Etiket metin göktepe

Kadınların çığlığı

“Ezidi kadınların çığlığı” haberiyle Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü’ne layık görülen Jin Haber Ajansı (JİNHA), Türk medyasının cinsiyetçi bakışına karşı kurulan ve tüm çalışanları kadın olan bir ajans.

Ahmet Şık’sız Cumartesi

Cumartesi Anneleri Galatasaray Meydanı’ndaki 311. buluşmasında, cezaevinden kendilerine seslenen HaberVs Editörü Ahmet Şık için konuştu: “Ahmet’in evlatlarımızı kaybedenlerle aynı örgüte mensup olduğunu söylüyorlar. O kirli değil, asıl ona kirli diyenler kirlidir.” İlk sözü Ahmet Şık’ın cezaevinden gönderdiği mektupta seslendiği kayıp Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak aldı. Ocak “Oğluma ağladığım gibi Ahmet’in haberini alınca da zırıl zırıl ağladım. Benim oğlumu götürüp öldürenler şimdi de Ahmet’i alıp götürdüler. Onlar gazetecidir, onlar benim oğlumdur” diyerek devlete seslendi. Ahmet Şık’ın mektubunda “Sen benim ikinci Metin’imsin diyecek misin yine?” diye sorduğu gazeteci Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepesözü aldı. Göktepe “Ahmet benim Metin’imdi, benim ikinci oğlumdu. Kimse ona kirli diyemez o temiz bir çocuktur. Ahmet mafya olsaydı elini kolunu sallayarak gezerdi buralarda ama o bir emekçiydi, emekçi insanlarla gezerdi. Ahmet bana “anne” diyordu, sarılıp ağlıyordu. Ona kir attılar ama asıl kirli olanlar onu içeri atanlardır” şeklinde konuştu. “Ahmet annelere inen polis coplarına bedenini siper etmişti” Cumartesi Anneleri’nin 311. buluşmasında basın açıklamasını Metin Göktepe’nin kız kardeşi Meryem Göktepeokudu: “Oturuma eylemimizen son 111 haftasında Ergenekonsavcılarına seslenerek kayıp dosyalarının Ergenekon sürecine dahil edilmesini, kayıpların akibetinin ortaya çıkarılmasını ve davanın gerçek derin devlet yargılanmasına dönüştürülmesini istiyoruz. Son dalga operasyonunda ise taleplerimize sırtını dönen Ergenekon savcıları, Cumartesi Anneleri’nin sesini kamuoyuna taşıyan az sayıda gazeteciden biri olan Ahmet Şık’ı evlatlarımızı kaybedenlerle aynı örgüte mensup olma iddiasıyla sorguladı. Hak odaklı gazetecilik yapmanın ötesinde adalet isteyen bir Cumartesi insanı olan Ahmet Şık, gizlilik kalkanıyla çevrili sebeplerden dolayı tutuklandı. Bugün gerçekleri çarpıtarak Ahmet’i yalancılıkla suçlayanlar, Cumartesi Anneleri’nin 1995-1999 yılları arasındaki mücadelelerini bir kez bile haber yapmamıştı. Fakat Ahmet o zamanlar da Galatasaray’da annelere inen polis coplarına karşı bedenini siper etmişti. Bu kez Ergenekon savcılarına kaybedilen yakınlarımız için değil Ahmet Şık için sesleniyoruz. Kimse halktan gizlenen delillere dayanarak insanlık suçu işleyenlerle Ahmet’in aynı örgütten olduğuna inanmamızı istemesin.” “Allah bana güç verdi, Ahmet için geldim” Gözaltında kaybolan […]

Bağımsız yargı

“Biz de filanca haberden, yazıdan, konuşmadan ötürü onlarca yılla yargılandık. Neden kimse o zaman sesini çıkarmadı?” Demek istediğimiz tam da budur. Demokratik bir Anayasa yoksa… sayfalarımızdan izleyebilirsiniz ***Bağımsız mahkemeler?..İstiklal Mahkemeleri!27 Mayıs 1961 cuntasının mahkemeleri!12 Mart 1971 cuntasının mahkemeleri!12 Eylül 1980 cuntasının mahkemeleri! Bütün bu süreçlerde yargı devlet erkinin halka karşı kullandığı zorbalığın bir parçası olmanın ötesinde nasıl bir işlev yapmıştır? Eğer hukuk eğitimi almak bir ölçütse, bütün cunta zamanlarının savcıları, hakimleri, yargıçları da hukuk eğitimi almıştır? Yargı sisteminin iç işleyişine yüklenen anlamlarsa ölçüt ve bu anlamlar iddia edildiği gibi değişen her iktidarda/ yönetimde şayet “bir içerik değişikliğine uğramıyorsa” bütün bu süreçlerde geçerli olan bu anlam bütünlüğü bugün için de pekala geçerlidir. Değilse, bugün de bazı değişikliklerin olduğunu düşünmek zorunlu olmaz mı? Çok bilinen örneklerden ikisine bakalım: Gazeteci Metin Göktepe’yi işkence ederek öldürenlerin yargılanma biçimi ve sonucu ortada… Hrant Dink’i öldürenlerin araştırılma, soruşturulma ve yargılanma biçimine ilişkin yayımlananlar yargıya ilişkin yekpare bir kalıp kullananları hiç mi zorlamıyor? ***Bir ironi midir?Öyle bir ironi ki, görsen “İroni” demezsin!Yargının bağımlılığı, bağımsızlığı, yargının içinde yaşadığı devlete egemen olan güçlerle ilişkisi tarihin bütün aşamalarında sorgulanmıştır. Bu, bizim ülkemizin de çok yabancısı olmadığı bir durumdur. Şeyh Said’e idam kararı veren yargı; Seyit Rıza’yı yaşını bir gecede küçülterek, oğlunun yaşını bir gecede büyüterek idam veren yargı; Adnan Menderes ve arkadaşlarına ipe gönderen yargı; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı asan yargı; Necdet Adalı, Erdal Eren gibi elli genç insanı darağacına gönderen yargı… Bu kararlardan biri bile adilce bir yargının ürünü olabilmiş midir? Bu kararlardan bir tekinin sonucu bile, “Suç” sayılan fiillerden bir tekini ortadan kaldırmayı başarmış mıdır?Cumhuriyetin bütün dönemlerinde işkenceyle öldürülenlerin faillerini koruyan yargıya “Bağımsız” demek insan olanın vicdanını dibe itmek değil midir? *** Bir ironi midir?Hem de nasıl…Fransız devletine egemen olanları 1800’lü yılların ilk çeyreğinden başlayarak “Deliye” döndüren ressam, heykeltıraş, karikatürist Honore Daumier’nin, yargıyla ilgili bir […]

Fadime Göktepe’nin Ahmet’e cevabı

Ahmet Şık cezaevinden gönderdiği mektupta, gözaltında öldürülen Gazeteci Metin Göktepe’nin annesine “Fadime Ana, sen benim ‘ikinci Metinimsin’ diyecek misin yine” diye sormuştu. Anne Göktepe’den Ahmet’e yanıt geldi.HaberVs “Sevgili oğlum Ahmetim, Metinimsin sen benim.” Sen bana oğul yadigarısın. Sana eskisinden de sıkı sarılırım. Çünkü ben seni tanıyorum sen o çetelerden olabilirmisin. Sana Metin’im kadar inarım. Seni aldıklarını duyduğumda tıpkı Metin’im alınmış gibi ağladım, üzüldüm. Canım oğlum ben hasta olmasaydım aynı dakka yanında olurdum. Ama en kısa zamanda sevgili gelinimin yanında olmak istiyorum. Ben Metinim’in düğününü göremedim ama siz onun kalemini yere düşürmediniz onun için siz benim Metinimsiniz. Hele de sen benim hep yanımda oldun canım benim. Okudular mektup yazmışsın çok ağladım. Anneni de okudu torunum O’na öyle üzüldüm ki. Ama ona da diyeceğim var; o hiç üzülmesin. Ya oğlu katil olaydı, ya hırsız olaydı o zaman daha çok üzülürdü ben biliyorum. Canım oğlum en kısa zamanda seni görmek istiyorum. Yaşlılık kötü şey be oğul nasıl koşmak istedim öğrendim yanına gelemedim. Hep senin için dua ediyorum. Asıl katil başkaları o nasıl söz sen katil nasıl olursun. Onlarla nasıl bir olursun. Ha sana demişler ha Metin’e demişler ikisi de bir. Sen de yağcı olaydın, sen de çete olaydın hiç gelir miydi bunlar başına… Amma iyi ki öyle değilsin canım oğlum. sana eskisinden de çok sarılırım oğul, sen benim Metin’imsin…”