mitinge gitmek isteyen Kürtler Bilecik’te ölümün kıyısından döndü. Hrant Dink, Orhan Pamuk ve Elif Şafak hakkında açılan 301 davalarında linççiler yine işbaşındaydı. “Tahrike kapılan hassas vatandaşlar” meydanlarda, salonlarda ya da mahkeme […]

Can almak kolay, ifade almak zor

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın bugün (28 Nisan) yapılan 5. duruşmasında yine pek fazla bir ilerleme sağlanamadı. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan da Erhan Tuncel’le ilgili daha geniş bilgi istenmişti; ama bu talebe hiçbir cevap gelmedi. Dink ailesinin avukatları, davanın Trabzon’daki davalarla birleştirilmesi talep etmişti. Davaların birleştirilip birleştirilmeyeceği söz konusu mercilerden gelecek cevaplara bağlı. Çetin’e göre bu bilgiler başka bir şeye daha yarayacaktı: “Trabzon Emniyeti ve savcılığından sağlanacak dinleme ve izleme kayıtları ve delil niteliğindeki diğer belgeler devlet içinde sorumluluğu olan kişilerin tespitini sağlayacaktı.” Emniyette imha edilen kayıtlar Mahkeme heyeti ise daha önceki celselerde Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nden Erhan Tuncel’in cinayetten önce yaptığı telefon görüşmeleriyle ilgili belgelerin imha edildiğine dair imha tutanağını ve İstanbul Emniyeti’nden “Yasin Hayal’in cezaevinden çıktıktan sonra takip edilip edilmediği”ne ilişkin soruya cevap istemişti. Heyet, beklenen belgelerin geldiğini tutanaklara geçirtti. Böylece, Tuncel’in sözkonusu konuşma kayıtlarının imha edildiği ve Hayal’in takip edilmediği de kesinleşip kayıtlara geçti. 7 Temmuz’a ertelenen davada mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Müdahil avukatlar, duruşmanın görüntü ve ses kayıtlarının bir örneğinin kendilerine verilmesini talep etti, ama mahkeme reddetti. Buna mukabil, İstanbul ve Trabzon’da bulunan, cinayete açıklık getirebilecek 10’un üzerinde tanığın dinlenmesi talebini kabul etti. Avukatlar, 2004’te McDonalds bombalamasından sonra tutuklanan Hayal’i cezaevinde kimlerin ziyaret ettiğinin tespitini ve bu amaçla cezaevine ait bilgisayara erişim için bilgisayar şifresinin ilgili kurumdan sorulmasını istedi. Mahkeme bunu da kabul etti. Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın duruşması öncesinde, yargılamanın yapıldığı Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi çevresinde geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı. Adliyeye girişlerde kimlik kontrolü ile üst ve çanta araması yapıldı. Dava artık basına açıkİstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Tekirdağ, Kocaeli ve Edirne F tipi cezaevlerinde tutuklu olan sanıklar getirilirken, cinayetin tetikçisi O.S.’nin 18 yaşından küçük olması nedeniyle basına kapalı olarak gerçekleştirilen duruşmada, önceki celselerde olduğu gibi sesli ve görüntülü kayıt yapıldı. 7 […]

“Hrant İçin Adalet İçin” 5. duruşma

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın 5. duruşması bugün yapılacak. Dink’in öldürülmesinin üzerinden 15 ay geçmesine karşın hâlâ olayla ilgili tüm sorumlulukları tespit edilebilmiş değil. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın bugün yapılacak duruşmasında eksik kalan sorguların tamamlanması beklenirken, Dink’in avukatlarından Fethiye Çetin, Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasıyla birleşmesi gerektiğini söyledi. Duruşma öncesinde daha öncekilerde olduğu gibi Beşiktaş İskelesi’nde basın açıklaması yapılacak. Askerler itirafta bulunmuştu Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda görevli iki askerin, cinayette ihmalleri bulunduğu iddiasıyla açılan davanın Trabzon’da görülen son duruşmasında ortaya çıkan itiraflardan sonra soruşturma genişletilmişti. Trabzon 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 19 Martta görülen duruşmada önceki ifadelerini yalanlayan itiraflarda bulunan sanık askerler Okan Şimşek ve Veysel Şahin, Dink’in öldürüleceği bilgisini üstlerine aktardıklarını ancak konuyla ilgili işlem yapılmadığını ve sahte evrak tanzim edildiğini söylemişlerdi. Bu gelişme üzerine Dink’in avukatları İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak dosyaların birleşmesi talebinde bulunmuşlardı. Başvuru dilekçesinde şüphelilerin 2006 yılı Temmuz ayından itibaren Yasin Hayal ve arkadaşlarının Dink’i öldürmeyi planladıklarını bildikleri, önlem alınması gerekirken ihmal ettikleri, ifade verenlere baskı uyguladıklarını öne sürülerek, şüphelilerin eylemlerinin İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın sanıklarıyla kişisel ilişkilerinin var olduğunu kanıtladığı anlatıldı. “Şüpheliler görevlerini gereği gibi yapsalardı Dink bugün hayatta olacaktı” denilen dilekçede, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nca haklarında soruşturma başlatılan ve aralarında eski Trabzon Jandarma İl Komutanı Albay Ali Öz’ün de bulunduğu 10 askerin, ceza kanununun “görevini ihmal ederek cinayetin işlenmesine yardım etmek” suçunu düzenleyen maddesi çerçevesinde Dink’in ölümünün gerçekleşmesini sağladıkları, sahte belge düzenleyerek asıl suçun işlenmesine yardım ettikleri öne sürülmüştü. “Hukuk ve vicdanlar tatmin olmayacak” Dink’in avukatlarından Fethiye Çetin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasıyla birleşmesi gerektiğini söyledi. Çetin, Trabzon jandarmasındaki görevlilerle birlikte tek bir dosyada yargılama olmazsa, Dink cinayetinde verilecek […]

24 Nisan 1915’te ne oldu?

Nur Toprakoğlu İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin düzenlediği “24 Nisan 1915’te ne oldu?” başlıklı panel bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Panele Konuşmacı olarak avukat Eren Keskin, yayıncı ve yazar Ragıp Zarakolu, Ermeni tarihçi Ara Sarafian ve yazar Erdoğan Aydın katıldı. Toplantının birinci bölümünde Eren Keskin, “İnsan Hakları Açısından, 24 Nisan 1915”; Ragıp Zarakolu “aydınların imhasında bir milat olarak 24 Nisan”; Ara Sarafian, “Ermeniler neden 24 Nisan 1915’i Ermeni soykırımının başlangıcı olarak kabul ediyorlar- eleştirel bir inceleme”; Erdoğan Aydın ise “tarih bilinci ve tarihle yüzleşmek” başlıklı konuşmalarını yaptılar. Toplantının ikinci bölümünde ise konuşmacılar panele katılanların Ermeni tehciri ve ayaklanmaları konusundaki sorularını yanıtladılar.

Hrant Dink yazılarıyla “ses”leniyor(1)

Adını Hrant Dink’in, “Biz iki nedenle çekeriz ‘tililili’yi der Rakel. Biri sevincimizde, diğeri ağıtımızda…” dediği yazısından alan “Tililili” projesi kapsamında gerçekleştirilen ve bazı sanatçı ve gazeteciler tarafından seslendirilen 19 Hrant Dink yazısı Medyakronik’te. 19 Ocak 2007 günü katledilen gazeteci Hrant Dink’i anma etkinlikleri çerçevesinde, Hadig İnisiyatifi tarafından gerçekleştirilen Tililili ses enstlasyonu 20 Ocak günü sona ermişti. Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından Agos Gazetesi etrafında ‘gönüllü muhabir’ olarak toplanıp örgütlenen ve üretime yönelik çalışmalar yapmayı amaçlayan Türkiyeli gençlerden oluşan Hadig İnisiyatifi’nin gerçekleştirdiği ses enstlasyonunda Hrant Dink’in, “Osmanlı Ermenileri Konferansı”nda bir soruyu yanıtlarken anlattığı, sonradan “Su Çatlağını Buldu” başlığını alan öyküsü de yine Dink’in kendi sesinden dinlenebiliyor. Projeye Arsen Gürzap, Banu Güven, Çetin Tekindor, Deniz Türkali, Dolunay Soysert, Fikret Kuşkan, Halil Ergün, Haluk Bilginer, Lale Mansur, Mehmet Ali Alabora, Meral Okay, Nejat İşler, Nur Sürer, Okan Bayülgen, Ömer Madra, Pakrat Estukyan, Serra Yılmaz, Tuncel Kurtiz, Yetkin Dikinciler, ve Arsen Gürzap da sesleriyle katkı sundu. Enstlasyonu gerçekleştiren gençler, Hadig’in Ermenice’de ‘tane’ anlamına geldiğini, bu isimle nar tanelerine, berekete ve tanelerin dağılmış olmalarına rağmen birlikte kalma çabasına gönderme yaptıklarını söyledi. Yeniden bir farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleştirilen projede seçilen yazılardan ikisinin Dink’in son yazıları olduğunu belirten gençler diğerlerinin de 1996 ile 1999 arasında yayımlanan yazılar olduğunu söyledi.

Hrant Dink yazılarıyla “ses”leniyor

Adını Hrant Dink’in, “Biz iki nedenle çekeriz ‘tililili’yi der Rakel. Biri sevincimizde, diğeri ağıtımızda…” dediği yazısından alan “Tililili” projesi kapsamında gerçekleştirilen ve bazı sanatçı ve gazeteciler tarafından seslendirilen 19 Hrant Dink yazısı Medyakronik’te. 19 Ocak 2007 günü katledilen gazeteci Hrant Dink’i anma etkinlikleri çerçevesinde, Hadig İnisiyatifi tarafından gerçekleştirilen Tililili ses enstlasyonu 20 Ocak günü sona ermişti. Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından Agos Gazetesi etrafında ‘gönüllü muhabir’ olarak toplanıp örgütlenen ve üretime yönelik çalışmalar yapmayı amaçlayan Türkiyeli gençlerden oluşan Hadig İnisiyatifi’nin gerçekleştirdiği ses enstlasyonunda Hrant Dink’in, “Osmanlı Ermenileri Konferansı”nda bir soruyu yanıtlarken anlattığı, sonradan “Su Çatlağını Buldu” başlığını alan öyküsü de yine Dink’in kendi sesinden dinlenebiliyor. Projeye Arsen Gürzap, Banu Güven, Çetin Tekindor, Deniz Türkali, Dolunay Soysert, Fikret Kuşkan, Halil Ergün, Haluk Bilginer, Lale Mansur, Mehmet Ali Alabora, Meral Okay, Nejat İşler, Nur Sürer, Okan Bayülgen, Ömer Madra, Pakrat Estukyan, Serra Yılmaz, Tuncel Kurtiz, Yetkin Dikinciler, ve Arsen Gürzap da sesleriyle katkı sundu. Enstlasyonu gerçekleştiren gençler, Hadig’in Ermenice’de ‘tane’ anlamına geldiğini, bu isimle nar tanelerine, berekete ve tanelerin dağılmış olmalarına rağmen birlikte kalma çabasına gönderme yaptıklarını söyledi. Yeniden bir farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleştirilen projede seçilen yazılardan ikisinin Dink’in son yazıları olduğunu belirten gençler diğerlerinin de 1996 ile 1999 arasında yayımlanan yazılar olduğunu söyledi.