Türkiye’de genç işsizliği ve mezuniyet sonrası iş bulma sorunu uzun yıllardır hem gençlerin hem de işverenlerin en temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Diploma sahibi olmasına rağmen “tecrübesiz” olduğu gerekçesiyle işe alınmayan binlerce genç, iş hayatına ilk adımı atamadan sistemin dışında kalırken; işverenler ise deneyimsiz çalışan yetiştirmenin maliyetinden şikâyet ediyor. Hükümetin açıkladığı yeni “Genç İstihdam Hamlesi-GÜÇ Programı” tam da bu çıkmazı çözmeyi hedefliyor. Ancak programın sahadaki karşılığına bakıldığında, gençler için yeni bir fırsat mı yoksa geçici bir istihdam modeli mi olduğu sorusu tartışılmaya devam ediyor.
3 yılda 750 bin gence maaş desteği
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Denizli’de düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı Buluşmaları” programında genç istihdamına yönelik yeni destek paketlerini duyurdu. Bakan Işıkhan, eğitim hayatından iş hayatına geçiş sürecinin gençler açısından en büyük kırılma noktalarından biri olduğunu vurgulayarak, mezunların en büyük engelinin deneyim eksikliği olduğunu söyledi. Açıklanan programa göre üç yıl içinde 800 bin genç staj desteğinden yararlanacak, 450 bin genç kamu destekli iş gücü uyum programlarına dahil edilecek ve 750 bin gencin maaşı belirli sürelerle devlet tarafından karşılanacak. Bakan Işıkhan, “İşe İlk Adım programı ile 3 yılda 750 bin gencin 6 ay boyunca ücretinin tamamını veya 18 ay boyunca ücretinin yarısını İŞKUR olarak ödeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
445 milyar liralık “Genç İstihdam Hamlesi”
Benzer açıklamalar Recep Tayyip Erdoğan tarafından da “Genç İstihdam Hamlesi-GÜÇ Tanıtım Programı”nda yapıldı. Erdoğan, genç istihdamı için toplam 445 milyar liralık kaynak ayrıldığını duyurarak özel sektör destekli yeni modeli anlattı. Buna göre 18-25 yaş arasındaki gençlerin ilk altı aylık maaşı devlet tarafından karşılanacak, sigorta primleri de yine kamu bütçesinden ödenecek. Ayrıca programa dahil olan gençlere günlük 1375 lira cep harçlığı verilmesi planlanıyor. Erdoğan, üç yıl sonunda toplam 750 bin gencin iş hayatına hazırlanacağını ifade etti.
Gençler için fırsat mı, ucuz iş gücü mü?
Kağıt üzerinde oldukça kapsamlı görünen bu modelin gençler üzerindeki etkisi ise farklı duyguları beraberinde getiriyor. Meslek lisesi öğrencisi Hatice Gölbaşı, programın kendisi için önemli bir fırsat yarattığını belirtiyor. Mezun olduktan sonra iş bulma konusunda ciddi kaygılar yaşadığını söyleyen Gölbaşı, bu destek modeli olmasaydı iş bulabileceğine çok inanmadığını ifade ediyor. Staj sürecinde yalnızca angarya işlerle karşılaşmadığını, aksine mesleki becerilerini geliştirdiğini ve alanında kendisini daha donanımlı hissettiğini anlatıyor. Okulda aldığı eğitimin iş hayatındaki beklentileriyle büyük ölçüde örtüştüğünü söyleyen Gölbaşı’na göre sistem, eksiklerine rağmen gençlere önemli bir başlangıç fırsatı sunuyor. Ancak devletin maaş ödemesi konusunda hisleri daha karmaşık. Bu durumun zaman zaman kendisini “ucuz iş gücü” gibi hissettirdiğini söyleyen genç öğrenci, yine de bunun motivasyonunu artırdığını dile getiriyor.
“Geçici çalışan” endişesi büyüyor
Üniversiteden mezun olmaya hazırlanan Ayda İrem Kumla ise tabloya daha temkinli yaklaşıyor. Kumla, devlet destekli işe alım modelinin gençlere kalıcı istihdam garantisi vermediğini düşünüyor. Çevresinde benzer süreçlerden geçen kişilerin uzun vadede aynı iş yerinde kalamadığını gördüğünü belirten Kumla, bu nedenle destek süresi sona erdiğinde işine devam edebileceğine inanmadığını söylüyor. İş seçerken önceliğinin deneyimden çok ekonomik koşullar nedeniyle maaş olduğunu ifade eden genç, devlet destekli işe girmenin kendisinde “geçici çalışan” hissi yarattığını belirtiyor. Tecrübe şartının tamamen ortadan kalkacağına ise pek inanmıyor. Ona göre şirketler hâlâ genç mezunları çoğu zaman yeterince donanımlı görmüyor.
Kalıcı olanı işveren seçiyor
İşveren cephesinde ise daha farklı bir tablo var. Limited şirket sahibi Sebahattin U., devlet desteği olmadan tecrübesiz bir genci işe almanın çoğu işveren için riskli olduğunu açık şekilde dile getiriyor. Deneyimsiz çalışanların ek eğitim maliyeti yarattığını belirten U., bu nedenle çoğu şirketin deneyimli çalışanlara yöneldiğini ifade ediyor. Ancak devletin maaşı üstlenmesinin tek başına daha fazla genç istihdamı anlamına gelmediğini de vurguluyor. U.’ya göre işverenler için asıl belirleyici unsur iş gücü ihtiyacı ve çalışanın uzun vadeli verimliliği. Program sonunda başarılı ve uyumlu çalışanların işte tutulmasının daha mantıklı olduğunu söyleyen U., sistemin doğrudan “ucuz iş gücü döngüsü” yaratacağı görüşüne katılmadığını ancak uygulama biçiminin kritik olduğunu belirtiyor.
Deneyim kısır döngüsü
Türkiye’de genç işsizliği yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yapısal bir problem olarak öne çıkıyor. Üniversite mezunu gençlerin artması, iş piyasasının aynı hızda büyümemesi ve işverenlerin deneyim beklentisi bu sorunu derinleştiriyor. Yeni programlar gençleri iş hayatına kazandırmayı hedeflese de asıl soru desteklerin sona ermesinden sonra ne olacağı. Eğer bu model yalnızca kısa süreli maaş desteklerinden ibaret kalırsa, gençler için kalıcı çözüm üretmek yerine geçici istihdam dalgaları yaratabilir.
Kalıcı istihdam mı, geçici çözüm mü?
Devletin açıkladığı milyarlarca liralık teşvik paketi, gençlerin iş gücü piyasasına girişini kolaylaştırabilir. Ancak sahadan gelen görüşler, başarının yalnızca bütçe büyüklüğüyle değil; denetim mekanizmaları, işveren sorumluluğu ve gençlere sunulan gerçek kariyer fırsatlarıyla ölçüleceğini gösteriyor. Türkiye şimdi kritik bir soruyla karşı karşıya: Gençler gerçekten iş hayatına mı hazırlanıyor, yoksa yalnızca istihdam rakamlarını iyileştiren geçici bir sistemin parçası mı oluyor?

Yorum yazın