Etiket festival

Neden Joker?

İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan'a göre yarın başlayacak Filmekimi, en iyi festival filmleriyle en iyi popüler filmleri buluşturuyor. Ayan, açılış filmi Joker'in her iki kategoriyi de karşıladığı görüşünde.

Chill-out cennete teğet geçti

Kapasitenin çok üzerinde katılımcı ağırlayan Chill-Out Festival İstanbul 2013, müzikseverler için çileye dönüştü. Festival organizatörü Lounge FM de planlamada sorun olduğunu kabul ediyor.

İlk Kürtçe film festivali

Batman Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği, Yapım 13 Film Prodüksiyon işbirliği ile 12-13 Kasım 2010 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Yılmaz Güney 1. Kürt Kısa Film Festivali için başvurular sona erdi. 40 yönetmene ait 43 adet filmi, yönetmen ve yapımcı Fatih Akın, yönetmen Özcan Alper, yönetmen Kazım Öz, yönetmen ve sinema eleştirmeni Ahmet Soner, yapımcı Suncem Koçer ve yazar Yavuz Ekinci değerlendirecek. Dereceye giren ilk 3 filme 5 bin, 3 bin ve 2 bin lira ödül verilecek. Bir de halk jürisi özel ödülü olacak. Kürt film festivali fikri Batman Belediyesi Kültür Müdürü Ali Sarıpınar, 2009-2014 stratejik eylem planlarını hazırlarken Kürt kültür ve sanat çalışmalarını teşvik edici Kürt Tiyatro Günleri, Kürt Edebiyat Günleri ve Hasankeyf Kültür Sanat Festivali gibi etkinlikler yapıldığını belirtti. Sarıpınar, Kürt Kısa Film yarışması fikrinin de bu yaklaşımın bir sonucu olarak ortaya çıktığını söyledi. Batman’ın tutuklu bulunan belediye başkanı Nejdet Atalay da, “Bir coğrafyada yaşanılan bir hikayeyi, en iyi o coğrafyada konuşulan dil anlatır” diyerek genç Kürt sinamacıları cesaretlendirmeye yönelik bir festival olacağını vurguladı. Neden Yılmaz Güney? Yılmaz Güney’in Türk sineması ve Kürt halkı için büyük bir değer olduğunu belirten Ali Sarıpınar, “Alternatif sinema adına yola çıkan tüm genç sinemacılar birgün Yılmaz Güney gibi olmayı hayal ettikleri bilinen bir gerçektir” dedi. Sarıpınar, Batman Belediyesi’nin 2005 yılında açmış olduğu sinema salonunun adının Yılmaz Güney Sinema Salonu olduğunu söyleyerek, böylesi bir etkinliğin adının da Yılmaz Güney olması gerektiğini belirtti.Kürtçe diyalogların kullanımı zorunlu Festivale katılan filmlerin katılma şartları arasında “Kürtçe diyalogların kullanımı zorunludur. Kürtçe’nin yanında diğer bütün dillerin kullanımı da serbesttir” ibaresi yer alıyor. Türkçe, Kürtçe ve İngilizce altyazılı olacak filmlerin ödülleri 14 Kasım 2010 tarihinde verilecek. Kültür Müdürü Ali Sarıpınar, beklentilerinin üzerinde bir katılım olduğunu belirterek “Bu organizasyonun, Kürt sinemasının gelişmesine katkı sağlayarak önümüzdeki yıllarda uzun metrajlı filmlerin yer alacağı büyük bir organizasyona dönüşmesini diliyorum” dedi.

Nihayet Mayfest

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğrenci Birliğii’nin organizasyonunda gerçekleşecek olan geleneksel bahar şenliği Mayfest bu Perşembe (13 Mayıs 2010) başlıyor. santralistanbul’da 13’ncüsü düzenlenecek olan Mayfest’te, öğrenciler ve katılımcıları 3 gün sürecek eğlenceli etkinlikler bekliyor. 15 Mayıs Cumartesi günü bitecek festivalin DJ Davy jones, Bohem, Mişa, Opal, Kadıköy Acil ve okul müzik gruplarının sahne alacağı ilk gün etkinlikleri ise ücretsiz. Herkesin katılımına açık olan festivalin sonraki günlerinde de Dolapdere Big Gang, Bedük, Pamela ve Emre Aydın ile çeşitli grup ve sanatçıların sahne alacağı etkinliklerin finali ise Sertab Erener konseri ile tamamlanacak.

Kadınım, sömürülmek için varım

2003 yılında kurulan Filmmor Kadın Kooperatifi sadece kadın katılımcıların yer aldığı ve kadınlar için üretmek, paylaşmak, itiraz etmek ve eyleme geçmek için tasarlanmış bir platform. Altı yıldır yapılan filmler, düzenlenen paneller, söyleşiler, sergiler ve atölyelerle cinsiyetçiliğin önüne geçebildikleri bir dünya düşünün izini sürüyor. Kadınların Medya İzleme Grubu, Anayasa Kadın Platformu gibi çeşitli kadın örgütlerine destek veren Filmmor ekibi, kadınlara kendini ifade etme, yaratma, ayrımcılığa, şiddete ve sömürüye karşı koyma ortamı sunuyor. Bu yılki organizasyon yine kadın yönetmenlerin çektiği film ve belgesellerle sesini duyurmaya devam ediyor. Bu küçük beden tecavüz edilmek içindir İngiltere’de Ulusal Sinema Okulu’nda görüntü yönetmenliği ve yönetmenlik eğitimi gören Kim Longinotto’nun çektiği Rough Aunties (Teyzeler) belgeseli Güney Afrika’da tacize, tecavüze, kötü muameleye maruz kalmış kadınlara yardım eden kuruluşları anlatıyor. Beş kadının bir araya gelerek oluşturdukları “Ayıcık Bobi Operasyonu”, tecavüz edilen küçük çocukların yaşadıklarını anlatmalarını ve adaletin yerini bulmasını amaçlıyor. “Ayıcık Bobi” dedikleri ayıların üstünden tecavüz ya da taciz mağduru çocukların nerelerine dokunulduğu, onlara nasıl tecavüz edildiği çocukları zorlamadan anlattırılıyor. Başına gelenleri oyuncak ayının üstüne bantlar yapıştırıp kalemle işaretleyerek gösteren çocuklar, suçlulular yakalanana kadar dernek evinde bakılıyor. Ailelerinin bile sahip çıkmadığı bu çocuklara hem psikolojik destek sağlanıyor hem de hukuksal süreçte yardımcı olunuyor. Polisle birlikte evlere baskınlar düzenleyen bu beş kadın, altı yaşındaki bir kıza tecavüz eden oğlunu koruyan bir annenin “O kıza önce babası tecavüz etti, oğlumu niye tutukluyorsunuz?” sözleriyle karşılaşabiliyor. Tecavüze uğramış on bir yaşındaki zeka özürlü kızın evine döndüğünün ertesi günü büyükbabası tarafından da tecavüze uğraması Zulu halkının ne kadar yozlaşmış olduğunu düşündürtüyor. “Bir toplumun ruhunu en iyi çocuklarına davranışı yansıtır” diyen Nelson Mandela’nın sözlerini hatırlatan belgesel izleyende bir an Zulu halkını “ötekileştirme” eğilimi yaratıyor. Oysa Güney Afrika’da yaşanan çocuk istismarları Türkiye’dekinden farklı değil. Prof. Dr. Oğuz Polat’ın 23 Nisan: Çocuk Hakları ve Türkiye konulu makalesinde belirttiği gibi “Adalet Bakanlığının son açıkladığı verilere göre Türkiye’de yılda […]

Japon Filmleri Festivali başlıyor

Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan “İstanbul Japon Filmleri Festivali” 22-25 Ocak tarihleri arasında, Levent Kültür Merkezi’nde (Onat Kutlar Sinema Salonu) başlıyor. Bu yılın tüm filmleri, Japonca orijinal seslendirmeli ve Türkçe altyazılı olarak gösterilecek. Filmler konularına göre “Büyük Ustalar-Japon Sinema Dünyasını Şekillendiren Yönetmenler”, “Tanınmayan Seçkin Japon Filmlerinden Örnekler”, “Günümüzün Japon Sinemasından Kesitler” ve “Japon Animasyonunun Başyapıtları” olarak 4 ana başlık altında toplandı.Her kategoriden türünün en iyi örneklerinden seçilmiş toplam 11 yapıt seyircilere gösterilecek. “Büyük Ustalar-Japon Dünyasını Şekillendiren Yöntemler” bölümünde, Japon sinemasının en önemli yönetmenlerinden olan Akira Kurosawa’nın 1952 yapımı “Yaşamak”adlı filmiyle Mikio Naruse’nin “Yüzen Bulutlar” adlı filmi bu bölümde izlenebilecek.“Tanınmayan Seçkin Japon Filmlerinden Örnekler” bölümünde, yönetmen Takeshi Kitano’nun “Bir Deniz Manzarası”, Seijiro Kamiyama’nın “Haçiko: Bir Köpeğin Hikayesi”, Akihiko Shiota’nın “Arkana Bakma” adlı filmleri gösterilecek.“Günümüz Japon Sinemasından Kesitler” bölümünde, yönetmen Lee Sang-il’in “Hula Kızları”, Eiichiro Hasumi’nin “Umizaru: Çevik Dalgıçlar”, Atsuhiro Yamashita’nın “Linda Linda Linda”, Tetsuya Nakashima’nın “Kamikaze Kızları” da gösterimde olacak filmler arasında bulunuyor.“Japon Animasyonunun Başyapıtları” bölümünde, Schinichiro Watanabe’nin “Cennet Kapısı” ve yönetmenliğini Keiichi Hara’nın yaptığı “Coo ile Geçen Yaz” filmleri festivalde yer alacak. Japon Filmleri Festivali’ne giriş ücretsiz olacak.

Roisin Murphy, Shantel, Gogol Bordello ve santral…

Yazın ilk festivali Efes Pilsen One Love Festival 7, Santralistanbul’da festivalcilerin ayaklarını yerden kesti. 21-22 Haziran tarihlerinde gerçekleşen şenlikte eğlence gün boyu devam etti. İlk gün Bedük, Long Blondes, Hot Chip ve Roisin Murphy katılımcıları dansa doyururken; ikinci gün Baba Zula, Miss Platnum, Shantel& Bucovina Club Orcestar ve Gogol Bordello gypsy ruhu ve müziği ile Santralistanbul’u inletti. Bu büyük eğlenceden görüntüler haberimizde…İşvecan Özen Kamera:Erdem Özüer

Festival bu kapağın altında

Mustafa Kulelimkuleli@medyakronik.com Bu yıl kapılarını 21-22 Haziran tarihlerinde santralistanbul’da açmaya hazırlanan Efes Pilsen One Love Festival, değişen konsepti ile herkese eğlence, dans, müzik dolu saatler yaşatacak. Gün boyunca keyifli vakit geçirmek isteyen festival katılımcılarını müzik dolu saatler dışında, eğlenceli aktiviteler ile değişik yemek seçenekleri bekliyor. Festival konukları, etkinlik alanında çeşitli oyunlar ve yarışmalarla eğlenirken, ünlü grupların performanslarını izleyerek müziğe ve dansa doyacaklar. Top cambazlarının, illüzyonistlerin, perküsyonistlerin, pandomim sanatçılarının, poi ve jonglörlerin gün boyunca gösteriler sergileyeceği Efes Pilsen One Love Festival, şenlik havasında geçecek.Bu yılki Efes Pilsen One Love Festival’de, festival sanatçıları, gün içerisinde alanda dolaşıp festivalcilerle birlikte etkinliklere katılacak ve festival eğlencesini sahnenin ötesine taşıyacaklar. Festivalde yine dünyaca ünlü gruplar ve Türkiye’nin seçkin müzisyenleri sahne alacak. Festivalin konukları arasında; dans müziğinin en iyi isimlerinden biri olan, sadece müzik alanında değil sanat camiası tarafından da ikon olarak kabul edilen, Moloko’nun solisti Roisin Murphy ve tüm dünyaya farklı kültürlerin ritimleri eşliğinde, benzer hisleri paylaşarak dans edilebileceğini kanıtlayan Gogol Bordello bulunuyor. Efes Pilsen One Love Festival, 21 Haziran Cumartesi günü dans pistlerinin aranan isimleriyle, 22 Haziran Pazar günü ise Gypsy müziğin ustalaşmış sanatçılarıyla festival müdavimlerini yemeğe, içmeye, müziğe ve dansa doyuracak. Biletler, Biletix ve Babylon Gişe’den temin edilebilir. Program 21 Haziran Cumartesi14:00 DJ Style-ist & Mabbas16:15 Kreş18:00 Bedük19:30 The Long Blondes21:15 Hot Chip23:45 Roisin Murphy 22 Haziran Pazar14:00 Kapı Açılış14:00 DJ Ahmet Musluoğlu15:45 Kolektif Istanbul16:15 Gevende17:15 Selim Sesler18:00 Baba Zula19:30 Miss Platnum21:15 Shantel& Bucovina Club Orcestar23:00 Gogol Bordello

Bilgi’de dans festivali

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dans Festivali’ne bu yıl Latin dansları damgasını vuracak. Bir çok üniversitenin dans gruplarıyla katılacağı festivale çeşitli dereceler almış profesyonel dansçılar da performanslarıyla konuk olacak.Ceyla Büyükuzun Deniz Yurtkuran

GePGeNç Festivali 2008 başlıyoooorrr!

Umut Duranuduran@medyakronik.com “Komşuluk; konuşlandırmadan konuşmak, ötekilerle yolculuğa çıkabilmektir” sloganıyla bu yıl ikincisi düzenlenen GePGeNç Festivali, 11 Nisan Cuma günü başlıyor. Konferansları, sanat etkinlikleri, atölyeler ve gençlik forumuyla 10 bine yakın genci biraraya getirecek festivale Türkiye’nin dışında Almanya, Azerbaycan, Filistin, Fas, Mısır, Polonya, Sırbistan, Bulgaristan, İspanya, İtalya, İsveç, Güney Kore, Macaristan, Ukrayna, Slovenya ve Yunanistan da katılıyor. Festivalin düzenleme komitesinde üniversite ve lise kulüpleri dahil 50’yi aşkın sivil toplum kuruluşu yer alıyor. Türkiye’de gençlerle ilgili konularda çalışan sivil toplum kuruluşlarını biraraya getiren ve Santralistanbul’da yapılacak GePGeNç Festival’inin temel amacı, gençleri buluşturmak ve çeşitli konularda sinerji yaratmak. Çeşitli kampanya ve projelerin tartışılacağı festivalde, birçok konuda da atölyeler gerçekleşecek. İnsan hakları, sivil toplum ve eğitim bunlardan sadece bazıları. 160 gençlik kuruluşunun biraraya geleceği fuar ve forumlar da gençlerin toplumsal hayattaki rollerinin görünür kılınması, gençlerin topluma sağladığı katkıların desteklenmesi, sivil gençlik girişimlerinin ortak çalışmalar yapan ve öneriler geliştiren sivil gençlik ağlarına dönüştürülmesi, gençlik konusunda kamu ve sivil alan arasındaki ilişkinin geliştirilmesi gibi konular ele alınacak. 16 Nisan’a altı gün sürecek etkinlik boyunca gençlik, insan hakları, eğitim gibi konularda yapılacak atölye çalışmalarından biri olan “İyi Örnekler Konferansı”nda da gençlik alanında uygulanmış, iyi sonuçlar üretmiş ve model olabilecek projeler paylaşılacak. Curcuna başlıyor Curcuna başlığıyla düzenlenen etkinliklerde ise gençler özellikle müzik ve eğlence açısından dolu dolu günler geçirecek. Müzik ve dans atölyeleri ile Sulukule Roman Orkestrası, Kreş, Gayda İstanbul, Kırmızı Kart, Gevende, Ayben & Fairuz Derinbulut, Kumm, Babazula, Yeni Türkü, Gripin ve Cümbüş Cemaat gruplarının vereceği konserler festivali gençler açısından oldukça eğlenceli bir hale getirecek. Festivalin teması olan “Komşuluk”la farklı ülkelerden gençlerin biraraya gelmesi ve aralarında evrensel bağlar oluşturması da Santralistanbul için büyük önem taşıyor. Santralistanbul’da bir ilk: Yaşayan Kütüphane Festivalin en ilginç temalarından biri ise kitapları gerçek insanlar olan “Yaşayan Kütüphane”. Gençler öğrenmek istediklerini bu insanlara sorarak sesli olarak kitap okumuş olacaklar. Şimdiden merak konusu olan […]

Sokak şölenine çeyrek kala…

Duygu Ertürk Girer girmez, cansız mankenler göze çarpıyor. Kıyafetleri ütüleniyor şimdi. Az zaman sonra, itinayla ütülenmiş, birbirinden ilginç postmodern kıyafetlerini giyecek, öyle duracaklar orada. Hemen karşıda, bir kadın, duvara bir şeyler yapıştırıyor: “i love niew jurk”… “yeni kıyafetleri seviyorum” demekmiş. Moda tasarımcısı olduğunu tahmin etmek için kahin olmaya hacet yok. Esther, Hollandalı bir moda tasarımcısı. Geleneksel olanı sevmiyor. “Sokak modası gelenekseli barındırmaz zaten. Alışılmışın dışında olması gerek.” Esther’in üzerindeki kıyafet konuyu ziyadesiyle özetliyor zaten.Türkiye’den de genç bir moda tasarımcısı, Selay Güleç’in kreasyonu tanıtılacak festivalde. Selay henüz gelmemiş, ama yeri ayrılmış. Yeri dediysem, podyum sanmayın sakın. Burası sokak. Burada podyum yok, catwalk hiç yok! Moda tasarımcılarının kıyafetlerini giyen modeller, birarada oturacaklar sadece; sohbet edecekler. Tam bir parti mizanseni yani.Birazdan illüstratör Cem Dinlenmiş’in t-shirtleri ve farklı illüstratörlerin yaptığı ayakkabıların satılacağı bir stand açılacakmış orada. Cem’in “ammavelakin” markalı tişörtleri 25 YTL’den satılacakmış. Belki meraklısı olur…Hazırlıklar sürerken, festivalin organizatörü olduğunu öğrendiğim Jeldau Kwikell’le lafladık biraz. Türkiye’yi seçmemişler festival için, onların derdi İstanbul… “İstanbul ilham verici, müthiş; yani festival deyince ilk akla gelen yerlerden biri” diyor. Amsterdam’dakinin minyatürü bu; sokak festivali butiği… Sokak modası festivali denince, hele bir de geçen sene Amsterdam’da 13 bin izleyici, 200 modacı ve çok sayıda illüstratörü bünyesinde topladığını duyunca “aman ne ala!” diye düşünüyor insan, “İstanbul’a böylesi bir sokak modası festivalinin gelmesi!…” İlk önce, bilmem ki sukût-u hayal mi denir, şaşkınlık mı? Sokak modası festivali sokakta yapılmalı bence. Burası bildiğin, bir apartmanın giriş katı. Karanlık, basık… Ne 13 bin kişisi, olsa olsa 130, bilemedin 131 kişi girebilir bu soka.. pardon daireye. Duvarlarda illüstratörlerin yaptığı çizimler var. Komik, insan gülümsüyor baktığı zaman. Çok çok beğendim. İllüstratörlerden biri, Didem, ortadaki kolona o şirin illüstrasyonlardan birini çiziyor. O da çok küçük bulmuş festivale uygun görülen yeri. “Olsa olsa Amsterdam’dakinin, minyatürü bu. Sokak festivali butiği…” diyor. Organizatör Jeldau da mekanı küçük bulmuş, belli. Biraz […]

Filmmor Eskişehir, Tunceli ve Van’da devam ediyor…

Sebu Akman Haldun Ülkü Bu yılki teması ‘Kadınların Tarihi: İtaat, İsyan, Feminizm’’olan Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 14 Mart – 12 Nisan arasında gerçekleştiriliyor. 13 ülkeden 46 filmin gösterildiği festival, İstanbul’dan sonra 28-29 Mart’ta Eskişehir’de, 4-5 Nisan’da Tunceli ve 11-12 Nisan’da Van’da izleyicileri ile buluşuyor. Bu yıl altıncısı düzenlenen festivalde aşağıdaki filmler izlenebiliyor: 68° ve Açık / Dawn Westlake / ABD Aile Toplantısı / Ísold Uggadóttir / İzlanda Bazı Kadınlar / Sally Grizzell Larson / ABD Bir Başka Güzel Gün Daha / Tu, Pei-Shih / İngiltere Büyük Aşık / Martine Asselin / Kanada Cinsel Saldırıya Son! / Aishah Shahidah Simmons / ABD Dilsizleştirilme / Efsun Dürriye Namal, Özlem Sarıyıldız / Türkiye Dön Oyun Oynayalım / Ayten Başer / Türkiye Dört Harfte Ölüm / Katie Steed / İngiltere Fondöten / Yeşim Doğan / Türkiye Gündelik Hayatın Pornografisi / Jane Caputi / ABD Helin / Sibel Akkulak / Türkiye Kameralı Kadın / Yeşim Aslan / Türkiye Kimsenin Evcili / Ayşegül Güryüksel / Türkiye Kontrol / Buket Öngen / Türkiye Kusursuz Sportmenliğin Tarihi / Erika Tasini / İtalya – ABD La / Elif Nur Kerkük / Türkiye Mahremiyet / Eva Weber / İngiltere Makedonya Rüyası / Biljana Garvanlieva / Almanya Metamorfoz / Netalie Braun / İsrail Saklı / Laleh Barzegar / İran Satıldı / Marie José van der Linden/ Hollanda Satılık Değil / Marie Vermeiren / Belçika Susma Söyle / Inbar Levi / İsrail Tuvalet Nerede Acaba? / Paromita Vohra / Hindistan Tutsak’tan Yeniden Doğuşa / Elif Bezal / ABD –Türkiye Zamane Sığınakları / Heddy Honigman / Hollanda Mavi Gözlü Dev / Biket İlhan / Türkiye Saklı Yüzler / Handan İpekçi / Türkiye Biri Şarkı Söylüyor, Öteki Söylemiyor / Agnes Varda / Fransa Çalışkan Rosie / Connie Field / ABD Çiçekler Simone de Beauvoir İçin / Carole Roussopoulos, Arlène Shale / Fransa […]

Yedinci yılında !f hâlâ bağımsız!

Müge Doğrular Sinemaseverler şubat ayında bağımsız sinemanın en heyecan verici etkinliğine seyirci olacak. !f İstanbul AFM Bağımsız Filmler Festivali’nin yedincisi 14–24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Festivalin proje koordinatörü Gülçe Cin, festivalin genişlemesinden duyduğu heyecanı ve yapılacak yenilikleri anlattı. Gülçe Cin, !f’in (IKSV’nin film festivalinin yanında) İstanbul sinema sahnesine önemli katkısının bulunduğunu söylüyor: “Bütün dünyada çok ses getiren ve Türk seyircisine seyrek ulaşan filmleri sinemaseverlerle buluşturması açısından !f, çok önemli bir yere sahip. Farklı zevkleri olan insanlar kolay kolay ulaşamayacakları isimlere !f sayesinde ulaşabiliyor. Ve bu buluşma sadece filmlerle değil, festival nedeniyle İstanbul’u ziyaret eden yönetmen ve prodüktörlerin atölyeleri sayesinde de gerçekleşiyor.” !f ayrıca, yurtdışındaki benzerlerinin aksine geniş bir pazara ulaşamayan kısa filmleri de destekleme misyonunu üstleniyor. Hevesli ve amatör kişilerin yarattığı, gösterime giremeyen kısa filmleri birkaç farklı seçkide bir araya getiriyor. !f ekibi bu kişileri bir araya getirip, atölyelerine dahil ederek bir “community building” çabasına da giriyor. Seneler boyunca bu konuda olumsuz eleştiri almadıklarını, herkesin (yurtiçinden ve yurtdışından) festivalle ilgili heyecan verici yorumlarda bulunduğunu ekliyor Cin. Festival artık oturdu Komünite yaratma çabasında başarılı olduklarının göstergesi genel katılımcı profili. Kişiler sadece bir değil, birden fazla filme, partiye ve atölyeye katılıyor. Seyircilerin seçimleri kendi zevklerini yansıtıyor. Festivalin artık “oturmuş” olması sadık bir kitlesinin varlığını gösteriyor. Gülçe Cin her yıl festival kataloğunu büyük bir sabırsızlıkla bekleyen birçok kişi olduğunu söylüyor. Peki, bu katalog nasıl oluşuyor? Öncelikle festival ekibi düzenli olarak yurtdışındaki uluslararası festivalleri sıkı bir şekilde takip ediyor, yeri geldiğinde bizzat katılıyor. Bildikleri ve takip ettikleri prodüksiyon/dağıtım şirketleri de film seçiminde önemli bir faktör. Zaten seneler ilerledikçe festivalin şöhreti de artıyor. Ancak en önemlisi festivalin bağımsızlığından taviz vermemesi! Hedefte İzmir var Gülçe Cin’in verdiği bilgiler doğrultusunda bu seneki yeniliklere gelince… Öncelikle !f’in gösterim alanı genişliyor. İlk başladığında gösterimlerini sadece Beyoğlu AFM Fitaş sinemasının iki salonunda gerçekleştiren festivale daha sonra Caddebostan AFM Budak […]