1,8 milyon mülteciye ne olacak

Suriyeli göçmenler sadece sayı değil. Türkiye'deki mültecilerin durumu İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde tartışıldı.

Suriyeli göçmenler sadece sayı değil. Türkiye'deki mültecilerin durumu İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde tartışıldı.

Göç mağduru çocuklar, yaşadıkları kentlerde devam ettikleri okullarda kendilerinin PKK’yi, öğretmenlerininse ülkücülüğü temsil ettiğini düşünüyor.

İki Kere Yabancı'nın yazarı Bruce Clark: "Ulaştığımız yer bir gün Ermeniler hakkında konuşmanın da kolay olacağını gösteriyor. Ama o gün bugün değil."
izleyebilirsiniz.

Mine Savaş Şu dünyada herkes mutlaka bir gün göç eder. Ya bir yerden bir yere ya da bu dünyadan ayrılarak ebedi bir göç gerçekleştirir insanoğlu… Türkiye’de yaşanan iç göçler çoğunlukla ebedi göç misali, sancılı gerçekleşiyor. Özellikle doğu ve güneydoğu illerinde ne iş ne aş ne de eş uğruna, sadece “can” uğruna yapılan zorunlu göçlerin sancıları, dinmek bir yana her geçen gün daha da artıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Doç. Dr. Ayhan Kaya’nın koordinatörlüğünde, “Günümüz Türkiye’sinde Yaşanan İç Göçler: Bütünleşme mi, Geri Dönüş mü?” başlıklı projenin sonuçları bu göç sürecinin ailelerde yarattığı sancılı sonuçları somut verilerle ortaya koyuyor. 2006-2008 arasında en fazla göç alan üç ilde; Diyarbakır, Mersin ve İstanbul’da gerçekleştirilen çalışma, yoksulluğun en ağır sonuçlarının Diyarbakır merkezinde yaşandığını ortaya koyuyor. Proje ekibi, yaşanan zorunlu göçün ardından Diyarbakır’ın ekonomik açıdan çöktüğünü, kentte üç mermer fabrikası dışında sanayi adına hiçbir şeyin olmadığını, sadece küçük işletmelerin yer aldığını anlatıyor. Barınma sorununun binlerce “apartmankondu” olarak tanımlanabilecek yapıyla çözülmeye çalışıldığı şehirde aynı zamanda binlerce sokak çocuğu da hayatını sürdürmeye çalışıyor. Şiddet ve yoksulluğun yanısıra tarikat örgütlenmelerinin de hayli fazla olduğu gözleniyor. Ekipteki araştırmacılardan Doç. Dr. Emre Işık, Diyarbakır’da 3 ila 6 bin arasında fuhuş evinin olduğuna dikkat çekiyor. Işık, Diyarbakır’da tanıştığı emekli bir bürokratın, “Eskiden Diyarbakır’da Kürtzadeler yaşıyordu, fakat şimdi bir kilogram un için her şeyini satacak insanlar barınıyor” sözlerinin durumu iyi tarif ettiğini belirtiyor. Bir diğer alan araştırmasının yapıldığı il olan Mersin ise, en yoğun göç alan şehirlerden biri. Araştırmaya göre bunun sebebi, çok kültürlülüğe açık bir şehir olması ve Mersin’in kırdan gelen insanlar için uğrak bir yer olma özelliği. Son olarak İstanbul’a bakıldığında, Bağcılar’da Batman ve Bitlis, Esenler’de Diyarbakır, Aksaray’da Mardin, Kağıthane’de Şırnak, Ümraniye’de ise Siirtliler’in yerleşim halinde olduğu gözleniyor. Kaya, zorunlu göçe maruz kalanların gittikleri şehirde muhalefet bloku oluşturduklarını söylemenin mümkün olamayacağını belirtiyor ve göçün en […]
Belgesellerde görebileceğimizi sandığımız akbaba, kartal, şahin, delice gibi türler kafamızın üstünden geçiyor. Çünkü açık deniz üzerinde uzun süreli uçamayan, belki de milyonlarca kuş, bahar göçünü İstanbul Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor. Küçük orman kartalı ve kara leylek, içinde bulunduğumuz günlerde yoğun geçiş yapan türler. Bir dürbün, bir rehber kitap ve biraz dikkât… Boğaz’ın, Karadeniz çıkışına yakın yüksek bir noktasında dünyanın kuşunu görmeniz mümkün.

Mine Savaş Önemli notların alındığı ya da karalama yaptığımız, bazen boş yere çöpe attığımız kâğıtlar… Kâğıt bir insan hayatı için ne kadar önemli olabilir? Kimileri için vazgeçilmez olan kâğıdı “ekmek” olarak görenler var ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kâğıt uğruna bir savaş veriliyor. Türkiye’de bir yıl içerisinde ortalama kişi başı kâğıt tüketimi 42 kilogram. En fazla kâğıt tüketimi ise kişi başına yıllık 332 kilogramla Amerika Birleşik Devletleri (ABD). Peki, bu kâğıtların ne kadarı geri dönüşüme gidiyor? Türkiye’de atık kâğıdın geri kazanımı yüzde 42–43 civarında kalırken, AB ortalaması 56,3 düzeyinde bulunuyor. Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki Almanya, yüzde 72 ile geri kazanımda en yüksek orana sahip ülkelerden biri. Türkiye’de kâğıt toplayıcılarının sessiz mücadelesi ise çoğu insanın dikkatini bile çekmiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, çöpten kâğıt toplayanlarla ilgili bir çalışma yaptı ve Alper Şen “Hakkâri’den Ankara’ya Kâğıtçılar” isimli bir belgesel çekti. Belgeselde, 1994’te Hakkâri’nin Ördekli köyünden Ankara’ya göç etmek zorunda bırakılan insanların hikâyesi anlatılıyor. İş bulma umuduyla köylerinden Ankara’ya gelen bu insanlar yapacak hiçbir iş bulamadıkları için çöpten kâğıt toplamaya başlıyor. Zorlu da olsa bu işe alışıyorlar, ama bu sefer de kendilerini “belediyelerarası savaş”ın ortasında buluyorlar. Kader onlar için yine değişmiyor… Ankara’nın Türközü ilçesindeki ardiyeleri yıkılıyor ve bir kez daha göç etmek zorunda bırakılıyorlar. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi’nin farklı iki çöp firmasıyla anlaşması sonucunda, kendi halinde ekmek paralarını kazanan ve aslında doğal kaynak tasarrufu açısından önemli bir iş gerçekleştiren kâğıt toplayıcıları, şimdilerde “kaçak çöp toplayıcıları” olarak anılıyor. Çünkü çöp toplayan firmalara göre, Ankara’daki çöp kendilerine ait ve başka kimse kâğıt toplayamaz. Oysa seçimlerden önce Ankara Büyükşehir Belediyesi kâğıt toplayıcılarına iş sözü veriyor. Fakat seçimlerden tam bir hafta sonra göçmen çöp toplayıcılarının Türközü’ndeki ardiyeleri yıkılıyor, kâğıt toplamaları da yasaklanıyor. Günde ortalama 10 – 15 YTL kazanan ve yaşları 13 – 60 arasında değişen Hakkârili kâğıt […]

Mine Savaş Atalarımız “Taşı toprağı altın İstanbul” diyerek yola çıkmışlar. İş, aş, eş uğruna yollara düşmüşler ve yedi tepeli İstanbul’un gerdanından öpmüşler. Taşında ve toprağında altın bulunamasa da İstanbul’a göç edenlerin sonu gelmek bilmiyor. Fakat son yıllarda ufak bir değişiklik var. İstanbul, Türkiye’nin en çok göç veren şehirlerinden biri halini aldı. Şaşırtıcı gelebilir ama İstanbul’a göç edenlerin yarısı memleketlerine geri döndü ve İstanbul da “göç veren” şehirlerden biri oldu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin düzenlediği Kent Çalışmaları Sohbeti’nde “1990 ve 2000 nüfus sayımlarına göre, İstanbul’a göç, İstanbul’dan göç” konusu ele alındı. Göç araştırmaları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimari Yüksek Lisans Programı’nda ve Fen Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Murat Güvenç ve araştırmacı Eda Yücesoy tarafından yapılıyor. Bir aylık bir araştırma sonrasında çıkan verilere göre, Karadeniz’den göç eden her yüz kişinin 39’u, Malatya’dan göç edenlerin yüzde 34’ü ve Erzincan’dan göçenlerin de yüzde 31’i İstanbul’un yolunu tutuyor. İstanbul’u en az tercih edenler ise Şırnaklılar. Şırnak’tan göçenlerin yalnızca yüzde 9,5’i İstanbul’a geliyor. İstanbul da göç veriyor Prof. Dr. Murat Güvenç, gelişmiş ülkelerde de göç olgusunun yaşandığını, ama bu hareketliliğin büyük nüfus transferlerine sebep olmadığını belirtiyor. Fakat Türkiye’de, özellikle İstanbul’da büyük nüfus transferleri görmek mümkün. 1995 – 2000 arasında gerçekleşen nüfus sayımı ve araştırması devam eden göç çalışmalarına göre, İstanbul göç aldığı kadar göç de veren bir il. Üstelik yüzde 37,5 ile yine en fazla göç aldığı yere, yani Karadeniz Bölgesi’ne göç veriyor. Özetle, Karadeniz ve İstanbul arasında büyük bir sirkülasyon söz konusu. Güvenç’in araştırmasına göre, İstanbul’dan gerçekleşen göçlerin sebeplerine bakıldığında, yüzde 25’inin deprem korkusundan, yüzde 24’ünün ise tayin ve güvenlikten kaynaklandığı görülüyor. İç Ege’ye göç edenlerin ortalama 65 yaş ve üstü olduğu, Ankara’ya göç edenlerin eğitim amaçlı genç yaş grubunu oluşturduğu, Bayburt ve Iğdır bölgesine ise İstanbul’da tutunamayan gençlerin geri döndükleri gözleniyor. Gelişmiş şehirlere eğitimliler göç ediyor Araştırmada, İstanbul’dan Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir’e […]