Etiket istihdam

3 yılda 3 milyon gence istihdam hedefi

Türkiye’de genç işsizliğine çözüm amacıyla başlatılan “Genç İstihdam Hamlesi” kapsamında yüz binlerce gence maaş ve staj desteği sağlanacak; ancak programın kalıcı istihdam mı yoksa geçici ve düşük maliyetli iş gücü modeli mi yaratacağı tartışma konusu.

Eyvah! 900 bin kişiye iş bulunacak

İktidar partisinin ekonomiyle ilgili bakanları ve milletvekilleri zaman zaman hazırladıkları raporlarla ortaya atılıp işsizliğe çözüm bulduklarını açıkladıklarında, gazeteler ve internet siteleri de sorgusuz sualsiz bu iddiaları manşetlerine taşıyorlar. Tabii bir bakıma hükümetten yapılan açıklamaları kamuoyuna yansıtmak habercilerin görevi sayılabilir. Ancak bu açıklamaları kamuoyuna yansıtmak kadar ortaya atılan iddiları sorgulamak da gazetecinin görevleri arasında olsa gerek. AKP Ekonomi İşleri Başkanlığı’ndan Bülent Gedikli ve Hasan Fehmi Kınay tarafından hazırlanarak 19-21 Şubat’taki Ulusal İstihdam Çalıştayı’na sunulan rapor da basında yankılanan işsizlikle ilgili son bomba oldu. “Türkiye’nin en önemli sorunu olan işsizliğe çözüm bulacağı” söylenen modelin basına yansıyan ayrıntıları kısaca şöyleydi: Toplamda 90 bin firmaya 45 milyar TL kredi kullandırılacak. Bu çerçevede 30 bin yeni firma kurulmasının önü açılacak. Faaliyeti devam eden 60 bin firmaya da ‘Kapasite artırımı’ şartı ile kredi olanağı tanınacak. Yeni kurulacak firmalara, kuruluş döneminde yatırım için 250 bin TL, işletme için de 250 bin TL olmak üzere toplam 500 bin TL kredi verilecek. Faaliyeti devam eden 60 bin işletmeye, mevcut üretim kapasitelerini artırmak üzere yaptıkları genişleme yatırımlarında kullanılmak üzere 500 bin TL’ye kadar kredi olanağı sağlanacak. Kullandırılan kredinin faizini KOSGEB üstlenecek, KOSGEB, girişimci firmayı derecelendirecek. Bu firma, anlaşmalı bankaya gidecek. Girişimci, bankaya KOSGEB’den aldığı derecelendirmeyi ve istihdam taahhütnamesini gösterecek. Teminat, Kredi Garanti Fonu’ndan karşılanacak. Firmalar, yeni işe alacakları personeli de İş-Kur aracılığıyla temin edecek, 50 bin TL tutarında her harcama, en az bir kişinin istihdamını sağlayacak, böylece toplamda 90 bin firmaya kullandırılacak 45 milyar TL, 900 bin kişiye iş imkanı sağlayacak… Hani şu aralar televizyonlarda bir banka reklamı gösteriliyor; bir çocuk, “Benim 2010’dan dileğim abimin iş bulmasıdır” diyerek anlatıyor ya aynı onun gibi… Bir yerlerden 45 milyar liralık kaynak bulunacak, firma başına 500 bin lira kredi verilecek, kişi başına 50 bin lira harcanarak 45 milyar lirayla 900 bin kişiye istihdam yaratılacak, böylece banka reklamındaki çocuğun abisi de 2010’da iş bulmuş […]

Atma Recep din kardeşiyiz

Güventürk Görgülü “Atma recep din kardeşiyiz” sözünün Ekşi Sözlük’e göre hikayesi Ekşi sözlük halk arasında çok kullanılan bu sözü “çok yalan söyleyen kimselere söylenen bir deyim” olarak tanımlıyor.Hikaye şöyle devam ediyor:Osmanlı devrinde Arnavut Recep isminde birisi eşkıyalık yapmaktadır. Bir gün Osmanlı askerleri bunu ve adamlarını sıkıştırır. Silahlar patlar. Arnavut Recep ve avanesi çok kötü bir duruma düşünce kahramanımız, askerlere : “Durun, vurmayın, atmayın! Din kardeşiyiz hepimiz! Acıyın!” şeklinde yalvarır. Askerler de “Tamam! Fakat bir daha görmeyelim!” diyerek bunları bırakırlar. Bir kaç gün sonra bir kahvede (ya da benzeri bir yerde) Recep Efendi nutuk çekmektedir: “Geçen gün askerleri mahvettim! Vurdum, kırdım. analarını ağlattım! Herifler canlarını zor kurtardılar elimden!” Bu sırada oradan geçen ve olaya da şahit olmuş olan bir vatandaş şöyle der: “Atma Recep, din kardeşiyiz!”

Sosyal güvenlik reformu gerçekten gerekli mi?

Mustafa Sönmez AKP Hükümeti’nin “reform” adı altında gündeme getirdiği ve çalışanların, emeklilerin büyük tepkisine neden olan “sosyal güvenlik” düzenlemesi, kozmetik değişikliklerle yeniden düzenleniyor ve sendikaların rızası alınmaya çalışılıyor. Hâlâ, aylardır olduğu gibi, ağaçla uğraştırılıp orman gözlerden saklanıyor. Hâlâ insanlar, “yasa çıkarsa prim oranım artacak mı?, kız çocuklarıma yetim aylığı için yaş koşulu var mı?, işverenin benden keseceği prim artacak mı gibi sorularla uğraştırılıyor. Oysa, halledilmeye çalışılan sorun nedir? Kapatılacığı iddia edilen açık nedir? Bütçenin toplamında nereye oturtulmaktadır ve çalışanların boğazına sarılıp onları muzdarip etmeden çıkış yolları yok mudur? Sorularının sorulması gerekiyor.Çıkış elbette vardır. Sorularla ve yanıtlarla ilerleyelim: Bütçeden sosyal güvenliğe aktarılan kaynak nedir ve ne kadar nüfus için yapılmaktadır? Resim-1’de bütçeden sosyal güvenlik sistemine aktarılan kaynağın 26 milyar YTL’yi bulduğu görülüyor. Bu transfer, toplamı 35,2 milyonu bulan nüfus için ayrılmaktadır. Yani 4,7 milyon emekli, 9,2 milyon sigortalı ve onların 21,2 milyon aileleri için. Bu da nüfusun yarısı demek. Nüfusun yarısının sosyal güvenliği için bütçeden aktarılan ve şikayet konusu yapılan 26 milyar YTL, toplam bütçe içinde ne anlam ifade etmektedir? Bütçe kaynakları nereye gidiyor? 2007 bütçesini örnek alırsak, (Resim-2) yapılan toplam 203 milyar YTL’lik harcamada sosyal güvenlik transferlerinin yüzde 13 pay aldığını görürüz. Oysa aynı yıl, rantiyelere ödenen faizler yüzde 23 pay almıştır. Rantiyelere aktarılan faiz giderlerini azaltmak dururken 35 milyonun yararlandığı sosyal güvenlik hizmetlerine el atılmaktadır. Öte yandan, tıkandığı, sürdürülemez duruma geldiği iddia edilen sosyal güvenlik sisteminin bu duruma gelmesi, sendikaların, çalışanların sorumlusu oldukları bir durum değildir, tersine bu durum, sistemin çöplerini hep halı altına süpüren hükümetlerin, özellikle de AKP hükümetinin sorumluluğudur. Mesele, sadece sosyal güvenliği değil, maliye politikalarını ve genel makro ekonomik politikaları ilgilendirmektedir. Sosyal Güvenlik sisteminde , sistemin gelirlerinin yetersiz kalması, kaçak işçiliğe göz yumulması, ücretlerin eksik beyan edilmesi sonucu prim ve vergi kayıplarından kaynaklanmaktadır. İstihdamdaki kaçak… 2007 verilerine göre toplam istihdam 21 milyon 219 bindir. Bunun yüzde […]

İş dünyası ‘işsizlik’ sinyali veriyor…

Uluslararası finans piyasalarında başlayan olumsuz beklenti dalgasının yakında reel sektörü etkilemesinden ve işsizlik dalgası yaratmasından kaygı duyuluyor. Geçtiğimiz hafta “Kurumsal Risk Yönetimi ve 2008 Öngörüleri” başlıklı bir rapor yayımlayan Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD, uluslararası finans piyasalarındaki dalgalanmanın reel sektörü tehdit edecek boyutlara ulaştığını, bundan etkilenecek ülkelerin başında da Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaların geldiğine dikkat çekti. Hazırladığı raporda 2004-2007 arasında istihdamın sürekli arttığını ifade eden TÜSİAD, 2007’nin son çeyreğinde ise bu eğilimin tersine döndüğüne vurgu yaptı. Raporda Türkiye ekonomisindeki mevcut eğilim “istihdamın artmasına olanak sağlayacak bir yapıdan uzak” olarak niteleniyor. Raporda hükümete de ekonomi yönetiminde yeni bir vizyon ortaya koyması ve reform hamlesi başlatması çağrısı yapılıyor. Önceki hafta da İstanbul Sanayi Odası (ISO) üyelerinin 2007’nin ikinci yarısı için yanıtladığı “Ekonomik Durum Tespit Anketi”nin sonuçları yayımlanmıştı. Anket, geçtiğimiz 6 aylık dönemde sanayiciler açısından bazı göstergelerin negatife döndüğünü ortaya koymuş, İSO başkanı Tanıl Küçük hükümete, “Türbanla uğraşmayı bırakı, ekonomiye dönün” çağrısı yapmıştı. İstihdamdaki düşüş ve yükselen işsizlik tehlikesiyle ilgili bir uyarı da geçtiğimiz hafta iktisatçı Mustafa Sönmez’den geldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan verilerin uluslararası standartlara uygun olmadığına dikkat çeken Sönmez, mevcut işsizliğin açıklanan rakamların daha üzerinde olduğunu ve Türkiye’yi “hiper işsizlik” tehlikesinin beklediğini öne sürdü. Sönmez’in değerlendirdiği işsizlik verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı resmi verilerdeki gibi yüzde 12 değil, yüzde 20’ye ulaşıyor ve 2008’de yaşanacak krizin etkileriyle Türkiye’deki işsizlik düzeyi “hiper” düzeylere gelebilir. Mustafa sönmez’in araştırmasından bazı satırbaşları şöyle: – Yüzde 10’luk resmi işsizlik bile Türkiye’yi yüzde 8 dolayındaki AB işsizliğinin ve yüzde 6,6’lık OECD işsizliğinin üstünde gösteriyor. – TÜİK’in hanehalkı işgücü anketlerinde, 49 milyon civarındaki 15 yaş üstü nüfusun ancak 23 milyonu işgücü sayılıyor. Bu da her 100 kişiden 48-49’unun çalışmak istemesi demek. Oysa işgücüne katılma oranı OECD’de ve AB’nin 15 üyesinde yüzde 65’in üzerinde. – Türkiye’de açıklanan işsiz sayısı 2 milyon 350 bin ve resmi işsizlik […]